Sofistike
Hikmet sahibi olmaya çalışan gezgin birisi, bu asrın bir grup filozof yamaklarına denk gelmiş bir uğrak yerinde. Bir kafeteryanın ağaçlar altındaki gölgelik bahçesinde. Çoğusu genç ama içlerinde biraz daha yaşça olgun kişilerin de olduğu bu grup, kendi aralarında en süslü, en uzun, en karmaşık, en felsefik cümleleri kurmaya çalışarak tartışıyor, sohbet ediyorlarmış. Gezgin kişi biraz izlemiş kendilerini. Nihayetinde masalarına oturmuş izin isteyerek. Buyur etmişler berikiler de fazla üzerinde durmadan. Çünkü hepsi kendilerini de, başkalarını da hiç olarak algılama yarışındaymış.
Gezgin lafa girmiÅŸ:
-Sizi uzun bir zamandır dinledim. Sohbetiniz çok gülünçtü.
Birisi cevap vermiÅŸ:
-Herkes böyle giriş yaparak sohbetimize katılır. Sonra bir bakarsın yerinden kalkmaz. Bu kalabalık böyle oluştu.
Gezgin:
-Belki ben de yanınızda kalırım, demiÅŸ. “Tartışmanın, konuÅŸmanın ÅŸehvetine yenilirsem sonuç muhakkak öyle olur. Ama bu durum, en baÅŸtaki sakat gerçekliÄŸi ortadan kaldırmaz.”
BaÅŸka birisi:
-Tamam, bütün bunları da herkes bilir, merak etme, demiş.
Gezgin susmuş. Herkesin suçunu kabül ettiği garip bir hapishanede bulunduğunu sanmaya başlamış. Ve her suçlu da gönüllü yatıyormuş sanki burda. Uzun bir müddet düşünmüş, fakat vazgeçip, kendini yine filozof yamaklarının sohbetine bırakmış. Filozof yamakları yine en olur olmaz cümlelerle sayıklar, mırıldar gibi konuşuyorlarmış. Gezgin, suyun kaldırma kuvvetini bulan Arşimet gibi birden yerinden zıplamış:
-Siz! … Sizin en büyük isteÄŸiniz delirmek. Sürekli delilikten, çıldırmaktan, kaostan bahsediyorsunuz. Felsefeniz de inÅŸa etmek üzerine deÄŸil, hemen hepinizin ki yıkmak, yok etmek üzerine.
Yaşlıca bir yamak:
-İnşa etmenin beyhudeliği ortada. Hep bunun için çalıştım zamanında. Ama yok böyle birşey. Huzur; düzenden, imardan vazgeçmekle mümkün.
Gezgin hırsla:
-Hayır! Bütün bu düzene dair eylemlerinin görünür olmadığını farkettiÄŸiniz için vazgeçiyorsunuz imardan, demiÅŸ. “Tüm amaç, yıkmanın, yok etmenin, çıldırmanın ÅŸehvetini hissetmek. Çünkü düzende ÅŸehvet yoktur. Kaosa meyliniz bundan. Hem, siz, özgür olmayı isterken, bu isteÄŸin kölesi durumuna düşmüşsünüz.”
En genç filozof yamaklarından birisi:
-Al işte, bir tane daha sahneye atlamaya çalışan bir hokkabaz. Bırak bu lafları, çok dinledik.
Gezgin sakince:
-Hemen hepiniz, delirmeyi amaç edinmişsiniz. Diyelim ki gerçekten delirseniz, ama farzı mahal, halen azcık bir akıl kalmışsa, onunla bu deliliğinize şükredeceksiniz. Delicesine sevineceksiniz deliliğinize. (Ki zaten delisiniz artık). Çünkü siz, kendinizi ayırmaya kalktığınız insanlardan muhakkak bir farklılığın olmasını istiyorsunuz. Belki de tüm felsefeniz, kitle adını verdiğiniz kalabalığın tersine gitmek. Yani bir tepkimenin ürünü. Acaba kendini farklı kılma isteği de nefsin bir aşırılığı mı?
Az önceki yaşlıca yamak tekrar atılmış öne:
-Evet, delirmek doğru eylemlerimizin sonucu ise, bu kaçınılmazdır.
Gezgin:
-Doğruluk neye, kime göre?
Yaşlı yamak:
-Bana göre.
Gezgin:
-YaÅŸlı sofist! Peygamberleriniz de delirmiÅŸti. Ne ki söz onlardan alıntı yapmaya çekiniyorsunuz. Özgün ve özgür kalma tutuculuÄŸunuzu göstermek için. Hadi çekinmeyin! ‘Koestler, Niçe, böyle demiÅŸti’ deyin.
Genç bir yamak:
-Garsonlar, garsonlar! Alın bunu aramızdan. Bizi rahatsız ediyor.
Gezgin:
-Bir arada olmasaydınız, kaosu bu kadar arzulamazdınız. Ama kaosu arzuladığınız için mi burdasınız, yoksa bir arada olduğunuz için mi kaosu arzular hale geldiniz; ben de bilemiyorum.
Genç yamak:
-Amma da uzattın lafı. Hikmet sahibi olmaya çalışan gezgin biriymiş, peh! Hikmet ne ulan? O kim? Yıllar yılı uydurulmuş safsataların peşinde sen daha çok papuç eskitirsin.
Garsonlar, gezgini kapıya doğru yolcu ederlerken, gezgin mırıldanmış:
-Onları ziyaret ettim Allah’ım. Beni tanıyan çıkmadı. Benim açımdan sorun olmadığını biliyorsun. Onlar sadece baÅŸka türlü bir eÄŸleniÅŸin peÅŸindeler. Yine de ÅŸikayetim yoktur.
Popularity: unranked [?]
Cevap Yaz!
You must be logged in to post a comment.