Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Hak,özgürlük,demokrasi kavramlarının dünyada yayılmasına yol açan olaylar


  • Anasayfa
  • Hak,özgürlük,demokrasi kavramlarının dünyada yayılmasına yol açan olaylar
Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

HAK
Çok yönlü bir kavram olan “hak” kavramının üzerinde fikir birliğine varılmış kapsayıcı bir tanım bulunmamaktadır.

“Hak”kı genel olarak iradeyi temel alarak tanımlayanlar olmuştur. Buna göre hak, “Hukuk düzeni tarafından tanınan bir irade kudretidir.” Yani “bir şahıs başka birine kendi iradesini kabul ettirebildiği, onu bu iradeye göre harekete zorlayabildiği” takdirde hak sahibidir.

Hak, “çıkar”, temeline dayanarak, “Hukuken korunan ve sahibine bu korumadan yararlanma yetkisi tanınan çıkar” şeklinde tanımlanabilirken bir başka açıdan bakıldığında; “hukuken korunmasını istemek yetkisine sahip bulunduğumuz çıkardır.” şeklinde hem iradeyi hem de çıkarı temel alarak tanımlanabilir.



Hak sahibi olmak, bir şey yapmaya yetkili olmak ya da bir şeyi talep edebilmek demektir. Hak, sahibine bir şeyi yapabilme yetkisi verirken, başkalarına da bu yetkinin kullanılmasına engel olmama, saygı gösterme yükümlülüğü getirir. Hak, insanların ya da insan topluluklarının çeşitli ihtiyaçlarının karşılanması için dile getirdikleri istemlerin hukuk yoluyla düzenlenip güvenceye bağlanmasıdır.


İnsanı hak sahibi yapan bu yetkinin kaynağı genel olarak hukuk olabileceği gibi, bir sözleşme olabilir veya bir davranışın ya da talebin doğruluğu/haklılığı düşüncesi de olabilir.

Özgürlük -ğü

isim
1 .
Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî:

“Özgürlüğünün ilk gününde meyhanedeki arkadaşları ona dostça öğütler verdiler.”- İ. O. Anar.


2 . Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet:

“Özgürlük görece bir kavramdır, onu oldum olasıya bilmişimdir.”- A. Erhat.


Birleşik Sözler



  • basın özgürlüğü

  • düşünce özgürlüğü


Marcus Tullius Cicero, Kanunların Doğası

Thomas Aquinas, Kanunların Özü (1251)

Richard Overton, Tiranlara Karşı Özgürlük, (1600)

John Milton, Sansür Üzerine, (1644)

Benedictus de Spinoza, Vatandaşların Özgürlüğü (1670)

John Locke, Siyasal Toplumun Amaçları, (1690)

John Locke, İnanç Özgürlüğü ve Hoşgörü Üzerine, (1685)

John Trenchard ve Thomas Gordon, İfade Özgürlüğü Üzerine, (1720)

John Trenchard ve Thomas Gordon, Güç ve Özgürlük Üzerine, (1720)

David Hume, Basın Özgürlüğü Üzerine, (1742)

Baron de Montesquieu, Kuvvetler Ayrılığı, (1748)

Jean-Jacques Rousseau, Toplumsal Sözleşme, (1762)

Voltaire, Hoşgörüsüzlüğün Doğal Kanunlara Uygun Olup Olmadığı Üzerine, (1764)

William Blackstone, İnsanın Doğal Hakları ve Basın Özgürlüğü Üzerine, (1769)

Anne Robert Jacques Turgot, Hoşgörü Üzerine Krala Sunulan Önerge, (1775)

Adam Smith, Serbest Teşebbüsün Avantajları (1776)

Thomas Jefferson, Siyasi Farklılıkların Hoşgörülmesi, (1789)

Edmund Burke, Özgürlük Üzerine, (1790)

Thomas Paine, İnsan Hakları, (1791)

Mary Wollstonecraft, Kadınların Özgürlüğü (1792)

Immanuel Kant, Siyasal Haklarda Teori-Pratik İlişkisi Üzerine, (1792)

Wilhelm von Humboldt, İnsanın Özgürlüğü Üzerine, (1792)

Joseph Goerres, İfade Özgürlüğü, (1814)

James Mill, İyi Devlet, (1820)

Jeremy Bentham, Anayasal Devletin Temel İlkeleri, (1823)

James Madison, Özgürlük Üzerine, (1830)

John Rankin, Kölenin Özgürlük Hakkı (1833)

Friedrich Christoph Dahlmann, Sivil İtaatsizlik Üzerine, (1835)

Alexis de Tocqueville, Eşitlik İlkesi Üzerine, (1835)

Richard Cobden,Serbest Ticaret Özgürlüğü Üzerine, (1844)

MAGNA CHARTA’DAN 20. YÜZYILA DEĞİN ÖZGÜRLÜK MÜCADELELERİ VE YAYINLANAN İNSAN HAKLARI BİLDİRGELERİ
Hammmurabi Kanunları, (İ.Ö. 2500)

Magna Charta Libertatum, (19 Haziran 1215)

Augsburg Din Barışı ve Hoşgörü Bildirgesi (25 Eylül 1555)

Hollanda Bağımsızlık Bildirgesi (26 Temmuz 1581)

Nantes Fermanı (13 Nisan 1598)

Mayflower Sözleşmesi, (11 Kasım 1620)

İngiliz Haklar Bildirgesi, (Petition of Rights), (17 Haziran 1628)

İngiltere’nin Özgür Halkının İlk Anlaşması, (Birinci Leveller Bildirgesi), (1647)

İngiltere’nin Özgür Halkının Anlaşması, (Leveller Sonuç Bildirgesi), (1 Mayıs 1649)

Habeas Corpus Bildirgesi (1679)

İngiliz İnsan Hakları Bildirgesi (Bill of Rights), (1689)

Pul Kanunu Kongresi Bildirgesi, (19 Ekim 1765)

Kolonilerin İlk Kongre Bildirgesi (14 Ekim 1774)

Virginia İnsan Hakları Bildirgesi (12 Haziran 1776)

ABD Bağımsızlık Bildirgesi, (14 Temmuz 1776)

Northwest Kuralları, (13 Temmuz 1787)

Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi, (3 Eylül 1791)

Amerikan Haklar Bildirgesi, (15 Aralık 1791)

İspanyol Halkının Politik Anayasası, (19 Mart 1812)

Halkın Sözleşmesi (Çartizm Bildirgesi) (1848)

Alman Halkının Temel Hakları, Alman İmparatorluğu Anayasası (Bölüm VI), (1849)

Emek Şovalyelerinin Anayasası, (1878)

Erfurt Programı (Alman Sosyal Demokrat Partisi Programı),(20 Ekim 1891)

ÖZGÜRLÜK MÜCADELELERİ VE YAYINLANAN İNSAN HAKLARI BİLDİRGELERİ


  • Hammmurabi Kanunları, (İ.Ö. 2500)


Dünyanın ilk metropolisi olan Babil kralı Hammurabi (MÖ.1795-1750)’nin adıyla anılan bu kanunlar bir yönetici tarafından halka ilan edilen en eski kanun olarak bilinmektedir. Bütün ağır suçların ölümle cezalandırıldığı bu kanunlarda yer alan önemli bazı düzenlemeler arasında “kana kan göze göz” misilleme ilkesi, baktığı davalarda hata yapan hakimlerin görevden uzaklaştırılıp ağır para cezasına çarptırılmaları, yalan şahitlik yapanın ölümle cezalandırılması, suçlanan kişilerin suçsuzluklarını ispat etmeleri amacıyla Fırat’a atılmaları ve kişilerin toplumdaki statülerine göre farklı cezalara çarptırılmaları göze çarpmaktadır. Her ne kadar bu yaptırımlar günümüzde geçerli evrensel hukuk ilkelerine uygun olmasa da, Hammurabi kanunlarında yer alan pek çok ilke insan haklarına önem vermesi açısından önem taşımaktadır.


