Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Ayşen Gruda Hayatı ve Röportajları


Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

Ayşen Gruda, 30 Kasım 1945’te istanbul’da doğdu. Komedi yeteneği, çocuk yaşta Yeşilköy’deki evlerinde Ermeni komşularının taklidini yaparken ailesi tarafından keşfedildi. Kardeşi Ayben Erman ve Ayten Erman da kendisi gibi oyuncu olacaktı. Televizyon için yaptığı skeçlerden birinde canlandırdığı “Domates Güzeli Nahide Şerbet” karakterinden sonra lakabı “Domates Güzeli” olarak kaldı.

Sinema:

Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu (2006) – Safiye ana
İlk Aşk (2006) – Hatice
Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? (2006) – Karagöz’ün annesi
Keloğlan Kara Prens’e Karşı (2006) – Sultan
Hababam Sınıfı Merhaba (2004) – Ayşe Hanı
Şenlik Var (1994)
Aile Pansiyonu (1987)
Seyyar Kamil (1987) – Gülbahar
Ağa Bacı (1986)
Aşık Oldum (1985) – Inci
Uyanıklar Dünyası (1985)
Namuslu (1985)
Şendul Şaban (1985) – Ayşen
Gırgıriyede Büyük Seçim (1984) – Sevim
Şekerpare (1983) – Peyker
Çiçek Abbas (1982)
Doktor Civanim (1982)
Dolap Beygiri (1982) – Hacer
Görgüsüzler (1982)
Hababam Sınıfı Güle Güle (1981) – Melahat
Davaro (1981)
Gırgıriye (1981)
Gırgıriyede Şenlik Var (1981) – Sevim
Renkli Dünya (1980)
Doktor (1979)
Şark Bülbülü (1979)
Avanak Apti (1978)
Neşeli Günler (1978) – Nilgün
Çöpçüler Kralı (1977)
Gülen Gözler (1977) – Fikret
Hababam Sınıfı tatilde (1977)
İbo İle Gülşah (1977)
Şaban Oğlu Şaban (1977)
Sarmaşdolaş (1977)
Öyle Olsun (1976) – Ayşen Huyugüzel
Aile Şerefi (1976) – Ayşe
Güngörmüşler (1976)
Süt Kardeşler (1976) – Emine
Tosun Paşa (1976) – Zekiye Tellioğlu
Delisin (1975) – Şaziment
Bitirimler sınıfı (1975) – Cevriye
Hanzo (1975) – Feride

TV:

Mert ile Gert
Gece Gündüz
Iki Aile
Fessupanallah
Fırtına
Sen misin Değil misin
Güz Yanğını
Dayı
Ana Kuzusu
Kaygısızlar
Ana
Seyahatname
Evimiz Olacak mı?
Sultan Makamı

Tiyatro:

Dün Gece Yolda Giderken Çok Tuhaf Birşey oldu
Hisseli Harikalar Kumpanyası-Haldun Dormen
Papaz Kaçtı-Philip King
Bizim Sınıf-Ferhan Şensoy
Yedi Kocalı Hürmüz-Sadık Şendil
Hababam Sınıfı Müzikali-Rıfat Ilgaz
Deve Kuşu Kabare-Haldun Taner
Mum Söndü-Müsaip Zade Celal

 

 

 ÖDülleri
2006: 11.Sadri Alışık Ödülleri – En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
2006 Sinema Yazarları Derneği Ödülleri, Onur Ödülü

Röportaj 1

Ayşen Gruda’nın Zaman gazatesine verdiği röportaj :

Ayşen Gruda, Türk sinemasının sevilen kadın oyuncularından biri. Her zaman bir başrol oyuncusu kadar dikkat çekti. Onun hakkında herkesin merak ettiği tek bir konu var: Yıllarca yan karakterlerde oynayan bir oyuncu olarak ayakta kalmayı nasıl başarmıştı? Ne hokka gibi burnu, ne de yay gibi kaşları vardı; ama ekrana yakışan yüzü ve karizmasıyla oyunculuğunu konuşturuyordu. Bu nedenle, kadın komedyen deyince akla gelen ilk isimlerden oldu… Diğeri isim ise Perran Kutman. Türkiye onlardan sonra neredeyse kadın komedyen yetiştiremedi. Gruda, bunun nedenini kimsenin bilmediğini söylüyor. Şimdilerde Hisseli Harikalar Kumpanyası’nda ve Fesupanallah dizisinde oynayan sanatçı, pek çok insanın zannettiği gibi ‘evde kalmış kız kurusu’ rollerinin kadını değil. Domates güzeli ise hiç değil. Çünkü Gruda, “Ben hayatı, aşkları dolu dolu yaşamış çok mutlu bir kadınım. Erkekler benim için neredeyse cinayet işliyordu.” diyor.

Sizin de rol aldığınız Kemal Sunal’lı, Şener Şen’li filmler, defalarca seyredilmesine rağmen yine de reyting alıyor. Günümüz dizilerİ yıllar sonra izlendiğinde aynı keyfi verir mi?
Eğer günlük değil güncel konuları işliyorlarsa keyif verir. Güncelden kastım politika, trafik, kadın-erkek, doktor-hasta ilişkileri gibi modası geçmeyecek konular… İkisi arasında ince bir ayrıntı vardır. Mesela İkinci Bahar dizisi şimdi tekrarlanıyor. Aynı zevkle izleniyor.

Yan karakterlerde oynayıp da yıllarca ayakta kalan oyuncu sayısı az…
Tabii ki insanın fiziği çok önemli. Ekrana yüzünüzün yakışması gerekiyor. Bu illa hokka burun, pamuk ağız, yay kaş değil. Karizmanız önemli. Birinci neden bu. İkincisi; ben Arzu Film ekolünden geliyorum. Orada başrol, son rol diye bir şey yoktu. Sadece senaryo vardı ve hepimizin o senaryoya hakkıyla hizmet etmesi beklenirdi. Biz çok özgür oyunculardık, ama başı boş değildik. Arzu Film’de çok sıkı bir disiplin vardı. Bunların dışında da ben bir komedyenim. Komedyen her rolü oynar. Yan rol, orta rol, kenar rol yoktur. Bir film seyredersiniz, küçücük bir rol hafızanıza kazınır. Olay budur.

Kemal Sunal filmlerde çok komikti; ama gerçek hayatta çok ciddi olduğu söyleniyordu. Siz de öyle misiniz?
Ben işimi yapıyorum. Gülen güler, gülmeyen gülmez. Bir doktoru otobüste ameliyat yaparken hiç gördünüz mü? Ben bir oyuncuyum. İşimi yaptığım yer set, tiyatro sahnesi. Karşılığında da para alırım. Gerçek hayatta insanları güldürmek gibi özel bir görevim yok.

Karakter olarak eğlenceli biri misiniz diye sormuştum…
Ayşen dürüst, sözü dinlenir, sözüne güvenilir, işinde disiplinli, yüreğini iyi tutmaya çalışan biri.

Türkiye kadın komedyen yetiştirme konusunda başarısız mı?
Kadın komedyenlerin sayısı ülkemizde de, dünyada da azdır. Bunu rahmetli Oğuz Aral, Gani Müjde ve bu işle uğraşan bir yığın insanla konuştuk. Bir türlü işin içinden çıkamadık. Ya kadınlara mahsus senaryo yazılmıyor, erkek egemen senaryolar yazılıyor ya da kadın, estetiğinden endişe duyuyor, kendini bozmak istemiyor. Hicvin babası, koskoca Oğuz Aral bile çıkamadı işin içinden… Bilemiyorum.

Eski filmlerinizde kendinizi izleyince ne hissediyorsunuz?
Hiçbir şey. Benim yaptığım iş laboratuvar işi. Matematik, aritmetik, geometri gerektiriyor. Bir bilim işi olduğu için geriden aldığım derslerle ileri doğru gidiyorum. Ben o filmleri zaten fazla izlemiyorum. Bir filmi 3 kere izleyebilirim, ama 23 kere neden izleyeyim? Bunu anlayamıyorum. Aynı şeyleri izle izle insan delirir. Bu nedenle insanlara sormak istiyorum: Acaba bu lezzette başka şeyler yapılmadığı ve sürekli önünüze getirildiği için mi bunları izliyorsunuz?

Ama herkes severek ve gülerek izliyor…
Çok fazla dayatılıyor izleyiciye. Çünkü başka bir şey yok. Ben televizyonların yerinde olsam diziden ziyade 2-3 gün sürecek televizyon filmleri yaparım. Yani sinemayla televizyonu birlikte yürüten filmler… Çok daha iyi ve başarılı işler olur. Bizim filmlerimiz klasik oldu artık, klasikler eskimez. Kaldırılmasın ama insanlar bıktırılmasın. Biraz nefes aldırsınlar seyirciye, özletsinler.

Oyunculuğun şimdilerde sadece görsellik üzerinden yürümesine ne diyorsunuz?
Sinema farklı, televizyon farklı. Televizyon dizilerinin hangi mantığa dayalı olarak yapıldığını bir yapımcı kadar bilemiyorum. Demek ki böyle bir talep var. İyi olmayanlar eleniyor zaten.

Ayşen Gruda’yı eleştirebilir misiniz?
Çok fazla mükemmelliyetçiyim, ailemle ilişkilerimde de anksiyete bozukluğu var denilecek kadar endişeliyim. Zamanım olmadığı için istediğim kadar kitap okuyamıyorum. Bunların dışında eleştirilecek çok fazla bir şeyim yok.

Oyunculuğunuzla ilgili…
Ne rol verirlerse oynarım, evvelallah. Çağ çok değişti. Modern tiyatro daha farklı. Dünyada nasıl bir tiyatro akımı var bunları birebir takip edemiyoruz. Ama öyle bir tarzı olan tiyatroya da en fazla 10 gün içinde adapte olurum.

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Eski oyunculuk tekniklerini mi kullanmaya devam ediyorsunuz?
Oyunculuk teknikleri tabii ki farklılaşıyor. Yazarların hayal güçleri, nasıl bir nefes tekniği kullanılması gerektiği… Bunlar hep araştırılarak yapılacak şeyler. Çağın IQ’sunun yarım adım gerisinde görüyorum kendimi. Bu benim özeleştirim. Ama yaparım.

Sizin için hep ‘evde kalmış kız rollerini oynayan kadın, kız kurusu, domates güzeli’ yakıştırması yapılıyor. Bunlar sizi nasıl etkiledi?
Bak ben sana bir şey söyleyeyim: Erkekler benim için neredeyse cinayet işliyorlardı vaktiyle. O rol, onlara inanmayın. O kadın ben değilim. Ben farklıyım, oynadığım roller farklı. Farklı kadınların acılarını dile getiriyorum. Ben hayatı, aşkları dolu dolu yaşamış çok mutlu bir kadınım. Benim için üzülmeyin.

 

 

 

Röportaj 2
(Neşe Güven)Filmlerini izlerken büyüdüğüm, evde kalmış kızların en komiği Ayşen Gruda.” İzlemeye gittiğim Papaz Kaçtı adlı oyunun öncesinde tanışma fırsatı bulunca, sohbet etme imkanımı değerlendirdim tabii.Yılların komik kadını şimdi tam karşımdaydı..Bir kaç saat sonra sahne alacaktı ama her şeyiyle hazırdı. Öyle ki aralarda repliklerinin tekrarını yapıyordu. İşte disiplin bu diye düşündüm, şimdi bir elin parmaklarını geçmeyen büyük üstatların işlerine bakışı bu.

N.G : Ayşen Hanım kaç yıl aradan sonra yeniden tiyatro sahnesindesiniz?

A.G : Aslında uzun yıllar oldu. Show tarzında yaptıklarımı saymazsak uzun yıllardan sonra tekrar tiyatro yapıyorum. Buranın heyecanı çok farklı… Zannediliyor ki robot gibi çıkıp her gece aynı replikleri söylüyoruz… Ama değil. Her oyuna gelen seyirci farklı, sizin onlardan aldığınız enerji farklı, sözler aynı olsa bile bambaşka heyecanlarla söyleniyor her defasında. Yaşayan bir organizma içinde olmak keyif verici.

N.G : Tekrar tiyatro yapmaya nasıl karar verdiniz? Üstelik Fırtına adlı dizi de başlamışken..

A. G : Uzun bir aradan sonra tiyatro yapmak istedim ve o dönemde Asuman erken davrandı , teklifini duyduğumda hemen yönetmeni sordum. Haldun Dormen ile çalışmak fikri beni çok heyecanlandırdı ve kabul ettim. Zaten daha öncede aynı oyunda Aıda rolünü oynamıştım. Böylece bir araya geldik.

İNSANA İNSANI ANLATMAK EBEDİ BİR DEĞERDİR.

N.G : Tiyatrolara verilen ödeneklerin kaldırılması , Sarıgül ün Şişli deki tiyatrolara özel ödenek vermesi gibi konuları nasıl karşılıyorsunuz.Devlet bu konuda ne yapmalı?
A.G : Devletin, hükümetin, yerel yönetimlerin tiyatroya kesinlikle ama kesinlikle yardım etmesi gerekiyor.Bu halkı eğitmek istiyorlarsa halkı tiyatroya yönlendirmeleri gerekiyor. İkincisi ise halka okuma alışkanlığı kazandırılması gerekiyor . Bu konuyla ilgili organize olurlarsa biz de gider konuşur, ne yapılması gerektiğini anlatırız. Sonra ailelere iş düşüyor. Okullarda tiyatroyla ilgili dersler verilmesi gerekir. Ailelerin çocuklarını tiyatroya gitmeye özendirmesi gerekir..Tiyatroda nasıl davranılır, bunun adabı nedir, bunun öğretilmesi lazım;nasıl oturulur? nasıl bilet alınır vs..Tiyatro insana insanı anlatır. Bu bir edebi değerdir. Bunun bilincinde olmayan toplum cahil bir toplumdur.
N.G : Tiyatro kapılarını aşındıran bir millet değiliz maalesef. Sokaktaki insan özellikle özel tiyatroların bilet fiyatlarını bahane ediyor . Ortalama 25 ya da 30 lira olan fiyatlar sizce pahalı mı ? A.G :Pahalı diyen insanların elinde son model cep telefonları, üzerlerinde son moda giysiler.Her şey ucuz da bir tiyatro mu pahalı?..Katılmıyorum.. Bu boşa giden bir para değil ki..İnsanın ufkunu açıyor, bir şeyler katıyor. Ama biz kolayına kaçıyoruz her şeyin..Açığımızı televizyonla karşılamaya çalışıyoruz .İhtiyaç meselesi..Kültürünüz ihtiyaç duymuyorsa eksiksiniz demektir.
N.G : Ne yapılmalı peki , bu konuda ailelere de çok görev düşüyor.. A.G : Tiyatroya çok değer verilmelidir.Tiyatrosu olmayan bir toplum asla düşünülemez. Bunu tartışmak bile gereksiz. Daha küçükken çocuklara bu ihtiyaç aşılanmalı. Okullarda sağlıklı eğitimler verilmeli. Şu anda okullarda kimler veriyor acaba drama eğitimlerini ? Eğer bir çocuk drama dersinde sıkılıyorsa, dersi dinlemiyor , yaramazlık yapıyorsa ben o öğretmenden şüphe duyarım.Burada da yanlışlar var.

 

N.G : Türk sinemasına yıllarını vermiş biri olarak, günümüzdeki filmleri, senaryoları ya da beyaz perdedeki oyunculukları nasıl buluyorsunuz? En azından seyirci olarak yapılan işleri beğeniyor musunuz ?
A.G : Sinemayı değerlendirmek benim haddim değildir. Halktır bunun kararını veren . Gişede iyi iş yapıyorsa ilgi çeken bir şeyler vardır orada. Bunu böyle kabul etmek lazım. Her şey değişiyor. Sinema için iyi senaristler var, iyi yönetmen ve oyuncular var. Tek bir şey söyleyebilirim, bunun kamerasını üretmezseniz hiçbir şey olmazsınız, en azından ampulünü üretin bir şeyler yapın. Teknoloji değişiyor ve çok hızlı değişiyor. O yüzden ben “Ah nerede o eski bayramlar”, “Ahh nerde o eski türk filmleri” falan diyecek değilim… Kullanılan teknikler çok değişti. Önümüze bakmak lazım..
TİYATRO İÇİN BİR DAKİKA KARANLIK..

N.G: Şu anda ülkemizde inanılmaz bir dizi patlaması var. Sizler için demiyorum ama gişede başarıyı yakalamak için televizyonda iyi reytingli bir dizide boy göstermek bir yol izleniyor sanki.. Para kazanabilmek için de bu yol seçiliyor tabi…

A.G : Çok fazla dizi furyası var şu anda ama nereye kadar devam edecek böyle? Bir gun bir yerde tükenecektir. Dizi yapan kuruluşları finanse edenlere sormak isterim tiyatro oyuncuları olmasa ne olacaktı acaba? Türk milleti hiç aptal değil..Bir gün o kumandanın tuşuna basmazsa ne olur dersiniz ? Zamanında elektrikleri açtık kapadık, toplu hareket yaptık. Gereksiz diziler için de böylesi toplumsal eylemler yapılsa ortam bozulacak. Ondan sonra herkes ayağını denk alacak.Bir de ülkemizde dizi işine çok büyük harcamalar yapılıyor.. Oraya harcanan para yerine, tiyatrolar, stüdyolar kurulsa çok daha ekonomik ve elverişli şeyler yapılabilir. Televizyon oyunculuğu, sinema ya da tiyatro ayrı branş dallarıdır. Bizim ülkemizde branşlaşma yok. Yurtdışında bu böyle değil. Kamera alışkanlığı ayrı bir şey. Bizde daha çok para kazanmak için herkes her şeyi oynuyor maalesef. Yurtdışında çekilen dizlerde oynayan oyuncuları dünya tanıyor, ama onlar kalkıp da tiyatro ya da sinema yapmıyor. Keşke tiyatrodan alına paralar yeterli olsaydı da kimse başka bir şey yapmasa. Bizde sendikasız bir yapı mevcut, güvenceniz yok. Baktığınızda dizide de aynı şey. 20 bölüm diye anlaşıyorsunuz , 6. bölümde ölüyorsunuz.. Bir şeyler konuşarak değişseydi yıllardır Ali Kırca Siyaset Meydanı yaptı, değişirdi.

N.G: Sanat adına karamsar olan bu tabloda hiç mi iyi giden bir şey yok sizce ?

A.G : İyi giden tek şey gençlerimizin çabası. Ben sizlerden ümitliyim. İyi bir şeyler yapacağınıza inanıyorum.

N.G : Peki bu noktada gençleri nasıl buluyorsunuz? Biliyorsunuz ki artık konservatuarların dışında da eğitim alabilecekleri birçok yer açıldı. Geçenlerde eğitimin süresiyle ilgili tartışmalar da vardı? Siz ne düşünüyorsunuz ?

A.G : Eğitim süresini ben bilemem ama gençlerin mutlaka kendilerini geliştirmeleri gerekiyor. İlla ki konservatuarda oynamaları şart değil. Okulunu okusalar tabii çok güzel olur ama bir ustanın yanında da yetişebilirler. Zamana yayacaksın, aceleci olmayacaksın, gözlem yapacaksın, çok okuyacaksın İyi bir hocanın yanında beş yıl kalsalar da olur. Eskiden bir hocanın yanında uzun süre kalmadan bir cümle bile söyleyemezdiniz sahneye çıkıp da… Ama şimdi öyle olmadığını görüyoruz.
N.G : Son olarak yeni dönem projelerinizi öğrenebilir miyim ?
A.G : Fırtına adlı dizide rol almaya başladım, çok iyi tepkiler alıyorum oradan, ve Papaz Kaçtı oyunumuz devam ediyor.
Bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ederiz Ayşen Gruda..

Neşe Güven
15.11.2006

 

M.Serdar Kuzuloğlu’nun Blog sitesinden alınmıştır…

Bir zamanlar ben de sigortacılık yaptım. (yaptığım diğer işler arasında işportacılık, barda bağlama ve gitar çalmak gibi şeyler de var). O dönemde biz de böyle bulduğumuz her telefona saldırır randevu koparmaya çalışırdık.

Bir gün elime geçen bir listeden Ayşen Gruda‘nın numarasını çevirdim. Kendisine özel hayat sigortası paketinden söz ettim ve randevu istedim. Bana aynen şöyle dedi:

 Ben komşumun sahip olmadığı bir şeyi istemiyorum.

Bu benim hayatımı değiştiren birkaç cümleden biridir. Gazetecilik vesilesiyle kendisiyle bir iki defa aynı ortamda bulundum ama mahçubiyetimden ve halen unutamadığım o anki utancımdan ne bunu anlatabildim; ne de başka bir şeyi.

Bir gecekondu semtinde oturuyordu. Neredeyse 20 yıl geçmiş üstünden ama, sana çok teşekkür ederim Ayşen Gruda. Benim hayatımdaki en önemli insanlardan birisin…

 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Ayşen Gruda Hayatı ve Röportajları ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
26 Ocak 2010 Saat : 1:42

Ayşen Gruda Hayatı ve Röportajları Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik