Kapat !
Antonin Artaud-Tanrı Yargısının İşini Bitirmek İçin | Sevgiadası
Ana Sayfa » Alıntı Yazılar, Åžiir

Antonin Artaud-Tanrı Yargısının İşini Bitirmek İçin

31 Ekim 2009 No Comment
Bunu Paylas

                                 TUTUGURI KARA GÜNEŞ AYİNİ

 

Ve aşağıda,yüreğin o acı,

zalimce umutsuz yokuÅŸunun dibinde sanki,

açılıyor altı haçın çemberi,

çok aşağıda,

toprak anada köklenmiş gibi,

salyaları akan

ananın iğrenç koynundan sökülür gibi.

 

Kara kömür toprak

tek nemli yer

bu kaya yarığındaki.

 

Yeni güneşin toprağın ağzında patlamadan önce

yedi noktadan geçişi var ayinde.

 

Ve altı adam,

her gübeş için bir tane,

ve yedinci bir adam

güneş o da

çiğ ışıklarıyla siyahler içinde,kızıl bir et almış üzerine.

 

Åžimdi bu yedinci adam

bir at,

bir at onu götüren adamla.

 

Ama güneşin kendisi

adam deÄŸil

at.

 

Bir davulun ve uzun,acayip bir borazanın

kıyametiyle,

yere uzanmış

toprakla bir olmuÅŸ

altı adam

fışkırıyor artarda günebakanlar gibi,

güneşler değil,

güne dönenler,nilüferler gibi,

ve davulun

gitgide basılan

boÄŸuk sesi eÅŸlik ediyor

her fışkırmaya

başdöndürücü bir hızla,dörtnala yaklaştığı

görülene dek bir anda

son güneşin,

ilk adamın,

üzerinde çıplak

çırılçıplak ve bakir adamla

kara atın.

 

Yerlerinden fırlayıp fırdolayı ilerliyorlar

ve çılgına dönüyor kanlı etten at

kayasının tepesinde

çark ediyor durmaksızın

altı adam

altı haçı

tamamaen çevreleyene dek.

 

Ayinin nirengi noktası da bu

   HAÇIN YOKEDİLİŞİ.

 

Dönüşleri tamamlayınca

haçları söküyorlar topraktan

ve çıplak adam atın üzerindeki

çakıyor toprağa

kanlı kesiklerinden birine batırdığı

devasa nalı.

 

                        DIŞKILAMA ARAYIŞI

 

Bok kokan yer varlık kokar

İnsan sıçmayabilirdi pekala,

anüsündeki oyuğu açmayabilirdi,

ama sıçmayı seçti

yaşarken ölmeye razı gelmektense

yaşamayı seçeceği gibi.

 

Şöyle ki kaka yapmamak için

varolmamayı

kabullenmesi gerekirdi

ama varlığı yitirmeyi göze alamadı,

yani yaşarken ölmeyi.

 

İnsanın da özellikle iştahını kabartan birşey

var

  varlıkta

ve bu ÅŸey de tastamam

   KAKA

  (uğultular.)

 

Varolmak için kendini olmaya bırakmak yeterlidir,

ama yaşamak için,

biri olmak,

biri olmak için de

bir KEMİK edinmek lazım gelir,

kemiği göstermekten korkmamak,

ve arada kaybetmek eti.

 

Hep daha çok sevdi eti insan

kemiklerin toprağından

Kemik toprağı ve kemik odunu vardı bir tek,

ve kazanması gerekti etini,

demir ve ateş vardı bir tek

ve yoktu bok

ve insan korktu kaybetmek bokunu

boku arzuladı daha doğrusu

ve bu uğurda feda etti kanını.

 

Bok,yani et

sahibi olmak için,

ve öncesinde bir tek kan

ve kupkuru kemik hurdası varken

ve kazanılacak varlık yokken

bir tek yaşamı yitirmek varken

 

Bu noktada geri çekildi insan ve kaçtı.

 

Hayvanlar da yedi onu.

 

Bir tecavüz değildi,

bu müstehcen ziyafete razı geldi.

 

Tat aldı bundan

kendisi de öğrendi

hayvanlık etmeyi

ve sıçanı

incelikle yemeyi.

 

Åžu pislik tiksintisi nereden geliyor peki?

 

Dünyanın henüz kurulmamış olmasından mı,yoksa dünya hakkında yalnızca ufacık bir fikri var da insanın ,bunu sonsuza dek korumak istemesinden mi?

 

Güzel bir günde

insanın dünya fikrini durdurmuş olmasından.

 

İki yol vardı önünde:

sınırsız dışarınınki,

boyutsuz içerininki.

 

Ve boyutsuz içeriyi seçti.

Orayı,yapacak tek işin

sıçanı,

anüsü,

dili

ya da çükü

sıkmak olacağı yeri.

 

ve tanrı,tanrının kendisi de hızlandırdı bu tantanayı.

 

Bir varlık mıdır tanrı?

Eğer öyleyse,boktur.

Öyle değilse eğer,

deÄŸildir.

DeÄŸil de,

tüm yüzleriyle ilerleyen bir boşluk sanki,

en kusursuz temsili de

sayısız bir grup ambitinin yürüyüşü.

 

“Çıldırmışsınız siz Mösyö Artaud,peki ya kilisedeki ayinler?”

 

Vaftizi ve ayini tanımıyorum

İç erotik planda

sözde İsa’nın

sunakları üzerine

iniÅŸi kadar tehlikeli

bir insan edimi yoktur.

 

İnanmayacaklar bana

insanların nasıl omuz silktiğini görür gibiyim

burdan

ama İsa neden herif

ambiti tanrının karşısında

bedensiz yaşamaya razı olmuş

biri hepsi bu,

ki o sırada,tanrı uzun zamandır

çivilediğini zannetse de onları

haçtan inen bir ordu insan

başkaldırdı

demirle,

kanla,

ateş ve kurumuş kemikle zırhlanmış

ilerliyor ÅŸimdi,Görünmeyen’e küfürler yaÄŸdırarak

TANRI YARGISINA son vermek için.

 

                 MESELE ŞU Kİ

 

Bize ağır gelen

biliyor olmak

bu dünyanın düzeninden sonra

bir başkasının olduğunu.

 

Ne düzeni?

 

Bundan haberimiz yok.

Bu alandaki olası varsayımların sayısı ve basamağı tam olarak sonsuz!

 

Sonsuz nedir peki?

İşin doğrusu bundan da haberimiz yok!

 

Bilincimizin

ölçüsüz,

durak bilmez ve ölçüsüz

olasılığa açılımı belirtmek için

kullandığımız bir sözcük bu.

 

Bilinç tam olarak nedir peki?

İşin doğrusu bunu da bilmiyoruz.

 

BoÅŸluk.

 

BilmediÄŸimiz bir ÅŸey olduÄŸunda

neresini bilmediÄŸimizi

belirtmek için

kullandığımız

bir boÅŸluk,

bu durumda

bilinçten söz ediyoruz işte,

bilinçtir bu da

daha yüz binlerce farklı yüzü var ama

 

Eee n’olmuÅŸ yani?

 

Görünnen o ki

bilinç

içimizde

cinsel arzuya

ve açlığa bağlanıyor;

ama bunlarla ilgisi olmayabilirdi pekala.

 

Öyle deniyor

denenebilir,

bilinç bir iştahtır

diyenler var;

 

iştaha benzer hiçbir şey duymadan yemiş;

ve aç kalmış

insanlar olmamış sanki,

 

Çünkü bu da

var iştahsızken aç kalmak;

ee nedir mesele?

 

Şöyle ki

günün birinde bana da verildi

olasılığın uzamnından,

salacağım koca bir osuruk gibi arkamdan;

ama ne uzamdan

ne de olasılıktan

haberim varı tam,

ve düşünme gereği duymuyordum bunları,

 

varolan

ya da olmayan

şeyleri tanımlamak için uydurulmuş

sözcüklerdi her biri,

fikri ortadan kaldırma

ihtiyacı vardı

sıkboğaz eden ivediliği vardı bunun

fikri ve onun efsanesini yok etmek vardı,

ve onun yerine oturtmak

gürleyen çıkışını

patlamaya hazır şu zorunluluğun:

İç gecemin bedenini büyütmek,

iç boşluğun

ben’imin

 

gece o,

boÅŸluk,

eblehlik,

 

Gerçekten de

şu kokuşmuş gaza mı indirgemeli onu,

bedenimi?

Bir bedenim olduÄŸunu

çünkü kendi içimde dolaşan

kokuşmuş bir gazım olduğunu mu söylemeli?

 

Ne bileyim

ama biliyorum ki

   uzam,

   zaman,    

   boyut,

   oluş,

   gelecek,

   i lerisi,

   varlık,

   varolmayış,

   ben,

  ben olmayan,

hiçbir şey ifade etmiyorlar bana;

ama birÅŸey var

bir ÅŸey ifade eden,

tek bir ÅŸey

bir ÅŸey olan

ve hangi kapıya

ÇIKACAĞINI

hissettiÄŸim:

Bedenimdeki ıstırabın varlığı,

kendi bedenimin tehditkar hiç yıldırmayan varlığı;

sorularla boğaz edildikçe

ve görmezden geldikçe tüm soruları,

hayır demeye mecbur kaldığım

bir an geliyor,

                                   HAYIR

diyorum ben de,

görmezden gelmek yok diyorum;

ve dedim ya,

sıkboğaz edildiğimde geliyor o an.

suyumu çıkardıklarında

içimdeki besleyici madde

beni besleyen madde

ve onun özü,

yok olana dek

sağdıklarında beni,

 

ne mi kalıyor geri?

soluÄŸum kesilmiÅŸ oluyor;

bir eylem midir bu bilemem

ama öyle

soru boşluğa düşene dek

yokuluğa karışana dek

sıkboğaz edilince sorularla

beden ve

bir beden olma fikri

boÄŸulana dek

içimde sıkboğaz ettiler beni,

 

işte o vakit farkettim müstehceni

ve osurdum

şapşallıktan

ve aşırılıktan

ve boğulmanın

isyanından.

 

Çünkü sıkboğaz ediyorlardı beni

bedenime inene dek

bedene varana dek

 

ve o an iÅŸte

bıraktım her şey patlasın

çünkü benim bedenime

asla istemem birileri bulaşsın.

 

Varsıllığını yok edecek bir uygarlık;

birikimlerini kül edecek bir sanat;

beden için çalışacak bir ruh

ve dili bozguna uÄŸratacak bir ÅŸair.

Bir patlama.

 

 Kaynak: ANTONIN ARTAUD-TANRI YARGISININ İŞİNİ BİTİRMEK İÇİN

SEL YAYINCILIK

Popularity: unranked [?]

Benzer Yazılar

EkleBunu Sosyal Paylaþým Butonu

Cevap Yaz!

You must be logged in to post a comment.