Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Bağımsız sinema nedir – Bağımsız sinemanın özellikleri


  • Anasayfa
  • Bağımsız sinema nedir – Bağımsız sinemanın özellikleri
Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

Bağımsız Sinema Nedir?
Büyük stüdyolardan bağımsız olarak çekilen, genellikle yaratıcılarının özverili çabalarıyla gerçekleştirilen ve ‘stüdyo filmleri’yle karşılaştırılamayacak kadar düşük bütçeye sahip filmleri bünyesinde toplayan bir tür ya da akım diye tanımlayabiliriz ‘bağımsız sinema’yı. Bu ‘isyankâr’ akım, dünyanın her ülkesinde kimlik bulma şansına sahip gibi görünmesine karşın, temelde ve özellikle Amerikan sinema endüstrisi içinde (aslında dışında) varlığını sürdürür. (Murat Özer)
1895 Lumiere kardeşlerin Grand de Café’deki gösterisinden itibaren sinema çok yol katetti. Önceleri kısa ve hızlı çekilen kareler sonradan normal hızına ulaştı, ses eklendi, müzik eklendi, renklendirildi, cinemaskop oldu. Bu sure zarfında film çeken firmalar çok paralar kazandılar ve büyüdüler. Bazı ülke sinemalarında sektör dışı bir hareketlenmeler başladı. İlk olarak 1956’da Lindsay Anderson, Karel Reisz, Tony Richardson tarafından yönlendirilen, Anderson ve Reisz’in editörü oldukları (1946-1952) Sequence dergisinde düşüncelerini yayınlamaları Özgür sinemanın ilk adımları olmuştur. Amaçlarını şöyle özetlemişlerdir. ‘Biz bu davranışımızla, özgürlüğe inandığımızı gösteriyoruz.’Bu akımın etkisiyle ilk olarak Oh dreamland, Saturday Night and Sunday morning, Momma Don’t Allow, Together gibi filmler çekmişler. İngiliz sinema Enstitüsü tarafından da destekj gören bu akının yönetmenleri, ilk olarak belgesellerle başlayıp sonradan konulu filmlere geçmişlerdir.
Sanatların yedincisi olan sinema’nın, diğer dallara gore en büyük eksi tarafı, çokça paraya ihtiyacı olmasıdır. Belki oturduğunuz yerden, dünyaca ünlü bir müzik besteleyebilir veya bir resim yapabilirsiniz. Ama malesef sinema yapamazsınız. Sinema birçok unsurun bir araya geldiği ve yönetmen tarafından harmanlandığı, nakış gibi işlendiği bir sanattır. Bunu yapabilmenin ölçüsü ise paradır. Mesela bugün Hollwood’da çekilen büyük bir produksiyonun maliyet, 100-300 milyon dolar civarındadır. A kategorisindeki oyuncular film başına 20 milyon dolara kadar (Brad Pitt, Mel Gibson, Cameron Diaz) para almaktadırlar. B sınıfı film bile çekseniz maliyet, 10-30 milyon dolar arasında olacaktır. Böylesine büyük bir talebi karşılamak çok kolay değil elbet. Ülkemizde rakamlar biraz daha küçük. Eğer cebinizde 1 milyon dolar varsa rahatlıkla uzun metraj bir film çekersiniz. Daha ucuza çekerim dediğiniz duyuyorum. Fakat bir filmi çekmek, onu gösterebilirim demek değildir. Post production aşaması (Filmin pozitife aktarılması) filmin dublajı, altyazı eklenmesi, çoğaltılması, dağıtımı, reklamı derken maliyet hızla tavana vurmaya başlar.
İşte böylesine koşullar altında çekilen filmlerin maliyetlerini karşılayan ana faktor film şirketidir. Yani sinema sektörü. Warner Bross, UIP, DreamWorks, Columbia gibi dev şirketler aynı anda onlarca film çekebilmektedirler. Türkiye’de bu sektor henüz oluşmamıştır. Her ne kadar bir sürü film şirketi olsa da ekonomik olarak kendi içinde bağımsız olan çok az şirket vardır (Plato film, Pana film) gibi…
Eğer kendi bütçenizle film çekemiyorsanız yardıma ihtiyacınız var demektir. Bu konuda yapılacak tek şey, Kültür bakanlığına, Euroimages (Avrupa topluluğu sinema fonu) ve sponsorlara başvurmaktır.
İşte bu noktada bağımsız sinema olup olmama seçimini yapmak zorundasınız. Eğer çekeceğiniz filmin tüm dış etkenlerden bağımsız olmasını istiyorsanız para alınan kuruluşların etkisinden kurtulmak gerekir. Eğer ki, çektiğiniz yapıma karışılıyor ve para veren kuruluşun istekleri doğrultusuna gidiliyorsa bağımsız olmak özelliğinizi yitirdiniz demektir.
Bağımsız sinemayı sadece para açısından görmek yanlış elbette. Aynı zamanda siyasi ve toplumsal açıdan da bağımsız olmak gerekir. Mesela İranlı sinemacı Bohman Ghobadi Kaplumbağalar’da uçar filmini Irak savaşı sırasında Kuzey Irak’ta geçerek ciddi anlamda bir bağımsız sinemacı örneğini vermiştir. Ghobadi bu filmi ile savaşa ve silaha karşı bir duruş sergilemiştir.
Bağimsız sinema genel olarak Hollywood’a karşı olan sinema olarak gözüksede her ülkede değişik formlarda dır. Bağımsız sinemacı once kendi ülkesinin sorunlarından daha sonra Hollywood sinemasından arınmak zorundadır. Bunu yapamıyorsa özgürlüğü yok demektir.
Amerikan sineması kendi içinden de bağımsızlar çıkarabilmiştir. Bunlardan en iyi 3 örnek Spike Lee, Kevin Smith ve Darren Aranowsky’dir. Spike Lee özellikle zenci toplumunun sözcülüğünü yapmış, Kevin Smith ‘Dogma’ filmi ile dinsel öğelerle dalga geçmiş, Aranowsky ise ‘Requim for a Dream’ filmi ile uyuşturucu bağımlılarına oldukça nesnel açıdan bakabilmiştir.
Uzakdoğundan esen bir bağımsız sinemacı ise Kim-ki Duk’tur. Boş ev, Yay, Sahil koruma, Fedakar kız gibi filmleri ile çok güzel bağımsız örnekler vermiştir. Kim-ki duk filmlerinde konuşmadan uzak, sade bir dil kullanıyor ve oyuncu performanları ile hikayesini anlatıyor.
Türkiye’de kurallarını (ya da kuralsızlıklarını) yaratan Zeki Demirkubuz, Nuri Bilge Ceylan, Serdar Akar, Derviş Zaim, Yeşim Ustaoğlu bağımsız sinemanın öncüleri olmuştur.
Bir sonuç yazmak gerekirse insanoğlunun hem Ticari sinemaya hem de bağımsız sinemaya ihtiyacı vardır. Ticari sinema olmasa 1 milyar dolar bütçeli yüzüklerin efendisi filmlerini izleyebilirmiydik. Ya da bağımsız sinema olmasa Demirkubuz’un o gerçek insansı öykülerini nasıl öğrenebilirdik.

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Bağımsız sinema nedir – Bağımsız sinemanın özellikleri ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
9 Ağustos 2009 Saat : 4:53
  Sinema

Bağımsız sinema nedir – Bağımsız sinemanın özellikleri Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik