Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

10.sınıf Edebiyat Kitabı Etkinlikleri cevapları (2012-2013)


Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

 

Rubai – Sayfa 133-135 

 

RUBAİ

Ol şuh nazîr-i mâh imiş neyleyim

Halka hedef-i nigâh imiş neyleyim

Fethetmeyicek hazâin-i ihsanın

Âlemlere pâdişâh imiş neyleyim

Nabî

Türk Büyükleri Dizisi

hzl.: Abdülkadir KARAHAN

 

Günümüz Türkçesiyle

O şuh, ayın bir eşi imiş, neyleyim

Halk bütün gözlerini ona dikmiş, ne yapalım

İhsan hazinelerini açmayacak olduktan sonra

Âlemlere padişah imiş, neyleyim.

 

1. Yukarıda okuduğunuz şiiri, ahenk unsurları yönünden inceleyiniz. Tespitlerinizi aşağıya yazınız.

Ses akışı (aliterasyon, asonans): Ses akışı sağlayan sözcükler vardır. Dörtlükte n, m sesleri aliterasyon olarak kullanılır.

Söyleyiş özelliği : Ahenkli bir söyleyişe sahiptir. Özellikle kafiye ve iç seslerdeki sözcükler bu şiire söyleyiş güzelliği katmıştır.

Ritim (açık ve kapalı hecelerin söylenişi): Aruz ölçüsü ile yazıldığı seslerin açık kapalı oluşu önemlidir.” nazîr-i mâh, hedef-i nigâh, hazâin-i ihsanın, pâdişâh “ gibi sözcüklerde açık ve kapalı heceler bulunmaktadır. Bu şekliyle de aruzun tutması ve uygulanması için önemlidir.

Ses benzerlikleri (kafiye): Kafiyeli yazılmıştır. Dörtlükte 1,2 ve 4. dizeler arasında kafiye vardır. “mah, nigah ve padişah sözcüklerinin sonunda –ah sesi “ tam kafiye olarak kullanılır. Aynı zamanda imiş neyleyim sözcükleri de rediftir.

 

2. Okuduğunuz şiirde ses ve anlam yönünden kendi içinde bütünlük oluşturan birimin adını söyleyiniz.

2. Dörtlüktür.

 

3. a. Rubai nazım şekli hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

a. RÜBAİ

Rubai, kendine özgü bir ölçüsü olan, 4 dizelik ( mısralık ) bir nazım biçimidir. Rubailerde birinci, ikinci, dördüncü dizeler uyaklı, üçüncü dize ise serbesttir. İki beyitlik kıtalar biçiminde yazılmış rubailer de vardır. Her dizesi birbiriyle uyaklı rubailere “rubai-i musarra” ya da “terane” adı verilir.

Rubainin her dizesi ayrı bir ölçüde olabildiği gibi, dört dizesi de aynı ölçüde olabilir. Rubailer genellikle mahlassız şiirlerdir. Ve divan şairlerinin divanlarının sonunda rubaiyyat başlığı altında sıralanırlar. Bu türün tartışmasız en büyük şairi Ömer Hayyam’dır.

Türk edebiyatında Mevlânâ’nın Farsça yazdığı felsefi rubailer bu türün hızla yayılmasına neden oldu. Kara Fazlî, Fuzuli 16. yüzyılda bu türün en usta örneklerini verdiler. Divan edebiyatı’nda 17. yüzyıl rubainin altın çağı oldu. Azmizade Haletî, yazdığı bin kadar rubai ile “en büyük Osmanlı rubai şairi” olarak tanındı. Cumhuriyet döneminin en büyük rubai ustası ise Yahya Kemal Beyatlı’dır. Arif Nihat Asya ise rubailerini “Rubaiyyat-ı Arif ” adlı eserinde toplamıştır.

 

b. Okuduğunuz şiirin yapı özelliklerini incelemek için aşağıdaki soruları cevaplayınız (Bu inceleme için 9. sınıf II. ünite “Şiir İnceleme, Şiirde Yapı” bölümünde öğrendiğiniz bilgilerinizden yararlanınız.).

 

Nazım birimi ve sayısı : Dörtlük

Uyak düzeni: aaba şeklinde oluşur.

 

Okuduğunuz şiirin, rubainin (kuralları önceden belirlenmiş nazım şeklinin) özellikleriyle benzerlik gösterip göstermediğini belirtiniz.

Okuduğumuz bu şiir rubainin bütün özelliklerini gösterir.

 

4. a. Okuduğunuz şiirin temasını aşağıya yazınız.

a. Tema :Sevgilinin vefasızlığı

 

• Şiirin temasının, birimlerin ortak paydası olup olmadığını belirtiniz.

Ortak bir paydada buluşmuşlardır.

 

b. XVII. yüzyıl şairi Nabî’ye ait rubainin teması, söylenişi (coşku, söyleyiş özelliği) ve o yüzyılda Osmanlı Devleti’nin yapısı arasında nasıl bir bağ olduğunu açıklayınız.

b. Osmanlı yapısıyla ilgisi vardır. Osmanlı için her ne kadar duraklama devrine girdiyse de siyasi, sosyal ve ekonomik yapı duraklama dönemine girdiğinin farkına çok sonraları varmıştır. Osmanlıda sistem bozulsa da kendine olan güveninden vazgeçmezler. Şairler güçlü ve etkili şiir yazdığını düşünecek kadar özgüvenleri vardır.

 

5. Rubaide üçüncü dizede “fethetmek” kelime grubunun gerçek anlamında kullanılıp kullanılmadığını belirtiniz. Bu sanatın adını söyleyiniz.

5. Fethetmek kelime anlamı açmak olarak kullanılmıştır. Fethetmek kelimesi hem gerçek anlamıyla hem de mecazi anlamıyla kullanıldığı için kinaye vardır.

 

6. a. Aşağıdaki bilgiyi okuyunuz.

Sultan (Padişah): Divan şiirinde şeh, şehriyar, sultan, server, hüsrev, hân, hakan vb. adlarla anılan padişah özellikle medhiyelerde gerçek kişiliğiyle de anılır. Ancak gazellerde padişahtan bahsedildiği zaman çoğunlukla sevgili kastedilmektedir. Bu durumda sevgili denen padişahın kulları, ordusu, ülkesi, taç ve tahtı vb. vardır. Padişahın özelliği adalettir. Âşık sevgiliden bunu ister.

 

b. “Sultan (Padişah)” imgesinin rubaide yer aldığı dizeyi bulunuz. İmgenin, şiirde nasıl kullanıldığını açıklayınız. Buradaki söz sanatını belirtiniz.

b. Dördüncü dizede kullanılmıştır. Benzetmenin dört unsurundan biri kullanıldığı için istiare yapılmıştır.

 

c. Okuduğunuz rubaide, hangi imgelerin bulunduğunu belirtiniz. Bu imgelerle ilgili bilgi vererek bunların şiirde nasıl kullanıldıklarını açıklayınız.

c. Sevgili aya benzetilmiş, ay imgesi kullanılmıştır. Bunun yanında sevgili, padişaha da benzetilmiştir.

 

ç. Okuduğunuz şiirde en ilginç bulduğunuz imgeyi belirtiniz. Bu imgenin hayalinizde neleri canlandırdığını açıklayınız. Bu imgelerle söz sanatlarının işlevini belirtiniz.

ç. Cevabı size kalmış.

 

7. a. Rubaide geçen “şûh, nazir, mâh, nigâh, hazâin” gibi Arapça ve Farsça kelimelerin şair tarafından niçin kullanıldığını tartışınız. Sonucu kısaca belirtiniz.

a. Birincisi şairlerimiz aruzla yazıkları için aruzda önemli olan seslerin açık ve kapalı olmasıdır. Türkçedeki seslerde açık ve kapalı ünlü durumları yoktur. Yani â, û, î gibi sesler yoktur. Bu aruz ölçüsünü ve ses değerini tutturmak için önemlidir. İkincisi ise bizim divan şairlerimiz Arap ve İran edebiyatından etkilenirken o şiirin estetik yapısı ve imge dünyasını değiştirmeden almışlardır.

 

b. Şiirde kullanılan imgeler, söz sanatları ve nazım şeklinin özelliklerinden hareketle rubainin, ait olduğu kültürle (gelenekle) ve toplumla ilişkisini açıklayınız.

b. Kullanılan dil, imgeler(mazmunlar), söz sanatları, nazım şekilleri Arapça ve Farsçadan geçmiştir. Geldiği kültür ve toplum arasında sıkı bir ilişki vardır. Çünkü Osmanlı toplumunda da sanat anlayışı olarak 13. Yüzyıldan beri bir etkileşim görülmektedir. Bizim şairlerimiz de bunları hiç değişmeden olduğu gibi ama zaman içerisinde de geliştirerek kullanmıştır.

 

c. Şiirin okuyucu kitlesini belirtiniz.

c. Divan şiirinin hedef kitlesi yüksek zümre diye bilinen okumuş ve medrese eğitimi görmüş kimselerdir.

 

8. Aşağıdaki soruları okuduğunuz rubaiye göre cevaplayınız.

a. Rubainin teması evrensel midir? Neden?

a. Evrenseldir ve bu tema her dönemde ele alınabilir.

 

b. Şair, temayı işlerken yüce ve yüksek olan soyut kavramlardan (imgelerden) nasıl yararlanmıştır? Açıklayınız.

b. Padişah kavramını dışında kullanılan durum yoktur. Her şairin kullanıldığı imgeleri kullanmıştır ki zaten divan şiirinde önemli aynı imgeleri farklı bir anlatım tarzı içinde ele almak.

 

c. Şair, şiirinde temayı ve imgeleri divan şiirinin kendine özgü hangi zevk ve anlayışı çevresinde geliştirmiştir? Düşüncelerinizi belirtiniz.

c. Divan şiiri estetiğinde sevgilinin güzellik unsurları vardır ki yüzü ay gibidir. Burada kullanılmıştır. Bunun yanında sevgili padişaha benzetilir ve aşıklarda gedaya yani dilenciye benzetilir ki şah u geda ifadesidir. Yani şiirde kullanılan durumlar divan şiirin estetiğine uygun yazılmıştır.

 

ç. Okuduğunuz şiirde anlatılanların yaşanması mümkün müdür? Şairin; gözlem, izlenim, sezgi ve kişisel duyarlılığı şiire nasıl yansımış olabilir?

ç. Mümkün değildir. Şiiri şiir yapan şeyler kesinlikle şairin gözlemi, sezgisi ve duygularıdır. Bunlar olmadan ortaya pek bir şey koymak mümkün değildir.

 

9. Okuduğunuz şiirde yan anlamıyla kullanılan kelimeleri bulunuz. Şiirin yan anlamıyla kullanılan kelimeler bakımından zengin olup olmadığını söyleyiniz.

9.

10. Rubaideki duygu ve düşüncelerin günümüz şarkı ve şiirlerinde ele alınıp alınmadığını örneklerle açıklayınız.

10. Bu duygu günümüzde şarkılarda dile getirilmiştir.

 

11. Okuduğunuz rubaiyi Destan Dönemine ait bir koşukla tema, nazım birimi, dil – anlatım yönüyle karşılaştırınız. Sonuçları aşağıdaki tabloya yazınız.

Ölçütler Rubai Koşuk Benzerlikler Farklılıklar
Tema Sevgilinin vefasızlığı Aşk, tabiat Temaları konu sevgiliden bahsetmesi itibariyle benzer.  
Nazım Birimi Tek Dörtlük Dörtlük Nazım birimleri benzer  
Dil ve Anlatım Arapça ve Farsça kelimelerde dolu kalıplaşmış bir anlatıma sahip Yabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır.   Dil ve anlatımları farklılık gösterir.

 

 

 

12. Rubaiyi ilk okuduğunuzda neler hissettiğinizi belirtiniz. Şiiri birkaç kez okuduktan sonra neler hissettiniz? Acaba Nabî’nin bu şiiri yazarken hissettikleriyle sizinkiler arasında bir benzerlik olabilir mi? Düşüncelerinizi açıklayınız.

12. Cevabı size kalmış.

 

13. a. Nabî ile ilgili edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

b. Okuduğunuz şiirden ve Nabî’nin hayatıyla ilgili edindiğiniz bilgilerden yola çıkarak şairin fikrî ve edebî yönü hakkındaki çıkarımlarınızı kısaca yazınız.

 

A ve b maddelerine beraber cevap verilmiştir.

NABİ (1642-1712)

Divan edebiyatında “didaktik (öğretici) şiir” çığırını açmıştır. Şiirlerinde heyecan ve duygu öğelerine az yer vermiş; toplum düzensizliklerini, hayatın kişiyi kötülüklere götüren yönlerini göstermeye çalışmış; din, ahlak ve töreyle ilgili öğütler vermiştir. Şiirlerinde hikmetli sözlere, atasözlerine yer vermiştir. Şiiri düşüncelerini anlatmada bir araç olarak görmüştür. Dili devrine göre oldukça sade, üslubu sağlam ve akıcıdır. Oğluna yazdığı nasihatlerden oluşan “Hayriye” ve bir aşk macerasını anlattığı “Hayrabat” adlı iki mesnevisi vardır.

Nabi Eserleri:

-Divan

-Hayriye: Ahlaki ve didaktik bir mesnevidir.

-Hayrabat: Bir aşk macerasını anlatan mesnevidir.

-Tuhfetü’l -Haremeyn: Hac yolculuğu anlatılır.

-Münşeat: Mektuplardan oluşur.

 

 

Sayfa 137-141 – Murabba 

 

MURABBA

Perîşân-hâlin oldum sormadın hâl-i perîşânım

Gamından derde düşdüm kılmadın tedbîr-i dermanım

Ne dersin rüzgârım böyle mi geçsin güzel hânım

Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

 

Esîr-i dâm-ı aşkın olalı senden vefa görmem

Seni her kande görsem ehl-i derde âşinâ görmem

Vefa vü aşinalık resmini senden reva görmem

Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

 

Değer her dem vefasız cerh yayından bana bin ok

Kime şerh eyleyem kim mihnet ü endûh u derdim çok

Sana kaldı mürüvvet senden özge hîç kimsem yok

Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

 

Gözümden dem-be-dem bağrım ezip yaşım gibi gitme

Seni terk etmezem çün ben beni sen dahi terk etme

igen çok zâlim olma ben gibi mazlûmı incitme

Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

 

Katı gönlün neden bu zulm ile bî-dâda râgıbdır

Güzeller sen gibi olmaz cefâ senden ne vâcibdir

Senin-teg nâzenîne nâzenîn işler münâsibdir

Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

 

Nazar kılmazsan ehl-i derd gözden akıdan şeyle

Yamanlıkdır işin uşşak ile yahşi midir böyle

Gel Allah’ı seversen bendene cevr etme lûtf eyle

Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

 

Fuzûlî şîve-i ihsanın ister bir gedâyındır

Dirildikçe seg-i kuyun ölende hâk-i payındır

Gerek öldür gerek ko hükm hükmün rây rayındır

Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

Fuzûlî Fuzûlî Divanı

 

Günümüz Türkçesiyle

Senin yüzünden hâli perişan (acınacak, bir insan) oldum.

(Sen ise) perişan hâlimi sormadın,

Senin gamından derde düştüm; derdime derman bulma yoluna gitmedin.

Zamanım (hep) böyle mi geçsin? Ne dersin güzel hânım (efendim, padişahım)?

Gözüm, canım, efendim, sevdiğim, devletli sultanım!

 

Aşkının tuzağının tutsağı (oldum) olalı, senden vefa görmem.

Seni her nerede görsem dertlilere aşina görmem.

Senin vefa ve aşinalık tarzını sana yaraşır görmem.

Gözüm, canım, efendim, sevdiğim, devletli sultanım!

 

Vefasız feleğin yayından her an bana bin ok değer.

Kime açıp anlatayım ki derdim, kaygım, belam (pek) çok.

Mürüvvet sana kaldı, senden başka hiç kimsem yok.

Gözüm, canım, efendim, sevdiğim, devletli sultanım!

 

Durmadan yüreğimi ezerek, yaralayarak gözümden akıp giden gözyaşlarım gibi gitme.

Madem ben seni bırakmıyorum, sen de beni bırakıp gitme.

Sakın, çok zalim olma; benim gibi (bir) mazlumu incitme.

Gözüm, canım, efendim, sevdiğim, devletli sultanım!

 

Katı (merhametsiz) yüreğin neden bu zulme ve işkenceye isteklidir, düşkündür?

Güzeller senin gibi (merhametsiz) olmaz, cefa sana neye vacip (gerekli) olsun?

Senin gibi nazlı, latif güzele (cefa gibi kaba işler değil) nazlı işler, latif işler uygundur,

Gözüm, canım, efendim, sevdiğim, devletli sultanım!

 

Dertlilerin gözlerinden akıttıkları sel gibi gözyaşlarına bakmıyorsun, aldırmıyorsun.

İşin âşıklara kötülük etmek, böyle (davranmak) güzel mi?

Gel, Allahını seversen, kuluna cevretme, lütfeyle!

Gözüm, canım, efendim, sevdiğim, devletli sultanım!

 

Fuzûlî, ihsanının (iyilik ve lütfunun) şivesini, tarzını (güzellere yaraşan biçimini) isteyen bir dilencindir.

Yaşadığı sürece bulunduğun yerin köpeği, öldüğünde ayağının toprağıdır.

İster öldür, ister bırak (yaşat); hüküm senin hükmün, düşünce senin düşüncendir.

Gözüm, canım, efendim, sevdiğim, devletli sultanım!

 

1. Okuduğunuz şiiri ahenk unsurları yönünden inceleyerek tespitlerinizi aşağıya yazınız. Konuşmadaki vurgu ve tonlamayla dizelerdeki ses ve söyleyiş arasında nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklayınız.

1. Ses akışı (aliterasyon, asonans): Ses akışı sağlayan sözcükler vardır.

Birinci dörtlükte n, m sesleri aliterasyon, e ve a sesleri asonans

İkinci dörtlükte r, n, m sesleri aliterasyon, e ve a sesleri asonans

Üçüncü dörtlükte n, m sesleri aliterasyon, e ve a sesleri asonans

Dördüncü dörtlükte n, m sesleri aliterasyon, e ve a sesleri asonans

Beşinci dörtlükte n, m sesleri aliterasyon, e ve a sesleri asonans

Altıncı dörtlükte n, m sesleri aliterasyon, e ve a sesleri asonans

Yedinci dörtlükte n, m, y sesleri aliterasyon e ve a sesleri asonans olarak kullanılmıştır.

 

Söyleyiş özelliği : Ahenkli bir söyleyişe sahiptir. Özellikle kafiye ve iç seslerdeki sözcükler bu şiire söyleyiş güzelliği katmıştır.

Ritim (açık ve kapalı hecelerin söylenişi): Aruz ölçüsü ile yazıldığı seslerin açık kapalı oluşu önemlidir.” hâl-i perîşânım, Perîşân-hâlin , tedbîr-i dermanım , sultânım, âşinâ Esîr-i dâm-ı, mazlum, gedâyındır, şîve-i ihsanın, âvâreler “ gibi sözcüklerde açık ve kapalı heceler bulunmaktadır. Bu şekliyle de aruzun tutması ve uygulanması için önemlidir.

Ses benzerlikleri (kafiye): Kafiyeli yazılmıştır.

Birinci dörtlükte -ân sesi zengin kafiye (uzun ünlüden dolayı zengin kafiye) –ım sesi ise redif

İkinci dörtlükte -â sesi tam kafiye (uzun ünlüden dolayı tam kafiye) görmem sözcüğü ise redif

Üçüncü dörtlükte -ok sesi tam kafiye olarak kullanılmıştır ama redif yoktur.

Dördüncü dörtlükte –it sesi tam kafiye –me sesi redif

Beşinci dörtlükte –ib sesi tam kiafiye –dir eki ise redif

Altıncı dörtlükte -yle sesi zengin kafiye olarak kullanılmıştır ama redif yoktur.

Yedinci dörtlükte –ây sesi zengin kafiye (uzun ünlüden dolayı zengin kafiye) – ındır sesi ise redif olarak kullanılmıştır.

 

Nakarat dize : Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

 

2. Okuduğunuz şiirde ses ve anlam yönünden kendi içinde bütünlük oluşturan birimleri belirleyiniz. Bu birimlerin özelliklerini ve bunlara ne ad verildiğini söyleyiniz. Ayrıca her bir birimin diğer birimlerle ses ve anlam yönünden ilişkisini açıklayınız.

2. Dörtlüklerden oluşmuştur.

 

3. a. Murabba hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

a.

MURABBA

Murabba bent adı verilen dört dizelik kıt’alardan oluşan şiir türüdür. Kelime anlamı “dörtlük” demektir.

Uyak düzeni genelde aaaa/bbba/ccca/ddda/… şeklinde olmakla beraber, ilk bendi kafiyeli olmayan ya da sonraki bentlerde kafiyesi tekrarlanmayan murabbalar da vardır. Çoğu zaman üç ila yedi bentten oluşur.

Divan edebiyatında 15. yüzyılda sultanü’ş-şuara (şairler sultanı) unvanlı Ahmet Paşa tarafından kullanılmıştır. Tanzimat edebiyatında da Namık Kemal bu türün başarılı örneklerini vermiştir.

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren şarkı şeklinde bestelenen eserlerin büyük bir kısmı murabba tarzında yazılmıştır.

 

b. Okuduğunuz şiiri, yapı özellikleri yönünden incelemek için aşağıdaki soruları cevaplayınız (Bu inceleme için 9. sınıf II. ünite “Şiir İnceleme, Şiirde Yapı” bölümünde öğrendiğiniz bilgilerinizden yararlanınız.).

 

b.

Nazım birimi ve sayısı :Dörtlüklerden oluşmuş olup 7 tanedir.

Uyak düzeni : aaaa, bbba, ccca, ddda, eeea, fffa, ggga şeklindedir.

 

Şairin mahlasının bulunduğu dörtlük : Yedinci dörtlüktür.

Fuzûlî şîve-i ihsanın ister bir gedâyındır

Dirildikçe seg-i kuyun ölende hâk-i payındır

Gerek öldür gerek ko hükm hükmün rây rayındır

Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

 

c. Okuduğunuz şiirin, hakkında bilgi edindiğiniz murabbanın özellikleriyle benzerlik gösterip göstermediğini belirtiniz.

c. Murabba ile birebir özellik göstermektedir.

 

ç. Okuduğunuz murabbada dörtlüklerin temalarını aşağıdaki şema üzerine yazınız. Daha sonra da murabbanın temasını ilgili bölüme not ediniz. Dörtlüklerin ve murabbanın teması arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

ç.

1. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem

2. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem

3. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem

4. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem

5. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem

6. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem

7. dörtlüğün teması: Sevgiliye sitem

Murabbanın teması: Sevgiliye sitem

 

• Yukarıdaki şemadan hareketle “Şiiri meydana getiren birimlerin ortak paydası temadır.” denilebilir mi? Tartışınız ulaşılan sonucu belirtiniz.

• Ortak bir paydada buluşmuşlardır.

 

4. XVI. yüzyılın güçlü sesi Fuzûlî, murabbada coşkuyla yaşadığı aşkını ve tutkunu olduğu sevgilisini anlatıyor. XVI. yüzyıl şairi Bakî’nin daha önce okuduğunuz gazelini ve Fuzûlî’nin murabbasını tema ve söyleyiş yönünden karşılaştırınız. Buradan hareketle XVI. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin yapısıyla o dönem şiirinin söyleyiş özelliği (coşkulu, kendine güvenen sesi) arasında nasıl bir bağlantı olduğunu açıklayınız.

4. Her ikisi de aşkı anlatmaktadır. Her ikisi de din dışı konularda yazmışlardır. Osmanlı yapısıyla ilgisi vardır. Bu dönemde Osmanlı gücünün ve kuvvetinin zirve noktasındadır. Artık devlet ilerleyebileceği bütün sınırlara ilerlemiş, devlet erkanından bütün halka kadar hepsinde kendine güvenleri gelmiş ve bu güven edebiyattan sanata, kültürden sosyal ve ekonomik hayata kadar kendini hissettirmiştir. Bu dönemde tema olarak kullanılan konularda genelde din dışı konulardır ki bu iki şairin dışında da bu temayı çok rahat şekilde görebilmekteyiz.

 

5. Fuzûlî’nin birinci dörtlükte dile getirdiği duyguyu açıklayınız. Bu duyguyu hangi kelimelerle belirttiğini söyleyiniz. Şairin bu dörtlükte dile getirdiği duyguyu, diğer dörtlüklerde farklı kelimelerle tekrar edip etmediğini tartışınız. Sonucu bir cümleyle aşağıya yazınız.

5. Sevgiliye duyulan sitem var. Bu duyguyu dile getirirken kendi kötü halinin anlatmak için perişan, dert, derman kelimeleri kullanmıştır. Diğer dörtlüklerde de aynı kelimeler olmasa da vefa , cefa, cevr gibi kelimeleri kullanmıştır.

 

Fuzûlî, şiirinin temasını ve kullandığı imgeleri aktarırken hangi dinî kelimelerden faydalanmıştır? Şair aynı zamanda duygularını dile getirirken divan şiirinin kendine özgü zevk ve anlayışından nasıl etkilenmiştir? Belirtiniz.

Merhamet, Allah, ihsan gibi kelimeler kullanmıştır. Şair divan şiir estetiğin oldukça etkilenmiştir. Ona göre aşk acısı çekmek en güzel durumdur ve şairin çektiği cefanın yüce olduğuna inanır divan şairi ki aynısını Fuzuli’de görmek mümkün.

 

6. Murabbanın ilk dörtlüğünde “rüzgâr” kelimesi gerçek anlamında mı kullanılmıştır? “Rüzgâr”ın hangi anlamda kullanıldığını belirterek bu sanatın adını söyleyiniz. Şiirde bu şekilde kullanılan diğer kelimeleri de bulup onların nasıl kullanıldıklarını açıklayınız.

6. Gerçek anlamı dışında kullanılmıştır. Zaman anlamında kullanılmıştır. Burada rüzgar hem yel hem de zaman anlamında kullanıldığı için tevriye sanatı vardır.

 

7. a. Daha önce padişah imgesiyle ilgili edindiğiniz bilgi ışığında, murabbanın tamamında Fuzûlî’nin sevgilisine hitap etmek, onu yüceltmek için kullandığı benzetmeyi ve buna karşılık kendisini niçin mazluma benzettiğini açıklayınız.

a. Sevgiliye padişah benzetmiş ama daha padişahlardan farklı olarak şair burada eziyet ve cefa gördüğü için padişahın zulmettiğini düşünmektedir. Halkına zulmeden padişaha benzetir.

 

b. Aşağıdaki bilgiyi okuyunuz.

dam (dâm) : Tuzak, ağ; sevgilinin saçlarının kıvrımlarıyla şairin gönül kuşuna bir tuzak, bir benttir. Âşığın gönül kuşu bu dama yakalandığı zaman asla kurtulamaz, belki kurtulmak da istemez. Bu dâm, onun kolunu kanadını da kırmış sayılır. Ayrılık içindeki âşığın kolunun kanadının kırık olması gibi.

Dam imgesinin şiirde geçtiği dörtlüğü bularak kelimenin burada nasıl kullanıldığını açıklayınız. Şairin kullandığı bu imgeler gözünüzün önünde nasıl bir manzara canlandırıyor? Açıklayınız.

 

b. Esîr-i dâm-ı aşkın olalı senden vefa görmem

Seni her kande görsem ehl-i derde âşinâ görmem

Vefa vü aşinalık resmini senden reva görmem

Gözüm canım efendim sevdiğim devletlü sultânım

Yukarıdaki dörtlükte geçmektedir dam imgesi. Şair yukarıdaki dam imgesinin açıklamasına uygun olarak tuzak olarak kullanmış ve bu tuzağa düştüğünden beri sevgiliden ilgi ve alaka görmediğinde şikayetçidir.

 

c. Murabbadaki diğer imgeleri bulup açıklayınız. Dörtlüklerde kullanılan ortak imgeleri sıralayınız.

c. Rüzgar, ok, sultan, geda, vefasız cerh (dünya), seg-i kuy, cefa gibi imgeler kullanılmıştır.

 

ç. Murabbadaki bu imge ve söz sanatlarının şiirde nasıl bir işlevi olduğunu açıklayınız.

ç. İmge ve söz sanatları şiirdeki estetik sanat anlayışını ortaya çıkarmıştır. Dam kelimesi ile tuzağa düşen kuşu anlatarak kendi durumunu ona uyarlayarak anlatmış olması sanatsal yönünü ortaya koymaktadır. Bu durumu gerçek anlamlı kelimelerle anlatsa ortada sanat olmayacak ve bu şiiri hemen hemen herkes yazabilir.

 

8. a. “tedbir-i derman, esîr-i dâm-ı işkun, âşinâ, cerh, dem-be-dem vb.” Arapça ve Farsça kelimelerin murabbada kullanılma nedenlerini tartışınız. Sonuçları sıralayınız.

a. Birincisi şairlerimiz aruzla yazıkları için aruzda önemli olan seslerin açık ve kapalı olmasıdır. Türkçedeki seslerde açık ve kapalı ünlü durumları yoktur. Yani â, û, î gibi sesler yoktur. Bu aruz ölçüsünü ve ses değerini tutturmak için önemlidir. İkincisi ise bizim divan şairlerimiz Arap ve İran edebiyatından etkilenirken o şiirin estetik yapısı ve imge dünyasını değiştirmeden almışlardır.

 

b. Murabbada kullanılan imgeler, söz sanatları, nazım şeklinin özelliklerinden hareketle, divan şiirinin geldiği kültürle (gelenekle) ve toplumla ilişkisini açıklayınız.

b. Kullanılan dil, imgeler(mazmunlar), söz sanatları, nazım şekilleri Arapça ve Farsçadan geçmiştir. Geldiği kültür ve toplum arasında sıkı bir ilişki vardır. Çünkü Osmanlı toplumunda da sanat anlayışı olarak 13. Yüzyıldan beri bir etkileşim görülmektedir. Bizim şairlerimiz de bunları hiç değişmeden olduğu gibi ama zaman içerisinde de geliştirerek kullanmıştır.

 

c. Yukarıdaki incelemeniz sonucunda murabbanın okuyucu kitlesini belirtiniz.

c. Divan şiirinin hedef kitlesi yüksek zümre diye bilinen okumuş ve medrese eğitimi görmüş kimselerdir.

 

ç. Okuduğunuz şiirin hangi gelenekte yazıldığını belirtiniz.

Ç. Divan şiir geleneğine uygun yazılmıştır.

 

9. Murabbanın temasının evrensel olup olmadığını söyleyiniz. Şair, temayı
işlerken yüce ve yüksek olan soyut kavramlardan (imgelerden) nasıl yararlanmıştır? Açıklayınız.

9. Teması evrensel olup bu tema her devirde işlenebilir. Şah, geda, cevr, cefa, derman, mihnet gibi soyut kelimeleri kullanarak içinde bulunduğu durumu izah etmiştir. Zaten divan şiiri soyut bir şiirdir.

 

10. Fuzûlî, murabbanın temasını ve şiirde kullandığı imgeleri hangi dinî kelime ve divan şiirinin kendine özgü zevk ve anlayışı çevresinde geliştirmiştir? Düşüncelerinizi bir paragraf şeklinde yazınız. Yazınızı sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.

10. Allah, mürüvvet, mihnet kelimeleri kullanmaktan geri durmamıştır. Divan şiirinin kullandığı imge ve hayal dünyasında dini kültürün etkisi çok büyüktür. Gerektiğinde din dışı konularda bile yazarken dini literatürü kullanabilir. Mesela sevgilinin güzelliği anlatırken Hz. Yusuf’u anlatmadan onu örnek vermeden geçemez.

 

11. Okuduğunuz murabbada, şairin dile getirdiklerinin yaşanması mümkün müdür? Tartışınız. Ulaştığınız sonucu kısaca ifade ediniz. Bu sonuçta şairin gözlem, izlenim, sezgi ve kişisel duyarlılığının önemini açıklayınız.

11. Mümkün değildir. Şiiri şiir yapan şeyler kesinlikle şairin gözlemi, sezgisi ve duygularıdır. Bunlar olmadan ortaya pek bir şey koymak mümkün değildir.

 

12. Murabbada yan anlamıyla kullanılan kelimeleri bulunuz. Şiirin yan anlam bakımından zengin olup olmadığını açıklayınız.

12.

 

13. Murabbadaki duygu ve düşüncenin, günümüz şarkılarında da ele alınıp alınmadığını örnekler vererek açıklayınız.

13.

 

14. Murabbayı ilk okuduğunuzda neler hissettiniz? Şiiri birkaç kez okuduğunuzda neler hissettiniz? Acaba şairin bu şiiri yazarken hissettikleriyle sizin hissettikleriniz arasında benzerlik olabilir mi? Düşüncelerinizi açıklayınız.

14. Cevabı size kalmış…

 

15. Fuzûlî’nin murabbasını, aşağıda verilen koşukla tema, nazım birimi, dil-anlatım yönünden karşılaştırınız. Sonuçları aşağıdaki tabloya yazınız.

Üdiğ mini komıttı (Aşk beni coşturdu ve heyecanlandırdı.

Sakınç manga yumıttı Dert bana (geldi ve bende) toplandı.

Könglüm angar emitti Gönlüm o (güzel)e meyletti;

Yüzüm mening sargarur Yüzüm (o yüzden) sararıyor.)

 

Ölçütler Murabba Koşuk Benzerlikler Farklılıklar
Tema Aşk Aşk Temaları noktasında benzerlik gösterir.  
Nazım Birimi Dörtlük Dörtlük Nazım birimi benzer  
Dil ve Anlatım Arapça ve Farsça kelimelerde dolu kalıplaşmış bir anlatıma sahip Yabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır.    

 

16. a. Fuzûlî ile ilgili edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

a.

FUZULİ (?-1556)

Kerbela’da doğmuş ve yaşamıştır. İyi bir eğitim görmüş, Arapça ve Farsçayı çok İyi öğrenmiştir. Şiirlerinde Azeri Türkçesinin etkileri görülür. Dönemine göre oldukça sade bir dille yapıtlar vermiştir. Divan edebiyatının birçok türünde yapıt vermesine rağmen “gazel şairi” olarak tanınmıştır. Şiirlerinde en önemli öğeler tasavvuf ve aşktır.” Leyla ile Mecnun” adlı mesnevisinde bu konuyu ustaca dile getirmiştir. Şiirin temelinin İlim, özünün sevgi olduğuna inanmıştır. Sevilen insan bir araç, onun varlığında görünür hale gelen Tanrı İse tek amaçtır. Ona göre gerçek varlık Tanrı’dır. Bütün nesneler ve evren, Tanrının bir görünüş alanıdır.

Fuzuli Eserleri

-Divan (Türkçe)

-Divan (Farsça)

-Divan (Arapça)

-Leyla İle Mecnun: Sevgiliden ayrılmanın acısının, sevgiliye duyulan aşktan ilahi aşka geçişin işlendiği, mesnevi biçiminde yazılmış bir hikâyedir.
-Şikâyetname: Hiciv türünün çok çarpıcı bir örneği olan, maaşını alamadığı için Nişancı Mehmet Paşa’ya yazmış olduğu, edebiyatımızda önemli bir mektup örneğidir.
-Hadikatu’s Süeda: Kerbela olayının yer yer manzum parçalarla anlatıldığı mensur bir yapıttır.
-Şah ü Geda, Beng ü Bade,Sakiname: Mesnevi

 

b. Âşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb

Kılma derman kim helakim zehri dermânındadur.

Fuzûlî

(Ey tabip! Ben aşk derdinden hoşnutum, bu dert ile iyiyim.

Bana ilaç vermekten vazgeç. Derdime derman bulma; zira, beni öldürecek zehir senin ilacının içindedir.)

Fuzûlî’nin yukarıdaki beyti ve murabbasından hareketle fikrî ve edebî yönü hakkındaki çıkarımlarınızı aşağıya yazınız.

 

b. Fuzuli’ye göre sevgilinin verdiği acı, çektirdiği cefa şair için bir mutluluktur. Sevgili naz yaptıkça aşk tazelenir, muhabbet artar. Bu nedenle de sevgilinin nazından, çektirdiği acıdan şikayet edilmez, sevgiliye gücenilmez, tam tersine mutlu olunur. Fuzuli aşk derdiyle hoştur. Bu derdi giderecek derman istemez. Şuna inanır ki kendisi için en büyük tehlike onu aşk ızdırabından uzaklaştırmak isteyen öldürücü dermandır

 

 

Sayfa 141-145 – ŞARKI 

 

ŞARKI

Bir safa bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâda

Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

İşte üç çifte kayık iskelede âmâde

Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

 

Gülelim oynayalım kâm alalım dünyâdan

Mâ-i tesnîm içelim çeşme-i nev-peydâdan

Görelim âb-ı hayât aktığın ejderhâdan

Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

 

Geh varıp havz kenarında hırâmân olalım

Geh gelip kasr-ı cinan seyrine hayran olalım

Gâh şarkı okuyup gâh gazel-hân olalım

Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

 

İzn alıp cum’a namazına deyü mâderden

Bir gün uğrılıyalım çerh-i sitem-perverden

Dolaşıp iskeleye doğru nihan yollardan

Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

 

Bir sen-ü bir ben-ü bir mutrıb-ı pâkîze-edâ

İznin olursa eğer bir de Nedîm-i şeydâ

Gayrı yârânı bu günlük edip ey şûh feda

Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

 

Nedim

Nedim Divanı

hzl.: Abdülbaki GÖLPINARLI

 

Günümüz Türkçesiyle

Gel şu neşesiz gönüle bir neşe bağışlayalım.

Gidelim selvi boylu (şahnişli) güzelim yürü

Sâ’dâbâd’a. işte üç çifte kayık iskelede hazır.

Gidelim selvi boylu (şahnişli) güzelim yürü Sâ’dâbâd’a.

 

Gülelim, oynayalım, dünyadan arzumuzu alalım.

Yeni Çeşme’den Tesnim suyu (cennet suyu) içelim.

Ejderha’nın ağzından hayat suyu aktığını görelim.

Gidelim selvi boylu (şahnişli) güzelim yürü Sâ’dâbâd’a.

 

Bazen gidip havuz kenarında salına salına dolaşalım.

Bazen gelip Kasr-ı Cinân’ı seyredelim, hayran olalım.

Bazen şarkı okuyup bazen gazel söyleyelim.

Gidelim selvi boylu (şahnişli) güzelim yürü Sâ’dâbâd’a.

 

Valideden “Cuma namazına gidiyoruz.” diye izin alıp

Zulmedici felekten bir gün çalalım.

Gizli (tenha) yollardan iskeleye doğru dolaşıp

Gidelim selvi boylu (şahnişli) güzelim yürü Sâ’dâbâd’a.

 

Bir sen, bir ben, bir de güzel şarkı (gazel) söyleyen biri,

Eğer iznin olursa bir de aşktan çılgına dönmüş

Nedim Ey şuh (neşeli güzel), öbür dostları bugünlük feda edip

Gidelim selvi boylu (şahnişli) güzelim yürü Sâ’dâbâd’a.

 

1. Okuduğunuz şiiri, ahenk unsurları yönünden inceleyerek tespitlerinizi aşağıya yazınız. Konuşmadaki vurgu ve tonlamayla dizelerdeki ses ve söyleyiş arasında nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklayınız.

 

1. Ses akışı (aliterasyon, asonans): Ses akışı sağlayan sözcükler vardır.

Birinci dörtlükte n, m sesleri aliterasyon, â ve e sesleri asonans

İkinci dörtlükte l, m, n, d sesleri aliterasyon, a ve e sesleri asonans

Üçüncü dörtlükte g, l, m, n sesleri aliterasyon , a ve e sesleri asonans

Dördüncü dörtlükte d ve n sesleri aliterasyon, a ve e sesleri asonans

Beşinci dörtlükte d sesi aliterasyon , a ve e sesleri asonans olarak kullanılır.

 

Söyleyiş özelliği : Ahenkli bir söyleyişe sahiptir. Özellikle kafiye ve iç seslerdeki sözcükler bu şiire söyleyiş güzelliği katmıştır.

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Ritim (açık ve kapalı hecelerin söylenişi): Aruz ölçüsü ile yazıldığı seslerin açık kapalı oluşu önemlidir.” dil-i nâ-şâda , âmâde, Mâ-i tesnîm , dünyâdan , çeşme-i nev-peydâdan , ejderhadan, âb-ı hayât “ gibi sözcüklerde açık ve kapalı heceler bulunmaktadır. Bu şekliyle de aruzun tutması ve uygulanması için önemlidir.

Ses benzerlikleri (kafiye): Kafiyeli yazılmıştır. Düz uyak şeklinde kafiyelenmiştir.

Birinci dörtlükte a sesi redif, âd sesleri zengin uyak (uzun ünlü olduğu için zengin uyaktır.)

İkinci dörtlükte dan sesi redif, â sesleri tam uyak (uzun ünlü olduğu için tam uyaktır.)

Üçüncü dörtlükte olalım sözcüğü redif, ân sesleri zengin uyak (uzun ünlü olduğu için zengin uyaktır.)

Dördüncü dörtlükte den sesi redif, ar/er sesleri tam uyak

Beşinci dörtlükte redif yoktur, edâ sesleri zengin uyak

Olarak kafiyelenmiştir.

 

2. Okuduğunuz şiirin ses ve anlam yönünden kendi içinde bütünlük oluşturan birimlerini belirleyiniz. Bu birimlerin özelliklerini söyleyerek bunlara ne ad verildiğini belirtiniz. Ayrıca her birimin diğer birimlerle ses ve anlam yönünden ilişkisini açıklayınız.

2. Dörtlüklerden oluşmuştur.

 

3. a. Şarkı nazım şekli hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

a.

ŞARKI

Divan şiirine Türklerin kazandırdığı bir türdür. Şarkı, Divan şiirinde bestelenmek için, uygun ölçü kalıpları ile yazılan ve çoğunlukla 4 dizelik bendlerden oluşan nazım birimidir. Kafiye düzeni; x değişken aa xa şeklindedir.

Aruz ölçüsünün her kalıbı ile kullanılır. Dörtlüklerden kurulan musammat da denebilir. Murabbaya benzer. 5 ya da 6 dizelik bendlerden de oluşabilir. Üçüncü dizeye meyan, dördüncü dizeye nakarat denir. Aşk, sevgili, ayrılık, içki ve eğlence konularında yazılır. Divan edebiyatının ilk şarkı yazarı Nail-i Kadim’dir. Lale Devrinde ise en önemli temsilcisi Nedim’dir. En çok şarkıyı Enderunlu Vasıf yazmıştır.

Müzikte, türkünün karşıtı olarak, Şarktan gelen, batılı anlamında kullanılır.

Şarkı çeştli ses sanatçıları tarafından söylenerek Türk toplumunun musikisinde önemli bir yer tutmaktadır. Şarkıda şair son bendde mahlasını söyler. Şarkıda her bentin üçüncü mısrası miyan(orta) miyanhânedir. Miyan daha çok şarkının en güzel ve dokunaklı bölümüdür. Bestenin en önemli bölümüdür. Şarkıların konusu genellikle aşk, sevgilinin güzelliği, eğlence ve içkidir. Halk edebiyatında türkü türünün divan edebiyatına yansıması gibidir.

 

b. Okuduğunuz şiiri yapı özellikleri yönünden incelemek için aşağıdaki soruları cevaplayınız (Bu inceleme için 9. sınıf II. Ünite “Şiir İnceleme, Şiirde Yapı” bölümünde öğrendiğiniz bilgilerinizden yararlanınız.).

Nazım birimi ve sayısı :D örtlük olup 5 birimden oluşmuştur.

b.

Uyak düzeni: aaab, cccb, dddb, eeeb, fffb uyaklanır.

Nakarat (meyan) olan dize : Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

Şairin adının geçtiği birim : 5. Dörtlük olup

Bir sen-ü bir ben-ü bir mutrıb-ı pâkîze-edâ

İznin olursa eğer bir de Nedîm-i şeydâ

Gayrı yârânı bu günlük edip ey şûh feda

Gidelim serv-i revanim yürü Sa’d-âbâd’a

 

c. Okuduğunuz şiirin, şarkının (kuralları önceden belirlenmiş divan edebiyatı nazım şeklinin) özellikleriyle benzerlik gösterip göstermediğini belirtiniz.

c. Daha önceleri okuduklarımıza benzemiyor çünkü şarkı nazım şekli ilk defa Lale devri şairi Nedim tarafından Divan şiirine kazandırılmış bir türdür. Anonim Halk edebiyatındaki türküye benzer özellikler gösterir.

 

ç. Okuduğunuz şiirin dörtlüklerinin temalarını aşağıdaki şema üzerine yazınız.

ç.

1. dörtlüğün teması: Neşelenmek ve eğlenmek

2. dörtlüğün teması: Neşelenmek ve eğlenmek

3. dörtlüğün teması: Neşelenmek ve eğlenmek

5. dörtlüğün teması: Neşelenmek ve eğlenmek

4. dörtlüğün teması: Neşelenmek ve eğlenmek

Şarkının teması: Neşelenmek ve eğlenmek

 

• Şiirde birimlerin, ortak bir tema etrafında birleşip birleşmediğini söyleyiniz. “Birimlerin ortak paydası temadır.” ifadesi hakkındaki düşüncelerinizi belirtiniz.

• Ortak bir tema etrafında birleşmişlerdir.

 

4. a. Osmanlı Devleti’nin XVIII. yüzyıldaki siyasi, sosyal ve kültürel durumu hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

a. Osmanlı devletinin egemen olan anlayış zevk, sefa ve eğlence dönemi olan Lale devridir. Bu dönemde Osmanlı savaşlardan uzak durmuş, saray ve çevresindeki bürokratlar eğlenceyle vakit geçirir olmuşlardır. Bütün ekonomik dayanağı vergiler ve savaştan elde ettiği ganimetler olan Osmanlı artık gerilemeye başlamış ve halk arasında ekonomik sıkıntılar belirginleşmiştir. Fakat padişah ve çevresi gelen bu tepkilere kayıtsız kalması zaman içerisinde sosyal bir patlamaya dönüşmüş ve Patrona Halil İsyanı ile bu dönem kanlı bir şekilde sonlanmıştır. Bu dönemde bir lale tohumuna binlerce altın verildiği bilinmektedir. Yine en çok olarak saraylar ve köşkler yapılmaktadır. Gezi yerleri çok meşhurdur ki şiirde de geçen Sa’d-âbâd, Feyz-âbâd, Asaf-âbâd bu dönemin en önemli gezi yerleridir.

 

b. Şarkının teması ve şairin söyleyiş özelliğinin Osmanlı Devleti’nin XVIII. yüzyıldaki yapısıyla olan bağlantısını açıklayınız.

b. Yukarıda a. Maddesinde verilen cevaplara bakılınca şiirin anlattığı ile Osmanlının yapısı birebir örtüşmektedir.

 

5. Nedim, şiirin tamamında nasıl bir duyguyu yansıtmaktadır? Şairin bu duygusunu hangi kelimelerle aktardığını açıklayınız. Dörtlüklerde bu duygu hâlini aynı kelimelerle mi ifade ettiğini tartışınız. Sonucu kısaca belirtiniz.

5. Nedim, gezmek, eğlenmek , dünyadan mutluluk duymanın içerisindedir. Bu duyguyu, en güzel ikinci dörtlüğün birinci dizesi olan “Gülelim oynayalım kâm alalım dünyâdan ” dizesi ele vermektedir. Özellikle de Sa’d-âbâd’a diye bilinen gezi yerinin ismini vermesi de bu duygunun sonucudur.

 

6. Şiirin birinci dörtlüğünde “bağışlamak” kelimesinin ve ikinci dörtlüğünde “kâm almak” kelime grubunun gerçek anlamlarında kullanılıp kullanılmadığını açıklayınız. Bu açıdan diğer dörtlükleri de inceleyiniz. Gerçek anlamıyla ve gerçek anlamı dışında kullanılan kelime veya kelime grupları varsa söyleyiniz.

6. Gerçek anlamlarıyla kullanılmamıştır.

 

7. a. “Serv (servi)” imgesi hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

a. Serv ya da selvi kelimesi selvi ağacı olarak kullanılır ki sevgilinin boyunun uzunluğu ve inceliği ile kullanılır. Selvi ağacı rüzgarda sallandığı gibi sevgili de yürürken sallana sallanan yürümesi bu durumla özdeşleşir.

 

b. Nedim’in “serv-i revanim” diye kastettiği kimdir? Şair o kişiyi neden açıkça belirtmeyip böyle bir söyleyişi tercih etmiştir? Bu sanatın adı nedir? Şairin yerinde siz olsaydınız servi yerine hangi imgeyi kullanırdınız?

b. Sevgilidir. İmgeler ya da kalıplaşmış mazmunlar şiire ayrı bir estetik zevk katar. Burda benzetmenin dört unsurundan sadece biri söylendiği için “istiare” sanatı kullanılmıştır.

 

c. Tesnim, cennetteki ırmaklardan birinin adıdır. Kur’an-ı Kerim’de de geçen bu ırmağın adını şair niçin kullanmıştır? Bu sanatın adını belirtiniz. Dörtlüklerdeki diğer imgeleri de siz bulup açıklayınız.

c. Daha önce de dediğimiz Divan şiirinin oluşmasında İslam kültür ve medeniyeti etkilidir. Din dışı konular da yazılsa mutlaka terminoloji olarak din kullanılır. Mesela sevgilinin yüz güzelliğinden bahsedilecekse Hz. Yusuf imgesi kullanılır.

 

ç. Şiirde kullanılan ortak imge/imgeleri belirtiniz.

ç. Servi revan , Mai Tesnim , ab-ı hayat, ejderha, şuh, şeyda gibi kelimeler imge olarak kullanılmıştır.

 

8. Şair, duygu ve düşüncelerini niçin imge ve söz sanatlarıyla anlatmıştır? Belirtiniz. Şiiri okurken bu imge ve söz sanatlarının gözünüzün önünde neleri canlandırdığını şarkıdan örneklerle açıklayınız.

8. İmgeler insana doğrudan ve sıradan anlatım farklılaştırıp anlatımı daha gizemli hale getirerek okuyucu anlatımın daha etkili kılmasına vesile olur. Mesela sevgili için uzun boylu kelimesini herkes kullanır ve böyle kullanılırsa da çok sıradan olur ama onu sallanan bir ağaca benzetmek anlatımı daha etkili kılar ki bunu da herkes yapamaz o dönem içinde.

 

9. a. Ejderha imgesi hakkında edindiğiniz bilgiyi arkadaşlarınızla paylaşınız.

a. Ejderha: Dîvân şiirinde sevgilinin saçı, uzunluğu, siyahlığı, özellikle de kıvrımlı oluşu bakımından yılana benzetilir. Âşığa göre sevgilinin zülfünü açıp yüzünü rakibe göstermesi, yılanın şeytana cennet kapısını açması gibidir.

 

b. Şarkının ikinci dörtlüğünde “ab-ı hayat (ölümsüzlük suyu)”ın niçin ejderhanın ağzından aktığı söyleniyor? Şair, bu efsanevi varlığı şiirinde hangi amaçla kullanmıştır? Açıklayınız.

b. Şair bu imgeler kullanarak tarihsel ya da efsanevi olaylar üzerinden şiirine sanatsal özellik katmıştır.

 

10. KOŞMA

Görüp cemâlini âşık olduğum Bu güzellik baki kalmaz sevdiğim

Hakkı bir bilirsen ağlatma beni Âşıkın ağlatan gülmez sevdiğim

Uğruna serimi feda kıldığım İyilerden kemlik gelmez sevdiğim

Hakkı bir bilirsen ağlatma beni Hakk’ı bir bilirsen ağlatma beni

 

a. Gevherî’nin koşması ile okuduğunuz şarkının benzer yönlerini belirtiniz.

a. Her iki şiirde tema olarak dünya hayatında insanı üzülmesi değecek bir şey yok. Sevgiliye seslenerek gel gezelim tozalım eğlenelim diyerek anı yaşamayı isterler. Yani konu ve temaları benzer.

 

b. XVIII. yüzyıldaki “Türkî-i Basit” hareketi hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

b. Türkçe kelimelerle şiir söyleme gayreti XVI. yy’da Tatavlalı Mahremi, Aydınlı Visâlî, Edirneli Nazmî tarafından oluşturulmuş bir akım, bir ekoldür. Bu üç şairin özellikle Türkçe kelimeleri kullanarak yeni bir akımı ortaya attıkları görülmekteydi. Ancak yapılan son çalışmalar aslında Türkî-î basit diye bir akımın olmadığını bunun Mahallileşmenin bir başlangıcı olduğunu ortaya koymuştur.

 

c. O dönemdeki Türkî-i Basit anlayışına göre Nedim’in şarkısının dili sadedir. Ancak buna rağmen şarkıda “bahş, dil-i nâşâd, âmâde, kâm, çeşme-i nev peyda, gazel-hân, mutrib-i pakize-edâ, şey-dâ, şûh” gibi Arapça ve Farsça kelimelerin kullanılma nedenini tartışınız. Sonuçları sıralayınız.

c. Birincisi şairlerimiz aruzla yazıkları için aruzda önemli olan seslerin açık ve kapalı olmasıdır. Türkçedeki seslerde açık ve kapalı ünlü durumları yoktur. Yani â, û, î gibi sesler yoktur. Bu aruz ölçüsünü ve ses değerini tutturmak için önemlidir. İkincisi ise bizim divan şairlerimiz Arap ve İran edebiyatından etkilenirken o şiirin estetik yapısı ve imge dünyasını değiştirmeden almışlardır.

 

ç. Şarkının hangi gelenekte yazıldığını ve kendini oluşturan kültür ve toplumla olan ilgisini açıklayınız.

ç. Divan şiir geleneğine uygun yazılmıştır. Osmanlı toplumu oluşturmuştur ki yukarıda da nasıl ortaya çıktığı izah edilmiştir. Toplumun yapısı da dile getirilmiştir.

 

d. Şarkının hangi okuyucu kitlesine hitap ettiğini belirtiniz.

d. Divan şiirinin hedef kitlesi yüksek zümre diye bilinen okumuş ve medrese eğitimi görmüş kimselerdir.

 

11. Şarkının temasının evrensel olup olmadığını ve şairin bu temayı nasıl ifade ettiğini açıklayınız.

11. Bu tema evrenseldir ve her devirde yazılabilir.

 

12. Nedim, şiirde “mai tesnîm, cuma namazı” kelime gruplarını niçin kullanmış olabilir? “Nedim’in, şarkısının teması ve şiirde kullandığı imgeler; dinî söyleyiş ve kelimelerle örülü, divan şiirinin kendine özgü zevk ve anlayışına uygundur.” diyebilir miyiz? Açıklayınız.

12. Daha önce de dediğimiz Divan şiirinin oluşmasında İslam kültür ve medeniyeti etkilidir. Din dışı konular da yazılsa mutlaka terminoloji olarak din kullanılır. Mesela sevgilinin yüz güzelliğinden bahsedilecekse Hz. Yusuf imgesi kullanılır.

 

13. Nedim’in şarkısını okurken gözünüzün önünde nasıl bir manzaranın canlandığını anlatınız. 1817 – 1830 yılları arasındaki Lale Devrinde sürdürülen hayat hakkında edindiğiniz bilgilerden de yola çıkarak kitabınızda okuduğunuz şarkıda, şairin gözlem, izlenim, sezgi ve kişisel duyarlılığının nasıl yansıdığını kısaca aşağıya yazınız.

13. Şair, Lale devri zihniyetini çok iyi yansıtmaktadır. O dönemde herkes gezmek, eğlenmekle meşguldür ve bu dünyadan kam (mutluluk) almak en büyük çabalarıdır. Şair de buradaki gözlemlerini dile getirmiştir ki Nedim’i diğer şairlerden ayıran en büyük özellikte budur. Yani diğerleri soyut ve hayali şiiri yazarken Nedim, bizzat gördüğü yaşamı anlatır.

 

14. Günümüz şairlerinden birinin sevgiliyi anlatan şiiriyle veya bir şarkıyla Nedim’in şarkısındaki duygu ve düşünceleri karşılaştırınız. XVIII. yüzyılda Nedim’in dile getirdiği duygu ve düşüncelerin, günümüz şiirinde de ele alınıp alınmadığını belirtiniz.

14. Ele alınabilir. Bu dönemde temalar birbirinden farklılık gösterir ama dünyanın geçici olduğu ve fani olduğunu vurgulayan şairlerimiz ve şiirlerimiz elbette ki çoktur.

 

15. Şarkıda yan anlamıyla kullanılan kelimeleri bulunuz. Şarkının yan anlam bakımından zengin olup olmadığını açıklayınız.

15.

 

16. Şarkıyı okuduğunuzda neler hissettiniz?
Kısaca açıklayınız. Şarkıyı ilk okuduğunuzda hissettiklerinizle birkaç kez okuduktan sonraki hisleriniz aynı mıydı? Acaba şairin bu şiiri yazarken hislerini anlatmak için kelimelere yüklediği anlamla sizin hissettikleriniz arasında benzerlik olabilir mi? Açıklayınız.

16. Cevabı size kalmış…

 

17. Şarkıyı, Destan Dönemine ait aşağıdaki koşukla tema, nazım birimi ve dil-anlatım yönünden karşılaştırınız. Sonuçları tabloya yazınız.

 

KOŞUK Günümüz Türkçesiyle

Kasınçıgımın öyü Yavuklumu düşünüp

Kadgurar men Kaygılanıyorum;

Kadgurdukça karşı körtlem Kaygılandıkça karşı güzelim,

Kavışıgsayur men Kavuşmak istiyorum!

Küçlüg priştiler Kudretli melekler

Küç birzünin; Güç versin,

Közi karam birle, Gözleri karam ile

Külüşüp en oturalım! Gülüşerek oturalım!

 

Ölçütler Şarkı Koşuk Benzerlikler Farklılıklar
Tema Eğlenmek,

 

Sevgili ile vakit geçirmek

Eğlenmek,

 

Sevgili ile vakit geçirmek

Temaları benzer  
Nazım Birimi Dörtlüklerden oluşur Dörtlüklerden oluşur Dörtlüklerden oluşması benzerdir.  
Dil ve Anlatım Arapça ve Farsça kelimelerde dolu kalıplaşmış bir anlatıma sahip Yabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır.   Dil ve anlatımları farklılık gösterir.

 

 

 

18. a. “Gülelim, oynayalım kâm alalım dünyadan” dizesinin Nedim’in hayat felsefesini ve dünya görüşünü nasıl yansıttığını açıklayınız.

a. Hayat onun için sevmek, eğlenmek ve gününü gün etmekten başka bir şey değildir. İçki ve eğlenceye aşırı biçimde düşkündür. Nedim’e göre yaşamak, dünya nimetlerinden yararlanmak insanın en doğal hakkıdır.

 

19. a. Nedim hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

b. Nedim’in aşağıdaki şiirini okuyunuz.

Sevdiğim canım yolunda hâke yeksan olduğum

İyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum

Ey benim aşkında bülbül gibi nâlân olduğum

İyddir çık nâz ile seyrâna kurbân olduğum

Nedim

(Sevgilim, canım yoluna toprak olsun. Bayramdır, kurban olayım, naz ile gezmeye çık. Ey aşkıyla bülbül gibi inlediğim Nazınla, edanla gezmeye çık çünkü bayramdır.)

Nedim hakkında edindiğiniz bilgiler ve okuduğunuz şiirlerinden de yararlanarak şairin fikrî ve edebî yönü hakkında çıkarımlarınızı aşağıdaki şemaya yazınız.

Nedim

 

A ve b maddeleri dikkate alınarak cevaplanmıştır.

 

NEDİM (?- 1730)

Lale Devri’nin coşkun, aşk, zevk ve neşe şairidir. Edebiyatımızda “mahallileşme akımını” başlatmıştır, İstanbul’u ve İstanbul Türkçesini, gerçek yaşamı ve dış dünyada gözlemlenebilen gerçek doğayı şiire getirmiştir. Aşk, şarap, tabiat, hayattan zevk alma şiirlerinin başlıca konularıdır. Şiirlerinde dini ve tasavvufi konulara hiç yer vermemiştir. Kullandığı dil, açık, yalın ve ahenklidir. Edebiyatımızda şarkı türünün en önemli ismidir. Şiirlerini “Divan”ında toplamıştır.

 

c. Nedim ile şarkısı arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

c. Şairi ile şiiri arasında bir bağ vardır.

 

 

 

 

 

Sayfa -145-150

 

TERKİBİBENT

1. Okuduğunuz şiiri ahenk unsurları yönünden inceleyerek tespitlerinizi aşağıya yazınız.

1. Ses akışı (aliterasyon, asonans): Ses akışı sağlayan sözcükler vardır. S, t ve y gibi sesler aliterasyon olarak kullanılırken a ve e sesi de asonans olarak kullanılmıştır.

Söyleyiş özelliği : Ahenkli bir söyleyişe sahiptir. Özellikle kafiye ve iç seslerdeki sözcükler bu şiire söyleyiş güzelliği katmıştır.

Ritim (açık ve kapalı hecelerin söylenişi): Aruz ölçüsü ile yazıldığı seslerin açık kapalı oluşu önemlidir.” şîre-i engûr, âlûde, maîl-i bûs-ı leb-i câm, bezm-i cihanın “ gibi sözcüklerde açık ve kapalı heceler bulunmaktadır. Bu şekliyle de aruzun tutması ve uygulanması için önemlidir.

Ses benzerlikleri (kafiye): Kafiyeli yazılmıştır. Kafiye düzeni aa, ba, ca, da, ea, fa… şeklinde oluşmuştur.

 

Konuşmadaki vurgu ve tonlamayla dizelerdeki ses ve söyleyiş arasında nasıl bir ilişki kurulabileceğini açıklayınız.

Konuşmadaki vurgu ve tonlamayla dizelerdeki ses ve söyleyiş arasında farklılık olacaktır. Şiir okurken ve yazarken mutlaka ritim, ahengin oluşması için ses ve söyleyiş özelliklerine dikkat ederiz ama konuşurken buna dikkat etmeyiz.

 

2. Okuduğunuz şiirde ses ve anlam yönünden kendi içinde bütünlük oluşturan birimleri belirleyiniz. Bu birimlerin özelliklerini ve bunlara ne ad verildiğini söyleyiniz. Ayrıca her bir birimin diğer birimlerle ses ve anlam yönünden ilişkisini açıklayınız.

2. Beyitlerden oluşmuştur.

 

3. a. Terkibibent hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

a. TERKİB-İ BENT

Terkib-i bend bentlerle kurulan uzun bir nazım biçimidir. Yaşamdan, talihten şikâyet; felsefî düşünceler, dinî, tasavvufî konular ve toplumsal yergilerin işlendiği şiirlerdir. En az beş en fazla on bentten oluşur. Her bent de beş ila 10 beyitten oluşur. Bentlerin kafiye düzeni gazele benzer. Her bendin (terkib-hane, kıta) sonunda vasıta beyti denen bir beyit vardır. Her bendin sonunda farklı vasıta beyitleri kullanılır. Bunlar bentlerden ayrı olarak kendi aralarında uyaklanır. Bentlerin kafiyelenişi gazeldeki gibidir. aa xa xa xa xa xa bb cc xc xc xc xc xc dd … (aa aa aa aa aa aa bb cc cc cc cc cc cc dd) Edebiyatımızda Bağdatlı Ruhî ve Ziya Paşa bu türün iki önemli şairidir. İkisi de toplumsal konularda terkib-i bent yazmıştır.

 

b. Okuduğunuz şiiri yapı özellikleri yönünden incelemek için aşağıdaki soruları cevaplayınız (Bu inceleme için 9. sınıf II. ünite “Şiir İnceleme, Şiirde Yapı” bölümünde öğrendiğiniz bilgilerinizden yararlanınız.).

b.

Nazım birimi ve sayısı : Bendlerden oluşur ama her bende kendi içinde beyitlerden oluşur. Nazım birimi bend olup 2 benddir.

Vasıta beyit (bendiye):

Biz mest-i mey-i meygede-i âlem-i canız

Ser-halka-i cem’iyyet-i peymâne-keşânız

 

Uyak düzeni: Her bende: aa, ba, ca, da, ea, fa, ga, ha şeklinde oluşmuş.

 

c. Okuduğunuz şiirin, hakkında önceden bilgi edindiğiniz terkibibendin özellikleriyle benzerlik gösterip göstermediğini söyleyiniz.

c. Terkibibend ile birebir özellik göstermektedir.

 

ç. Okuduğunuz terkibibendin ve her bendin temasını aşağıdaki şema üzerinde yazınız. Bendlerin temasıyla terkibibendin teması arasındaki ilişkiyi açıklayınız. Şiirin teması, birimlerin ortak paydası mıdır? Düşüncelerinizi belirtiniz.

ç.

1. beytin teması :

Bütün beyitler ve terkibi bendin tamamında bir şekilde dünya hayatının geçiciliği ve ona meyledilmemesi gerektiği vurgulanmıştır.

2. beytin teması :
3. beytin teması :
4. beytin teması :
5. beytin teması :
6. beytin teması :
7. beytin teması :
Vasıta beytin teması:
II. bent
1. beytin teması :
2. beytin teması :
3. beytin teması :
4. beytin teması :
5. beytin teması :
6. beytin teması :
7. beytin teması :
Vasıta beytin teması :
Terkibibendin teması

 

4. XVI. yüzyılın ünlü şairlerinden Bağdatlı Ruhî, 17 bendlik bu terkibibendinde işlediği temayla zamanında büyük bir ün kazanmıştır. XVI. yüzyıl da Osmanlı Devleti’nin yapısıyla aynı yüzyılın şairi Rûhî’nin terkibibendindeki tema ve söyleyiş özelliği (yergici, kendine güvenen) arasında nasıl bir bağlantı olduğunu açıklayınız.

4. 16 .yüzyıl Osmanlı Yükselme dönemi içinde olduğu ama artık halkın kendine olan güveninden dolayı devleti yavaş yavaş duraklama içerisinde girdiği bir dönemdir. Yani nasıl bizden büyük devlet yok dediği bir dönemdir. Bu durum birçok devlet büyüğünde de görülmektedir. Bir özgüven vardır ve belli bir zaman sonra bu olumsuz sonuçlar vermeye başlayacaktır. Bu dönemde Bağdatlı Ruhi gibi sanatçılar da çıkacak gücün, malın, servetin dünya hayatında olmadığını asıl gidilmesi gereken ve sevilmesi gerekenin Allah ve ahiret olduğunu vurgulayacaktır. Bu dönemde Bağdatlı Ruhi gibi sanatçılar çok vardır.

 

5. Sınıfta iki gruba ayrılınız. Grup sözcülerinizi seçiniz. Grup olarak terkibibendin bir bendini seçiniz. Bentlerde dile getirilen duyguları ve bunların hangi kelimelerle yansıtıldığını bulunuz. Bulduğunuz kelimeleri, grup sözcüleriniz aracılığıyla tahtada sıralayınız. Daha sonra bentlerde aktarılan duyguların farklı kelimelerle nasıl yansıtıldığını tartışınız. Sonucu aşağıya kısaca yazınız.

5. Cevabı size kalmış…

 

6. Birinci bendin ilk beytinde geçen “mest” kelimesi, içki sarhoşluğu değil, “Allah’ın huzurunda, onun güzellik ve ihtişamıyla kendinden geçmek” anlamında kullanılmıştır.

• “Harabat” kelimesi, “harabe” kelimesinin çoğuludur ve divan şiirinde şairler “meyhane” anlamında kullanmışlardır. Terkibibentte ise tasavvufi anlamda tekke, ilahî aşk şarabının içilip kendinden geçildiği, gerçeğe ulaşılan yer anlamında kullanılmıştır.

 

• “Engûr” kelimesinin anlamı üzümdür ancak şiirde “şarap” kastedilmektedir.

• Yukarıdaki açıklamalardan yola çıkarak bu kelimelerle yapılan sanatların adını ve şiirde nasıl kullanıldıklarını aşağıya yazınız.

Mest: İstiare

Harabat: İstiare

Engûr: İstiare

Bu incelemenizden sonra terkibibentteki kendi anlamında kullanılmayan diğer kelimeleri de bulup açıklayınız.

 

7. a. “Bezm-i elest” imgesi hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza aktarınız.

a. Bezm-i elest: Ruhların aleminde bütün ruhların toplanıp Allah’ın ben sizin rabbiniz değil miyim sorusuna “Bela(evet)” dedikleri yer.

 

b. İlk beyitte geçen “Elest” kelimesiyle şair, neyi kastetmektedir? Şairin, “Bezm-i Elest” imgesini hatırlattığı bu beyitte hangi sanat vardır? Açıklayınız.

b. Telmih sanatı vardır. Burada daha önce dinsel bir olayı hatırlattığı için telmih sanatı vardır.

 

c. Üçüncü beyitte şair, “şarap küpü” anlamındaki kelimeyi, tasavvuf terimi olarak “âşığın kalbi” yerine kullanmıştır. Kelimenin geçtiği beyti okuduğunuzda gözünüzün önünde nelerin canlandığını açıklayarak buradaki söz sanatını söyleyiniz. Şiirdeki diğer imgeleri de siz bulunuz.

c. İstiare vardır.

Kadeh, etek, zahid, cam-ı mey, dilşad, Ferhat gibi imgeler vardır.

 

ç. Şiirdeki birimlerde kullanılan ortak imgeleri sıralayınız.

ç. Kadeh, etek, zahid, cam-ı mey, dilşad, Ferhat gibi imgeler vardır.

 

d. Terkibibentteki imge ve söz sanatlarının nasıl bir işlevi olduğunu açıklayınız.

d. İmgeler insana doğrudan ve sıradan anlatım farklılaştırıp anlatımı daha gizemli hale getirerek okuyucu anlatımın daha etkili kılmasına vesile olur. Mesela sevgili için uzun boylu kelimesini herkes kullanır ve böyle kullanılırsa da çok sıradan olur ama onu sallanan bir ağaca benzetmek anlatımı daha etkili kılar ki bunu da herkes yapamaz o dönem içinde.

 

8. İkinci bendin son beytinde Necef incisi olarak kastedilen, Hz. Ali’dir. Onun türbesi de Bağdat yakınlarındaki Necef’tedir. Şairin, bu kelimelerle hangi söz sanatını yaptığını açıklayınız. Belirttiğiniz söz sanatının şiirdeki işlevini söyleyiniz.

8. Yine istiare yapılmıştır. Çünkü inci diye benzetilen benzetmenin dört unsurundan sadece biri kullanılırsa istiaredir. Aynı zamanda tarihi karakteri hatırlattığı için telmih sanatı yapılmıştır. Estetik zevk katmıştır.

 

Terkibibentte söz edilen diğer efsanevi kişileri de siz belirleyiniz. Bunların şiire katkısını açıklayınız.

Ferhat diyerek Ferhat ile Şirin hikayesine gönderme vardır.

 

9. a. “Şîre-i engûr, mest, harabat, pay-ı hum, şikest, peymâne, irşâd” Arapça ve Farsça kelimelerinin şiirde kullanılma nedenlerini tartışınız. Sonuçlarını sıralayınız.

a. Birincisi şairlerimiz aruzla yazıkları için aruzda önemli olan seslerin açık ve kapalı olmasıdır. Türkçedeki seslerde açık ve kapalı ünlü durumları yoktur. Yani â, û, î gibi sesler yoktur. Bu aruz ölçüsünü ve ses değerini tutturmak için önemlidir. İkincisi ise bizim divan şairlerimiz Arap ve İran edebiyatından etkilenirken o şiirin estetik yapısı ve imge dünyasını değiştirmeden almışlardır.

 

b. Şiirdeki imgeler, söz sanatları ve nazım şeklinin özelliklerinden hareketle terkibibendin ait olduğu kültürle (gelenekle) ve toplumla ilişkisini açıklayınız.

b. Divan şiir geleneğine uygun yazılmıştır. Toplumun yapısı da dile getirilmiştir.

 

c. Yukarıdaki incelemelerinize göre terkibibendin hangi gelenekte yazıldığını ve hangi okuyucu kitlesine hitap ettiğini söyleyiniz.

c. Divan şiirinin hedef kitlesi yüksek zümre diye bilinen okumuş ve medrese eğitimi görmüş kimselerdir.

 

10. Terkibibendin temasının evrensel olup olmadığını söyleyiniz. Ruhî, bu temayı işlerken yüce ve yüksek olan soyut kavramlardan (imgelerden) nasıl yararlanmıştır? Açıklayınız.

10. Bu tema evrenseldir ve her devirde yazılabilir.

 

11. Bağdatlı Ruhî, terkibibendin temasını ve şiirdeki imgeleri hangi dinî kelimeleri ve divan şiirinin kendine özgü zevk ve anlayışını kullanarak geliştirmiştir? Düşüncelerinizi bir paragraf şeklinde yazarak sınıfta arkadaşlarınızla paylaşınız.

11. İslam kültürünün etkisiyle bunları dile getirmiştir. Hz. Ali , dünyanın faniliği, zahid (sofu), mecazi anlamda meyhane, mey, harabat gibi kelimelerle dile getirmiştir.

 

12. Bağdatlı Ruhî, terkibibendin temasında, yaşadığı dönemin sosyal ortamıyla ilgili gözlemlerini, izlenimlerini ve kişisel duyarlılığını yansıtmış olabilir mi? Açıklayınız.

12. Yazar kendi gözlemlerini şiire yansıtmıştır.

 

13. Terkibibentteki yan anlamıyla kullanılan kelimeleri bulunuz. Şiirin yan anlam bakımından zengin olup olmadığını söyleyiniz.

13.

 

14. Terkibibentteki duygu ve düşüncenin günümüz şiirlerinde ve şarkılarında da ele alınıp alınmadığını örnekler vererek açıklayınız.

14.

 

15. Terkibibendi okuduğunuzda neler hissettiniz? Şiiri ilk okuduğunuzda hissettiklerinizle birkaç kez okuduktan sonraki hisleriniz arasında değişiklik var mı? Acaba sizin hissettiklerinizle şairin bu şiiri yazarken hissettikleri arasında bir benzerlik olabilir mi? Açıklayınız.

15. Cevabı size kalmış…

 

16. Terkibibendi Destan Dönemi şiirlerinden daha önce okuduğunuz bir örnekle tema, nazım birimi, dil ve anlatım yönünden inceleyiniz. Sonuçları aşağıdaki tabloya yazınız.

Ölçütler Terkibibent Destan Dönemi Şiiri Benzerlikler Farklılıklar
Tema Dünyanın geçiciliği Aşk, şarap, yiğitlik   Temaları farklı
Nazım Birimi Bent Dörtlükler/td>   Nazım birimleri farklı
Dil ve Anlatım Arapça ve Farsça kelimelerde dolu kalıplaşmış bir anlatıma sahip Yabancı etkilerden uzak sade bir dile yazılmıştır.   Dilleri bakımında farklı

 

17. a. Bağdatlı Ruhî hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

b. Bağdatlı Ruhî ile ilgili edindiğiniz bilgiler ve okuduğunuz terkibibentten hareketle onun fikrî ve edebî yönü hakkındaki çıkarımlarınızı aşağıya yazınız.

 

a. ve b . maddeleri dikkate alınarak cevaplanmıştır.

BAĞDATLI RUHÎ

Ne zaman doğduğu konusunda kesin bir bilgi yoktur. Asıl adı Osman’dır. Ayaz Paşa’nın bendelerinden olan babası Bağdat’a gelerek gönüllü bölüğe girmiş, evlenmiş, Ruhi orada doğmuştur. Genç yaşında şiir yazmağa başladı. İyi bir öğrenim gördü. Tasavvuf üzerinde çalıştı. Farsçayı iyi öğrendi. Bağdat’a gelen birçok bilgin ve sanatçılarla görüştü. Fuzulî ile tanıştı, birçok yer gezdi. 1605 yılında Şam’da öldü. Gazellerinde kalender ruhunun, pervasız aşkının ve tasavvufî düşüncelerin derin izleri vardır. Terkib-i bentleriyle tanınmıştır. Şiirlerini Divan’da toplamıştır.

 

c. Terkibibent ile şair arasındaki ilişkiyi açıklayınız.

c. Şairi ile şiiri arasında bir bağ vardır.

 

YORUMLAMA – GÜNCELLEME

1. Bu bölümde okuduğunuz metinler; dönemin siyasi, sosyal, kültürel yapısı; etkilenilen Arap ve Fars edebiyatını da dikkate alarak divan şiirini oluşturan zihniyet hakkında bilgi veriniz.

1. İslamiyet’in kabulünden sonra Türkler kitleler halinde müslüman olurken etkilendikleri toplum Arap ve Fars toplumlarıdır ki bu durum hem toplumsal hem kültürel hem de edebiyata yansımıştır. Zaman içerisinde dini hayatı değişen Türkler kültürel yapılarında da değişiklik görülmüş ve bu durum edebiyata yansımıştır. İşte divan şiirini oluşturan temel unsur bu etkilenmenin sonucunda oluşmuştur.

 

2. a. Bu bölümde okuduğunuz divan şiirlerini mısra örgüsü, kafiye düzeni ve temalarına göre

Nazım şekilleri Mısra Örgüsü Kafiye Düzeni Tema
Gazel Beyit aa, ba, ca, da.. Aşk, kadın, şarap
Kaside Beyit aa, ba, ca, da.. Din ve devlet büyüklerine övgü
Rubai Tek Dörtlük aaaa ya da aaba Dünya hayatının geçiciliği
Tuyuğ Tek Dörtlük aaaa ya da aaba Dünya hayatının geçiciliği
Murabba Dörtlük aaaa, bbba, ccca… Sevgili, aşk
Şarkı Dörtlük aaaa, bbba, ccca… Sevgili, aşk
Terkibibent Bent aa, ba, ca, da.. Dünya hayatının geçiciliği

 

b. Okuduğunuz divan edebiyatı nazım şekillerini nazım birimlerine göre gruplandırınız.

b.

Nazım birimi beyit olanlar Nazım birimi dörtlük olanlar
Gazel

 

Müstezat

Kaside

Mesnevi

Kıta

Rubai

 

Tuyuğ

Murabba

Şarkı

 

 

3. Bu bölümde okuduğunuz şiirlerden hangisini beğendiğinizi nedenleriyle belirtiniz.

3. Cevabı size kalmış…

4. Divan şiirlerinden en beğendiğiniz ve ezberlediğiniz beyit ya da dörtlükleri okuyunuz.

4. Cevabı size kalmış…

5. Kitabınızda okuduğunuz terkibibentteki gibi sosyal eleştiri yapılan eserleri nasıl değerlen­diriyorsunuz? Açıklayınız.

5. Cevabı size kalmış…

6. Divan şiiri bölümünde okuduğunuz şiirlerde ortak olarak kullanılan imgeleri sıralayınız. Bunun nedenini açıklayınız.

6. Gül bülbül, meyhane, cam, şarap, selvi, gamze(kirpik), saç, Ferhat, ejderha gibi kelimeler kullanılmıştır.

 

 

DEĞERLENDİRME

1. Divan edebiyatıyla ilgili aşağıda verilen bilgilerden doğru olanları işaretleyiniz.

XXX Divan şiiri yüce ve yüksek olana yöneliktir. Bu nedenle de daha çok soyut olanların sahasında kalmıştır.
XXX Divan şiiri, kendine özgü bir zevk ve anlayışın çevresinde örülüdür.
XXX Divan şiirindeki sesle (söyleyişle) imparatorluk yapısı arasında bir ilişki vardır.

2. I. Nazım birimi beyittir.

II. Beyit sayısı 33-99 arasındadır.

III. Devlet ya da din büyüklerini övmek için yazılır.

IV. Teşbib, girizgâh, tegazzül, methiye gibi bölümleri bulunur.

Özellikleri sıralanan nazım şekli aşağıdakilerden hangisidir?

A. Tuyuğ B. Murabba C. Kaside D. Mesnevi E. Rubai

CEVAP:C

 

3. Nedim ve Fuzûlî’yi karşılaştıran aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?

A. Nedim, şiirinde günlük yaşamı yansıtmış, Fuzûlî ise bundan kaçınmıştır.

B. İkisi de kasideden çok gazelde başarılı olmuşlardır.

C. Fuzûlî tasavvuftan etkilenmiş, Nedim ise tasavvufla hiç ilgilenmemiştir.

D. İkisinde de dil, çağdaşlarına göre daha sadedir.

E. İkisinin de “Divanlarından başka “Mesnevi’leri vardır.

(1984 – ÖYS)

CEVAP:E

 

4. “Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim

İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim”

Bu iki dizede, şiirin bütünü ile ilgili özelliklerden hangisi kesin olarak saptanabilir?

A. Yazıldığı dönem

B. Konusu

C. Ölçüsü

D. Kafiye düzeni

E. Nazım biçimi

CEVAP:B

 

5. Aşağıdakilerden hangisi divan şiirinin belirleyici özelliklerinden biri değildir?

A. Aruz vezniyle yazılmış olması

B. Kaside, gazel, mesnevi ve rubai gibi belli nazım şekilleri içinde yazılması

C. Parça güzelliğine değil, bütün güzelliğine önem vermesi

D. Duygu ve düşünceleri kalıplaşmış birtakım söz sanatlarıyla anlatması

E. Yabancı sözcükler ve dil kurallarıyla fazlaca yüklü olması

(1983 – ÖYS)

CEVAP:C

 

6. Aşağıdaki kelimelerden birbiriyle ilgili olanları eşleştiriniz.

Gül-bülbül İmge
Murabba Dörtlük
Nedim Şarkı
Matla Gazel
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

10.sınıf Edebiyat Kitabı Etkinlikleri cevapları (2012-2013) ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
18 Aralık 2012 Saat : 4:38

10.sınıf Edebiyat Kitabı Etkinlikleri cevapları (2012-2013) Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik