Alman Felsefesi – Alman Filozofları – Alman Düşünürlerin özellikleri
Kant:Eleştirel Felsefe ve Aşkın İdealizm
Kant, eleÅŸtirel felsefenin öncü ismi olduÄŸu gibi, kendi felsefi çalışmalarını çoÄŸu yerde aÅŸkınsal idealizm olarak da adlandırmaktadır. Felsefi eÄŸitiminde Leibniz’den etkilendiÄŸi söylenebilir, ancak esas olarak felsefi düÅŸüncelerinin geliÅŸimi David Hume’un yanı sıra Rousseau etkisiyle ortaya çıkar. Empirizmin sınırlı bir felsefi yaklaşım olduÄŸundan hareketle deney ve deneyim kategorilerini yeniden deÄŸerlendirir. Kendinde-ÅŸey ve kendi-için-ÅŸey (neumenon-fenomen) kavramları onun felsefi çalışmasının temel ilkeleridir. Böylece epistemoloji ile ontoloji arasına kesin/kategorik bir ayrım koymuÅŸ olmaktadır. Aklın sınırlarını soruÅŸturmuÅŸ, metafiziÄŸin olabiliriliÄŸini deÄŸerlendirmis, bir etik felsefesi kurmuÅŸ, bilgi ve inanç üzerie felsefi soruÅŸturmayı kendine özgü felsefi sistemini kurarak yürütmüÅŸtür. Kant genel bir egilim olarak felsefe tarihi icinde Alman idealizminin ilk kurucularından kabul edilmektedir. Kant aklı kurucu ilke olarak belirlemenin yanı sıra, felsefi çalışmasını aklın sınırlarını belirleme uÄŸraşıyla da yönlendirir. O hem bilgiye geçerli bir kuramsal temel saÄŸlamaya, hem de inanca yer açmaya çalışmış, modern zamanlarda metafizigin yerini sorgulamıştır. Kant sonrası felsefe büyük ölcüde ve esas olarak Kant’ın koyduÄŸu kavram ve kategorilerle çalışmıştır.
Klasik Alman İdealizmi
Felsefede idealizm, nesnelerin bize göründüklerinden daha baÅŸka bir ÅŸey olduklarını ve kendi içlerinde bizim deneyimimizin ötesinde, ulaşılmaz bir gerçeklik taşıdıklarını savunan düÅŸünce biçimidir. “Kendinde ÅŸey” nosyonu, zihnimizin nesneleri aslında oldukları gibi deÄŸil de göründükleri gibi algıladığı nosyonudur. Böylece zihinden bağımsız nesne düÅŸüncesi İdealizm için anlamsız bir soru haline gelir.
Jacobi
1787 yılında Friedrich Heinrich Jacobi İnanç Üzerine ya da İdealizm ve Gerçekçilik adlı kitaplarında Kant’ın kendinde ÅŸey kavramına atıfta bulundu. Jacobi kendinde ÅŸey’in asla doÄŸrudan bilinemeyeceÄŸi fikrine vardı. Ve buna çözüm olarak inancı ileri sürdü. Bir özne dış dünyadaki gerçekliÄŸin temsille ya da kendi zihnindekilerle ilgili olduÄŸuna inanmalıydı. Bu inanç bilinen ama mantıksal olarak kanıtlanmamış hakikatin sonucuydu. Kendinde ÅŸeyin gerçek varlığı böylece kendini gözleyen özneye açık ederdi. Bu yolla özne doÄŸrudan zihnine görünenlerin ideal, öznel temsillerini bilir ve gerçek, nesnel kendinde ÅŸeyin kendi zihninin dışında olduÄŸuna inanırdı. Jacobi dış dünyayı bir inanç nesnesine dönüÅŸtürerek inancı ve onun teolojik çaÄŸrışımlarını mazur göstermeye çalıştı.
Reinhold
Karl L. Reinhold 1790 ve 1792 yıllarında Kantçı Felsefeye iliÅŸkin iki ciltlik yazılarını yayımladı. Bu yazılar karmaşık teknik dili nedeniyle anlaşılmaz olan filozofun düÅŸüncelerinin net bir açıklamasını vermektedir.
Reinhold ayrıca insanların ve diÄŸer hayvanların, kendinde ÅŸeyleri deÄŸil, nesnelerin ancak zihinlerinde oluÅŸan görüntülerini bilebilecekleri yönündeki Kantçı iddiayı kanıtlamaya çalıştı. Buna kanıt getirebilmek için asla ÅŸüphe edilmeyecek bir aksiyom ortaya attı. Bu aksiyoma göre bilincin tüm bilgisi anlaşılabilirdi. Aksiyom ÅŸöyleydi: “Temsil özne tarafından bilinçte anlaşılır, bu anlama özneden nesneye doÄŸru gerçekleÅŸir ve ikisini de ilgilendirir.”
Böylece Reinhold tanımlardan deÄŸil, bilinçli bir akıldaki zihinsel imgeleri ya da temsilleri ilgilendiren prensiplerden baÅŸladı. Bu yolla bilgiyi 1) bilen özne ya da gözlemci 2)bilinen nesne ve 3)öznenin zihnindeki imge ya da temsil bakımından inceledi. AÅŸkın idealizmi anlamak için üç bileÅŸenden oluÅŸan deneyimin derinlerine kadar düÅŸünmemiz gerekir: özne, temsil ve nesne.
Johann Gottlieb Fichte
Kant-sonrası Alman felsefesinin en önemli isimlerinden biridir.Hem Schelling’i hem de Hegel’i etkilemiÅŸtir.Kant’ın eleÅŸtirel felsefesini benimser ve kendine özgü ÅŸekilde deÄŸerlendirir.Özellikle “kendinde-ÅŸey” kavramının kullanımı sözkonusudur.Fichte’de doÄŸayı yaratan benliktir.Yakın zamanda Schelling ve Hegel’i, daha geç dönem Proudhon, Marks ve Lasselle’i etkilediÄŸi söylenebilir.Max Weber ve Sartre’da da etkisi görülür.
Friedrich Schelling
Friedrich Wilhelm Joseph von Schelling 19. yüzyılda alman idealizminin öncü filozoflarından birisidir.Üniversite de Hegel ve Hölderlin ile birlikte Teoloji okudu.Üniversitede Kant ve Johann Gottlieb Fichte’nin felsefelerine yoÄŸunlaÅŸtı.Spinoza’nın her zaman onun üzerinde derin etkisi olmuÅŸtur ve kendisi de Hegel’i etkilemiÅŸtir.Klasik Alman idealizmi olarak adlandırılan akımın kurucu isimlerinde birisidir.DoÄŸada tam anlamıyla bir amaçlılık bulunduÄŸunu düÅŸünür; ona göre doÄŸa bilinçsiz bir zekanın ürünüdür.
Hegel
Alman idealizminin doruk noktası Hegel’dir.Diyalektik yöntemden hareketle hegel bütün idealist ögleri sistematize etmiÅŸtir.Hegel’in kurduÄŸu sisteme ‘diyaletik mantık’ denilir. Buna göre bir fikir(yani tez), karşısındaki baÅŸka bir tezle(anti-tezle) karışır, bundan yeni bir anlayış doÄŸar ki buna sentez denilir.Hegel felsefesi her ÅŸeyden önce bireylerin kendi kendilerine iliÅŸkin olarak özgür bir bilince ulaÅŸtıkları bir insanlık tarihi felsefesidir. Ama bilinç kendi başına özgür deÄŸildir; bilincin özgürleÅŸmesi ‘Tinin fenolojisinde’nde betimlenen karmaşık bir süreçle gerçekleÅŸir.BaÅŸlangıçta Schelling’in öznel idealizm felsefesine inanmış görünüyordu, sonradan kendine ayrı bir sistem kurup onun savunmasını yapmaya baÅŸladı.Schelling’in, Fichte’nin ve Kant’ın etkisi çalışmalarında görülür. KurduÄŸu bu felsefe sistemini ‘phanomenologie de Geiste’ adındaki eserinde anlatmıştır.
Materyalizm
Ludwig Feuerbach
19. yüzyıl Alman felsefesinin materyalizm ayağını Feuerbach temsil etmektedir. Temel eseri Hıristiyanlığın Özü’dür.Felsefeye Hegel’in nesnel idealizmini benimseyerek baÅŸlamış, ancak kendi felsefi görüÅŸlerini materyalizm ekseninde ÅŸekillendirmiÅŸtir.Onun felsefesi bir hümanizm ve doÄŸalcılık olarak ÅŸekillenir. Marks üzerinde etkili olduÄŸu bilinmektedir. Marks Feuerbach’ın felsefi materyalizmini dönüÅŸtürerek kullanacaktır. Feuerbach, doÄŸayı temel almış, her ÅŸeyin öncesinde doÄŸanın önceliÄŸini vurgulamış ve düÅŸünceyi de doÄŸanın bir ürünü olarak deÄŸerlendirmiÅŸtir.
Karl Marks
Marks, klasik Alman felsefesinin her iki yönden akımlarını alan ancak herbirisini dönüÅŸtürerek yeni bir felsefi düÅŸünüÅŸe dönüÅŸtürmüÅŸ olan Alman filozoflarından.Diyalektik Materyalizm olarak bilinen felsefe geleneÄŸinin öncü ismi Marks’tır.Hegel’den diyalektiÄŸi ve Feuerbach’tan materyalizmi alan Marks, bunların kendince gördüÄŸü sınırlılıklarını, mekanik ve idealist ya da metafizik yanlarını aÅŸma ya da onları eleÅŸtirel olarak deÄŸerlendirme iddiasındadır.Marks, felsefi olarak maddenin düÅŸünceden önce geldiÄŸi ilkesini benimsemek anlamında materyalist, maddenin ve düÅŸüncenin sürekli deÄŸiÅŸtiÄŸini söylemek anlamında diyalektik felsefinin sürdürücüsü ve geliÅŸtiricisidir.Marks’a göre doÄŸanın ve toplumun anlaşılması icin diyalektik ve materyalist bir görüÅŸ gereklidir.Böylece hem idealizmin soyut tasavvurları, hem de materyalizmin mekanik sınırlılıkları aşılabilecektir.
Arthur Schopenhauer
Ünlü Alman irrasyonalist düÅŸünürlerin en belirgin isimlerinden biri sayılmaktadır. Schopenhauer felsefe tarihinin en ayrıksı filozoflarından biri kabul edilir. Karamsar ve kinik bir düÅŸünce sistematiÄŸi geliÅŸtirmiÅŸ, akla kuÅŸkuyla yaklaÅŸmıştır. Nietzscheüzerindeki etkisi dolayısıyla isminin onun gölgesinde kaldığı söylenebilir, ama yakından incelendiÄŸinde kendine özgülüÄŸü ve düÅŸünce yapısının çarpıcı yanları ortaya çıkar. Schopenhauer, tuhaf bir ÅŸekilde tedirgin edici bir filozof olarak kendini gösterir. İstenç ve tasarım olarak dünya adlı çalışmasıyla bilinmektedir. Burada ilkesel bir kavram olarak irade kavramını ortaya koymuÅŸtur. Dünyanın ve yaÅŸamın özü olarak irade.Bu irade kendini doÄŸada bir zorunluluk olarak gösterir, ki düÅŸüncesindeki kötümserliÄŸin ve karamsarlığın kaynağı burasıdır. İstenci yadsıyarak bu boyunduruktan nispeten kurtulan insanın, mutlu olamasa da, en azından istencin sebep olduÄŸu acı, keder ve zorluklardan uzaklaÅŸacaktır. Bu noktada Schopenhauer’in felsefî görüÅŸleri Gautama Buda gibi filozoflarınkine ve bazı diÄŸer DoÄŸu felsefelerindeki görüÅŸlere benzemektedir.
Friedrich Nietzsche
Nietzsche, yalnızca Alman felsefesinin deÄŸil genel olarak felsefe tarihinin en ayrıksı düÅŸünürlerinden biri olarak deÄŸerlendirilir.Kendisinden sonraki felsefe ve düÅŸünce yönelimlerini derinden etkilemiÅŸ ve belirlemiÅŸ bir düÅŸürdür.Felsefi söyleminde ÅŸiirsel bir dil kullanmış, uç noktalardaki felsefi argümanlarıyla her zaman anlaşılmaz, yoruma açık ve çok katmanlı bir düÅŸünür olarak yer almıştır.Nietzsche, felsefe tarihi içindeki metafizik geleneÄŸe, gelenekselleÅŸmiÅŸ akılcı söylemsel yapıya, soyut öÄŸretilere itiraz eder ve bilinen anlamdaki felsefe yapma tarzlarını yadsır.Heidegger, Foucault, Sartre, Jacques Derrida, Richard Rorty gibi filozoflar; varoluÅŸçuluk, yaÅŸam felsefesi, dil felsefesi, postyapısalcı felsefe gibi felsefi akımlar Nietzsche tarafından derinden etkilenmiÅŸlerdir.
Karl Jaspers
Jaspers’de Nietzsche ve Kierkegard’ın etkisi görülür, bununla birlikte o varoluÅŸçu felsefeyi kendine özgü tarzda kurmuÅŸ ve geliÅŸtirmiÅŸtir.Jaspers varoluÅŸ problemini akıl aracılığıyla cözümleme yoluna gider, insanın gerçek bir ben’e ve varoluÅŸa ulaÅŸması için gerekli ÅŸartları belirlemeye çalışır.Jaspers için önemli olan varlık’tan önce oluÅŸ’tur, o böylelikle insan’ı düÅŸüncenin merkezine koymayı, felsefeyi insan varoluÅŸunun düÅŸünülmesi noktasında konumlandırmayı hedefler.
Popularity: unranked [?]
Cevap Yaz!
You must be logged in to post a comment.