Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Estetik Kriz


Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

                                     Estetik Kriz

Robin Laurence

Görsel sanat modernizmden postmodernizme, postmodernizmden… nereye gidiyor?

Son 150 yıl insanların gezegen üzerindeki mevcudiyetinde hızlı, geniş çaplı ve şaşırtıcı değişimlere tanıklık etti. Aynı şekilde görsel sanatlarda birbirini takip eden akımlar, okullar, tarzlar ve felsefelerin ortaya çıkmış olması da hiç şaşırtıcı değil. Modernizm, postmodernizm ve şimdi ne … post-postmodernizm mi? Bunları nasıl yaftalarsanız yaftalayın, bu akımlar sanatçıların dünyayı deneyimlemeleri ve estetiği yaratmalarında önemli değişimleri temsil ediyorlar. Modern sanatı ele alalım. Bu terim, “çağdaş sanat” yani günümüzün sanatı anlamına geliyormuş gibi görünüyor. Ama sanat tarihçilerine göre “modern” farklı bir dönem, kabaca 1860’lardan başlayıp 1970’lere kadar uzanan bir dönemi içeriyor. İlk modernistlerin eserleri batı toplumunun bütün yönlerini derinden etkileyen güçlerden esinlendi: sanayileşme, kentleşme ve sekülerleşme sanatçıların dünyayı algılama biçimini epey değiştirdi. Piet Mondrian’ın ağaç serilerinde çizgiler biçim ve rengin önüne geçmeye başlar. Mondrian’ın stili post-empresyonizmden saf soyutlamaya yöneldikçe doğaya yönelik tutumu da değişti. Mondrian ağaçları öyle rahatsız edici bulmaya başladı ki lokantada ağaçları gören bir pencereye bakan bir masaya oturduğunda başkalarıyla yerini değiştirmek istedi.

001

 

Avrupa sanat hamiliğinin çerçevesi aristokrasi ve kilise siparişlerinden “serbest” pazara kaydı. Ve fotoğrafın popülerliği ressamları konularını gerçekçi bir biçimde resmetme ödevinden kurtardı. Her iki trend de sanatçılara deneysel girişimlerde bulunma ve formlarının, malzemelerinin ve süreçlerinin incelikli bir şekilde farkında olma özgürlüğünü verdi. Geliştirdikleri estetik öz-bilinçlilik olarak ve sanat sanat içindir nosyonuyla tanımlandı.

Psikoloji ve bilimdeki atılımlar da modernist estetiği ateşledi. Einstein’in görecelik kuramı, Freud’un bilinçaltı üzerine yazdıkları ve dünyayı değiştiren teknolojik buluşlar sanatçıları, çok yönlü bakışaçılarını (kübizm), düş imgeleri ve bilinçaltı zihnin dürtülerini (sürrealizm), otomotiv çağının hız ve enerjisini (fütürizm) ve konularına doğrudan duygusal bir tepkiyi (ekspresyonizm) araştırmaya yöneltti.

 

Modernist estetik aynı zamanda sömürgeciliğin uzaklara uzanışını ve Asya, Afrika, Latin Amerika ve Okyanusya sanatının batıda tanınmasını yansıtır. Erken modern dönemdeki önde gelen yapıtlardan biri Pablo Picasso’nun 1907 tarihli Les Demoiselles d’Avignon’dur. Resmin konusu olan, Barcelona genelevindeki beş çıplak fahişe dönemin izleyicilerini şok etmiştir. İzleyicileri şok eden şey aynı zamanda yapıtın eğilmiş düzlemleri ile parçalı ve “ilkel” formlarıdır. Bütün bunlar Einstein’dan Cézanne’a [Okunuşu: Sezan] ve Afrika kabile maskelerine kadar çeşitli etkilerin izlerini taşır.

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Picasso ve Georges Braque’ın kübizmi bir diğer ünlü modernist Piet Mondrian’ı büyük ölçüde etkiledi. Mondrian’ın Çiçek Açmış Elma Ağacı (1912) bir soyutlama denemesidir: gövdeler, dallar ve yapraklar dikey, yatay ve kavisli hatlardan oluşmaktadır. Sonraki tabloları “saf” geometrik soyutlamalardır: az sayıda renk ve düz hatlar, kareler ve ızgaraların kullanıldığı bu tablolar geç dönem modernist sanatın minimalist okullarını önceler.

Toplumun zihninde soyutlama 20. yüzyıl sanatının en göze çarpan buluşu olabilir. Ama Marcel Duchamp’ın “bulunmuş nesne” veya hazıryapım’ı ortaya koyuşu aynı ölçüde etkide bulunmuştur. Bir pisuvardan oluşan ve “R.Mutt” imzalı çığır açan yapıtı Çeşme (1917) sanatın, sanatçının sanat olarak tanımladığı herhangi bir şey olduğu yolundaki felsefesine örnek teşkil eder. Duchamp yeni-dadacılık, pop art ve kavramsalcılığın —Robert Rauschenberg’in Yatak’ının (1955), Andy Warhol’un Brillo kutularının ve Joseph Beuys’un düzenlemelerinin ve performanslarının— önünü açtı ve bizim kendi sorunlu çağımızın gelişen estetiği üzerinde güçlü bir etkide bulundu.002

 

Formaldehit tankında yüzen bir Damien Hirst köpekbalığı, New York’ta Times Meydanı’nda bir ilan tabelasına asılmış Jennie Holzer “malumu ilâmı”, Thomas Ruff’un şehir ormanı fotoğrafı — bütün bu farklı yapıtlar nasıl olur da aynı postmodern estetiği yansıtabilirler?

Belki de yansıtmazlar. Modern sanattan farklı olarak postmodern sanat çoğulcu bir niteliğe sahiptir. 1970’lerin başlarında ortaya çıkışından bu yana, postmodern sanat modern sanatın formalizm vurgusuna saldırdı ve bunun yerine anlatı içeriği, toplumsal yorum ve kültürel teoriyi kucakladı. Postmodern sanatçılar aynı zamanda özgünlük, yazarın sesi ve avantgardizm hakkındaki modernist fikirlere de meydan okudular. Tıpkı modernizm gibi postmodernizm de sismik toplumsal ve bilimsel kaymalardan esinlendi. Sanatçılar kitle iletişim araçları ve çokuluslu şirketler tarafından ulusal sınırların erozyona uğratılmasına, elektronik ve dijital teknolojilerin egemenliğine ve endüstriyel “ilerleme” kavramının iflâsına tepki gösterdiler.

Postmodern sanat genellikle yüksek ve aşağı kültür arasındaki çizgiyi ortadan kaldırmayı amaçlar. Jeff Koons’un kiç seramik heykeli Michael Jackson and Baloncuklar (1988) ve Takashi Murakami’nin bir Luis Vuitton bavulu üzerinde duran manga-benzeri fiberglas bir panda olan Panda (2003) popüler kültürden imgeler, tarzlar ve stratejilerin kullanılmasına birer örnektir. Bunlar aynı zamanda postmodern sanatın geç-kapitalist tüketimciliği neşeli bir şekilde kucaklayışını da ortaya koyar.

 

Alıntıdır solakkedi.com

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Estetik Kriz ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
1 Kasım 2009 Saat : 11:43

Estetik Kriz Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik