Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Yunus Emre Edebiyatı ve özellikleri

Yunus Emre Edebiyatı ve özellikleri

 

Divan yazını, halk yazını biçiminde iki kümede incelediğimiz eski Türk yazınında tasavvufla (gizemcilikle) beslenen bir yazın akımına özel yer ayırmak gerekmektedir. Yunus Emre’ye bağlanan gizemci halk yazınıdır bu. Bir düşünce akımına dayanması, ortak temler çevresinde ortak söyleyişlerle birbirine bağlanarak gelişmesi ve belli bir inanca bağlı olanlarca benimsenip sürdürülmesiyle halk yazını içinde ayrı bir yer tutmakla kalmaz, bir akım, bir çığır niteliğini de kazanır. "Bu edebiyatın ürünlerinden bir bölüğü uyarıcı ve öğreticidir. Bir bölüğü ise, tasavvuf neşvesi içinde ilahi bir inancın heyecanıyla yazılmış, özelliği ve içtenliği bütün halkın zevkini okşayagelmiş tekke şiirleridir" (A.S. Levend). Denilebilir ki, bir din felsefesi sayabileceğimiz tasavvuf, divan yazınında olduğu gibi, halk yazınını yalnız etkilemekle kalmamış, halk yazını içinde gelişen bir akımın temelini oluşturmuştur.

 

Türk yazın tarihine ilişkin çalışmalarda bu konu gereğince değerlendirilmemiş, türsel nitelikleri açısından yazın ürünlerini sınıflamakla yetinilmiştir. Oysa gizemci halk yazını içinde değerlendirdiğimiz ürünleri verenlerin toplumsal konumlarını, kişiliklerini göz ardı etmemek gerekir. Bu ozanlar bir tarikata bağlıdırlar, şeyh ya da derviştirler. Aşık tarzını benimseyenlerin bile bir eğitimden geçtikleri bellidir. Üstelik şiiri inançlarını, inandıkları doğruları yaymada bir araç olarak kullanmaktadırlar. Halk yazınını, seçmelerinin nedeni de budur. Başka deyişle, halk yazını içinde yetişmemişler, amaçları gereği halk yazınına yerleşmişlerdir. Anadolu gezimci halk yazınının babası saydığımız Yunus Emre’nin yetiştiği dönemi, XIII. yüzyıl Anadolu’sunun toplumsal görünümünü anımsamak bunu yeterince kanıtlar.

 

Beyliklere bölünmüş, Moğol yayılması sonucu kargaşa içindeki Anadolu’da dervişlerin başarıya ulaşmaları, gezemcilik düşüncesini yaymaları ve halkı tarikatlar çevresinde toplamaları onun dilini, onun yazınını kullanmakla olsaydı. Nitekim yaşamı bilinmemekle birlikte, şiirlerinin düşünsel yapısından, Yunus Emre’nin de halk ozanı tipine sokulamayacağı kolayca anlaşılmaktadır. Dili, söyleyişiyle halk ozanı olan Yunus, özüyle sözcüğün gerçek anlamında bir düşünürdür. Akımın başlıca ozanları Aşık Paşa, Eşrefoğlu, Nizamoğlu Seyyid Seyfullah, Himmet (Bolulu) de medrese öğrenimi görmüş, divan yazınını, Arapça ve Farsça’yı bilen aydın kişilerdir. Hepsi de şeyhlik katına yükselmişlerdir.

 

Yunus Emre’ye bağlanan gizemci halk yazınının, ayrıca tarikatlar çevresinde, başlıca iki kolda geliştiği görülür: Melami-Hamzavi halk yazını, Alevi-Bektaşi halk yazını. Bunlardan birincisi, akım niteliğini korurken, melamilik ve hamzaviliğin ilkeleriyle sınırlanarak bir zümre yazını biçiminde gelişir. "Tek sözle söylenmesi gerekirse bu edebiyat, aşka ve cezbeye, fakat akıllıca cezbeye ve bilgiye dayanan ağırbaşlı, biraz da Arapça ve Farsça kelime ve terkiplerle karışık bir edebiyattır" (Abdülbaki Gölpınarlı). Hacı Bayram-ı Veli, Dukakinzade Ahmet, Ahmet Sarban, Kaygusuz Vizeli Alaeddin, İdris-i Muhtefi, Emir Osman Haşimi, Muhyi, Oğlanlar Şeyh İbrahim, Gaybi Sunullah bu yolda ürün veren ozanların başlıcalarıdır.

11 Mart 2013
Okunma
bosluk

12. Sınıf Dil ve Anlatım Etkinlikleri cevapları (2012-2013)

12. Sınıf Dil ve Anlatım Etkinlikleri cevapları (2012-2013)

 

1.ünite   Hikaye sayfa 36-46 arası
1.etkinlik 36. sayfa
1…
2…bu kişinin zevkine bağlı bir seçim. Ben olaya dayalı hikayeleri daha çok seviyorum. Olayın hareketli oluşu hikayeyi akıcı kılıyor.
3. Her olayı aşırı derecede büyütmek insan psikolojisini bozar. Bir olayın üzerine gittikçe sinirler gerilir, istenmeyen tutum ve davranışlar sergilenebilir. Bu yüzden olayları abartmamak, sakin olmaya çalışmak önemlidir.
43. sayfa
2.etkinlik.
Hepsinde de yapıyı oluşturan unsurlar ortaktır. Olay örgüsü, zaman, mekan, kişiler ve dil ve anlatım yapıyı oluşturan unsurlardır.
1 a..Anlatıcı , ilahi bakış açısı anlatıcı kullanılmış. Hikâyenin kahramanı Arzu ile Kamber, mekan, Antep veya Urfa civarı. Aş teması işlenmiş.
b.Kamber’i Arzu’nun babası evlatlık alır. Aruz ile Kamber büyüyünce birlerine aşık olur,sonra evlenirler.
c. Soyut olan tema kişi, zaman ve mekan unsurlarıyla somutlaştırılır. Olayın ortaya çıkmasında bu öğeler önemli bir rol oynar.
Ç.Hikaye İyi-kötü,  acı, ıstırap- mutluluk, ayrılık- kavuşma gibi çatışmalar üzerine kurulmuştur.
d. bu çatışmalar hikaye içerisine yerleştirilerek tema ortaya konur.
3. etkinlik.
a. temalar: ayrılık, gurbet, ölüm, ölümsüz aşk….olabilir.

 

b.  iyi bir yazar ile sıradan bir kişinin yazdığı hikaye bir olmaz. Bizim yazdığımız hikayeler gerek dil ve anlatım gerekse kurgu yönünden zayıftır.
c. ….
c. hikayelerin farklı olmasının sebebi, dilin kullanımı ve olaya bakış açısı ile ilgilidir. Herkes olaylara aynı pencereden bakmaz. Bu yüzden  aynı olayı farklı bakış açılarıyla yansıtırlar.
*  cevap evet olmalı.
Ç. Hikayede yapı öğeleri  olay örgüsü, zaman, mekan ve kişilerdir.
2.a.
*Kamberin babasının ailesini de alıp bir yolculuğa çıkması
* Yolculuk sırasında eşkiyaların baskınına uğrayıp kamber dışındakilerin öldürülmesi.
* Kamber’i bir Köylünün bulup evlat edinmesi.
* Arzu ile Kamber’in birlikte büyümeleri.
*Kamber’i seven bir kızın Arzu’ya  Kamber’in kardeşi olmadığını söylemesi
* Arzu’nun bunu Kamber’e söylemesi.
* Arzu’nun amcasının Arzuyu Babasından istemesi ve nişanlanması.
* kamber’in Arzu’nun  Kardeşi olmadığını öğrenmesi.
* Arzu’nun  Kamber’e kızıp yüz vermemesi , bu yüzden Kamber’in evden ayrılması
* Arzu’nun Kamber’i bulmak için Çöle gitmesi fakat Kamberden yüz bulamaması
* Arzu’nun hastalanması
* Arzu’nun sırdaşı vasıtasıyla Kamber’e ulaşması
* Kamber’in eve dönmesi.
*Amcasının Arzu’yu Almak için köye gelmesi ve Arzu’nun ona durumu anlatması
* Arzu ile kamber’in evlenmesi.
b. olay örgüsü , ana olayı oluşturan parçalardır. Bu parçalar, kişi zaman ve mekan unsurlarıyla birbirine bağlanırlar.
c. olay kronolojik bir sıra ile dizilmiştir.
Ç. bu sıralanış olayın başlangıcından sonuca kadar geçen zamanın ayarlanması ve heyecan un surunun yerleştirilmesi için önemlidir. Olaylar rast gele dizilmiş olsa hikaye bütünlüğünü kaybeder.
3. kişiler olayın yaşanmasında en önemli unsurdur. Bunlar olaya uygun tipler olarak seçilir. Arzu ile Kamber Önce kardeş gibi ele anlınmış temel çatışma başlamıştır. Birbirine ilgi duyan fakat kardeş oldukları için bunu açıklayamayan iki sevgili haline gelmişlerdir.
Kişiler
Özellikleri
Temsil ettikleri düşünce ve durum
Behram
Zengin biri, Kamber’ün babası, gezmeyi seven biri.
Kamber’in üvey  evlat alınması i için öldürülmüş.
Behram’ın karısı
Kamber’in annesi, zayıf bir kişilik, kocasına itaat ediyor.
Kamber’in üvey  evlat alınması i için öldürülmüş.
Han Ali
Kamber’in üvey babası. İyi biri erkek evladı olmamış.  Geleneklere bağlı. Arzu’ya sormadan Kardeşinin oğlu ilke nişanlıyor.
Arzu ile Kamber’in acı çekmesi ayrılık yaşamalarına sebep oluyor.
Han Ali’nin karısı
Zayıf bir kişilik. Erkek evladı olmadığı için üzülüyor.
Arzu ile Kamber’in acı çekmesi ayrılık yaşamalarına sebep oluyor.
Arzu
Dünyalar güzeli bir kız Kamber’i seviyor. Fedakar, sabırlı, akıllı
Ana kahramanlardan biri
Kamber
Arzuyu seviyor. Yakışıklı, sevgisine sadık biri.
Ana kahramanlardan biri
Arzu’nun amcası
İyi kalpli, akıllı biri.
Arzu ile Kamber’in acı çekmesi için oluşturulmuş, fakat kötü karakter değil.
Nine
İyi niyetli, yaşlı biri.
Olayın ortaya çıkması için uydurulmuş. İyi karakter
Arzu’nun arkadaşı
Sadık, sır tutmasını bilen, iyi biri. Arzuya yardım eden kişi olarak oluşturulmuş
. Arzuya yardım eden kişi olarak oluşturulmuş. İyi karakter
 
b. günlük hayatta bu gibi kilere rastlanabilir. Fakat hikayedeki şahısların günlük hayatta birebir aynısına rastlanmaz.
4.a.Evet , olay yeryüzünde var olan bir yerdir. Antep veya Urfa tarafları. Köy, çöl,
b. aşk. Bu temanın somutlaştırılmasında kişiler, zaman, mekan unsurları kullanılır. Mekan kişilerin özelliklerinin ortay çıkmasında  rol oynuyor.
5. etkinlik. Sayfa 45.
a. başlangıçta geçen ifadelerden de anlaşılacağı üzere tam belirgin bir zaman kullanılmamış. Gün başka gün dem başka dem, …, o zamanlar, aradan yıllar geçti, günün birinde ifadeleri bunu veriyor.
b. Gün başka gün dem başka dem, o zamanlar, aradan yıllar geçti, günün birinde..
c. Miladın başlangıcı ile 2010 arasında geçen bilinmeyen bir zaman. Eski tarihte yaşanmış bir olay.
5.a. aşk ve kavuşma  teması işlenmiş.
b. evrensel bir temadır.
c…
6.  Evet seven sevdiğine kavuşmalı. Bu tema günümüzde de buna benzer olaylar yaşanmaktadır.
6. etkinlik.
a.Metin bir halk hikayesidir. Halk hikayeleri  aşk ve kahramanlık konularını işler. Manzum ve mensurdurlar. Bu hikayede de bunarlı görüyoruz.
b….
7.a. Anlatıcı olayın dışında biri.
b. Olayları bilen fakat olaya karışmayan olanları tepeden seyreden biri.  ilahi bakış açısı anlatıcı kullanılmış. Anlatıcı olayın başından sonuna kadar her şeye hakim biri.
c.  Anlatıcının ağzından verilmektedir. Arzu’nun, kamber’in  ve diğerlerinin konuşmalarını  “dedi,diye gibi ifadelerle aktarıyor.
Ç.Gözlemci bakış açısı kullanılmış. Özellikle tasvir cümleleri bu anlatımla oluşturulmuş. Hikayede mekan ve kişiler anlatılırken gözlemden yaralanılır.
8. a. Öyküleyici, betimleyici anlatım türleri kullanılmış.
  b. Hikayede mekan ve kişiler anlatılırken gözlemden yaralanılır. Burada betimleyici anlatım kullanılır. Olay ağırlıklı bölümler anlatılırken de öyküleyici anlatım kullanılır.
….




8.etkinlik
a.
* Evet, hakim anlatıcı vardır.
*Evet, olaylar dizisi mevcuttur.
* zaman belirsiz bir başlangıçta oluşmaya başlar kronolojik bir sıralama ile devam eder.
*Evet, olabilir.
* yansıtır, çünkü her eser yazıldığı dönemin zihniyetinden izler taşır.
*Evet, taşır.
b. Halk hikayesinin özellikleri :
* Aşıklar tarafından anlatılan manzum ve mensur bölümlerden oluşan sonraki dönemlerde yazıya geçirilen anonim ürünlerdir
* Aşk ve kahramanlık konuları işlenir
* hikayelerde olağanüstü özellikler dikkati çeker
* Hikayelerin yapısı masal ve destanlarda olduğu gibi olay örgüsü,kişiler,zaman ve mekan unsurlarından oluşur
* Belirsiz bir zaman ifadesi ve mekan anlatımı söz konusudur
HALK HİKAYESİ
-Tarihi bir vakanın olması şart değildir
-Nazım-Nesir karışıktır Zamanla nesir nazıma üstünlük kazanmıştır
- Şahısları ve olayların anlatılmasında realist, çizgilere daha çok yer verilmiştir
-Kahramanlıktan çok aşk maceraları konunun ağırlığını teşkil etmektedir.
c. Hikayedeki tipler günlük hayatta karşılaşabileceğimiz tiplerdir.
18 Aralık 2012
Okunma
bosluk

11.sınıf dil ve anlatım kitabı etkinlikleri (2012-2013)

11.sınıf dil ve anlatım kitabı etkinlikleri (2012-2013)

 

sayfa 64
 
6.
Haldun Bey ağırbaşlıydı, ölçülüydü, zarifti.
Kişi adı ile birlikte kullanılan unvanlar büyük harfle başlar.
……aktörlük için yazılmış bir başyapıttır.
Baş ile başlayan sıfat tamlaması yoluyla yapılan birleşik isimler bitişik yazılır.
Haldun Bey tiyatroyu galiba yazı sanatları içinden en yakını hissediyordu kendine.
Ses türemesi olan birleşik sözcükler bitişik yazılır.
Kendisi de duygusallığına matematiğin sıkı düzenini denek taşı yaptı
Bazı birleşik sözcükler bitişik yazılır.
Galatasaray Lisesinde Parasız yatılı okudum
Kurum ve kuruluş isimleri büyük harfle başlar, sununa getirilen ekler kesme işareti ile ayrılmaz.
Ardından Almanya’da ekonomi ve siyasal bilimler konusunda yükseköğrenim çabası
Öğretim ve öğrenim sözcükleri ile yapılan birleşik isimler bitişik yazılır.
Olumsuzlukları elbette göz ardı etmiyordu.
Göz ardı, kulak ardı gibi kalıplaşmış ifadeler ayrın yazılır.
Yirmi altı yaşındaydım
Sayı isimleri ayrı yazılır.
Bir gün Elmadağ’da Divan’ın önünde karşılaşmıştık.
Kurum ve kuruluş adları büyük harfle başlar, sonuna getirilen ekler kesme işareti ile ayrılır.
“Zilli Zarife”yi Elhamra’da…
Lakaplar büyük harfle yazılır.
16 Mart 1916’da dünyaya gelmiş, İstanbul’da
Belirli bir tarihi belirten ay ve gün isimleri büyük harfle başlar.
…maneviyatı kalmamış birtakım insanlardan başka, kuvvet denecek kimse kalmamış.
 Birtakım, birkaç, birçok gibi belgisiz sıfatlar bitişik yazılır.
Malumunuzdur ki Misak-ı Milli’yi en nihayet Ankara ‘da tespit ettim
Kongre isimleri büyük harfle başlar.
Kazım Paşa derhal Limon Von Sonders’le…
Özel isme bağlı unvanlar büyük harfle başlar
Bunlar askeri kıyafet taşıyan urban ve Bedevilerdi
Topluluk isimleri büyük harfle başlar.
Gayriihtiyari çekildiler, emrettim.
Kalıplaşmış bazı sözcükler bitişik yazılır
 65 .SAYFA
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
A. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
• Anılarda anlatıcı ile yazar aynı kişidir. (D )
• Anılarda dil göndergesel işleviyle kullanılır. (D )
• Anı yazılarında yazar nesnel olmak zorundadır. ( Y)
• Anı yazarı anlattıklarını belgelemek zorundadır. ( Y)
B. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.
1. Yaşanmakta olanı değil, yaşanılmışı anlatır anıcılar. İster istemez belleklerinde kalanı yansıtırlar. Bunun için de geçmişin tanıklığını yapar anılarını yazan kişiler. Anılarla tarih kesişir. Yalnız tarih değil anıların yaşam öyküleriyle günlüklerle de iç içe girdiği durumlar vardır. Ancak bu türlerden belirleyici yönleriyle ayrılır anı. Söz gelimi tarihlerde gördüğümüz nesnellik, bilimsel doğruluk, anlatılan yer, zaman ve tarih göstererek yüzde yüz kanıtlama gibi bir kaygı yoktur anılarda. Salt anlatıcısının yaşam serüveni içine sıkışıp kalmamış, onun dışına çıkıp o dönemi yansıtmasıyla da yaşam öyküsü ve öz yaşam öyküsünden ayrılır. Güncelere gelince günlüğün oluşması; günü gününe saptanan olaylara, düşüncelere duygulara bağlıdır.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Günlüklerin günü gününe yazıldığına
B) Anı yazarının geçmişe tanıklık yaptığına
C) Anılarda anlatılanların belgelenmek zorunda olmadığına
D) Anıların yaşanılan dönemi yansıttıklarına
E) Anı yazarının farklı kaynaklardan yararlandığına
2. (I) Hep pencereden içeri bakıyorum. (II) Duvarda resimler. (III) Resimler eni konu etkiliyor. (IV) Aslında resimler mi renkler mi? (V) Renkler fırtına gibi esiyor.
Yukarıdaki cümlelerin hangisinde mecazlı anlatım vardır?
A) I    B)  II      C)  III      D) IV        E) V
3. Üstadı başında lacivert bir bere, sırtında kaşmir bir ceket, elinde makas, bahçesinde bulurduk. Bir dal, bir gül keserken… Telaşsız, yumuşak adımlarla gelir, pek ölçülü bir nezaketle misafirlerini karşılardı. Birinci katta pencerelerine yapraklar değen büyük bir odada toplanırdık. Hayal ötesi bir çay masası kurulurdu. Fakir mahallelerin sulh günlerinde bile tatmadığı, zengin konakların artık unutmaya başladığı dünya nimetlerine kavuşurduk burada. Çay, süt, sütlü kahve, kakao… Sonra peynirlerin her çeşidi. Reçeller, reçeller, reçeller… Çilek, muz, menekşe kokulu fondanlar… Pastalar, şokolalı, kremli, meyveli pastalar…
Yukarıdaki parçada kullanılan anlatım türleri seçeneklerin hangisinde doğru verilmiştir?
A) Öyküleyici anlatım- betimleyici anlatım
B) Öğretici anlatım- betimleyici anlatım
C) Açıklayıcı anlatım- öğretici anlatım
D) Öyküleyici anlatım- öğretici anlatım
E) Tartışmacı anlatım- açıklayıcı anlatım
C. Aşağıdaki soruları sözlü olarak yanıtlayınız.
1. Anı ve günce türleri arasındaki farklılıkları açıklayınız.
2. Anı türünde anlatıcının kim olduğunu belirtiniz.
3. Anı yazarı anlattıklarını belgelerle kanıtlamak zorunda mıdır? Niçin?
CEVAPLAR:
1. Anıda yaşananlar aradan belli bir zaman geçtikten sonra yazılır. Günlüklerde ise yaşananlar sıcağı sıcağına aktarılır.
Anıda, yaşananlar sıcağı sıcağına anlatılmadığı için yazar, duygusallıktan uzak bir tavır alır. Olayları daha geniş boyutuyla değerlendirir. Bu bakımdan gerçeğe daha yakındır. Anıda ise anlatılan olayların üzerinden fazla bir zaman geçmediği için yazar, duygusal bir tavır takınır. Anlattıklarına kişisel yargılarını fazlaca yansıtabilir.
2. Anı türünde anlatıcı yazarın kendisidir.
3. Yazar, anlattıklarını belgelerle kanıtlamak zorunda değildir. Yazar, belgelere, canlı tanıklara başvurur ancak anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir. Kendi gözlem ve izlenimlerini yansıtır.

 Sayfa 94-95

Evliya Çelebi‘nin yazdığı Seyahatname adlı eser Türk edebiyatında gezi türünde yazılan ilk eserdir.



• Gezi yazılarında ağırlıklı olarak açıklayıcı, öyküleyici, betimleyici anlatım türleri kullanılır.



B. Aşağıdaki cümlelerde yargı doğru ise yay ayraç içerisine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.



• Gezi yazılanlarında yazar gördükleriyle ilgili izlenimlerini de aktarır. ( D )



• Gezi yazarı, gezisinde gördüğü her şeyi aktarmalıdır. ( Y )



• Gezi yazarı, yazısında öznel ifadeler kullanmaktan kaçınmalıdır. ( Y ) (Gezi yazarı, yazısına kendi görüş ve düşüncelerini de katacaktır. Bir gezi yazısı tamamen nesnel olamaz.)



• Gezi yazıları, gezilen yerle ilgili sorunları tanıtmayı amaçlar. ( Y )



• Gezi yazıları günlükler şeklinde yazılabilir. ( D )



C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları yanıtlayınız.



1. Gezi yazarları özellikle ilginç şeyleri araştırmalı, ayrıntıları görmesini bilmeli, gördüklerini ilgi çekici bir dille biçimlendirmelidir. Gerektikçe izlenimlerini, yorumlarını da katmalıdır. Okuyucunun gezip görme özlemini karşılarken bir yandan da eğlenceli bir anlatımla daha doğrusu asık suratlı olmayan, bilimsel bir görünüşe bürünmeyen bir anlatımla kimi gerçekleri de aktarmalıdır.



Bu paragraftan aşağıdaki yargılardan hangisi çıkarılamaz?



A) Gezi yazıları okuyucuda gezme, görme isteği uyandırmalıdır.



B) Gezi yazarı bölgeyle ilgili ilgi çekici şeylerden söz etmelidir.



C) Gezi yazarı güzel, ilgi çekici bir dil ve anlatım kullanmalıdır.



D) Gezi yazarı gördükleriyle ilgili yorumlar yapmalıdır.



E) Gezi yazısında anlatılanlar gerçek olmalıdır.



2. Aşağıda verilen yazar – eser eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?



A) Yurttan Yazılar – İsmail Habib Sevük



B) Anadolu Notları – Reşat Nuri Güntekin



C) Mavi Yolculuk – Cevat Şakir Kabaağaçlı



D) Hac Yolunda – Cenap Şahabettin



E) Denizaşırı – Falih Rıfkı Atay



3. Burası, sahiden Amasra’nın büyük ağabeyi. Orada ince kumlu bir berzah vardı, buradaki berzah da öyle. Oranın iki limanından vapurların demirlenmesine elverişli olan şarktakiydi, burada da öyle. Daha tuhafı Amasra yarımadasının önünde ayrı bir ada vardı, burada da var. Yalnız oradakinin adına Dış Liman deniyordu, buradakinin adı Ak Liman.



Yukarıdaki parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?



A) Benzetme B) Karşılaştırma C) Tanımlama D) Öyküleme E)Örnekleme



4. Ayasofya kaba bir tanımla büyük bir orta mekân, iki yan mekân, apsis, iç ve dış narteksler-den oluşan bölümleriyle kareye yakın dikdörtgen bir plan üstüne oturur. Kubbesi 55 metre yükseklikte, ortalama 30-31 metre çapıyla devrinin bir mucizesi olarak nitelendirilir. Göğü kapatan bu genişlikte bir kütlenin oluşturacağı karanlık, kubbeyi çerçeveleyen pencerelerle önlenmiştir. Kubbe 1.1 metre aralıklarla 40 kaburgaya dayanıyor. İçeriyi aydınlatan 40 pencere işte bu kırk kaburganın arasında ve alt kısımlarında yer alır.



Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmuştur?



A) Sanatsal betimleme B) Açıklayıcı betimleme C) Öyküleme



D) Tanımlama E) Örnekleme



5. (I) Amasra’yı içeriden görmek için aşağı iniyoruz. (II) Dalı a oraya varmadan sağda, şoseden biraz ileride büyük bir harabe görülüyor. (III) Yerlilerin bedesten dediği yer. (IV) Hâlbuki orası kral sarayıdır. (V) Dehlizler, avlular, yabani otlar… Şurada beş altı metrelik, kapkalın bir duvarın altı açılmış, havada duruyor gibi iki yandaki harcın kuvveti onu çökertmiyor.



Yukarıdaki cümlelerin hangisinde yazar anlattıklarına duygularını katmıştır?



A) I B) II C) III D) I E) V



6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?



A) Yetkililer bu konuda uluslararası iş birliği yapılmasına karar verdiler.



B) Siyasi, askerî ve ekonomi alanlarında görüştüler.



C) Üye olan ülkelere toplantı konusunda bilgi verilmesini gerekli gördüler.



D) Toplantıda herkesin tartışmalara katılması gerektiğini söylediler.



E) Gelecek toplantıda ele alınacak konuyu belirlediler.



D. Aşağıdaki sorulan sözlü olarak yanıtlayınız.



1. Gezip görmek ölümlü insanoğlunun gerçekleştirmek istediği büyük bir özlem bir bakıma. Gidip gezdiği yerlerde bir şeyler görebilene elbette. Gördüklerinden güçler kazanmasını bilene. Ama derinliği zorlamayanlar, okyanuslar aşıp yıllar yılı dolaşsa yine de kupkuru ve tamtakır dönüp gelirler. Gösterişli yapılardan, tadına doyulmayan yemeklerden, cicili bicili giysilerden gayrisini görememişlerdir. İnsanları insan yapan iç yanlarını da, insanoğlunun en tükenmez mutluluk kaynağı tabiat anayı da görememişlerdir.



Yukarıdaki parçada yazar gezi yazılarında bulunması gereken hangi özellikler üzerinde durmaktadır?

1. İnsanoğlunun gezip görme merakını gidermek amacıyla yazılan gezi yazıları

Bir yerin tarihi ve kültürel özelliklerini yansıtmalıdır.

İnsanda merak duygusu uyandırmalı

Gezi yazıları sadece görünenleri değil gezilip görülen yerlerin kültürünü, folklorünü, coğrafi, tarihi özellklerini de yansıtmalıdır.

Herkesin görmediği bazı ayrıntıları da anlatmalıdır.

Bilgi, deneyim ve anlatımın birleşmesiyle sağlam bir üslupla yazılmalıdır.

2. Gezi yazısını anı türünden ayıran özellikler nelerdir?

Anı ile gezi yazılarının karşılaştırılması, benzerlikleri ve farklılıkları

Gezi yazıları anlatım özellikleri bakımından anılara benzer. İki türde de 1. tekil kişili anlatım vardır. Kullanılan anlatım biçimleri aynıdır. (açıklayıcı, öyküleyici, betimleyici) İkisinde de anlatım açık, duru, yalındır.

Gezi yazısı gezilip görülen yerlerle ilgili gözlemlere, bilgilere yer verilirken yazar hep ikinci plandadır. Gezilen yerler dikkat çeken yönleriyle anlatılır. Anılarda çevrey ait bilgiler gezi yazısı kadar ayrıntılı değildir.. Anılarda olaylar ve olaylarda rol alan kişiler ön plandadır.

Anıda yazar yaşadığı ya da tanık olduğu olayın kendi üzerinde bıraktığı etkileri anlatırken gezi yazarı gözlemlerini ve izlenimlerini aktarır.

18 Aralık 2012
Okunma
bosluk

10.sınıf dil ve anlatım kitabı etkinlikleri (Ekoyay 2012-2013)

10.sınıf dil ve anlatım kitabı etkinlikleri (Ekoyay 2012-2013)

SAYFA 80 DEKİ ÖN HAZIRLIK VE HAZIRLIK

1- aKILCILIK uNSURLARI

*Uyumlu sözcükler

*açık anlamlı ,kolay söylenen sözcükler seçimi

*aynı sözcüklerin sık sık tekrarlanmaması

*iç kafiyelerden yararlanma



HAZIRLIK

1-

2-Konuşamının değil anlaşılır ve açık konuşmanının önemini vurgalayan bir söz. KARŞINIZDAKİ KİŞİNİN SEVİYESİ NEYSE ONA GÖRE İLETİŞİME GEÇİLMELİ.



81 SAYFA ETKİNLİKLERİNİ CEVAPLANDIRIYORUM

1- Analaşılmayan ifade yok.Yazar açık bir uslupla düşüncelerini aktarmıştır

2-Ses yapısının birbirine yakın olması yazarın içinde gelidği gibi yazması bu özelliği ortaya çıkarmıştır

3-Bu mertinde zaman zaman kullanılan eş zamanlı sözckler anlatımın akışında kesintilere neden olamkta

4-Metin kurgulanış ve seçilen kelimeler nedeniyle anlaşılma özelliği taşımamkata. Yazılış amacı greği bazı kavramların tekrar edilmediği görülmekte bu durum ise akılcılığı etkilemektedir.



83 TEKİ ETKİNLİKLER

5- Bu kelimler günümüz türkçesinde pek kullanılmayan sözcükler oldularından bu sözcüklerin telafuzuda zordur.

6-Geldiği gibi metni daha kısa ve kesin iafadelerle dile getirilmiştir.

"Bu yaprak teşekkül eder etmez ………….. ile başlayan bölüm örnek verilebilir.



7-Yapı bakımında birleşik yapılı cümleler kullanılmış.Cümlerde kullanılan kelimler dönemi yansıtacak şekildedir.

86.SAYFADAKİ ETKİNLİKLER

1-Bu metinde kişileştirme ve intak sanatları kullanılmış .bunların kullanılmış olması metne bir canlılık kazandırmış metnin duruluğunu ve yalınlığını etkilemiştir.

2-Öznel bir anlatıma ağırlık verilmiştir. 

Metinden örnek verirsem "Muratın ileri sürdüğü bütün bu gibi delilleri …………."(başlayan paragraf)

3-Siz cevaplayınız.

4-Bu metin karasu ve murat nehri hakkında bilgi vermek amacıyla yazılmıştır. Yazarın kulllandığı uslup gerçek bir uslup olmayıp kurgulama yöntemi kullanarak metni öykü türüne yaklaştırmıştır.



87 ölçme ve değerlendirme

 





1-Bu metinlerde açıklık ve yalınlık ilkesi kesinlikle aranmaz. Çünkü sanatçı öznel düşüncesi ile okuyucunun karşınsa çıkar.

2-Açıklık: Açıklık, bir yazıda belirtilmek istenen duygu ve düşüncelerin kolay anlaşılır, herhangi bir ek yoruma açıklamaya gerek duymadan kavranabilir olmasıdır

Akıcılık: Anlatımın önemli özelliklerinden birisidir. Cümlenin anlam ve ses bakımından pürüzsüz olması demektir. Akıcılığı engelleyen ses ve ahenk kusurlarının başlıcaları tekrarlama, zincirlenme ve tenafür(kakofoni)dür.



konunun akıcı olma durumu. konu birden bire kesilmeyip konuya okuyan veya dinleyen kişinin dikkatini çekebilmesi.



Yalınlık: Söylenmek istenilenin gereksiz süsleme ve özentilerden arındırılarak, herkesin bildiği kelimelerle en kısa yoldan fakat tam olarak ifade edilmesine yalınlık denir. Anlatımda yalınlığı engelleyen hususların başında garabet gelir Açık, süsten ve zorlamadan uzak, kolayca anlaşılabilen anlatım, sadelik:



Açıklık: Cümlede anlatılmak istenenin dinleyen veya okuyan tarafından kolayca anlaşılmasına açıklık denir. Açık olmayan cümlelerde anlatılmak istenenler bazen az çok anlaşılır fakat çoğu zaman cümlede ne söylenmek istendiği belli değildir



Kısaca Gönderici ile alıcı arasındaki sağlıklı bir iletişimin sağlanması ve iletilmek istenen düşüncenin net olması açısında anlatımda yalın,açık,duru,akıcı olması önemlidir.

18 Aralık 2012
Okunma
bosluk

9.Sınıf Dil Ve Anlatım Kitabı soruları cevapları (2012-2013)

9.Sınıf Dil Ve Anlatım Kitabı soruları cevapları (2012-2013)

 

 

 

Sayfa 43 

1.soru
üçüncü şahsın şiirinde noktalama işaretleri yok bu yüzden vurgu ve tonlamaya önem verilmez düz yazı gibi okunur ötekisinde ise vurgu ve tonlamya önem verilir çünkü nerde durup nerde sesimizi yükseltçeğimizi biliriz
2.soru
duraklama yerleri noktaların olduğu cümleler
3.soru
duraklamalar anlamı etkiler

Sayfa 45

1)perili köşk hikayesinde diyalog bölümleri farklı ses tonları ile söylenir.
2)farklı ses tonlarıyla ses tonları ile söylendikleri zaman değişlikler olur
3)arkasındaki:
parlıyordu=küçük ünlü uyumuna uymaz. ünlü daralması vardır.
gösterdiğim= yumuşama vardır.söyleyişiyi kolaylaştırır
tavuğu=küçük ünlü uyumunu bozar. yumuşama vardır söyleyişiyi kolaylaştırır
gözüyle=ünlü düşmesi,takılaşma,”y” kaynaştırma harfidir
hissetmeyince=ünsüz türemesi vardır söyleyişiyi kolaylaştırır.
hükmetmezdi=ünlü düşmesi vardır söyleyişiyi kolaylaştırır
görünüyor=büyük ünlü uyumuna ve küçük ünlü uyumuna uymaz !

Sayfa 47
5. etkinlik
Bir solukta okumaya çalıştığımız metinde noktalama işaretleri yok.Bu yüzden duraklamadan,vurguya dikkat etmeden okuyoruz. Bu da metinden hiç birşey anlamamamıza sebep oluyor.
Diğer metinde ise noktalama işaretleri var. Noktalama işaretlerine,vurguya,tonlamaya dikkat ettiğimiz için metin rahatlıkla anlaşılabiliyor.
6.etkinlik
noktalama işaretlerine ve anlama dikkat ederim
7. etkinlik
1. zorlaştırıyor
2. eder özellikle tutukluk kusuruna sahip olan kişilerde
3. evet çünkü okuması güçlü olmayan bir kişi ikinci okumada bazı boğumlama kusurlarını düzeltebilir
4. duraklardaki nefesi göstermektedir

4.soRuuu = O = yuvarlak-kalın-geniş
U =yuvarlak-kalın-dar
A =geniş-kalın-düz
Ö=yuvarlak-ince-geniş
E=düz-geniş-ince
I=kalın-dar-düz
İ=ince-dar-düz

ölçme değerlendirme
1.tonlama
durak
2.d/y
3.gi/yok/iz/tah/şak/dan/ba/du/şim/çık/lan/çü/miş/bak/bak/bek/daş/ter

sayfa:48
anlam ayorumlama
2)vurgu ve tonlamaya dikkkat etmeliyiz.kelimeleri doğru telaffuz etmeliyiz.
4) söyleyişi zorlandıran ses, ''koşullandırılmıştık''

SAYFA:49
12.ETKİNLİK
verdiğin budur gayretim
bundan başka uyamıyorsun doktor bey,
üç sepet yumurta sabah kahvaltım,
teker teker sayamıyorsun doktor bey

iki tabak pilav bir yanık ayran,
ister yağlı olsun isterse yayvan,
yanına kesiyorsun beş kilo soğan,
yiyosun yiyosun doyamıyorsun doktor bey.
AŞIK KARAMEHMET

***A:49
**ÇME DEĞERLENDİRME
1)şiiri okurken sesin yükselip alçalmasına tonlama denir.
şiiri okurken nefes alıp verdiğimiz yere durak denir.
2)D,Y
3)yokmuş -muş açıkgöz -göz
izmir -iz aslanağzı -na
kütahya -ta gözlükçü -lük
uşak -şak incelmiş -miş
makedonya -don bakkal -kal
babaeski -ki kelebek -le
anadolu -do vatandaş -tan
şimdi -di gerçekten -ten
kapatıyordu -tıyordu

 

Sayfa 78

Sayfa 78 Hazırlık
1-)Tas:içine sulu şeyler konan kap
2-)Tam olarak yazamayız.Ancak yakın bir şekilde yazabiliriz.
3-)t.a.s seslerini duyduğumuzda zihnimizde tasın görüntüsü oluşur.
4-)Örneğin bir varlık olan bardak b,a,r,d,a,k seslerinden oluşur aklımıza bardak gelir.Bu söze katlıyoruz.
5-)Bir kelime bir iletişimde gösteren vazifesi görü.Bir kelime duyulduğu vakit kelimeyi oluşturan sesler kelimenin görüntüyle zihinde birşleşir ve böylece iletişim gerçekleşmiş olur.

Sayfa 78 1.etkinlik
Kavram:Bir nesnenin zihindeki genel tasarımıdır
Kavramlaştırma:Zihinde yapılan somutlaştırmadır.
Terim:Bilim,sanat,meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelimeye denir.
İmge:1-)zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey.
2-)Duyu organlarının dıştan algıladığı nesnenin bilince yansıyan benzeri.

Sayfa 78 İnceleme
1-)hayaletler:soyut
bahar:somut
tepeden:somut
yıldızlar:somut
gece:somut
hayal:soyut
düşünce:soyut
2-)Somut:Beş duyu organıyla algılayabildiğimiz kavramlar somuttur.Somut kavramlar dış dünyaya bağlı olan kavramlardır.öncelikle göze hitap eder
Soyut:Beş duyu organımızla algılanamaz .Şiire derinlik zenginlik katar.
5-)somutlaşırarak.

Sayfa 79 2.etkinlik
*trombositler,kemik iliği,damar çeperleri =Terim
Parçanın bütünü tıp

*estetik,zevk,zeka,irade,olgu= Terim
Parçanın bütünü felsefe

*Billur bir kadehe benziyırun sen =İmge

olmazsa olmaz.

Sayfa 79 3.etkinlik
ev=yuva,villa,yalı,kulübe,şato ,konut,daire,gecekon du,hane,daire.

Sayfa79 anlama yorumlama
at:yolla
ışıklarla:nurla
kalbimin:yüreğimin
geldim:vardım
kapına:eşiğine
yollardan:diyarlardan
uzak:ırak
şarkı:türkü
.
.
.
Anlam bozukluğu olur.

 

Sayfa 92-94

 

c. Kelimelerde Anlam Değişmeleri

 

Hazırlık

1. Türkçenin en eski metinlerinde “ülke, memleket” anlamında kullanılan “il” kelimesinin günümüzde “vilayet” kelimesinin yerine kullanılması dilin hangi özelliği ile ifade edilebilir? Tartışınız. Sonucu sözlü olarak ifade ediniz.

1. Dilin sürekli değişebilirliğini gösterir. Türkçe bir kelime doğar, sıklıkla kullanılmaya başlar ve zaman içerisinde de unutularak kaybolur.

2. Aşağıdaki bilgilere göre “araba” ve “kalem” dil göstergeleri karşıladıkları varlıklarla ilgili nasıl bir değişim göstermiştir? Tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.

2. Dil göstergeleri aynı kalsa da zaman içerisinde o göstergeleri karşılayan nesneler çağa ve topluma göre değişir. Bu değişimde esas olan şey zamanının farklı olmasıdır.

 

İnceleme

1. Metin

BİLGE KAĞAN ABİDESİ

Doğu Yüzü

 

1. Orhun Abideleri’nden alınan metinde ve Yunus Emre ile Faruk Nafiz ÇAMLIBEL’in şiirlerinde geçen “tün/dün” kelimesinin anlamındaki değişiklikler dikkate alındığında bir dilde kelimelerin anlamlarının zaman içinde alabileceği durum ile ilgili neler söylenebilir?

1. Dilde kullanılan kelimeler yüzyıllardır aynı kullanılacak diye bir kaide yoktur. Bu değişim dilin olağan yapısı içinde olabilen bir şeydir. Bazen sözcüklerdeki sesler değişir , bazen sözcüklerin anlamında değişim olur.

 

2. a. “Yemiş” ve “yıldız” kelimelerinin zaman içinde karşıladığı kavramlardaki değişiklikler şekillerle aşağıda gösterilmiştir. “Yemiş” ve “yıldız” kelimelerinin anlamında daralma mı genişleme mi olduğunu tespit ederek nok­talı yerlere yazınız.

a. Yemiş kelimesinde anlam daralması olmuşken yıldız kelimesinde anlam genişlemesi olmuştur.

b. Orhun Abidelerinde “ton” ve yandaki İlahi’de “don” şeklinde söylenen kelimenin anlamı “giysi, elbise”dir. Günümüzde ise bu kelimelerin anlamı farklılaşmıştır. “Don” kelimesinin anlamında meydana gelen değişiklik “yıldız” ve “yemiş” kelimelerinde meydana gelen anlam değişikliklerin­den hangisiyle benzeşmektedir?

b. Ton/don değişmesinde anlam daralması vardır.

 

4. Metin

İLAHİ (2)

 

Etkinlik

“Dün/tün, ton/don, yemiş, yıldız” kelimelerinde meydana gelen anlam değişmesi, daralması ve genişleme­sinden hareketle anlam değişmesi, daralması ve genişlemesinin ne olduğu, bu kavramların farklı-benzer yönler soru-cevap yöntemi ile belirlenir.

ANLAM DARALMASI

Bir sözcüğün anlamını zamanla yitirmesidir.

Örnek: Erik eskiden bütün meyveler için kullanılırken artık bir tek erik meyvesi için kullanılıyor.

ANLAM GENİŞLEMESİ

Bazı sözcükler eski anlamları yanında yeni anlamlar da kazanabilirler. Çok anlamlı olurlar.

Örnek: Kol – organ Dal – Ağacın uzantısı

Kol – bölüm Dal – Bölüm, Kısım

 

3. Yunus Emre’nin İlahi lerinde bulunan “geç-“ fiillerinin arasındaki çok anlamlılık ilişkisi ile “yıldız” kelimesinde meydana gelen anlam genişlemesi aşağıda gösterilmiştir. Buna göre çok anlamlılık ile anlam genişlemesi arasında ne gibi bir fark söz konusudur? Sözlü olarak ifade ediniz.

3. Anlam genişlemesinde kelimenin zamanla yeni anlam kazanması varken çok anlamlılık da kelimenin temel anlamla ilgisi vardır. Buna göre anlam genişlemesinin temel anlamla ilgisi yok ama çok anlamlılığı temel anlamla ilgisi vardır.

4. Orhun Abideleri metnindeki “İçre aşsız taşra tonsuz yabız yablak budunda üze olurtum.” (İçte aşsız, dışta elbisesiz; düşkün, perişan millet üzerine oturdum.) cümlesinde geçen “taşra” kelimesinin geçmişteki anlamıyla, günümüzdeki anlamını karşılaştırarak nasıl bir anlam değişmesi olduğunu söyleyiniz.

4. Taşra kelimesi dışarıda anlamında kullanırken şimdi ise şehrin dışarısında olan yer için kullanılmıştır. Anlam daralması olmuştur.

5. I. Ünitede işlediğimiz “Dil-Kültür İlişkisi” konusundan da hareketle kelimelerdeki anlam değişmelerinin nedenleri neler olabilir? Tartışınız. Sonuçları maddeler hâlinde tahtaya yazınız.

5. Dilin kültür taşıyıcısı olması ve dilin zaman içerisinde değişmeye, bozulmaya ya da farklılaşma müsait olması anlam değişmelerine yol açar.

 

Anlama – Yorumlama

 

KELİMELER ESKİ ANLAMI ŞİMDİKİ ANLAMI ANLAM OLAYI
İl Ülke Vilayet Anlam Daralması
Erik Şeftali, kayısı, zerdali, armut gibi meyvelerin ortak adı. Mayhoş veya tatlı, etli sulu, tek ve sert çekirdekli meyve. Anlam Daralması
Oğul, Oğlan 1. Kız evlat, erkek evlat.2. Kız çocuğu, erkek çocuğu. 1. Erkek evlat.2. Erkek çocuğu. Anlam Daralması
Em(g)ek Zahmet, eziyet. (Emek) Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü. Anlam Genişlemesi

 

a. Yukarıdaki tabloda kelimelerin eski ve günümüzdeki anlamı verilmiştir. Kelimelerin zaman içinde kazandık­ları bu anlamlardan hareketle kelimelerde meydana gelen anlam olaylarını tespit ederek noktalı yerlere yazınız.

a.

b. Bu anlam olaylarını dikkate aldığınızda genel olarak dil-anlam ilişkisi ile ilgili neler söyleyebilirsiniz? Tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

b.

 

Ölçme – Değerlendirme

1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “takılmak” kelimesi, “Kalabalığın arkasına takıldım.” cüm­lesindeki anlamıyla kullanılmıştır?

A) Her akşam kahveye takılırdı.

B) Ona böyle takılıp onu kızdırmayı severdik.

C) Bozuk plak gibi yine aynı yerde takıldı.

D) Konvoyun arkasına biz de takıldık.

E) Kendisine takılan lakaptan hiç de rahatsız olmuşa benzemiyordu.

CEVAP: D

 

2. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun kelimeleri yazınız.

Bir kelimenin tarihî süreç içinde yansıttığı kavramdan az çok uzaklaşması ya da yeni bir kavramı yansıtması ANLAM GENİŞLEMESİ olarak nitelendirilebilir.

Bir kelimenin eskiden daha geniş bir anlam alanı varken zamanla bu anlamın bir kısmını ifade eder hâle gelmesine ANLAM DARALMASI denir.

 

3. Aşağıdaki cümlelerin karşısına yargılar doğru ise “D”, yanlış ise “Y” yazınız.

Bir kelimenin ifade ettiği anlamın zamanla artmasına anlam genişlemesi denmektedir. ( D )

Bir kelimenin farklı anlamlarının birbiriyle ilişkisinden hareketle çok anlamlılığın nasıl oluştuğu belirlenebilir. ( D )

Kelimelerin çeşitli anlam değişmelerine uğrayarak kullanıldıkları ortamlarda farklılık göstermesi, anlam­larının sabit olmadığını, değişken olduğunu gösterir. ( D )

 

4. Aşağıdaki gönderge-gösterge ilişkisini karşıladığı anlam olayıyla eşleştiriniz.

4. 1.TABLO= ANLAM DARALMASI

2.TABLO = ANLAM DARALMASI

3. TABLO = ANLAM DEĞİŞMESİ

5. Bir dilde meydana gelen anlam değişmelerinin nedenleri nelerdir?

5. Dilin değişken olması, zamanla değişebilmesi….


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
18 Aralık 2012
Okunma
bosluk

içerik