Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

11.sınıf Edebiyat Dersi etkinlik cevapları (2012-2013)


Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

sayfa 54-58

 

 

“İntibah” romanının olay örgüsünü ve olay örgüsünün size neler hissettirdiğini, düşün­dürdüğünü ifade ediniz.

 

İntibah romanının olay örgüsü

Üçüncü bölüm

Ali Bey’in aile yaşamı ve annesi Ali Bey’in okuma tutkusu Babasının ölümü Annesiyle Çamlıca’ya gidişler Çamlıca’daki gizemli kadın

Beşinci bölüm

Uzun süren arayış ve gizemli kadınla yeniden karşılaşma

Altıncı bölüm

Mahpeyker’le tanışma ve bir aşkın başlaması

Onuncu bölüm

Mahpeyker’le ilgili gerçeklerin gün yüzüne çıkması, Ali’nin eve dönüşü, Dilaşub’un satın alınması

On

yedinci

bölüm

Mahpeyker’in intikam arayışları

Ali Bey’in annesi Fatma Hanım’ın kahırdan ölmesi

Dilaşub’un iftiraya uğraması ve öldürülmesi

Ali Bey’in Mahpeyker’i öldürerek hapse girmesi ve orada ölmesi

 

  1. Romanda anlatılan olaylar, gerçek hayatta -aynen eserde anlatıldığı gibi- yaşanmış olabilir mi? Konuyu arkadaşlarınızla tartışınız. Ulaştığınız sonucu nedenleriyle birlikte tahtaya yazınız.

 

Romanda anlatılan olaylar gerçek yaşamda da gö­rülebilir. Birbirini seven kişilerden biri saf bir aşk beslerken diğeri birtakım çıkar hesapları ya da İnti­kam planları yapıyor olabilir. Romandaki olaylar ger­çek hayatta da görülebilir fakat biraz abartılmıştır.

 

Tanzimat Döneminin yaşama biçimiyle ilgili araştırmanızdan edindiğiniz bilgilerin ışı­ğında romandaki olayların gerçeklikle ilgisini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize ya­zınız.

Romanda anlatılan olaylar Tanzimat Döne­mi sosyal yaşamının gerçekliklerini ortaya koymaktadır. Bu dönemde kişiler arasındaki "Doğu-Batı" çatışması sıkça görülür.

 

  1. 2. Eserin kahramanlarını, bunların olay örgüsündeki işlevlerini defterinize yazdıktan sonra arka­daşlarınızla paylaşınız.

Ali Bey

Kendini iyi yetiştirmiş, bilgili, yakışıklı ve çekingen bir gençtir.

Fatma

Hanım

Ali Bey'in annesi olan Fatma Hanım, oğlunu çok iyi yetiştirir. Özellikle koca­sının ölümünden sonra iyice yaşlan­mıştır. Ölmeden önce oğlunun mürüv­vetini görmek ister.

Mahpeyker

Güzel, alımlı ve işveli bir kadındır. Ai­lesi tarafından sokak hayatına atılmış, ahlak sınırlarını aşmış, erkekleri bir av gibi gören, şehvet düşkünü bir kadın­dır.

Atıf Bey

Ali Bey'in yakın arkadaşı ve sırdaşıdır. Zarif, terbiyeli, düzgün giyimli ve ba­kımlı bir adamdır.

Abdullah

Bey

Çok zengin olmakla birlikte kız peşin­de koşan, ahlaksız kadınlarla düşüp kalkan, her türlü çirkinliğe meyilli bir adam.

Dilaşub

Vücudunun tüm güzellikleriyle tam bir melektir. Ali Bey’in aklını başından alan Mahpeyker'den bile güzeldir.

 

Olayların akışına yön veren en önemli karakterler Ali Bey ve Mahpeyker’dir. Bu iki karakter arasında geçen aşk, nefret ve intikam duygulan olayların seyrini değiş­tirir.

“İntibah” romanının kahramanlarından hangileri tip, hangileri karakterdir? Niçin?

Romandaki kişilerden Ali Bey ve Mahpeyker birer tip olarak görülmektedir. Ali Bey Tan­zimat döneminin okumuş, kültürlü ve deği­şen sosyal yapıya ayak uydurmakta zorluk çeken gençlerini temsil eder. Mahpeyker ise Batı kültürünün neden olduğu sosyal çözülmeyi, ahlaki yozlaşmayı ifade eden bir insandır.

Fatma Hanım, Dilâşub, Atıf Bey, Mesut Bey ve Abdullah Bey ise birer karakterdir.

 

Tanzimat Döneminde yaşasaydınız Ali Bey, Mahpeyker, Dilâşûb, ve Fatma Hanım’a benzeyen insanlarla sokakta, yan komşuda karşılaşma ihtimaliniz var mıydı? Neden?

Tanzimat döneminde yaşıyor olsaydık Ali Bey, Mahpeyker, Dilâşûb ve Fatma Hanım’a ’ benzeyen insanlarla sokakta, yan komşuda karşılaşabilirdik. Çünkü bu kişilerin özellikle­ri dönemin insan tiplerinin gerçekliğine uygundur.

 

  1. 3. Olaylar, genellikle hangi mekânlarda geçmektedir; bu mekânlar eserde nasıl ve hangi yönleri ile anlatılmaktadır?

Olaylar eserin ilk bölümlerinde Ali Bey’in evi ve çev­resinde geçer. Ali Bey, babasının ölümünden sonra Çamlıca’ya gitmeye başlar. Çamlıca, Ali Bey’in kişi­liğinde ve duygularında önemli değişimlere neden olur. Burada Mahpeyker’i görür. Yazar, Çamlıca’nın doğal güzelliklerini betimlemiştir. Buranın güzelli­ği ile Ali Bey’in gönül sarhoşluğu arasında bir ilişki vardır. Çamlıca, Ali Bey ile Mahpeyker’in aşk yuvası olmuştur.

  1. 4. “İntibah”ta anlatılan olayların geçtiği mekânları masal türünde söz edilen mekânlarla karşılaştı­rınız. Farklılıkları söyleyiniz.

 

  1. 5. “… Bir pazar günü iki arkadaş buluştular. (…) Önce birbirlerine şu son otuz altı saat neler yaptıklarını anlattılar. (…) İki arkadaş, akşam üzeri biribirlerinden ayrıldılar. (…) Sabahleyin yor­gun argın kalktı Ali Bey. Anlaşmadan bu yana bir ay geçmesine karşın kadını karşısında görünce şaşırdı adam. (…)” cümlelerinde ifade edilen zamanı yüklemlerin kip ekini de dikkate alarak değerlendir­diğinizde olayın yaşandığı zamanla anlatıldığı zamanın ilişkisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

Verilen parçada cümlelerin yüklemleri görülen geç­miş zaman (-di’li geçmiş zaman) kipleri ile çekimlenmiştir. Öykü ve romanların anlatımında görülen geçmiş zaman ekleriyle çekimlenmiş yüklemler kul­lanılır. Olaylar geçmişte yaşanmıştır. Yazar ise bu olayları izliyormuş gibi olan biteni okuyucuya aktarır.

  1. 6. Romanın genelinde olayların geçtiği zamanı takvimde, zaman sayacında göstermek mümkün müdür? Açıklayınız.

Olayların geçtiği zaman dilimi gün, ay ve yıl olarak belirtilmemiştir. Ancak kişilerin ve sosyal hayatın özelliklerine bakarak olayların Tanzimat dönemini yansıttığını söyleyebiliriz. Olaylar belli bir zaman di­liminde değil, bir süreç içinde yaşanmıştır. Olayın başlangıç ve bitiş tarihi belirtilmemiştir. Ancak bu sürenin bir iki yıl olduğunu söylemek mümkündür.

 

  1. 7. Masallarda anlatılan zamanın özellikleri nelerdir?

 

Masallarda belirli bir zaman yoktur.

 

  1. 8. “İntibah” adlı roman ile masal türünü zaman açısından karşılaştırınız. Farklılıkları arkadaşları­nızla paylaşınız.

intibah romanında gerçek bir zaman dilimi (Tanzi­mat dönemi) vardır. Kişiler, zamanın gereklerine uy­gun davranır, olaylar da zamanın sosyal koşullarına göre gelişir. Masalda ise zaman belirsiz ve gerçeğe aykırıdır, hayalîdir.

 

“İntibah” romanını kişi, zaman, mekân ilişkisi yönünden değerlendiriniz. Bu unsurlar arasında bütünlükten mi, uyumsuzluktan mı söz edilebilir? Açıklayınız.

Eserde kişi, zaman, mekân ilişkisi:

  1. 9. İntibah’ta başından sonuna kadar esere damgasını vuran temel çatışmayı (eserin temasını) defterinize yazınız.

Romana, baştan sona damgasını vuran çatışma “aşk ve ihanettir. Ali Bey’in saf ve temiz aşkına Mahpeyker ihanet eder.

 

  1. 10. Tanzimat Döneminin sosyal hayatı ile ilgili araştırmanızdan edindiğiniz bilgilere dayanarak eser­de ele alınan temanın gerçekliğini belirleyiniz.

Eserde ele alınan tema; aşk ve ihanettir. Dönemin sosyal hayatında da temiz ve saf aşklar ihanete uğ­ramış, gönül kırıklıkları yaşanmıştır.

Romanda hangi edebî akımın etkisi daha güçlü bir biçimde görülmektedir? Çamlıca , tasvirinin yapıldığı ilk bölümden ve eserin diğer tasvir ve tahlil cümlelerinden örnekler vere­rek konuyu tartışınız. Ulaştığınız sonucu sebepleriyle birlikte defterinize yazınız.

İntibah, Türk Edebiyatı tarihinde ilk edebi roman olarak değerlendirilir. Romanda ro­mantizm akımının etkisi görünür. Roman­tizm uzun çevre betimlemeleri ve kişilerin iç dünyalarının anlatılması biçiminde etkisini gösterir. Ro­manda Çamlıca tasvirleri yapılırken şu ifadeler yazarın duygularını da ortaya çıkarıyor:

“Zümrütten yapılmış bir aynaya benzeyen gökyüzünü, bir örtü gibi beyaz bir bulut kaplamıştı. Güneşin ışınları, kibar ve nazlı bir kadının güzelliğinin parıltıları gibi her yeri aydınlatıyor ama yakmıyordu. Sık yapraklı ağaçla­rın gölgeliklerine yaslanıp uzanan çimenlerin, çevreleri­ni küçümser gibi bir duruşları vardı…"

Yazar, romantizmin etkisiyle okuyucunun duygularını şu cümlelerle etkiliyor:

Hiç ummadığı, daha doğrusu aklından bile geçirmediği bir sırada babasını, o aziz varlığı, sonsuza dek yitirdiğini görünce tüm yaşam arzusunu da yitirdi…. Böyle toy bir çocuk, namuslu bir kadının bu tip işaretler vermeyece­ğini nasıl bilsin?…. Zavallı delikanlının tüm emelleri ara­ba biçimine girmiş, kendisine doğru geliyordu…. Güzel erkekleri çok severdi, tıpkı bir yılanın çiçeği sevişi gibi. Yılan adama nasıl sarılırsa bu kadın da öyle sarılırdı.

 

 

Eserin sosyal hayatla ilişkisini belirleyiniz ve aşağıdaki noktalı yerlere yazınız.

“İntibah” romanında ele alınan  teması sosyal hayatla ilişkilidir. Çünküdönemin sosyal hayatında da temiz ve saf aşklar ihanete uğ­ramış, gönül kırıklıkları yaşanmıştır.

  1. 11. Ali Bey’in yetiştirilme şekli ve ailesinin koruyucu tavrı, onun hata yapmasına engel olabilmiş midir? Neden?

Ali Bey’in ailesi onu aşırı şekilde korumuş ve iyi ye­tiştirmiştir. Toplumu ve insanları iyi tanıyamayan Ali, kendisine işve yapan ilk kadına derin bir aşkla kapıl­mış ve hayatına mal olacak darbeler yemiştir.

 

  1. 12. Eserin olay örgüsü Ali Bey’in aile hayatı çevresinde gelişmektedir. Bu durumun nedenini arka­daşlarınızla tartışınız. Ulaştığınız sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

Eserin olay örgüsü Ali’nin ve ailesinin etrafında geç­mektedir. Bunun nedeni yazarın vermek istediği dü­şünceyle ilgilidir. Yazar, toplumdaki ahlâkî çöküşün getirdiği bozulmaları ve insanların bu bozulmalar­dan nasıl zarar gördüğünü anlatmak istemiştir. Ali ve ailesi, toplumdaki bu çöküşten etkilenen, dağı­lan, parçalanan aileleri ifade etmektedir.

 

  1. 13. “İntibah” romanından alınan aşağıdaki paragrafı okuyunuz.

.. (Doğu hayalciliğine çok alışık olduğumdan mıdır, nedir, gülden söz ettikçe bülbül gelir ak­lıma. Genelllikle divan ozanlarımızın iddialarının tersine, bülbülün güle sevdalanmadığını bilirim. Ama o zavallı kuşun sevdalı duruşuna baktıkça minicik yüreğinde yüce bir sevginin gizlenmekte olduğuna inanmaktan da kendimi alamam. Eğer bülbül gerçekten sevdalıysa bu, özgürlüğe olan sevdadır. Çünkü güller arasında rahatça dolaşıp güzel güzel öterken zavallı bülbülü yakalayıp bir kafese koyarlar. Artık özgürlüğünü yitirmiştir o. Değil şakımak, yaşamak bile onun için ağır bir yük olmuştur…) Galiba biz konuyu biraz fazla uzattık. Amacımız, Çamlıca’yı göstermek için baharın tüm niteliklerinden yararlanarak romanımıza giriş yapmaktı (…) Herkesin bildiği gibi ciddi konula­rın hemen çoğu uysallıkla başlar. Zavallı genç adam, arkadaşlarının hatırım kırmamak için giriştiği bir hareketin ilerde başını ne gibi dertlere sokacağını daha o günden nasıl tahmin edebilirdi?”

Okuduğunuz parçada konuşan kimdir? Buradan hareketle romanın kim tarafından anlatıldığını, anlatıcının bakış açısını kısaca açıklayınız.

Verilen parçadan da anlaşıldığı gibi yazar, eser­deki kişilerin ruhsal ve fiziksel bütün özelliklerine hâkimdir. Onların neyi niçin yaptıklarını bilen yazar, olayları İlâhî bakış açısıyla anlatmıştır. Parçada ko­nuşan üçüncü tekil kişidir.

 

  1. 14. Ali Bey niçin Mahpeyker’e gönül vermiştir?

Mahpeyker’in gizemli davranışları ve yaptığı işa­ret Ali Bey’i önce meraklandırmış, sonra da derin bir aşka sürüklemiştir. Ali Bey'in bu kadar kolay ve tutkulu biçimde aşık olması onun insanlara çabuk kanmasıyla da ilgilidir. Çünkü annesi tarafından hep korunmuş ve toplum içine pek çıkmamış toy bir de­likanlıdır.

 

  1. 15. Ali Bey’in tanıtıldığı veya yazarın okuyucuya bilgi verdiği bölümlerden hareketle eserin eğitici yönünün olup olmadığını tartışınız. Ulaştığınız sonuçları defterinize yazınız.

Eserin eğitici yönü vardır. Ali Bey’in saflığı başına türlü dertler açmıştır. Yazar, insanlarla ilişkilerde tedbirli olmanın, birine güvenme konusunda iyi dü­şünmek ve körü körüne bağlanmamak gerektiğinin önemi üzerinde duruyor. Okuyucu da bu felaketleri görerek çevresindeki insanlarla ilişkilerinde daha temkinli olacaktır.

 

Tanzimat Dönemi sanatçılarının sanat anlayışını hatırlayınız. Namık Kemal’in sanat anlayışı ile Tanzimat Dönemi sanatçılarının sanat anlayışını karşılaştırınız. Benzerlik ve farklılıkları söyleyi­niz. Bu dönemin eserlerinde ele alınan belli başlı temalar ile sanat anlayışının ilgisini açıklayınız.

Tanzimat edebiyatının birinci döneminde sanat toplum içindir anlayışı vardır. Namık Kemal'de sanat toplum içindir anlayışıyla eserler vermiştir. Tanzimat edebiyatının birinci döneminde roman ve hikayede "yanlış batılılaşma, kölelik, mirasyedilik" gibi temalar işlenmiştir. Bu da sanat toplum içindir anlayışıyla hareket edildiğini gösterir.

 

  1. 16. Romandan alınan aşağıdaki metni okuyunuz.

..Artist gibiydi kadın. (…) – İki gözüm Aliciğim! (…) – Etme Aliciğim! (…) – Kaderimde bugünleri görmek de mi vardı? (…) – Allah aşkına beş dakika beni dinle de cürmüm var ise öldür! (…)- Vah! Vah! Gülmeden, eğlenmeden başka bir şey düşünmeyen Mahpeyker şimdi intikam heveslerine düştü. Bu melek gibi vücuda o kadar korkunç hayaller yakışır mı? Amma niçin yakışmasın? Azrail de melek… ”

Romanda konuşma diline yakın bir söyleyişin kullanılması ile Tanzimat sanatçılarının sanat anlayı­şı arasında nasıl bir bağ kurulabilir? Düşüncelerinizi açıklayınız.

Tanzimat sanatçıları, özellikle birinci kuşaktakiler, edebi eserlerde halkın konuşma diline yer vermek gerektiğini savunmuşlar fakat bu düşüncelerini tat­bik etmemişlerdir. Namık Kemal’in bu parçada hal­kın konuşma diline yakın bir üslup kullanması da bundandır.

 

  1. 17. “İntibah” romanında yerli ve mahallî unsurların olup olmadığını tartışınız. Ulaştığınız sonucu def­terinize yazınız. Romanın yerli ve mahallî unsurlar taşıdığı sonucuna ulaştıysanız halktan kahramanlara ve ağız ifadelerine eserden örnekler veriniz.

“Periler gibi güzel, üzüntüsünden deli olacaktı…” gibi ifadeler halkın kullandığı tabirlerdir. Romandan alınan bu bölümlerde halktan kişilerin konuşmaları­na yer verilmemiştir.

  1. 18. Namık Kemal, bu eseri niçin yazmış olabilir?

Namık Kemal, toplumsal yaşamda batılılaşma ile başlayan bozulmaları, aile kurumunun yıkılışını ve kadınlardaki ahlaki çöküşü anlatmak için bu eseri yazmıştır.

“Felâtun Bey ile Rakım Efendi” ve “İntibah” adlı romanların tema bakımından benzer yönleri nelerdir?

“Felâtun Bey ile Râkım Efendi" ve “İntibah” adlı romanlar toplumsal çözülmeyi ve in­sanlardaki olumsuz değişimi ele almıştır. Felâtun’un sevgilisi Polini ile Ali Bey’in sevgi­lisi Mahpeyker’in karakter özellikleri hemen hemen aynıdır. İkisi de para ve şehvet düşkünüdür. Bu karakterler, romandaki temanın daha güçlü biçimde or­taya çıkmasını sağlıyor.

 

“Tahir ile Zühre” adlı halk hikâyesiyle “İntibah” adlı romanı olay örgüsü, kişiler, tema, zaman, mekân, dil ve anlatım yönlerinden karşılaştırınız. Benzer ve farklı yönleri defterinize yazınız.

Ölçütler

İntibah

Tahir ile Zühre

Benzerlikler

Farklılıklar

Olay

Örgüsü

Olay örgüsü doku­zuncu etkinlikte gös­terilmiştir.

önceki etkinlik­lerde verilmiştir.

Olayların sonunda kahramanlar ölür.

İntibah sosyal gerçekliğe uygundur. Halk hikâyesi ise abartılıdır.

Kişiler

Ali Bey, Fatma Ha­nım, Atıf Bey, Mah- peyker, Dilâşub, Ab­dullah Bey

Tahir, Zühre, pa­dişah, vezir…

Mahpeyker ile Abdul­lah Bey’in kötü davra­nışları Karadiken ile benzerlik gösterir.

Intibah'taki kişiler bir döne­min insan tipini temsil eder­ler. Hikâye’deki kişiler ise hayalidir.

Tema

Yanlış insana duyu­lan aşk

Aşk ve ayrılık

Aşk duygusu benzer­lik gösterir.

Romandaki aşk sahte, hikâyedeki aşk samimidir.

Zaman

Tanzimat dönemi

Tahminen 16- 17. asırlar

“bir gün, bir yıl, ertesi gün” gibi ifadeler

Romanda zaman bellidir, halk hikâyesinde belirsizdir.

Mekân

İstanbul, Çamlıca, eğlence yerleri, kır­lar, gezinti yerleri

Saray, Mardin Kalesi…

Romandaki gezin­ti yerleri ile halk hikâyesindeki bahçe­ler, bağlar.

Romandaki mekânlar dö­nemin mimarisini yansıtır. Halk hikâyesindekiler hayal ürünüdür.

Dil ve Anlatım

Roman tekniğine uygun bir anlatımla yazılmıştır.

Halkın konuşma diliyle yazılmış­tır.

Anlatmaya bağlı bir metin olmaları ve düzyazı ile yazılmış olmaları

Açık, sade ve akıcı bir anla­tım; düzyazı ile birlikte man­zum kısımlar

 

  1. 19. İntibah romanından hareketle Namık Kemal’in fikrî ve edebî yönü ile ilgili çıkarımlarınızı ifade ediniz.

Namık Kemal, Çamlıca betimlemelerini ve karakter­lerin ruh tahlillerini yaparken kendi hislerini de be­lirtmiştir. Beğendiği ya da beğenmediği yönleri ifade etmiştir. Bu yaklaşımı, onun romantizmden etkilen­diğini gösterir.

Namık Kemal için aşk çok değerli bir duygudur ve kişi aşık olmadan karşısındaki insanı çok iyi tanı­malıdır. Aksi halde kapanması zor yaralar alır. Aşk duygusunun değerini düşüren en büyük etken top­lumsal çözülme ve insanlardaki ahlak problemidir. Namık Kemal, toplumdaki bu sorunun önemini orta­ya koymak ister.

 

Etkinlik:



Eser realizm akımın etkisinde yazılmıştır. Kişiler olay olay örgüsü ve mekan realist özellikler gösterirken yer yer romantizm akımının özellikleri d görülmektedir.

8- Tema: Esarettir. Sergüzeşt macera anl***** gelmektedir. Romanda da dilberin esir hayatından kurtulmak için verdiği mücadele ve yaşadığı maceralar anlatıldığından kelime anlamı ile tema arasında bir bağlantı olduğunu söyleyebiliriz. Çeşitli alternatifler her zaman vardır. Misalen: Kafkas Kızı, Çile, Dilber vs başlıklarda romana koyulabilir.

9- Romanda köle ticareti ve esir hayatı anlatılmaktadır. Bu durumu günümüzle eşleştirmeye çalışamayız çünkü günümüzde köle ticareti yok denecek kadar azdır.

10- Toplumu oluşturan en küçük birim aile olduğundan aileyi etkileyen her olay toplumu da etkiler. Bu yüzden eserlerde aile hayatı ön plandadır.

11- Anlatıcı İlahi bakış açısına sahiptir. 3. Tekil kişi ağzından anlatılmıştır. Anlatıcı Dilberin başından geçenleri kişilere müdahale etmeden tarafsız bir şekilde anlatmıştır.

12- Evet içerir. Yazar sosyal sorunların varlığını işaret ederek toplumu bu konuda bilinçlendirmek istemiştir. B) Tanzimat dönemi romancıları genellikle halka ders vermeyi amaçlamışlar. Toplum için sanat anlayışını benimsemişlerdir.

13- Sergüzeşt romanı için: dil daha sadedir, olağanüstü olaylar yoktur, halka hitap eden bir eserdir. Seciye yer verilmemiştir. (seci: düzyazıda kelimeler arasında ki kafiyeye verilen addır)

2. Etkinlik: Pas (burayı defterime yazmamışım, bir yerlerden bulabilirsem buraya eklerim.)

14- Sami Paşazade Sezai:

a. Sanat toplum için anlayışını benimsemiştir.

b. İyi bir hikaye yazarıdır.

c. Yazdığı hikayelerde realizmin etkisi görülür.

d. Romantizme uygun şiirler yazmıştır.

e. Sade bir kullanmıştır

f. Modern hikayenin kurucusudur.

B) yazar konakta büyümüştür. Bu yüzden konak hayatını, buralarda çalışan insanlarla işverenler arasında ki bağı iyi bilmektedir. Burada da görüldüğü gibi yazar kendi deneyimlerini toplumu etkileyen bir olay üzerine kurgulayarak yazmıştır .









Sayfa 61



soru 1.a:Metnin olay örgüsü şu şekildedir.

-Canan'ın satın alınması

-Felatun Bey'in Polin'i ile birlikte olmaya başlaması

-Canan'ın Rakım'a aşık olması

-Rakım'ın Felatun ile karşılaşması

-Jozefino'nun Rakım'ın evine gelmesi

-Felatun'un mutasarrıf olması

-Canan'ın iyileip evlenmesi

-Rakım'ın Canan'la evlenmesi

1.b:Yazarın görüşlerini belirtmesi roman tekniği açısından büyük bir kusurdur.Yine yazarın bu tarz müdahaleleri okuyucuya eğitme amacı gütmesi,olay örgüsünü şekillendirmiş

2.uygundur.O dönemdeki mirasyedi tiplerin batılı yaşam tarzını benimseyip romandaki olaylarla karşılaşması uygun

3.Belirli davranışlar sergileyip çevreyi etkiliyor.Tiptir.



Karakter çözümleme tablosu



Felatun bey

mirasyedi

Mirasyedi olmasu uçarı olmasına sebep olmuş

kendini bırakmıştır

yoktur

ben olsam böyle uçarı davranışlar sergilemem

Gerçek hayatta var(alt alta yazdım arkadaşlar sırayla yazın)

Rakım Efendi

Çalışkan

Kişiliğinin güçlenmesini sağlamış

Daha dikkatli davranmakta

Can,Canan ve Jozefino üzerinde etkili

Bende onun gibi davranırdım

var

Canan

Sevgisini saklayan

Özgürlüğü alınmış

Çaresiz kalmakta

Yok

Ben olsam sevgimi saklamam

Var

Jozefino

Dost canlısı birisi

Etkisi yoktur

Olaylar karşısında bir tavır sergileyememiş

yok

Gerçek hayatta var

Soru 4:Fötür şapkalı olan(sol taraftaki)Batılı yaşamın temsilcisi Felatun

Fesli olan(sağ taraftaki)Geleneksel yaşamın temsilcisi Rakım

Soru 5: Doğu batı çatışması tema:yanlış batılılaşma

Soru 6:Rakım Efendi ile Canan Romantizmi en iyi ifade eden kahramanlar.Rakım'ın geleneklerine Bağlı yapısı Canan'ın aşkı Romantizmle örtüşüt

Soru 7:Yanlış batılılaşmadır.Kendi milli kültürünü bırakıp Batıya körü körüne bağlı insanlar günümüzde mevcut

soru 8:yapmamışım

Soru 9:a.Okuyucuya bilg vermek amaçlanmış.İçermektedir

b.Roman halkı eğitmek,onlara ders vermek için kullanılabilecek bir araçtır.Sanatta fayda ön plandadır.Romanın halka hitap etmesi sebebiyle konuşma dili unsurlarıyla sade bir dil kullanılmıştır.

11.Dönemin sosyal bir sorununu yansıtması romanın tarihi bir belge değeri taşımasını sağlar

 

 

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Mustafa Meraki Efendi'nin oğlu Felatun Bey, babası gibi giyime kuşama çok düşkün biridir. Var­lıklı bir aailenin çocuğu olduğu için su gibi para har­car. Ona göre Batılılaşmak, lüks yaşamak, şık giyinmek ve eğlence yerlerinde gezip tozmaktır. Felatun Bey, yarım yamalak Fransızcasıyla yabancı aileler arasında dolaşmaktan zevk almakta, belli bir iş tutmamakta, zamanı mağazaları dolaşmakla, el­bise provaları yaptırmakla, eş dost ziyaretleriyle ge­çirmektedir. Babası ölünce büyük bir mirasa konar; ancak varını yoğunu tanıştığı bir İtalyan kadın oyuncuya yedirir. Baba mirasını hepten tüketince, eski aile dostları yardımına koşar, ona istanbul dışında bir iş bulurlar. Felatun Bey, büyük bir utanç­la İstanbul'dan ayrılmak zorunda kalır.





Rakım Efendi, Felatun Bey'in tam karşıtı bir tiptir. Küçük yaşta anasız babasız kalmasına, çok yoksul olmasına rağmen dadısının yardımıyla ken­dini çok iyi yetiştirir. Çamaşırcılık yaparak kendisini büyüten dadısına minnettardır; kişilikli bir insan olur. Çok çalışarak Fransızca öğrenir, kendisine iyi bir iş bulur, yabancılara Türkçe dersleri verir. Evine cariye olarak aldığı Canan'ı eğitir, yetiştirir ve so­nunda onu severek onunla evlenir. Mutlu bir evlilik yaşarlar.

I. OLAY ÖRGÜSÜ



Romanın kahramanlarından Felatun Bey ile Rakım Efendi aynı yaşlarda, aynı derecede eğitim görmüş yakın iki arkadaştır. Felatun Bey isminden dolayı kendini çok bilgili, kültürlü biri olarak görür çevresine de böyle görünmeye çalışır. Hararetli bir kitap toplayıcısıdır. Yeni çıkan ilmi eserlerin hepsini üzerine adının ilk harflerini yazdırmak suretiyle ciltlettirip getirterek kitaplığına koyar. Fakat o, aldığı kitapları hiçbir zaman açıp okumaz. Kendileri büyük bir devlet dairesinde çalışmakla birlikte, buraya pek uğramayıp her geçen gün değer yargılarına biraz daha yabancılaşarak güzel Fransız kadınlarıyla çıkarlara dayanan kısa ömürlü aşklar yaşarken, kötü sonunu hazırlamakta olduğunun farkında değildir.

Rakım Efendi ise tam tersi, ağırbaşlı, çalışkan, vaktini boşa harcamayan biridir. Onun ilişkileri karşılıklı çıkarlara dayanmamaktadır. Rakım Efendi de gezip eğlenmeyi, çalgılı alemleri sevmektedir ama, ona göre her şeyin bir ölçüsü vardır. Rakım Efendi, Fransızca, Arapça ve Farsça’yı anadili gibi bilmektedir. Onun bu özelliği, Asmalımescit semtinde oturan İngiliz ailenin dikkatini çeker ve evin kızlarının babası Bay Ziklas, Rakım Efendi'den, kızlarına ders vermesini ister. İngiliz kızlarına ders vermeye başlayan Rakım Efendi, bu kızlardan birinin kendisine aşık olduğunun farkında değildir. Kendisi de ev işlerine yardım etmesi için alınan güzel hizmetçisi Canan'a âşık olmuştur. Çaresiz fakat, temiz aşklar ile karşı karşıya kalan Rakım Efendi ile menfaatler üzerine kurulu ilişkiler içinde yaşayan Felatun Bey'in maceralarını okurken, bir dönemin yaşantı biçimini oluşturan değer yargılarının panoramasıyla karşılaşacaksınız.

Bu romanda A.Mithat'ın ortaya koyduğu temel karşıtlık Felatun Bey’le Rakım Efendi'nin temsil ettikleri tembellikle israf ile çalışkanlık ve tutumluluk arasındadır. A.Mithat, batılılaşmayı yanlış anlayan Felatun Bey'in karşısına doğru anlayan Rakım Efendi'yi koyarak ideal sayabileceğimiz bir Osmanlı efendisi çizer. Romanda Felatun'dan daha çok üzerinde durulan Rakım para işlerinde dikkatli,çalışarak kazanan,fakirken durumunu düzeltebilen başarılı bir adamdır.Rakım'ın biraz da A.Mithat'ın kendisi olduğu ortadadır.Bu iki adamı karşılaştırmak amacı romanın konusunu da belirler.Felatun ile Rakım'ı benzer olaylar ve durumlar içerisine yerleştirerek aralarındaki farkı belirler.





II. TEMALAR





Ferdi Tema



Eserde en çok dikkat çeken ferdi temaların başında aşk konusu gelmektedir.Rakım ile Canan arasında yaşanan saf ve temiz aşk, bu duygunun kural ve sınıf tanımadığını ortaya koyması bakımından önemlidir.Öyle ki biri kültürlü öbürü ise para karşılığı satın alınan cahil birisidir, ancak bunun yanında Canan zamanla Rakım tarafından- bir nevi yazarın isteğiyle diyebiliriz- kendisine layık bir duruma getirilince bu fark ortadan kalkmıştır.Diğer yandan İngiliz kızlarının özellikle Can’ın Rakım’a karşı beslediği karşılıksız aşk duygusu da dikkate değer bir olaydır.

Eserde şehvet duygusuna da yer verilmiştir.Josefino’nun kendinden yaşça küçük olmasına rağmen Rakım’a karşı hissettiği cinsel duygularla karışık insani sevginin romanda önemli bir yeri vardır.

Kıskançlık duygusuna da az da olsa aşk duygusu dahilinde yer verilmiştir.Bu daha çok paylaşmaya karşı duruş şeklindeki bir histir.Bu duyguyu da gerek Canan’da gerek İngiliz kızlarının her ikisinde de birbirlerine karşı kendini göstermektedir ki bu da yine Rakım’a karşıdır.

Ayrıca acıma duygusu da güçlü bir şekilde hissettirilmiştir.Rakım Can’ın kendisine karşı beslediği tek taraflı aşk yüzünden düştüğü amansız hastalık nedeniyle her geçen gün daha da erimesini görünce ona çok acımaktadır.Ancak bu hastalığın sebebinin kendisi olduğunu öğrenince, üzüntüsü ve acıma duygusu onda adeta ıstırap haline gelmiştir.



Sosyal Tema



Eserde sosyal tema ferdi temaya göre daha arka planda kalmıştır.Aslında yazar ağırlıklı olarak tek bir sosyal temayı işlediği için eserin bütününden bu konuyu çıkarmak pek kolay değildir.Bu konu ise “Batılılaşma” konusu ve batılılaşma karşısında bizim toplumumuzun ve kültürümüzün nasıl etkilendiği meselesidir.Eserde Rakım Efendi ve Felatun Bey, iki örnek tip ele alınarak batılılaşmayı nasıl anladığımız masaya konmaya çalışılmıştır.Batılılaşma ve çağdaşlaşma yolunda Avrupa’dan yalnız bilim ve teknik yönünden faydalanmamız gerektiği gerçeği okuyucuya verilmek istenmiş.Bunun dışında kalan yaşam biçimi, milli zevklerimiz, milli kültürümüz asırların birikimiyle zaten bizde en özgün biçimde mevcuttur düşüncesi dile getirilmiştir.

Eserde bunun yanında o zamanların amansız hastalığı olan “Verem” konusu da işlenmiştir.Bu hastalık o zaman için tedavisi olmayan ve kurtuluşu zor olan bir hastalık olduğu için halk arasında korku duyulan bir durumdur.





III. KİŞİLER





A.Fonksiyonları Bakımından Kişiler

a.Birinci Derecedeki Kişiler



Rakım Efendi: İki zıt tipin karşılaştırılması şeklinde oluşturulan bu romanda en çok konu edilen kişi Rakım Efendi ağırbaşlı, çalışkan, vaktini boşa harcamayan biridir. Onun ilişkileri karşılıklı çıkarlara dayanmamaktadır. Rakım Efendi, Fransızca, Arapça ve Farsça’yı anadili gibi bilmektedir. Bu özellikleriyle Rakım Efendi kültürlü, bilgili, çağdaş ve batılılaşmayı doğru anlayan bir tip olarak göze çarpmaktadır. Aynı zamanda o,ahlaklı ve iyi huy olarak gördüğümüz tüm davranışları üzerinde toplamıştır ki bu yönüyle tam bir Osmanlı beyefendisi özelliği göstermektedir.

Rakım Efendi saydığımız özellikleriyle adeta okuyucunun zihninde bir melek olduğu düşüncesini uyandırmıştır. Ancak yazar bu durumda romana müdahale ederek Rakım Efendi’nin sonuçta bir insan olduğu gerçeğini okuyucuya göstermektedir. Bunu da roman içerisinde gerek Josefino ile girdiği gizli, ancak pek de fena sayılmayacak ilişkiden gerek ev içinde Canan ile girdiği ilişkiden gerekse de çok nadir de olsa Felatun Bey hakkında zihninden geçirdiği haklı ve olumsuz düşüncelerden yararlanarak okuyucuya göstermektedir.



Felatun Bey: Romandaki zıt kişiliklerden olumsuz tarafı temsil eden Felatun Bey isminden dolayı kendini çok bilgili, kültürlü biri olarak görür çevresine de böyle görünmeye çalışır. Kendileri her geçen gün değer yargılarına biraz daha yabancılaşarak güzel Fransız kadınlarıyla çıkarlara dayanan kısa ömürlü aşklar yaşarken, kötü sonunu hazırlamakta olduğunun farkında değildir.

Yazar bu tip sayesinde okuyucuya yapmaması gereken davranışları açık bir şekilde söylemekte ve okuyucunun Rakım Efendi ile bu tip arasında bir seçim yapmasını istemektedir, ancak Felatun Bey’in çirkin taraflarını göstererek seçimi okuyucuya bırakmıştır. Ayrıca zamanın genel düşünce yapısı Felatun Bey üzerinde toplanarak taklitçiliğin etkisiyle kişinin yozlaşması okuyucuya çok çarpıcı bir şekilde verilmiştir.





b.Hasım veya Karşı Gücü Temsil Eden Kişiler



Romanda varlığını açık olarak hissettiğimiz düşman veya karşı gücü temsil eden bir tip bulunmamaktadır, ancak bu bahiste Rakım Efendi’nin tam zıttı davranışlar sergilemesi bakımından Felatun Bey’i zikredebiliriz.





c.Arzu Edilen ve Korku duyulan Kişiler ya da Kavramlar



Burada Canan’ın adını verebiliriz. Rakım Efendi Canan’ı satın aldığı ilk sıralarda bu kızın sağlıksız ve bakımsız durumda olması sebebiyle Canan’a herhangi bir ilgi duymamıştır, fakat Canan’daki zarifliği ve güzelliği daha ilk bakışında fark etmiştir. Dadı Kalfa’nın iyi bakıcılığı ve Rakım’ın da çok yakın olarak ilgilenmesi sonucunda adeta Canan’ın içindeki cevher ortaya çıkmıştır. İleride yönlendirici kişiler bahsinde sayacağımız Josefino’nun etkisi yardımıyla da Rakım bu çekiciliğe daha fazla karşı koyamamıştır.Bunun yanında Dadı Kalfa da Canan’ı etkilemekte ve ona Rakım’ı nasıl etkileyeceği konusunda taktikler vermektedir.Gerek Dadı Kalfa gerek Josefino mükemmel kişiliklere sahip olan bu iki çocuğun birbirine çok yakışacağını düşünmekte ve her ikisi de bu çocukları etkilemek ve birbirine kavuşturmak için başarılı olana kadar büyük çaba harcamışlardır.





d.Yönlendirici Kişiler



Josefino: Bu kişi roman içerisinde büyük bir etkiye sahip olması sebebiyle önemli bir yere sahiptir. Bir arkadaş toplantısında Rakım’la tanışan Josefino Rakım’la daha yakın bir ilişki kurmak için özel bir çaba harcamış, Canan’a ders vermeyi sadece Rakım’ın dostluğu karşısında kabul etmiş, kısa süre sonra Beyoğlu’ndaki kendi evinde Rakım’la bir muhabbet içerisine isteyerek girmiştir ve böylece kendi egosunu tatmin etmiştir. Belki bu tatminlikten dolayıdır ki yaşça küçük olmasına rağmen çok beğendiği Rakım’ı en az Rakım kadar sevdiği Canan’a daha layık gördüğünü söylemiştir.Bu yolla Canan’la Rakım’ın mutluluğuna büyük katkıda bulunmuştur.



Dadı Kalfa(Fedayi):Yönlendirici özelliği Canan üzerinde ağır basan Fedayi eve ilk geldiği sıralarda toy ve eğitimsiz olan Canan’ın yetişip serpilmesinde büyük etki yapmış, Rakım’ın gözü önünde Canan’ın yeniden doğmasını sağlamıştır. Bunu yaparken de bu iki çocuğu birbirine çok yakıştırdığı için kızın içine Rakım’a karşı aşk tohumunu kendisi serpmiştir. Bu kişinin evde yapılması gereken bazı işlerin ve halledilmesi gereken eksiklerin tamamlanması için Rakım’ı uyarması bakımından da bir yönlendirici tarafı bulunmaktadır.



Doktor Z: Doktor İngiliz kızın Rakım’a karşı duyduğu derin aşk sebebiyle ince hastalığa düştüğü sırada romana girmiştir. Yaptığı ilginç muayene sonunda teşhisi koymuş ve kızın dermanının da Rakım Efendi’de bulunduğunu belirtmiştir. Burada Mister Ziklas’ı kızla Rakım’ın evlenmesi gerektiğine inandırması bakımından yönlendirici bir kimliğe sahiptir.



e.Alıcı Kişiler



Can: Bu romanda alıcı kişi olarak en başta Can’ı sayabiliriz. Rakım bu İngiliz kızlara ders vermeye başladıktan ilk zamanlardan beri her ikisini de büyük ölçüde etkilemiştir, ancak bunun farkında değildir. Gerek düzgün bir fizik ve yüz yapısına gerek iyi huy ve ahlaka sahip olması bakımından kızlara kendisini sevdirmiştir.Öyle ki, Can aradan geçen yaklaşık bir sene sonra devasız bir derde tutulmuş,günden güne erimeye başlamıştır.Tabii ki Rakım’ın bu durumdan haberi ancak bu anda oluyor.Ancak anlaşılmaz bir şekilde Can yakalandığı bu amansız hastalıktan kurtuluyor ve tekrar hayata dönüyor.Bu olayda Can’ın rolüne bakacak olursak Can kendi kendini böyle bir derde düşürüyor ve sonunda da akıl almaz zararlar görüyor.



Margrit: İngiliz kızlardan Margrit kardeşi Can kadar etkilenmese de roman içinde Rakım’dan o da etkilenmiş ve hayatından eskisi kadar zevk almamaya başlamıştır. Zira Margrit de babası tarafından bu olaylarda daha fazla zarar görmemesi için İstanbul’dan başka bir yere gönderilmiştir. Kısaca Margrit için de Rakım’la yakınlaşması sonucu onun da olumsuz yönde etkilenen kişilerden olduğunu söyleyebiliriz.



Polini: Bu kişilik romanda para ve zevk düşkünü olan ve varlıklı erkekleri sömüren bir özellikte verilmiştir. Bu kadın alafranga kültürünün tipik bir örneği olarak görünmekle beraber hafiften de meşrep biridir. Roman içerisinde Felatun’a kumar gibi kötü bir alışkanlık karşısında destek olmakta onu teşvik etmektedir.Gece alemlerinde,kumar masalarında Felatun’un serveti tükenince Polini Felatun’u terk etmiş,ancak Rakım’ın tüm uyarılarına rağmen Felatun bu olaydan sonra durumu anlayabilmiştir.Bu özellikleriyle Polini çıkarcı ve şeytan kadın olarak karşımıza çıkmaktadır.





f.Yardımcı Kişiler



Mister ve Misters Ziklas: Bu iki kişilik sadece Rakım Efendi’nin iyi özelliklerini dile getirme, okuyucuya sunma, aynı zamanda Felatun Bey’in çirkinliklerini de hatırlatarak bu iki kişilik arasındaki farkın hatırda kalmasını sağlamak amacıyla romanda yer almaktadır. Aslında iyi ile çirkin olanın karşılaştırılmasının yapıldığı romanda gerçekte yazarın düşünceleri olan iyi huy ve erdemlerin savunulması çoğunlukla bu iki kişinin ağzından verilmek istenmiştir.Bu kişilerin romandaki rolleri bundan ibarettir ve yardımcı kişi olarak gözümüze çarpmaktadırlar.



Dekoratif unsur Durumundaki Kişiler ve Kavramlar



Mihriban Hanım: Roman içerisinde pek bir görevi olmamakla beraber Felatun Bey’in kardeşi olarak ara sıra hatırlanmaktadır. Mihriban Hanım alafranga hayatı seçmiş olan bir aileden gelmiş olmasına rağmen babasının ölümünden sonra Felatun Bey kendisiyle ilgilenmemiş, kendisi de orta halli biriyle evlenerek alaturka hayata mahkûm olmuştur. Bilgisiz ve narin yetiştirildiği için bu evlilikten sonra kocası tarafından bir eğitime tutulmuştur. Kişinin aslına dönmeye mecbur kalmasını göstermesi bakımından romanda önemli bir yere ve role sahiptir.





B. Tipleri Bakımından Kişiler

B.1. Toplumsal Tipler

B.1.1. Kadın Tipleri

B.1.1.a. Orta Halli ve Koruyucu Kadın Tipi



Dadı Kalfa(Fedayi): Bu romanda Fedayi koruyucu kadın tipine en iyi örnek olarak görünmektedir. Rakım Bey’in babası öldükten sonra Rakım’ın annesiyle beraber bu çocuğa annelik yapmış, annesi öldükten sonra da Rakım’a adeta can yoldaşı olmuştur. Kendi çocuğu yerine koyduğu Rakım’ın mürüvvetini görmeyi tam bir anne edasıyla istemiştir. Rakım’ın Canan’ı satın almasından sonra da Canan’ı kızı yerine koymuş ve Rakım’a karşı sergilemiş olduğu koruyuculuk görevini Canan’a da göstermiştir.Romanda almış olduğu isim de bu özelliğine uygunluk göstermektedir.





B.1.1.b. Düşmüş Kadın Tipi



Polini: Bu tipe birebir uymamakla beraber Polini’yi, Felatun Bey’in serveti tükenince onu terk etmesi bakımından bu bahiste yazabiliriz.Polini bir hayat kadını değildir ancak yiyici bir kadın olarak görünmektedir.Onun bu durumu ise Felatun hariç bütün Beyoğlu ahalisi tarafından bilinmektedir ve Rakım tarafından da uyarılmasına rağmen Felatun kendini bu gafletten kurtamaya bile çalışmamıştır.Bu tipin romandaki bir başka özelliği de erkeği avucunun içine almayı çok iyi beceren bir karaktere sahiptir.



B.1.2. Genç Kız Tipleri

B.1.2.a Duygulu(Onurlu) Genç Kız Tipi



Can: Bu romanda Can kendi içinde yaşadığı fırtınaları dışa vurmayan veya vuramayan, hislerini içine atarak sonunda kendi çöküşünü hazırlayan, ancak ölüm döşeğinde duygularını dışa vurabilen bir tip olarak karşımıza çıkmaktadır.Tüm bu iç fırtınalarına rağmen kalbinde başkası olduğuna inandığı Rakım’ı kendisi gibi feci bir sona mahkum etmemek için reddetmiştir.Anlaşılmaz bir şekilde hayata tekrar döndükten sonra da neredeyse kendi sonuna sebep olacak olan aşkını kalbine gömmeyi başarmıştır.



Margrit: O da kardeşi gibi duygulu bir kişiliğe sahiptir.En az Can kadar Rakım’dan etkilenmiş ve kardeşi hayattan kopmaya başladıktan sonra da onun gibi olmamak için duygularına esir olmadan onları bastırmayı başarmıştır.Fakat İstanbul’dan ayrılırken o da sırrını Rakım’a açmıştır.



B.2. Fırsatçı Tipi



Rakım Efendi: Rakım Efendi genç yaşta olmasına rağmen büyük bir olgunlukla kendi durumunu düzeltmek ve ailesi saydığı iki kişiyi daha rahat yaşatmak için eline geçen fırsatları değerlendirmeyi bilmesi bakımından fırsatçı bir kişiliğe sahiptir.



Felatun Bey: Bu kişi ise romanda fırsatçı özelliğini Rakım Efendi gibi iyiliği ve refahı için kullanmamış, tersine servetini ve şerefini azaltacak yerlerde fırsatçılığını konuşturmuştur.Hele günü birlik ilişkiler bulmakta onun üstüne yoktur.



B.3. Ruhsal Tipler



Felatun Bey: Felatın Bey’in ruhsal yapısı romanda işlenmemekle beraber aslında kendi içinde bir çelişki yaşadığı açık olarak görülmektedir.Asıl bağlı olduğu kültürel yapıyı göz ardı ederek aslında yabancı olduğu bir yaşama kendini dahil etmiş olması bakımından ruhsal ve düşünce yapısında bazı bozukluklar var diyebiliriz.



B.4. Esir Tipler



Canan: Bu romanda dönemin sosyal yapısı hakkında da bilgi alabileceğimiz bu bahiste en iyi örnek olarak Canan’ın adını verebiliriz.Rakım Efendi bu kızı satın aldıktan sonra onu sanki esir değil de evlatlık almış gibi davranmış, sonraları ise onunla evlenmeyi bile gerçekleştirmiştir.Canan da bu kaderine karşı gelmemekte, efendisine ve dadına karşı görevini layıkıyla yerine getirmektedir.

Bunun dışında gerek Ziklas ailesinin gerek Josefino’nun hizmetçileri de roman içerisinde yer yer ortaya çıkmaktadırlar.Onlar da bu kavrama dahil oldukları için bu bahiste söylenebilirler.





IV. ZAMAN



A.Sosyal Zaman



Bu romanda zaman kavramı belirtilmemiş, olayların gerçekleştiği ve kişilerin bulunduğu zaman tam olarak verilmemiş, bu kavramın okuyucunun kendisi tarafından anlaşılması sağlanmaya çalışılmış.

Felatun Bey ile Rakım Efendi adlı romanda olaylar XIX. yy.’ın sonları ve XX. yy.’ın başlarında geçtiği anlaşılmaktadır.Bu da Osmanlı Devleti’nin yıkılmaya yüz tuttuğu için aydınların devleti kurtarma çabasına düştüğü, türlü fikirlerin ortaya atıldığı yıllara denk gelmektedir.Bu dönemde Türk aydınlar Avrupa’ya gitmiş, orada gördükleri yenilikleri kendi vatanlarına getirmeye çalışmışlardır.Bu çabalar sonucunda birçok yenilik yapılmış, her alanda iyileştirmeye gidilmiştir. Ancak kültürümüzde görülen aşırı yozlaşma, dilimize giren aşırı fazla yabancı sözcük, batılılaşmayı ve gelişmeyi yanlış anlamayla gelen taklitçilik nedeniyle yenilik hareketleri amacını bulamamıştır.

Romanda da gördüğümüz alafranga kültüre özenti ve kendi benliğine giderek uzaklaşma olgusuna bakacak olursak romanda sosyal zamanın 1870 ve 1880’li yıllar olduğu anlaşılmaktadır.Aynı zamanda Rakım Efendi’nin Fransızca tercümeler yapmasına bakacak tahminimizin doğru olduğu anlaşılmaktadır.Çünkü Batıdan yapılan çeviriler ilk defa Tanzimat yıllarında yoğun ve sağlıklı olarak yapılmıştır.



B.Ferdi Zaman



Ahmet Mithat Efendi’nin bu eserinde ferdi zaman sosyal zamana göre daha belirgin bir haldedir.Roman kişilerinin yaşadığı olaylar belli bir kronolojik sıraya konmuştur, ancak yazar yer yer geriye dönerek belli bir zamandır unutulan kişiler hakkında bilgi vermiş ve o anda ne halde olduklarını okuyucuya bildirmiştir.

Yazar olayları anlatmaya geriden başlamış, ana kişilerin öz geçmişlerini ve hayatlarını okuyucuya anlatmıştır.İlk iki bölüm Felatun Bey ve Rakım Efendi’nin böylece aile hayatlarının ve geçmişlerinin anlatılmasıyla geçmiştir.Romanın asıl bölümleri ise üçüncü bölümde başlar.

Buna rağmen ikinci bölümde Rakım’ın eğitimine kendi çabasıyla dört yıl faydalı bir şekilde devam ettiği söylenmiştir.

Üçüncü bölümde Rakım İngiliz kızlara derse gitmeye başlar, aynı zamanda da Canan’a ders vermeye başlar.Bir ay sonra Canan Türkçe’yi öğrenmedeki başarısıyla İngiliz kızları geçer.Canan Rakım’ın evine geleli üç ay olmuştu ki Canan’ın iyileştiği her geçen gün daha da belli olmakta,güzelleşip serpilmeye başlamıştır.

İngiliz kızlara ders vermeye başlayalı altı ay olmuştu ki kızlar Türkçe’yi iyi öğrenmişler, okuyup yazmakla kalmamış ve düzgün cümleler kurmaya başlamışlar, dili yanlışız kullanmaya başlamışlardır.

Eserde bir ara unutulmuş olan Feletun Bey aradan geçen üç ay içerisinde Polini’nin nasıl biri olduğunu anlamış, paraların suyu çektiğini görünce aklı başına gelmiştir.Artık boş yere yapılan masraflar ona ağır gelmeye başlamıştır.Polini bu arada Felatun’u terk etmiş ve Felatun bu olayları Rakım’a anlatmıştır.

Rakım’ın Canan’ı satın almasının üzerinden bir seneden fazla süre geçmişti ki bu iki genç olayların sonunda evlendiler.

Can’ın ise iyileşmeye başlayıp da ilk olarak ayağa kalkmasının ardından iki buçuk,üç ay kadar geçmişti ki Margrit İskenderiye’den ve Can’ın yavuklusu İzmir’den ve Margrit ile evlenmesi yine bu aralık kararlaştırılan bir yeğeni de Halep’ten gelip kasım üzeri bunların evliliği yapılmıştır ve düğünde Rakım bile oynamıştır.

Bu düğünün üzerinden de altı ay geçmişti ki Canan ile Rakım’ın bir erkek çocukları oldu ve bu mutlu haberle yazar sözlerine son vermektedir

 

Sayfa 66-68

 

Sayfa 66 

1-Müştak yerine şk olabilir.

2-Geleneksel türk tiyatrosunda kullanılan unsurlar modern türk tiyatrosunda da kullanılmıstır.ilerki zamanlarda ise bu unsurlar kullanılmamıstır.

3-Bir metne dayanması,değişmeyen konuların kullanılması.

4-Sahneler arası gecişte sair evlenmesi zordur.zavallı cocuk daha kolay sahnelenir.

soru 5 ve 6kişiye aitdir

 

Sayfa 67

1-D,D,D

2-Halkı eğitmek,geleneksel türk ,modern.

3-E

 

 

Sayfa 68

A-Sosyal yapı:çok milletldir. Değişik dinlervardır. Siyasi yapı:meşrutiyet ittihat ve terakki kültirel: Türk kültürü ve batı kültürü

B-Büyük bir baskı ile batıya özeniş vardır.

 

 

SAYFA 73 YORUMLAMA VE GÜNCELME BÖLÜMü

 


1-Bir töre komedisidir.

 


2-Müştak beyin alafranga takıntısı,görücü usulü evliliği onaylaması,ziba nın gelini bilreke yanlış getirmesi,sakinenin hile içinde olması,ebulşlaklaka nın rüşvet alması,batak esenin cehaleti

 


3-siz cevaplayınız.

4-yalancı dünya,muradına erdirmek,ağır başlı olmak,yüreğine inmek,aklını şaşırmak.

Şinasi konuşma diline ve halkın kültürüne önem vermesi deyim kullanmasına neden olmuştur.

 


5-Alafranga takıntısı ve gereksiz kibarlık içinde olan biridir. Bu hareketleri toplumun bir kısmı tarafından tuhaf ve komik bulnur.



Aynı toplumda kültürde yaşayan insanların böyle farklılaşmasını insanlar tuhaf bulur. Sevilmez ve alay edilirler

 


6-* a-b) Türkolog tanzimat sürecinde türklerin tarihinden gelen geleneksel halk oyunlarına ilgi göstermediklerini,buna rağmen modern tiyatroya yöneldiklerini söylemiştir. Şair evlenmesi halka ait unsurları barındırdığından milli bir oyundur.

 


6-Toplumun içinde kiminle evleneceğini bilmeden evliliğe razı edilen eşini ilk defa düğün gecesi gören daha nice gençler vardır. Asıl onların yaşadığı drama son vermek lazım

 


SAYFA 74 ETKİNLİKLERİ CEVAPLIYORUM>>>

7*

a) Romantizim etkisi görülür

b)Yazılış amaçları batılaşma ile toplum ve aile haytında başlayan çözülmeleri ve halkın sürdürdüğü yanlış inançları eleştirmek

c) toplumun o dönemi hakkında bize bilgi aktardığı için belge niteliindedir.

ç)Tanzimat döneminde okuma yazma oranınımn oldukça düşük olması sanatçıları tiyatroya yöneltmiş sanatçılar bu şekilde halka bilgi aktarmışlardır.

d)Büyük oranda batı yazarlarında ve düşünce akımlarından etkilenmişlerdir.

 


Resmin boyutu 56% (400×354) düşürüldü. Resmi orjinal boyutunda (891×788) görmek için buraya tıklayınız. Resmi yeni pencerede açmak için üzerine tıklayınız.
 

 

3- Dönemin sanatçıları yeni düşünce,anlayışları halka tanıtmak onu benimsetmek için sosyal temalar işlemişlerdir.

4-Çeviri halkın modern tiyatroyu tanımasına öncülük etmiştir çeviri tiyatrolarda daha fazla toplumsal konulara değinimiştir.

 

Sayfa 128

 

13.Aşk-ı Memnu’daki yasak aşk ve sonucu döneminin ahlak anlayışı ve sosyal yapısı ile uyuşmaz.Yazar, eserin konusunu seçip kurgusunu oluştururken Batılı eserler ve bireyselliği tercih etmiştir.
14.  a. Aşk-ı Memnu romanı, roman geleneğinin ve realizm akımının bir devamıdır.
14.  b.Romanda realizmin etkileri görülür.Romandaki kişilerin ruh çözümlemelerine ilişkin kısımlar ile tasvirlerin yapıldığı yerler realizmin etkisini gösterrmektedir.
 
15.Roman’daki başarılı ruh çözümlemeleri ve tasvirleri realizmin etkili birbiçimde yansıtıldığını göstermektedir.
 
16. Aşk-ı Memnu romanı, Batılı romanlarla eşdeğer sayılabilecek teknikle kaleme alınmış bir olgunluk eseri olmasının yanı sıra, kadın keşfedildiği ilk roman olma özelliği taşır.
 
17a. Aşk-ı Memnu’da kişilerin davranış ve düşünceleri aktarılırken realist bir yaklaşım sergilenmiştir.Kişilerin ruh çözümlemeleri bunun göstergesidir.
17b.Realist romanlar, duyguların okuyucuda gerçeklik fikri uyandırması için ruh çözümlemeleri ve tasvirleri derinlemesine kullanırlar. Aşk-ı Memnu’da bu özellki başarılı bir biçimde kullanılmıştır.
 
18.
  Sanat için sanat anlayışını benimsedi.
  Dili oldukça ağırdır.
  Romanlarında aydınlara seslenir.
  Romanlarında İstanbul'u, hikâyelerinde ise Anadolu'nun kasabaları ve hayatını anlatır.
  Yazarın roman dili hikâye dilinden daha ağırdır.
  Eserlerinden realizm'den etkilendiği görülür.
  Romanları, cumhuriyet döneminde yazar tarafından sadeleştirilmiştir
 
Yazarın Aşk-ı Memnu romanı ilk büyük türk romanı olarak kabul edilir.
 
 
                                           ANLAMA-YORUMLAMA
 
4.ETKİNLİK
 
Aşk-ı Memnu romanında geçen kahramanların karakter özelliklerini koruyarak farklı olay örgüsüyle bir hikaye yazınız.
 
1.a.Felatun Bey ve Rakın efendi romanındaki temek çatışma Doğu-Batı iken Aşk-ı Memnu romanındaki temel çatışma evlilik-yasak aşktır.Doğu-Batı çatışması toplumsal iken evlilik-yasak aşk bireyseldir.Çatışmalar arasındaki fark bunlardan kaynaklanır.
1.b.Bu farkılılıklar Servet-i Fünun romanında bireysel konuların işlendiğini gösterir.
 
2.Aşk-ı Memnu romanı,  her bakımdan acemilikten uzak, Batılı romanlarla yarışabilicek bir teknik olgunluğa sahip bir romandır.Tanzimat Döneminin yeni olarak edebiyata giren bir tür olan romandaki bazı teknik kusurları, Servet-i Fünun’a gelindiğinde artık bitmiş ve yerini dil,anlatım,yapı bakımından olgunluk düzeyine ulaşmıştır.
 
Hazırlık:
Sanat ve edebiyat hareketleri kendilerinden önceki sanat ve edebiyat hareketlerinin birikiminden geleneğinden tema  tür anlatım teknik ve yapısından etkilenirler. Bu etkilenme kabul boyutunda olduğu gibi eskiyi reddetme boyutunda da olabilir.




 
SAYFA 136
ETKİNLİK
 
Fecr-i Ati
Vikipedi, özgür ansiklopedi
 
Fecr-i Ati bir edebi topluluktur. Fecr-i Ati'nin Edebiyat-ı Cedide’ye tepki olarak doğan bir akım olduğu savunulmuştur. Fecr-i Ati batıdaki benzerlerinde olduğu gibi belli ilkeler çevresinde birleşen bir yazın topluluğu biçiminde ortaya çıkmıştır.
Fecr-i Ati ismini öneren kişi Faik Ali Ozansoy'dur.


 


Fecr-i Ati Sanatçıları
24 Şubat 1910’da sanat anlayışlarını, amaç ve ilkelerini bir bildiriyle açıklayan topluluk şu adlardan oluşmaktadır

•         Ahmet Haşim,
•        Emin Bülend Serdaroğlu,
•        Şehabettin Süleyman,
•        Ali Canip Yöntem,
•        Yakup Kadri Karaosmanoğlu,
•        Fuad Köprülü,
•        Tahsin Nahit,
•        Mehmet Behçet Yazar
•        Fuat Yaşarmuştur:


Bu üyelerden kimileri anlaşmazlık ya da başka nedenlerle topluluktan ayrılmışlardır. 1912sonlarında dağılan topluluğa önce simgesel olarak Faik Ali Ozansoy, sonra sırasıyla, Fazıl Ahmet,Hamdullah Suphi ve Celal Sahir Erozan başkanlık etmişlerdir.
Sanat anlayışları
Babıali’deki Hilal basımevinin bir odasında ilk toplantısını yapan ve Faik Ali’nin bulduğu Fecr-i Ati adını benimseyen topluluğun sanat anlayışı.. yayımladıkları bildiride yer alan şu düşüncede odaklaşır:
"Sanat şahsi ve muhteremdir." Örnek olarak da şiirde simgeciler(Sembolizmciler), öykü ve romanda Maupassant, tiyatroda İbsen alınır.
Fecr-i Ati edebiyatının özellikleri
  • 20 Mart 1909′da Hilal Matbaası’nda toplanan Şahabettin Süleyman,Yakup Kadri, Refik Halit, Cemil Süleyman, Köprülüzade Mehmet Faut, Tahsin Nahit, Emin Bülent, Ali Süha, Faik Ali ve Müfit Ratib gibi yeni bir hareket başlatmayı planlar. Ahmet Haşim de bu harekete katılır. Böylece Fecr-i Ati Encümen-i Edebisi Beyannamesi, 24 Şubat 1910′da yayımlanır. Fecr-i Ati edebiyatı, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Servet-i Fünûn dergisinde yayımlanan bir bildiriyle başlar.
  • Edebiyatımızda ilk edebi bildiriyi (beyannameyi) yayımlayan topluluktur.
  • Edebiyatımızda ilk edebî topluluktur.
  • Servet-i Fünûn edebiyatına tepki olarak doğmuştur.
  • ‘Sanat şahsi ve muhteremdir.’ (Sanat kişisel ve saygıya değerdir) görüşüne bağlıdırlar.
  • ‘Edebiyat ciddi ve önemli bir iştir, bunun halka anlatılması lazımdır.’ görüşüne sahiptirler
  • Batıdaki benzerleri gibi dil, edebiyat ve sanatın gelişmesine, ilerlemesine hizmet etmek; gençleri bir araya getirmek; seviyeli fikir münakaşalarıyla halkı aydınlatmak; değerli ve önemli yabancı eserleri Türkçeye kazandırmak; Batıdaki benzer topuluklarla temas kurmak, böylece Türk edebiyatını Batı edebiyatına yaklaştırmak, Batı edebiyatını Türk edebiyatına tanıtmak amacındadırlar.
  • Servet-i Fünûn’a bir tepki olarak ortaya çıkmasına rağmen, şiir sahasında bu edebiyatın özelliklerini sürdürürler.
  • Şiirlerinde işledikleri başlıca temalar tabiat ve aşktır.
  • Tabiat tasvirleri gerçekten uzak ve subjektiftir.
  • Dil bakımından Servet-i Fünûn’un devamıdır. Arapca ve Farsça kelime ve tamlamalarla dolu, günlük dilden uzak ve kapalı bir şiir dili oluşturmuşlardır.
  • Aruz veznini kullanarak serbest müstezat türünü daha da geliştirmişlerdir.
  • Fecr-i Aticiler tiyatro ile yakından ilgilenmişlerdir.
  • Şiirde özellikle Sembolizmin etkisi söz konusudur. Hikâyede Maupassant, tiyatroda ise Henrich Ibsen örnek alınır.
  • Belli bir sanat anlayışında, belli değer ölçüleri etrafında birleşmeyi değil, ferdi hürriyeti ve bunun sonucu olarak da çeşitliliği savundukları için kısa sürede dağılmışlardır. Dağılmalarında özellikle Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp‘in çıkardıkları Genç Kalemler dergisi etkilidir. Yani Milli Edebiyat hareketinin başlaması Fecr-i Ati‘yi bitirir.
  • Fecr-i Ati Edebiyat-ı Cedide ile Milli Edebiyat arasında bir köprü görevi görür.
  • Fecr-i Ati‘nin en önemli temsilcisi Ahmet Haşim’dir.
  • Fecr-i Ati Beyannamesine imza atanlar: Ahmet Haşim, Ahmet Samim, Emin Bülent (Serdaroğlu), Emin Lami, Tahsin Nahit, Celal Sahir (Erozan), Doktor Cemil Süleyman, Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Refik Halit (Karay), Şahabettin Süleyman, Abdülhak Hayri, İzzet Melih (Devrim), Ali Canip (Yöntem), Ali Süha (Delibaşı), Faik Ali (Ozansoy), Fazıl Ahmet (Aykaç), Mehmet Behçet (Yazar), Mehmet Rüştü, Mehmet Fuat (Köprülü), Müfit Ratib, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), İbrahim Alaattin.
  • Milli Edebiyat‘ın başlamasıyla Hamdullah Suphi, Ali Canib ve Celal Sahir’in bu harekete katılmalarıyla topluluk 1912′de dağılmıştır. Yalnızca Ahmet Haşim Fecr-i Ati edebiyatının temel ilkelerine bağlı kalmış ve Milli edebiyat hareketine katılmamıştır.
  • Fecri Ati’nin görüşlerini, Yakup Kadri, Celal Sahir, Ahmet HAşim, Müfit Ratip, Mehmet Fuat ve Ali Canib Resimli Kitap adlı dergide; Mehmet Rauf, Hüseyin Suat ve Raf Necdet de eleştirilere Servet-i Fünûn’da cevap verdiler.
 
 
 
1. Tanzimat dönemini hazırlayan sosyal ve siyasi olayların başında “zihniyet değişikliği” yatmaktadır.Servet-i Fünun edebiyatının ortaya çıkmasında “eski-yeni” çatışması”nın rolü vardır.Yeniyi savunanların bir araya gelme istekleri Servet-i Fünun edebiyatının oluşumunu sağlamıştır.
Kendilerini Fecr-i Ati (geleceğin şafağı) olarak adlandıran gençlerin siyasi ve sosyal yönlerden olduğu gibi kültür ve zevk bakımlarından da dayanakları yoktur.
Servet-i Fünun’un dağılmasından sonra gençler, Batı’daki edebi topluluklara özenerek bir araya gelirler.Bir beyanname ile (bildiri) seslerini duyurmak istediklerini ifade ederler.Bu gençlerin kendilerini“Sanat şahsi ve muhteremdir.” (Sanat kişisel ve saygıya değerdir.) cümleleriyle ifade etmeleri ible Fecr-i Ati sanatçıları arasında sanatsal anlayış bakımından birlik sağlanamadığını gösterir.
 
2. •    Fecr-i Ati Beyannamesine imza atanlar: Ahmet Haşim, Ahmet Samim, Emin Bülent (Serdaroğlu), Emin Lami, Tahsin Nahit, Celal Sahir (Erozan), Doktor Cemil Süleyman, Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Refik Halit (Karay), Şahabettin Süleyman, Abdülhak Hayri, İzzet Melih (Devrim), Ali Canip (Yöntem), Ali Süha (Delibaşı), Faik Ali (Ozansoy), Fazıl Ahmet (Aykaç), Mehmet Behçet (Yazar), Mehmet Rüştü, Mehmet Fuat (Köprülü), Müfit Ratib, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), İbrahim Alaattin.
 
3. Verilen metinlere göre Fecr-i Ati sanatçıları hikaye, roman, şiir ve mensur şiir alanında eserler vermişlerdir
  Fecr-i Aticiler aynı zamanda Batılı eserleri Doğu’ya Doğulu eserleri Batı’ya aktaracak nitelikte tercümeler ve eserler vermeyi amaçlamışlardır.
 
4. Şehabettin Süleyman ve Fecr-i Ati adlı metne göre Fecr-i Ati sanatçılarından bir kısmı sonraki yıllarda Milli Edebiyat dönemi sanatçısı olarak , bir kısmı da bağımsız sanatçı olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir.
 
SAYFA 137
ANLAMA-YORUMLAMA
 
1. Servet-i Fünun Dönemi sanatçılarının getirdikleri yenilikleri benimseyen ve devam ettirmek arzusunda olan Fecr-i Ati sanatçıları ayrıca Servet-i Fünun sanatçılarından farklı olarak bir yönüyle yüzlerini halka dönmeyi amaçlamışlardır. Bunun temelini de halkı eğitip edebi ve kültürel zevki aşılamak da bulmuşlardır.
 
2. "Sanat şahsi ve muhteremdir." sözü Fecr-i Aticilerin aasında bir birlik sağlanamayacağını göstermektedir. Çünkü sanatı kişisel temele oturtmak ayrılıkların görüş farklılıklarının ve bireyselliğin ön planda olduğunu göstergesidir.
 
3. İncelenen metinlerde günümüzü de ilgilendiren halkın kültür ve bilgi düzeyinin düşüklüğü kitap okuma alışkanlığının azlığı bilim ve sanata karşı var olan ilgisizlik gibi konular ele alınmıştır.
 
 
ÖLÇME DEĞERLENDİRME
 
1. (D)
    (Y)
    (D)
 
2. ….."Sanat şahsi ve muhteremdir."……..
3. Doğru cevap (B) seçeneğidir.
4. Doğru cevap (E) seçeneğidir.
 
 
1.ETKİNLİK.
SEMBOLİZM
Sembolizm (Simgecilik)
 
Sembolizm 19. yüzyılın sonlarında Fransa'da Parnasizme tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu akım, 20. yüzyıl edebiyatını önemli ölçüde etkilemiştir. Sembolizm, geleneksel Fransız şiirini hem teknik hem de tema açısından belirleyen katı kurallara bir tepki olarak doğar.
Realizm ve Naturalizmin etkisiyle Fransız edebiyatında aşırı gerçekçi bir ortam oluşmuştur. Bilimsel ilerlemeler, makineler, yeni buluşlar insanoğlunu mutlu kılma şöyle dursun, bir bunalımın eşiğine getirmiştir. Hele 1870 bozgunu Fransa'daki bu karamsarlığı büsbütün artırmıştır. Genç kuşak da bu bunaitıcı ortamı değiştirmek için bazı siyasal ve toplumsal girişimlerin gerekliliğini öne sürmeye başlar. Bu gereksinim sanat içinde ortaya atılmaya, tartışılmaya başlar. işte bu tartışmaların sonunda Sembolizm doğar. Simgecilik olarak da adlandırılan sembolizm, hem gerçeği gösteren hem de onun sınırlarını aşma isteğine cevap veren bir sanat akımıdır. Sembolistler, duygu ve heyecanları sembolik kelimelerin müziğiyle anlatmaya çalışır. Ayrıca şiiri, açıklayıcı işlevinden ve kalıplaşmış bir hitabetten kurtarmayı, şiirle insanın yaşantısındaki anlık ve geçici duyguları betimlemeyi amaçlar. Sembolistler, alışılmamış, yepyeni birtakım taze imge ve düşünceleri anlatmak için de yeni yeni sözcükler türetme yoluna gitmiştir.
 
Sembolizmin  İlkeleri
- Sembolizmde dış dünyayı sembollerle anlatmak esastır.
- Sembolist şairler, semboller aracılığıyla dış çevrenin insan üzerindeki etkilerini ve izlenimlerini
anlatmışlardır.
- Sembolistler, şiirde müzik unsuruna önem verirler, hatta müziği şiirin amacı haline getirirler.
- Şiir, düşüncelere değil, duygulara seslenmelidir; çünkü şiir bir şeyanlatmak için yazılmaz .
- Şiirde anlam kapalılığı olmalıdır, buna göre şiirden herkes kendine göre bir yorum çıkarmalıdır. Anlam
kapalılığı amaçlandığından söz sanatlarına sıkça başvurulur.
- Gerçeklerden kaçma, hayale sığınma, çirkinlikleri hayal yardımıyla güzelleştirme, bunlara bağlı olarak
ortaya çıkan karamsarlık, sembolizmin en belirgin özelliklerindendir .
- Sembolistler daha çok serbest nazım türleriyle şiir yazmışlardır.
 
Batı Edebiyatında  Sembolizmin temsilcileri
- Baudelaire
- Rimbaud
- Mallarme
- Paul Valery Verlaine
- Edgar Alien Poe
 
* Türk Edebiyatında Sembolizmin Temsilcileri
- İlk uygulayıcısı Cenap Şahabettin'dir
- Ahmet Haşim zamanında çok gelişmiştir
 
2.ETKİNLİK
TAHSİN NAHİD (1887-1919)
İstanbul'da doğdu. Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Bir süre Hukuk Mektebi'ne devam etti. I. Dünya Savaşı yıllarında İaşe Müfettişliği'nde bulundu. İlk şiirle­ri Selanik'te çıkan Çocuk Bahçesi der­gisinde "T. Nahide" adıyla yayımlandı.
 
 
Edebi Kişiliği – Sanat Anlayışı:
 
Edebiyat çevrelerinde hassas ve dürüst biri olarak nite­lendirilen sanatçı, Aşiyan'da yayımlanan "Ben, Rûh-ı Mağdur, Şiirlerim İçin, Serab-ı Müstakbel, Yaz Gecesi" gibi manzumeleriyle tanınmıştır. "Adalar, Kamer ve Zühre Şairi" olarak şöhret kazanmıştır. Şiirlerinde Ahmet Haşim'in etkisi görülür. Genelde kadın ve aşk temaları­nı işlemiştir. Kimi şiirlerinde de yaşamdan kesitleri ve çocukluk masumiyetini ele almıştır. Aruzla yazdığı şiir­lerinde serbest müstezadı kullanmıştır. Bu şiirlerinde te­maya paralel olarak birden fazla aruz kalıbı kullanmış­tır. Şiirlerini "Ruh-ı Bikayd" adlı kitapta toplamıştır.
 
Tiyatroyla da yakından ilgilenmiştir. Bu alanda Saha­bettin Süleyman'ın etkisi altındadır, onu üstadı olarak niteler. Batı'da olduğu gibi, birden çok yazarın birlikte çalışması sonucu meydana getirilen ortak eserlerin ilk örneklerini bizde tiyatro alanında Tahsin Nahit vermiş­tir. Fecr-i Âti'nin kadın yazarlarından Ruhsan Nevvare ile yazmış oldukları üç perdelik "Jön Türk" piyesi dikkat çekmiştir. Aynı sanatçıyla "Aşkımız" ve "Sanatkârlar" isimli komedileri de yazmıştır. Sahabettin Süleyman ile de ortak eserler vermiştir. Bu piyeslerin içinde en önemlisi "Kösem Sultan" isimli tarihi piyestir. Birlikte yazdıkları diğer piyes ise "Ben Başka" adını taşır. Tah­sin Nahit'i asıl tanıtan eseri, Henry Kıstemaeckers ve Eugene Delard'ın "La Rivale" adlı dört perdelik oyu­nundan yaptığı üç perdelik adaptesi "Rakibe"dir.
 
Fecr-i Aticilerin dağılmasından sonra başka bir edebî topluluğa katılmayan sanatçı, Âti ve Servet-i Fünûn dergilerinde tiyatro eleştirileri de yazmıştır.
 
 
Eserleri:
 
Şiir: Rûh-ı Bîkayd
Oyun: Hicranlar, Firar, Jön Türk, Aşkımız, Sanatkârlar, Kösem Sultan, Ben Başka, Osman-ı Sani, Talâk, Bir Mücadele-i Hissiye, Kırık Mahfaza.
Adapte: Rakibe, Bir Çiçek Bir Böcek, Akortacı, Bursa­lı Hâle
 
SAYFA 138
 
7. FECR-İ ATİ ŞİİRİ
 
Hazırlık:
 
Verilen her üç şiir de anlam son derece açıktır. İşlenen konularda göre çarpan en önemli özellik toplumsal sorun ya da değerlerden uzak bireysel konular olmasıdır. Şairlerin duyuş düşünüş ve algılayışlarının birer yansımasıdır.
 
SAYFA 139
 
 
 
1. Etkinlik:
1. Grup:
HASTA BİR TELDE HASTA BİR NAĞME ŞİİRİNİN KAFİYE VE REDİFLERİ
 
Âh ben, ben, ne hastayım bilsen
Kalbimin ızdırâb-ı mâlûlü,
Rûhumun ihtisâs-ı meçhûlü
Ne kadar başka herkesinkinden
 
“en” tam kafiye, “-ü” redif ; “ûl" zengin uyak
 
 
 
Sen ki feyfâ-yı bînasîbimde,
Bir küçük nûr-ı rahm ü şefkatsin,
Dinle, rûhumdan akseden bu tanîn
Hasta bir telde hasta bir nağme.
 
“e” yarım uyak , “-in” tam uyak
 
Bu bütün kış devam eden kahhâr
İhtisasat içinde hırpalanan
Dâimâ hasta, daîmâ sehhâr
Bir ümîdin peyinde şefkat uman
 
“-hhar” zengin uyak, “-an” tam uyak
 
Fikr-i me'yûs u gam-penâhımı ben
Saf denizlerde belki bir mahzûn
Hiss-i şefkat bulur mehâsinden
Hissedâr-ı şifâ olur diye dün
“-en” tam uyak, “-n” yarım uyak
Akşamüstü deniz kenârında
Hayli gezmiş ve çok düşünmüştüm.
Bu semâ-yı mükedder altında
Acı bir hande mürtesem gördüm.
 
“-ında” redif , “-düm/tüm” redif
 
Âşıkından muvakkaten mahrum
Hasta bir genç kadındı sanki deniz.
Şüphesiz bahtiyâr, fakat mahrum,
Besliyor bir ümîd-i şefkat-rîz.
“mahrum” redif , “iz” tam uyak
 
Güneş artık çekildi eşyadan.
Sular artık menekşe olmuştu.
Gölgelenmiş semâ-yı rüyâdan
Bir hayâl-i baîd ü mevhumu
“-dan” redif, “-a” yarım uyak, “u” yarım uyak
 
 
Bekleyen gözlerim yorulmuştu.
Sonra birden semâya baktım ben:
Semt-i re'simde bir hayâl-i semen
Bana senden neşîdeler okudu.
“-du/tu” redif, “-en” tam uyak
Tahsin Nahit
 
 
 
Şiirin ritmi ve ahengi kullanılan ölçü ve her türlü ses benzerliğiyle sağlanmıştır.
 
2. Grup: Şiirdeki imgeler şunlardır:
* kalbimin sakat ıstırabı
* ruhumun bilinmeyen duyguları
* nasipsiz çöl
* küçük bir merhamet ve sevgi ışığı
* hasta bir tel
* hasta bir ses
* ezici duygular
* hırpalanan hasta büyüleyici ümit
* ümitsiz ve gamlı düşünce
* saf deniz
* kederdi gökyüzü
* acı gülüş
* şefkat dağıtan umut
* rüyanın gölgeleniş seması
* taze bir hayal
 
Şiirdeki söz sanatları şunlardır:
* kalbimin sakat ıstırabı: teşhis
* küçük bir merhamet ve sevgi ışığı: teşbih
* hasta bir telde hasta bir ses: teşbih
* bu kederli gökyüzü: teşhis
* deniz… bir genç kadındı: teşbih
* sular artık menekşe olmuştu: teşbih
* (hayal) bana senden şarkılar okudu: teşhis
 
Hasta Bir Telde Hasta Bir Nağme adlı şiirdeki ahenk unsurları imgeler ve söz sanatları ile kullanılan dil Servet-i Fünun şiiriyle benzerlik göstermektedir.
 
2. ETKİNLİK:
1. Grup: Hasta Bir Telde Hasta Bir Nağme adlı şiir başta iki dörtlük bir bent ve son kısımdaki üç dörtlükten oluşmuştur.
2. Grup: Hasta Bir Telde Hasta Bir Nağme adlı şiirin teması "ruhi sıkıntı ve özlem"dir. Tema bu bakımdan bireysel bir özellik göstermektedir. Bu bakımlardan şiirin teması ve ahenk unsurları ile yapısı ve söyleyiş tarzı arasında bir ilişki vardır.
 
1. Bkz. Servet-i Fünun Dönemi Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)
"Hasta bir telde hasta bir nağme feyfa-yı binasibimde hasta bir genç kadındı sanki deniz" ifadeleri sembolizm akımına göre dış dünyadaki varlıkların algılanış biçimini göstermektedir. İnsanın iç dünyasının somut varlıklar aracılığıyla anlatılması söz konusudur.
Şiirdeki imgeler (bkz. 1. Etkinlik) yine sembolizm akımına uygun olarak duyguların ve izlenimlerin dış dünyadaki varlıklar ile simgeleştirilmesi böylelikle de insan duyguları ve dış dünya ile bir bağlantı sağlanması amacıyla kullanılmıştır.
 
3. Tahsin Nahit (yukarıda ayrıntılı verilmiştir)
 
Anlama Yorumlama
1. Fecr-i Ati adı ile bu topluluğu oluşturan sanatçılar arasında edebiyat ve kültür hayatını yeniden canlandırmak halkı eğitir yeni bir nesil yaratmak arzusu bakımından bir ilişki vardır. Onlar bu geleceğin gelecekte doğacak güneşin safağıdırlar.
 
SAYFA 141
 
2. Hasta Bir Telde Hasta Bir Nağme adlı şiir ile Tevfik Fikret'in Mai deniz adlı şiiri yapı bakımından Tahsin Nahit'in ruhi durumunu gösteren başta ve sonraki dörtlükler ile bunalımının arttığı orta bent arasındaki ilişki gibi denizin dalgalanışının yapıya yansımış hali olan uzun ve kısa dizelerle yazılmış Ma-i Deniz arasında bir benzerlik vardır.
Her iki şiirde de iç dünyaya yönelinmiş ruh hali ifade edilmiştir.
Dil ve Anlatım bakımından her iki şiir de yeni imgeler söz sanatları ve ağır bir dil bakımından benzeşmektedir.
 
 
ÖLÇME DEĞERLENDİRME
1. … Servet-i Fünun …
2. Doğru cevap (D) seçeneğidir.
3. Doğru cevap (A) seçeneğidir.
4. Her iki dönemin şiir aşk ve doğa temalarının işlenmesi sembolizm ve parnasizm akımından etkilenmeleri yapı ile tema ve söyleyiş arasında sıkı bir ilişli kurmaları aruz ölçüsünü kullanmaları ve ağır dille yazılmaları bakımlarından benzerlik gösterir.
Ayrıldıkları yön ise Fecr-i Aticilerin bir nebze de olsa halka yüzlerini dönmeleridir.
 
 
SAYFA 142
III. ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1. (D)
   (Y)
   (D)
2. … Tevfik Fikret …
… Resim …
 
  • 3. Halit Ziya >>> Bir Ölünün Defteri
  • Cenap Şehabettin >>> Hac Yolunda
  • Tevfik Fikret >>> Tarih-i Kadim
 
4. Doğru cevap (D) seçeneğidir.
5. Doğru cevap (E) seçeneğidir.
6. Doğru cevap (A) seçeneğidir.
7. Doğru cevap (B) seçeneğidir.
 
8. Servet-i Fünun Edebiyatı halktan kopuk bireysel konuları işleyen ,karamsar bedbin bir ruh haline sahip “sanat sanat içindir.” anlayışını benimseyen yeni imgeler ve tamlamalarla ağırlaşmış bir dil kullanan sanatçıların oluşturduğu bir edebiyattır.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

11.sınıf Edebiyat Dersi etkinlik cevapları (2012-2013) ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
18 Aralık 2012 Saat : 5:07

11.sınıf Edebiyat Dersi etkinlik cevapları (2012-2013) Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik