Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Chamfort Aforizmaları


Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

En alçakgönüllü insan,eğer yoksulsa, bu dünyada yaşarken çok güvenli bir direnme gücüne ve kendine yararı olmayan şeye engel olan belirli bir rahatlığa sahip olmalı.Bu durumda alçakgönüllüğünü gururu ile selenmesi gerekir.

Yalnızlıkta toplumda olduğumuzdan daha mutluyuz.Bunun nedeni,yalnızlıkta olup bitenleri düşünmemiz,toplumda ise insanları düşünmeye mecbur olmamız değil mi?

Bir fikir adamı karakter gücüyle anlayışı birleştirmemişse yazık olmuştur.Diyojen’in fenerine sahip olduğumuz zaman sopasını da unutmamak gerekir.

İnsanları ve olayları olduklarından farklı kabul etmektense,onları oldukları gibi yitirmeye hazır,gururlu ve duyarlı hukuk adamından daha çok toplumda düşman sahibi olan toplumda hiç kimse yoktur.

Doğa bana: Hiç “zavallı olma,” demedi.Hele “zengin ol,” hiç demedi.Ama bana:” Bağımsız ol!” diye haykırdı.

Filozofu,insanlara sadece gerçek değerini veren bir varlık diye anlamak,kimseyi hoşnut etmeyen çok kolay bir değerlendirme biçimidir.

J.J.Roussea’nun inziva arzusuna şaşmamalı: Böyle kişiler kartal gibi yalnız yaşamak,tek başına olmak tehlikesiyle yüzyüzedirler.Ama tıpkı bir kartal gibi bakışlarının enginliği,uçuşlarının yüceliği yalnızlıkların büyüsüdür.

Karaktersiz insan bir insan değil,nesnedir.

Soylu Medea’nın ben”i keşfedildi.Ama onun tüm aksiliklerinde açığa vuramayan çok azdır,daha doğrusu hiç yoktur.

“Hayır” diyebilmek ve yalnız yaşamasını bilmek; özgürlüğü ve kişiliği korumanın yalnızca iki yoludur.

Yüce duygularla tanışan her insanın,kendisini gerektiği gibi sunması için kişiliğinden hareket etmeyi konumuna tercih etme hakkı vardır.

AHLAKSAL DÜŞÜNCELER

Filozoflar,tüm öteki erdemleri türettikleri dört temel erdem kabul ederler:Adalet,ılımlılık,güç ve sakınım.Bu sonuncusunun ilk ikisini,adalet ve ılımlığı kapsadığı ve adeta güçsüzlükten mutsuz olan bir insanı kurtararak gücün yerini aldığı,gücün zorunlu olduğu birtakım etkenleri de tamamladığı söylenebilir.

Ruh,hastalandığında tamamen beden gibi davranır: Acı çeker ve her yönden kıvranır ama sonunda biraz rahatlar.Ve nihayet,huzuru için en gerekli duygu ve düşüncelerin biçimi üzerinde karar kılar.

İyilik yapan insanlar hakkında çoğu zaman sahip olduğumuz duygu,diş hekimlerine duyduğumuz minnet duygusuna benzer.Onların bize bir iyilik yaptıklarını,bir acıdan kurtardıklarını düşünürüz.Ama diş hekimlerinin canımızı yaktığını anımsar ve onları pek de dostluk duygusuyla sevmeyiz.

Kibar iyilikçi,iyilikseverliğinin konusu olan şeyi iyiliğin içindeki maddi ögeden uzaklaştırmak gerektiğini düşünmeli.Bu maddi öge düşüncesinin yitip gitmesi,bunun adeta iyiliği doğuran duyguya bürünmesi gerekir.Tıpkı iki sevgili arasındaki yararlanma düşüncesinin,onu doğuran sevginin büyüsüne kapılması ve böylece kendini yüceltmesi gibi.

Gönülden yapılmayan her iyilik iğrençtir.Bu bir ölü kalıntısı ya da ölü kemiğidir.Onu çekmeceye koymalı ya da ayak altında parçamalı!

Gizli kalmayı savunan iyilikçilerin çoğu size iyilik yaptıktan sonra Virgile’nin Galatee’si gibi gözden uzaklaşırlar: “Kadın söğütlere kaçır ama,daha öncede görünmüş olmak ister” (15)

dipnot (15):Bucoliques(Çoban Türküleri)

Genellikle söylendiği gibi insanlar iyilikleriyle bağlanırlar.Bu,doğa’nın bir lutfudur.İyilik yapmanın karşılığında sevginin olması yerindedir.

İftira tedirgin edici bir yabanarısı gibidir.Onu öldürmekten emin olmadıkça hiç kımıldamamak gerekir.Aksi takdirde,her zamankinden daha büyük bir öfkeyle üzerinize gelir.

Soylu bir çocuğun doğal davranışlarında bazan çok ince bir felsefe vardır.

Dostlukların çoğu “eğer”lerle,”fakat”larla doludurlar ve “ima”ların sayesinde sürüp giden basit,bayağı ilişkilere yolaçarlar.

Doğasından kötü olan insan türü toplumlaşarak daha da kötü olmuştur.Her insan kusurlarını orada kazanır:Birincisi insanlığın,ikincisi bireyin,üçüncüsü toplumsal düzende ait olduğu sınıfın kusurlarını.Bunlar zamanla çoğalırlar.Ve yaş ilerledikçe başkalarının kusurlarından yaralanan,kendi hatalarından acı çeken her insan,insanlık ve toplum adına ancak birine ve ötekine yöneltebileceği bir nefretin sahibi olur.

Zorbalığı,yardımı ya da iyilikleri dostluk adı altında ve dostluk görünümünde başka bir kılığa sokan insan,bana kutsal ekmeği zehirleyen vicdansız bir papazı anımsatıyor.

Şeytan gibi konuşmayan iyilikçiler pek azdır:”Eğer önümde diz çöküp eğilirsen”…

Yoksulluk boğaz tokluğuna cinayet işletir insana.

Stoacılar,ahlaka ululamayı ve şiirsel çoşkuyu getiren gizemli bir esin sahibi insanlardır.

Aşırı ve pek ince bir dostluk,bir gülün kıvrımından bile yaralanır.

Cömertlik,ancak soylu ruhların merhametidir.

Yararlan ve yararlandır, ne kendine ne de başkasına bir kötülük yapmadan: İşte inandığım tek ahlak.

Gerçekten namuslu ve belirli ilkeleri olan insanlar için Tanrı buyrukları,Theleme manastırının alnında yazılmıştır: “Dilediğini yap”

Yok ettim ihtiraslarımı: Atını yönetemeyen ve onu öldüren kızgın bir adam gibi.
Bana ilk acıyı çektirenler,beni öteki acılardan korudular.

Talih,karakterimin boyun eğdireceği engelleri aşarak bana ulaşacaktır.

Ne zaman ki gönlümde bir duygulanma isteği uyanır,artık göçüp giden dostlarımın yokluğunu,ölümün benden ayırdığı kadınları düşünürüm.Onların tabutlarına girer,ruhumu onların yöresinde başıboş dolaşmaya gönderirim.Ne yazık ki üç mezarım var!

Bir iyilik yaptığım zaman bunu öğrendiklerinde,kendimi ödüllendirilmiş olmak yerine cezalandırılmış gibi hissediyorum.

Dünyaya ve talihe yüz çevirerek mutluluğu,huzuru,sağlığı ve hatta zenginliği buldum.Ve atasözüne inat,oyunu terk edenin kazandığını anlıyorum.

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

İnsanlar önemli kararlardan korkarlar,ama bu güçlü karakterler içindir.Zorlu kişiler de bıçak altında dinlenirler.

İçedönük bir yaşam genellikle mutsuzdur.Daha çok iş yapmak,daha az düşünmek ve yaşamla da yüzyüze gelmemek gerekir.

İnsan erdemi gönülden dinleyebilir ama,gerçeği usa uygun olarak bulacağını ileri süremez.

KADINLAR,AŞK,EVLİLİK ve ÇAPKINLIK ÜZERİNE

Aşk öyle bir duygudur ki,namuslu görünmesi için sadece kendinden meydana gelmiş olmasına,sadece kendisiyle var olmasına ve yaşamasına ihtiyacı vardır.

Duygular konusunda,değer biçilebilen şeyin değeri yoktur.

Aşk salgın hastalıklar gibidir.Ne kadar korkarsak o kadar tehlikeli olur.

Sevdalı kişi,mümkün olduğundan daha çok sevilmiş olmak ister.İşte tüm sevdalıların gülünç olmalarının nedeni.

Öyle kadınlar vardır ki,yüzünü temizlemesini,tırnaklarını kesmesini bilmediği için ya da çoraplarını ters giydiği için sevmekten vazgeçtikleri sevgilileri uğruna kendilerini ve onurlarını yitirirler.Hayatı kendilerine zindan ederler.

Güçlü tutkuları bilen,onlardan çekinen,çapkınlığa aldırmayan gururlu ve dürüst bir insan,dostluğun bilincinde biri olarak bayağı ilişkilere ve küçük çıkarlara boşverir.

Erkekleri çok küçümseyen toplum,kadınları bir hiç durumuna düşürür.

Aşkın bizi baştan çıkarması özsaygımızla olur.Peki,sahip olduğumuz şeyi gözümüzde şiirselleştiren,yitirdiğimizi bize geri veren ve elimizde olmayanı bize sunan bir duyguya karşı nasıl direnmeli?

Aşktan özsaygısını çıkarın,geriye çok az şey kalır.Saygıyı bir kez yitiren insan,kendini zorlukla sürükleyen,hasta düşmüş bir insan gibidir.

Aşk,toplumda yaşadığı biçimiyle,iki değişik hevesin değiş tokuşundan ve iki derinin temasından başka birşey değildir.

Eğer,gençliklerinde kadınların kendilerine saygıları konusunda bir fikir edinmek istiyorsanız,onların hayhaylı dönemlerinden sonra ellerinden kalanlarla bir karar veriniz.

Politikada akıllı kişilerin kazanmak için hiçbir şey yapmadıkları söylenir: Bu,çapkınlık için de uygun olabilir.

Kadınlar,erkeklerin çok üstün oldukları bir alanda erkeklere karşı savaşırlar,çünkü erkeklerin yanında “kızlar” vardır.

Öyle kızlar vardır ki kendilerini satar ama vermezler.

En temiz aşk ruhu küçük tutkulara açar.Evlilik ise ruhunuzu karınızın küçük tutkularına,arzusuna ve gururuna bırakır.

Ne kadar sevimli ve namuslu olsanız da düşünebilen en kusursuz kadını seviniz.Böylece daha az bağışlama durumunda olmayacaksınız onu ya sizden öncekini ya da sonrakini.

Dostluğu iyice tanımak için belki de aşkı yaşamış olmak gerekiyor.

Erkeklerin kadınlarla alışverişi,Avrupalının Hindistan’da yaptığı şeye benziyor: Bir savaş ticaretine.

Kadın erkek ilişkisinin gerçekten ilginç olması için aralarında zevk,hatıra ya da arzu olması gerekir.

Zeki bir kadın bir gün bana cinselliğiyle ilgili çok gizli olabilecek bir şey söyledi:” Her kadın,bir sevgili bulunca,bizzat kendisinin bu erkeği nasıl gördüğünden daha çok kadınların onu nasıl gördüklerini merak eder”.

Opera kızlarıını terk eden bir adam gördüğümü anımsıyorum.Çünkü,onlarda da namuslu kadınlarda olduğu kadar ikiyüzlülük gördüğünü söylüyordu.

Duyu ve ruh için gereksiz yinemeler olabilir,kalp için bunlar hiç söz konusu değildir.

Hissetmek düşündürür.Bunda kolayca anlaşırız; düşünmenin hissettirmesi daha az kabul edilir,ama bu pek de doğru değildir.

Nedir ki metres? Ezbere bildiğimizi yanında hiç hatırladığımız bir kadın,yani dişiliğin tüm kusurlarını.

Zaman,çapkınlıkta bir gizem merakı yerine bir rezalet merakını getirdi.

Aşkın gerçek yetkinlikler aramadığı sanılır,sanki aşk onlardan korkar.Oysa aşk,sadece yarattığı,tasarladığı yetkinlikleri sever.O,kendi yarattığından başka ihtişam tanımayan krallara benzer.

Doğabilimciler tüm canlı türlerde bozulmanın dişilerle başladığını söylüyorlar.Filozoflar bu görüşü uygar toplumlarda ahlaka uygulayabilirler.

Genel bir yargıdır:” Dünyanın en güzel kadını da olsa ancak sahip olduğu şeyi verebilir.”Bu çok yanlış:O kesinlikle kabul ettiğini sandığımız şeyi verir,çünkü aldığımız,kabul ettiğimiz şeyin karşılığını veren hayalgücü böyledir.

Evlilik ya da bekarlık,ikisi de sakıncalı.Ama en az sakıncalı olanı seçmeli.

Aşk evlilikten daha çok hoşa gider.Romanların tarihten daha eğlendirici olmaları gibi.

Aşktan sonra gelen evlilik,alevden sonra tüten duman gibidir.

Evlilik ve bekarlık konusunda akla en uygun söz: Kazandığına pişman olacağın bir oyun”.Fontenelle,son yıllarda evlenmemiş olduğuna pişmandı.Ama tasasız geçen 95 yılını unutuyordu.

Ayrılık o kadar doğaldır ki,çoğu evde bütün gece karıkoca arasında yatar.

Kadınların ihtirası yüzünden en namuslu adamın bile ya bir koca ya da bir kavalye olması gerekiyor.Ya da bir zevk düşkünü ya da bir iktidarsız.

Kötü evliliklerin en kötüsü kalbin evliliğidir.

Kadınlar ancak aşktan aldıklarını dostluğa sunarlar.Çirkin ve hoşa gitmek isteyen,buyurgan bir kadın,kendisine sadaka verilmesini emreden bir dilencidir.

Metresi tarafından çok sevilen bir sevgili,onu daha az seviyormuş gibi görünür ve tam tersi.Gönül duyguları birtakım lutuflar gibi midirler? Onları artık ödeyebilme umudunu yitirdiğimizde nankörlüğe düşeriz.

Doğa,tüm varlıkların korunmasını ana sevgisine emanet etti.Ve analara ödül olarak da onları hazlar içinde ve bu güzel duyguya bağlı acılar içinde bıraktı.

Aşkta her şey gerçek, her şey yalan.Hakkında tek saçmalık söylenemeyen sadece aşktır.

Başında kavak yelleri esen ve aklı başında birine acıyan bir adam; bana,peri masalı okuyan ve tarih okuyanlarla alay eden bir adam gibi görünüyor.

Aşk,sonu her zaman iflasla biten kavgalı bir alışveriştir.Onurunu yitiren de iflas eden kişidir.

Hiç evlenmemek konusunda en haklı nedenlerimizden biri,o kadın hiç sizinkisi olmadığı sürece,bir kadının tamamen kurbanı olmamaktır…

Bir adam kadınlar hakkında elinden geldiği kadar kötülük düşünsün,kadın daha çoğunu düşünür.

Toplumda,duyguya duyguylar karşılık vermek istemeyen,ancak davranışa göre davranan pek çok kadın ve erkek gördüm: Başka bir pazarlık mümkün olabilse,bu sonuncusunu terk edebileceklerdi.

SOĞUK KÜL,CHAMFORT
GENDAŞ YAYINLARI
ÇEVİREN:KENAN SARIALİOĞLU

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Chamfort Aforizmaları ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
27 Ekim 2009 Saat : 9:30

Chamfort Aforizmaları Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik