Antonin Artaud-Tanrı Yargısının İşini Bitirmek İçin
                                TUTUGURI KARA GÜNEŞ AYİNİ
Â
Ve aşağıda,yüreğin o acı,
zalimce umutsuz yokuÅŸunun dibinde sanki,
açılıyor altı haçın çemberi,
çok aşağıda,
toprak anada köklenmiş gibi,
salyaları akan
ananın iğrenç koynundan sökülür gibi.
Â
Kara kömür toprak
tek nemli yer
bu kaya yarığındaki.
Â
Yeni güneşin toprağın ağzında patlamadan önce
yedi noktadan geçişi var ayinde.
Â
Ve altı adam,
her gübeş için bir tane,
ve yedinci bir adam
güneş o da
çiğ ışıklarıyla siyahler içinde,kızıl bir et almış üzerine.
Â
Åžimdi bu yedinci adam
bir at,
bir at onu götüren adamla.
Â
Ama güneşin kendisi
adam deÄŸil
at.
Â
Bir davulun ve uzun,acayip bir borazanın
kıyametiyle,
yere uzanmış
toprakla bir olmuÅŸ
altı adam
fışkırıyor artarda günebakanlar gibi,
güneşler değil,
güne dönenler,nilüferler gibi,
ve davulun
gitgide basılan
boÄŸuk sesi eÅŸlik ediyor
her fışkırmaya
başdöndürücü bir hızla,dörtnala yaklaştığı
görülene dek bir anda
son güneşin,
ilk adamın,
üzerinde çıplak
çırılçıplak ve bakir adamla
kara atın.
Â
Yerlerinden fırlayıp fırdolayı ilerliyorlar
ve çılgına dönüyor kanlı etten at
kayasının tepesinde
çark ediyor durmaksızın
altı adam
altı haçı
tamamaen çevreleyene dek.
Â
Ayinin nirengi noktası da bu
  HAÇIN YOKEDİLİŞİ.
Â
Dönüşleri tamamlayınca
haçları söküyorlar topraktan
ve çıplak adam atın üzerindeki
çakıyor toprağa
kanlı kesiklerinden birine batırdığı
devasa nalı.
Â
                       DIŞKILAMA ARAYIŞI
Â
Bok kokan yer varlık kokar
İnsan sıçmayabilirdi pekala,
anüsündeki oyuğu açmayabilirdi,
ama sıçmayı seçti
yaşarken ölmeye razı gelmektense
yaşamayı seçeceği gibi.
Â
Şöyle ki kaka yapmamak için
varolmamayı
kabullenmesi gerekirdi
ama varlığı yitirmeyi göze alamadı,
yani yaşarken ölmeyi.
Â
İnsanın da özellikle iştahını kabartan birşey
var
 varlıkta
ve bu ÅŸey de tastamam
  KAKA
 (uğultular.)
Â
Varolmak için kendini olmaya bırakmak yeterlidir,
ama yaşamak için,
biri olmak,
biri olmak için de
bir KEMİK edinmek lazım gelir,
kemiği göstermekten korkmamak,
ve arada kaybetmek eti.
Â
Hep daha çok sevdi eti insan
kemiklerin toprağından
Kemik toprağı ve kemik odunu vardı bir tek,
ve kazanması gerekti etini,
demir ve ateş vardı bir tek
ve yoktu bok
ve insan korktu kaybetmek bokunu
boku arzuladı daha doğrusu
ve bu uğurda feda etti kanını.
Â
Bok,yani et
sahibi olmak için,
ve öncesinde bir tek kan
ve kupkuru kemik hurdası varken
ve kazanılacak varlık yokken
bir tek yaşamı yitirmek varken
Â
Bu noktada geri çekildi insan ve kaçtı.
Â
Hayvanlar da yedi onu.
Â
Bir tecavüz değildi,
bu müstehcen ziyafete razı geldi.
Â
Tat aldı bundan
kendisi de öğrendi
hayvanlık etmeyi
ve sıçanı
incelikle yemeyi.
Â
Åžu pislik tiksintisi nereden geliyor peki?
Â
Dünyanın henüz kurulmamış olmasından mı,yoksa dünya hakkında yalnızca ufacık bir fikri var da insanın ,bunu sonsuza dek korumak istemesinden mi?
Â
Güzel bir günde
insanın dünya fikrini durdurmuş olmasından.
Â
İki yol vardı önünde:
sınırsız dışarınınki,
boyutsuz içerininki.
Â
Ve boyutsuz içeriyi seçti.
Orayı,yapacak tek işin
sıçanı,
anüsü,
dili
ya da çükü
sıkmak olacağı yeri.
Â
ve tanrı,tanrının kendisi de hızlandırdı bu tantanayı.
Â
Bir varlık mıdır tanrı?
Eğer öyleyse,boktur.
Öyle değilse eğer,
deÄŸildir.
DeÄŸil de,
tüm yüzleriyle ilerleyen bir boşluk sanki,
en kusursuz temsili de
sayısız bir grup ambitinin yürüyüşü.
Â
“Çıldırmışsınız siz Mösyö Artaud,peki ya kilisedeki ayinler?”
Â
Vaftizi ve ayini tanımıyorum
İç erotik planda
sözde İsa’nın
sunakları üzerine
iniÅŸi kadar tehlikeli
bir insan edimi yoktur.
Â
İnanmayacaklar bana
insanların nasıl omuz silktiğini görür gibiyim
burdan
ama İsa neden herif
ambiti tanrının karşısında
bedensiz yaşamaya razı olmuş
biri hepsi bu,
ki o sırada,tanrı uzun zamandır
çivilediğini zannetse de onları
haçtan inen bir ordu insan
başkaldırdı
demirle,
kanla,
ateş ve kurumuş kemikle zırhlanmış
ilerliyor ÅŸimdi,Görünmeyen’e küfürler yaÄŸdırarak
TANRI YARGISINA son vermek için.
Â
                MESELE ŞU Kİ
Â
Bize ağır gelen
biliyor olmak
bu dünyanın düzeninden sonra
bir başkasının olduğunu.
Â
Ne düzeni?
Â
Bundan haberimiz yok.
Bu alandaki olası varsayımların sayısı ve basamağı tam olarak sonsuz!
Â
Sonsuz nedir peki?
İşin doğrusu bundan da haberimiz yok!
Â
Bilincimizin
ölçüsüz,
durak bilmez ve ölçüsüz
olasılığa açılımı belirtmek için
kullandığımız bir sözcük bu.
Â
Bilinç tam olarak nedir peki?
İşin doğrusu bunu da bilmiyoruz.
Â
BoÅŸluk.
Â
BilmediÄŸimiz bir ÅŸey olduÄŸunda
neresini bilmediÄŸimizi
belirtmek için
kullandığımız
bir boÅŸluk,
bu durumda
bilinçten söz ediyoruz işte,
bilinçtir bu da
daha yüz binlerce farklı yüzü var ama
Â
Eee n’olmuÅŸ yani?
Â
Görünnen o ki
bilinç
içimizde
cinsel arzuya
ve açlığa bağlanıyor;
ama bunlarla ilgisi olmayabilirdi pekala.
Â
Öyle deniyor
denenebilir,
bilinç bir iştahtır
diyenler var;
Â
iştaha benzer hiçbir şey duymadan yemiş;
ve aç kalmış
insanlar olmamış sanki,
Â
Çünkü bu da
var iştahsızken aç kalmak;
ee nedir mesele?
Â
Şöyle ki
günün birinde bana da verildi
olasılığın uzamnından,
salacağım koca bir osuruk gibi arkamdan;
ama ne uzamdan
ne de olasılıktan
haberim varı tam,
ve düşünme gereği duymuyordum bunları,
Â
varolan
ya da olmayan
şeyleri tanımlamak için uydurulmuş
sözcüklerdi her biri,
fikri ortadan kaldırma
ihtiyacı vardı
sıkboğaz eden ivediliği vardı bunun
fikri ve onun efsanesini yok etmek vardı,
ve onun yerine oturtmak
gürleyen çıkışını
patlamaya hazır şu zorunluluğun:
İç gecemin bedenini büyütmek,
iç boşluğun
ben’imin
Â
gece o,
boÅŸluk,
eblehlik,
Â
Gerçekten de
şu kokuşmuş gaza mı indirgemeli onu,
bedenimi?
Bir bedenim olduÄŸunu
çünkü kendi içimde dolaşan
kokuşmuş bir gazım olduğunu mu söylemeli?
Â
Ne bileyim
ama biliyorum ki
  uzam,
  zaman,   Â
  boyut,
   oluş,
   gelecek,
   i lerisi,
   varlık,
   varolmayış,
   ben,
  ben olmayan,
hiçbir şey ifade etmiyorlar bana;
ama birÅŸey var
bir ÅŸey ifade eden,
tek bir ÅŸey
bir ÅŸey olan
ve hangi kapıya
ÇIKACAĞINI
hissettiÄŸim:
Bedenimdeki ıstırabın varlığı,
kendi bedenimin tehditkar hiç yıldırmayan varlığı;
sorularla boğaz edildikçe
ve görmezden geldikçe tüm soruları,
hayır demeye mecbur kaldığım
bir an geliyor,
                                  HAYIR
diyorum ben de,
görmezden gelmek yok diyorum;
ve dedim ya,
sıkboğaz edildiğimde geliyor o an.
suyumu çıkardıklarında
içimdeki besleyici madde
beni besleyen madde
ve onun özü,
yok olana dek
sağdıklarında beni,
Â
ne mi kalıyor geri?
soluÄŸum kesilmiÅŸ oluyor;
bir eylem midir bu bilemem
ama öyle
soru boşluğa düşene dek
yokuluğa karışana dek
sıkboğaz edilince sorularla
beden ve
bir beden olma fikri
boÄŸulana dek
içimde sıkboğaz ettiler beni,
Â
işte o vakit farkettim müstehceni
ve osurdum
şapşallıktan
ve aşırılıktan
ve boğulmanın
isyanından.
Â
Çünkü sıkboğaz ediyorlardı beni
bedenime inene dek
bedene varana dek
Â
ve o an iÅŸte
bıraktım her şey patlasın
çünkü benim bedenime
asla istemem birileri bulaşsın.
Â
Varsıllığını yok edecek bir uygarlık;
birikimlerini kül edecek bir sanat;
beden için çalışacak bir ruh
ve dili bozguna uÄŸratacak bir ÅŸair.
Bir patlama.
Â
 Kaynak: ANTONIN ARTAUD-TANRI YARGISININ İŞİNİ BİTİRMEK İÇİN
SEL YAYINCILIK
Popularity: unranked [?]
Cevap Yaz!
You must be logged in to post a comment.