Kapat !
Kapılar Açık hadi | Sevgiadası
Ana Sayfa » Paylaşım

Kapılar Açık hadi

14 Ağustos 2008 No Comment
Bunu Paylas

Tüm gün ağrıyla geçebilir, dünya başına yıkılır gibi… Bedenin sarsılabilir, üstüne ruhunun ağırlığı eklenebilir acımasızca.

Bir lokma geçemeyebilir, üstüne üstlük ceplerinde biriktirdiğin hüznü, öfkeyi, nefreti de fırsat bulmuş hain, kötü melek gibi kusabilirsin bir bir, susmaksızın; nefes bile almaksızın…

Yaşamak zor da, yaşamanın içindeki zorlukları n’eyleyeceksin?

Ağlamaya yer arar gözler, içten içe haykırışların lav olup çarpar duvarlarına. Kocaman yer daracık gelir o vakit, “Atın beni!” dersin de kimseye duyuramazsın sesini. İşte o zaman ağlayacaksın… Susma, vaktidir; ağla…

Kimsenin saatini bilmediği, yerini gösteremeyeceği bir yerde yaparsın hazırlıksız ayinini. Sokakta yürürken bile fark edilmez yakarışların, içindeki karanlık odalar dolambaç olmuştur; haykır karanlığa! Ancak senin kulakların sağırlaşır haykırmalarının aksiyle. Mumlarla donatmışsın içini, hiç mi düşünmedin bir gün olup da karanlıkta kalacağını? Mumlar erir, eridikçe yakar, yaktıkça gözlerindeki ışık azalır ., anlamadın mı?

Vadideki kır kahvesinin kışa inat yükselen yeşermeleri bile ısıtamaz içini, sözde kış güneşinin kızıllığı vız gelir. Kabul et, odanın perdelerini taşıdın içerine; bilerek, isteyerek… Hani karanlığı sevmezdin be .? Niçin ihanet ettin kendine? Karanlık iyileştirdi mi yaralarını, kapandı mı kanamaların, sözlerin anlam kazanmaya mı başladı? Karalar içinde daha mı sakin duruyorsun, dimdik, hayata karşı? Yalan söylemeyi karanlıkta mı öğrendin yoksa?

Yalan söylemeye başladın .. Sevmesen de yalan söyledin kendine, doğruya…

Taşlarla kovalayan değil miydi ki yalancıları? Karanlıkta “kötü cesareti” mi geldi sana? Kötülük yapmayı mı öğrendin, yazık…

Ayininde kesecek misin cezanı? Çıkartacak mısın tüm günahlarını utanmadan? Yüzün var mı?

Bakımsız taş evlerin önünden geçerken, köşe başları, sokak araları… Her gittiğinde yenilenir avlular, sen bir günah daha işlemiş olarak çıkarsın taş binaların karşısına. Onlar yenilenir, sen ağırlaştıkça…

Şehir senin tersin istikametinde yol alır. Gözlerinde bir garip bulanıklık arasında yağmurlar altında günlerce ıslanan kentin var şimdi. Senin için mi ağlar yoksa? İçinde biriktirip de kimseye söyleyemediğin sırlarını bilir de senin yerine mi ağlar şehir? Cilalı avluları olan evlerle dolu şehrin, o kadar temiz mi .?

Utanmaz senin sokakların, arsızlara yuva olur kimi zaman. Sokaklardaki kör huzmeler şahit olur hepsine: Kimi ihanetine, kimi yalancısına, kimi sarhoşuna, kimi –kimi kimsesi olmayan balici veledlere… Masumları da var sokaklarında kentinin: Kimi karşılıksız sevenine, kimi sokakta hastalıktan, açlıktan bayılanına, kimi cebinde meteliği olmayan babaya, çikolata alınmayan çocuğa, bir anneye, iki sevgiliye. Binlerce çift parlak göze, binlerce solan benze…

Her birinizin sırrını taşıyor toprağın, gökyüzün ağlamasın da ne yapsın .?

Bunları diyorum diye kızmıyorsun bana, içten içe kemiriliyorsun, sıkılıyorsun, “Haklı!” diyorsun. Sen de bir günahkârsın… Affedilir misin, bilmemenin acısını taşıyorsun belki. Belki hafifletici nedenlerin var; belki de “suçların” hafif.

Adımladın her yeri, huzuru bulamamanın acısı belki de “suçumdur.” dediğin. Koşmamak suçun belki, ama sen hep istedin koşmayı; çarıkların çalınmış .. Başucunda tuttuğun bir çift çarığın vardı, çalınmış, haberin bile olmamış. Zincirden bir halhal takmışlar ayak bileklerine aldıkları çarıkların yerine. Sana sormamışlar, beğenir misin diye…

Adımların ondan sükûnet kokuyor buram buram; sabırsızlığına inat yavaş…

Tüm gün, bedenini, kahrettiğin bir sancı kaplamış olabilir. Bedenin tek lokma görmemiş de olabilir.

Belki hak ettiğin acıdır bu zorluk ., topuklarına verilen tembellik gibi…

Gözlerinin eşiğine yerleştirilen damlalar da öyledir, ondan dokunsam ağlıyorsun belki…

Belki ondan aldattın kendini, ondan aldatıldın.

Biliyorum ., anlatma bana. Artık sevmiyorsun yalanı, yalancıyı… Karanlıkta hesaplaşıyorsun cesurca, ağlamak için tutmuyorsun kendini, pencerende buğu beklemiyorsun “ağlama vakti” diye…

Sokağa çıkarken korkmuyorsun artık, taş binanın önünde durup soluklanıyormuşsun her geçtiğinde. Biliyorum.

Sokaklarının, şehrinin utanmaz taraflarını sevmedin hiç zaten; yine kapa perdeni… Açma, varıncaya kadar yanına o…

Dört harfle doldur dünyanı…

“Kapılar açık, hadi! . . .”

06.02.06 N.T(sevgiadasi.com)    alıntı kurallarına özen gösteriniz

Popularity: unranked [?]

Benzer Yazılar

EkleBunu Sosyal Paylam Butonu

Cevap Yaz!

You must be logged in to post a comment.