  • Magna Charta Libertatum, (19 Haziran 1215)


Magna Charta Latince “Büyük Sözleşme”) veya Magna Charta Libertatum (Latince “Büyük Özgürlükler Sözleşmesi”) 1215 yılında imzalanmış bir İngiliz belgesidir. Günümüzdeki anayasal düzene ulaşana kadar yaşanılan tarihi sürecin en önemli basamaklarından birisidir. Aslen, Papa III. Innocent, Kral John ve baronları arasında, kralın yetkileri hususunu karara bağlamak amacıyla imzalanmıştır. Kralın bazı yetkilerinden feragat etmesini, kanunlara uygun davranmasını ve hukukun kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesini zorunlu kılıyordu.
Vatandaşların özgürlüklerini belirlemekten çok, toplum güçleri arasında bir denge kuran Magna Carta, kralın sonsuz olan yetkilerini din adamları ve halk adına sınırlamıştır. Magna Carta’nın 39. maddesinde yer alan;
“Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır” tamammı devammı Magna Carta’nın denge oluşturmasına bir örnekte vergilere getirdiği yeniliktir. Magna Carta’da kralın yeni bir vergiyi uygulamaya alabilmesi ancak aristokratların onayıyla olucak şekilde düzenlenmiştir.


  • Augsburg Din Barışı ve Hoşgörü Bildirgesi (25 Eylül 1555)

  • Hollanda Bağımsızlık Bildirgesi (26 Temmuz 1581)


Halk prens için değil, tersine prens halk için yaratılmıştır; çünkü halk olmasa prens de olmazdı. Prens uyruklarını hak ve adalete uyarak yönetmeli, onları bir baba evlatlarını nasıl severse öyle sevmeli, bir çoban sürüsünü nasıl güderse, aynen öyle bağlılıkla gütmelidir. Prens bunun için vardır. Eğer böyle davranmaz, köle muamelesi yaparsa, prensliği sona ermiş demektir; bir tirandır artık o. Uyrukları da, eğer başka hiçbir çıkar yol kalmaz ve hissettikleri tehlike üzerine yaptıkları uyarılara karşın, tiranlıktan kendi canları, malları, karıları ve çocukları için herhangi bir güvence alamazlarsa, o zaman kendi vekillerinin, zümrelerin yasal kararı uyarınca tirandan ayrılma hakkını elde ederler. İspanya Kralı din bahanesiyle bir tiranlık kurmayı denemiştir; ülkenin direnişini dikkate almadan, ayrıcalıkları koruyacağına dair ettiği yemini bozarak, ülkenin ayrıcalıklarını zedelemiştir. Dolayısıyla biz de şimdi İspanya Kralı’nın Hollanda egemenliği üzerinde hiçbir hakkı kalmadığını ilan ediyoruz. Böylece bir zamanlar İspanya Kralı’na bağlılık ve boyun eğme yemini etmiş olan tüm memurlara, amirlere, efendilere, vasallere ve kentlilere görevlerinden el çektiriyoruz. Tüm görevlilere bundan böyle, İspanya Kralı’nın adını, unvanını ve mührünü kullanmamayı ve bize bağlı, İspanya Kralı’na ve onun yandaşlarına karşı olduklarını içerir bir yemini etmelerini buyuruyoruz


  • Nantes Fermanı (13 Nisan 1598)

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !


Nantes Fermanı 13 Nisan 1598’de Fransa Kralı IV. Henry tarafından yayımlanmış ve ağırlıklı olarak Katolik olan ülkede Calvinci protestanlara önemli haklar vermiştir. Esas kaygı milli birliğin sağlanmasıydı.[2] Ferman milli birliği, dinî birlikten ayırmış, protestanları hizipçi sapkınlardan ibaret görmemiş; laiklik ve hoşgörünün yolunu açmıştı. Bireylere vicdan özgürlüğü sağlayan ferman protestanlara genel af ve vatandaşlık haklarının iadesi gibi ödünler vermişti. Ferman 16. yüzyılın ikinci yarısında Fransa halkını bölen din savaşlarına son vermiştir. Ferman yalnızca protestanlar ile katolikleri ele alıyordu, İspanya’dan reconquistamüslümanlara ve yahudilere1685’in Ekim ayında XIV. Louis tarafından feshedilmiş ve Fontainebleau Fermanı ile protestanlık yasadışı ilan edilmiştir. döneminde gelmiş olan ve geçici olarak Fransa’da bulunan değinmiyordu. Ferman


  • Mayflower Sözleşmesi, (11 Kasım 1620)


Aşağıda imzası bulunan bizler, dinimizin koruyucusu, İrlanda, Fransa ve Büyük Britanya’nın hürmete layık kralı James’in sadık bendeleri, Tanrı’nın inayetiyle;
Ülkemizin ve Kralımızın şerefi, hıristiyanlık inancının ilerlemesi ve Tanrı’nın zaferi için ant içerek Virginia’nın kuzey kısmındaki ilk koloniyi kurmak için seyahate çıkmayı; bu vaadlerimizi tek başımıza ya da karşılıklı olarak Tanrı’nın huzurunda yerine getirmeyi; dirlik ve düzenimiz için ve yukarıda bahsedilen amaçların yerine getirilmesi için sivil bir örgüt çatısı altında bir araya gelmeyi; adil ve eşit kanunları, emirleri ve anayasaları koloninin genel çıkarlarına uygun olacak bir şekilde çıkarmayı bütün alçakgönüllülük ve itaatimizle vaad ediyoruz.


  • İngiliz Haklar Bildirgesi, (Petition of Rights), (17 Haziran 1628)

  • İngiltere’nin Özgür Halkının İlk Anlaşması, (Birinci Leveller Bildirgesi), (1647)

  • İngiltere’nin Özgür Halkının Anlaşması, (Leveller Sonuç Bildirgesi), (1 Mayıs 1649)

  • Habeas Corpus Bildirgesi (1679)

  • İngiliz İnsan Hakları Bildirgesi (Bill of Rights), (1689)


1689 yılında İngiliz Parlamentosu’nun Haklar Kanunu (Bill of Rights) yayınlamasıyla, egemenlik parlamentonun denetimine geçmiştir. Bu bildiriye göre; 1. Parlamento seçimleri serbestçe yapılabilecektir.
2. Parlamento üyeleri tam bir ifade özgürlüğüne sahip olacaktır.
3. Parlamentonun kabul ettiği kanunlar kral dahil herkesi bağlayacaktır.
4. Parlamentonun izni alınmadan asker ve vergi toplanamayacaktır.
Bu kanun ile parlamenter demokrasi ve hukukun üstünlüğü gibi ilkeler Avrupa’da ve tüm dünyada ilk önce İngiltere’de uygulanmıştır. Temsili demokrasiler içerisinde Parlamenter rejimin temel özelliklerini şu şekilde özetlemek mümkündür.


  • Pul Kanunu Kongresi Bildirgesi, (19 Ekim 1765)

  • Kolonilerin İlk Kongre Bildirgesi (14 Ekim 1774)

  • Virginia İnsan Hakları Bildirgesi (12 Haziran 1776)

  • ABD Bağımsızlık Bildirgesi, (14 Temmuz 1776)

  • Northwest Kuralları, (13 Temmuz 1787)

  • Fransız Devrimi (1789)


Yıkılmaz diye düşünülen, hatta egemenlik hakkını Tanrı’dan aldığı iddia edilen mutlak krallıkların yıkılabileceği ortaya çıktı.
İlkel şekli Yunan şehir devletlerinde, gelişmiş şekli İngiltere ve ABD’de görülen demokrasi, Kıta Avrupası’nda da gelişmeye başladı ve Batı medeniyetinin vazgeçilmez unsurlarından biri haline geldi.
Egemenliğin halka ait olduğu kabul edildi.
Milliyetçilik ilkesi, siyasi bir karakter kazanarak, çok uluslu devletlerin parçalanmasında etkili oldu.
Eşitlik, özgürlük ve adalet ilkeleri yaygınlaşmaya başladı.
Şahsi güçlere, zekâya ve girişim yeteneğine ortam hazırladı.
Fransız İhtilâli, sonuçları bakımından evrensel olduğundan Yeniçağ’ın sonu, Yakın Çağ’ın başlangıcı kabul edildi.
Dağınık halde bulunan milletler, siyasi birliklerini kurmaya başladılar.
İnsan Hakları Bildirisi, Fransızlar tarafından dünya çapında bir bildiriye dönüştürüldü.
Fransız İhtilâli’nin yaydığı fikirlere karşı İhtilâl Savaşları (1792-1815) başladı. Önce Fransa ile Avusturya ve Prusya arasında başlayan bu savaşlara İngiltere ve Rusya’da katıldılar. Savaşlar Napolyon’un yenilgisiyle sonuçlandı. Viyana Kongresi ile Avrupa’nın siyasi durumu yeniden düzenlenmiştir.(1815)


  • Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi, (3 Eylül 1791)


26 Ağustos 1789 İnsan ve Yurttaş Bildirisi şöyle başlar: Ulusal Meclis halinde toplanan Fransız halkı temsilcileri, toplumların uğradıkları felaketlerin ve yönetimlerin bozulmasının yegane nedeninin; insan haklarının bilinmemesi, unutulmuş olması ya da hor görülüp kâle alınmamasına bağlı olduğu görüşünden hareketle; insanın doğal, devredilemez ve kutsal haklarının resmi bir bildiri içinde açıklamaya karar vermişlerdir. Öyle ki, bu bildiri tüm toplum üyelerinin hiçbir zaman akıllarından çıkmasın, sürekli olarak onlara haklarını ve ödevlerini hatırlatsın. Öyle ki, yasama ve yürütme iktidarlarının faaliyetleri siyasal toplumların amacına uygun olup olmadığı her an denetlenebilsin ve bu iktidarlara daha çok saygı gösterilsin. Öyle ki, bundan böyle yurttaşların basit ve tartışma konusu olmayan ilkelere dayanan istekleri hep anayasanın korunmasına ve herkesin mutluluğuna yönelik olsun. Sonuç olarak Ulusal Meclis Yüce Varlığın huzurunda ve himayesinde aşağıdaki İnsan ve Yurttaş Haklarını kabul ve ilan eder.


  • Amerikan Haklar Bildirgesi, (15 Aralık 1791)



İnsanlığı ilgilendiren olayların akışı içinde, bir ulus, kendini bir başka ulusa bağlayan siyasal bağları koparmak ve doğa yasalarının ve Tanrı’nın ona dünya devletleri arasında bağışladığı bağımsız ve eşit yeri almak gereğini duyduğu zaman, insanlığın yargısına duyduğu o yerinde saygı, o ulusu bu ayrılmaya zorlayan nedenleri açıklamakla yükümlü kılar.
Aşağıda gerçekler bizim için gayet açıktır: Tüm insanlar eşit yaratılmışlardır; Yaradan’ları tarafından bağışlanmış, belli bazı vazgeçilemez haklara sahiptirler; yaşam, özgürlük ve mutluluğa erişme hakları da bunların arasındadır. Bu hakları güvence altına almak amacıyla, insanlar kendi aralarında yönetimler kurarlar; bu yönetimler gerçek güçlerini, yönetilenlerin onamasından alırlar; herhangi bir yönetim biçimi, bu hedeflere ulaşmada köstekleyici olmaya başladığında, bu yönetimi değiştirmek ya da düşünmek, yeni bir yönetim kurmak ve bu yeni yönetimin yetkilerini ve dayandığı temelleri, güvenlik ve mutluluklarını sağlayacağına en çok inandıkları bir biçimde düzenlemek ve kurmak, halkın hakkıdır; aslında sağgörü, uzun bir geçmişi olan yönetimlerin sudan ve geçici nedenlerle değiştirilmemesini buyurur; bu yüzden insanların durumlarını düzeltmek amacıyla alışılagelen yönetim biçimlerini değiştirmek yerine, kötülüklere katlanmayı yeğlediklerini deneyimler göstermiştir; ancak sürekli aynı amaca yönelik, uzun bir yolsuzluklar ve zorbalıklar silsilesi, ulusu, mutlak bir despotizme sürüklemek niyetini açığa vurursa, o zaman böyle bir yönetimi yıkmak ve gelecekteki güvenlikleri için yeni koruyucular seçmek, o ulusun hakkı ve görevidir.
İşte bu kolonilerin sabırla katlandıkları durum bu olmuştur ve şu an, onları bu güne değin varolan yönetim biçimini değiştirmeye zorlayan gerekliliği, her zamankinden fazla hissetmektedirler. Büyük Britanya Kralı’nın yönetim devresi, ardı arkası kesilmeyen haksızlıkların ve sürekli baskıların çağı olmuştur. Tüm bunların amacı, bu devletler üzerinde mutlak bir tiranlık kurmaktır. Bunu kanıtlayabilmek için, tüm gerçeklerin tarafsız dünyaya ilan edilmesi gerekmektedir:
İngiltere Kralı, kamu refahı için gayet yararlı ve gerekli olan yasaları onaylamayı reddetmiştir.
Valilerine, ivedilikle ve geciktirmeden ele alınması gereken yasaları çıkarmalarını menetmiştir. Kendisi de bu yasaların yürürlüğe girmemesi için elinden geleni yapmış, onayını sürekli ertelemiş; ve bu nedenle uzun bir süre sürüncemede kalan yasaları da bir daha ele almamıştır.
Yasama gücünde temsil edilme haklarından vazgeçmedikleri sürece, büyük halk kitlelerinin yararına olan pek çok yasayı çıkarmayı reddetmiştir. Oysa, bu hak paha biçilemez bir haktır ve nedense sadece tiranların hoşuna gitmemektedir.
Yasamayla görevli kurulları, kamu belgelerinin ve makam evraklarının bulunduğu yerlerden oldukça uzakta alışılmadık ve uygunsuz yerlerde toplantıya çağırmıştır. Onlara eziyet çektirerek, kendi uygulamalarına boyun eğmelerini sağlamak amacıyla yapmıştır bunu.
Milletvekili yarkurullarını, yılmaz bir kararlılıkla halkın haklarına el uzatılmasına karşı çıktıkları için, bir çok kez dağıtmıştır.
Bu yarkurulları dağıttıktan sonra da, uzun bir zaman yeni temsilcilerin seçilmesini engellemiştir. Bu yüzden halkın kendisi yasama gücüne sahip çıkmış, bu gücü bundan böyle kendi eliyle kullanmayı uygun bulmuştur. Ancak bu geçiş döneminde devlet, dışarıdan gelebilecek bir saldırının ya da içerdeki kargaşalıkların doğuracağı tehlikelere karşı savunmasız kalmıştır.
İngiltere Kralı, bu devletlerin kök salmalarını önlemek için elinden geleni yapmıştır; bu amaçla yabancıların vatandaşlığa kabul edilmesiyle ilgili yasanın icra edilmesine engel olmuş, yabancıların buraya göçünü kolaylaştıracak daha başka yasalar çıkarmayı reddetmiştir; yeni toprak edinme koşullarını da ağırlaştırmıştır.
Yargıçlık yetkisinin verilmesiyle ilgili yasaları onaylamayarak, kazai içtihadı etkisiz hale getirmiştir.
Yargıçların görev sürelerini, maaşlarının tutarını ve ödeme biçimini sadece kendi keyfine göre belirlemiştir.
Halkımıza eziyet olsun ve halkın cevherleri tükensin diye, sayısız yeni makam açmış, buralara büyük memur yığınları yollamıştır.
Barış zamanında, yasama meclisinin onayı olmaksızın, topraklarımız üzerinde sürekli bir ordu bulundurmuştur.
Askeriyeyi sivil güçten bağımsız ve üstün kılmaya kalkışmıştır.
Anayasamıza ters düşen, yasalarımızla bağdaşmayan bir kazai içtihat biçimini bize kabul ettirmek için başkalarıyla işbirliği yapmıştır ve bu tepeden inme kazai içtihadın uygulamalarını onamıştır. Tüm bu uygulamaların nedenleri şunlardır:
Bizim topraklarımızda güçlü, silahlı birlikleri üslendirmek;
bu devletler halkına karşı askerlerin işleyecekleri olası cinayetler karşısında, sözde yargılamalarla herhangi bir cezalandırmadan kaçınmak;
Dünyanın her yeriyle yaptığımız ticareti kösteklemek;
Bize rızamız olmadan vergi yüklemek;
Hukuki bir durumda, jürili bir mahkeme önünde, usul ve nizama uygun bir yargılamadan geçme hakkımızı elimizden almak;
Bizi işlemediğimiz cürümlerden dolayı yargılayıp, başka bir kıtaya sürebilmek;
Sınır komşumuz bir ülkede, özgür İngiliz hukuk sistemini kaldırmak, keyfi bir yönetim kurmak ve bu yönetimin yetkilerini genişletmek, dolayısıyla kendini haklı çıkaracak bir örneğe sahip olmak ve bu kolonilerde de aynı, mutlak egemenliğin kurulması için, bu yönetimi uygun bir araç olarak kullanmak;
Verilmiş haklarımızı yok saymak, en önemli yasalarımızı yürürlükten kaldırmak ve yönetim biçimimizi temelinden değiştirmek;
Yasama gücümüzü dağıtmak ve kendisinin, üzerimizde sınırsız bir yasama gücüne sahip tek yetkili kişi olduğunu ilan etmek;
İngiltere Kralı, kendi himayesi altında olmadığımızı bildirmek ve bize karşı savaş açmak suretiyle, bu topraklar üzerinde egemenlik isteminde bulunmuştur.
Denizlerimizi talan etmiş, kıyılarımıza asker yığmış, kentlerimizi yakıp yıkmış ve hemşehrilerimizi öldürmüştür.
Benzerine barbarlık zamanlarında bile rastlanmayan, hele uygar bir ulusun başkanına hiç mi hiç yakışmayan, gaddarlık ve sadakatsizlikle başlattığı, “Ölüm, Askerileşme ve Tiranlık” adlı eserini tamamlayabilmek için, yakınlarda yabancı paralı askerlerden kurulu büyük bir ordu kurmuştur.
Ya cellatların ellerine düşmemek için ya da onlarla dostça geçinebilmek için olsa gerek, açık denizde yakalanan yurttaşlarımızı kendi ülkelerine karşı savaşmaya zorlamıştır.
Aramızda ayaklanmalar çıkarmış ve sınır bölgelerinde oturan, savaş yöntemleri; bilindiği gibi yaş, cinsiyet ya da hal gözetmeksizin herkesi kesip biçmek olan, merhametsiz Kızılderili vahşileri bize karşı kışkırtmayı denemiştir.
Bu baskının her evresinde yapılan haksızlıkların düzeltilmesini en hakirane bir biçimde talep ettik. Durmadan yinelediğimiz ricalarımızın karşılığı, durmadan yinelenen haksızlıklar oldu. Ancak bir tirandan beklenebilecek davranışlarla karakterini belli eden bir Monark, özgür bir halkı yönetme işine uygun olamaz.
Britanyalı kardeşlerimize karşı da saygıda kusur etmiş değiliz. Zaman zaman onları, yasa koyucuların üzerimizde haksız bir yönetim kurma girişimleri konusunda uyardık. Buraya hangi koşullar altında göç edip, yerleştiğimizi anımsattık onlara. Doğal adalet ve alicenaplık duygularına seslenerek aramızdaki ırk bağları dolayısıyla, bu zorbalıkları kınamalarını rica ettik. Çünkü bu zorbalıkların, aramızdaki bağlantıları ve ilişkilerimizi bozması kaçınılmaz bir şeydi. Ama onlar da adaletin ve kan bağımızın feryatlarına kulaklarını tıkadılar. Bunun için artık, onlardan ayrılmamız gerektiği sonucuna boyun eğmek ve onları da, insanlığın geri kalan kısmı gibi, savaşta düşman, barışta dost kabul etmek zorundayız.
Bu yüzden, Genel Kongre halinde toplanan biz A.B.D. temsilcileri, görüşlerimizin doğruluğuna, dünyanın en yüce Yargıcı’nı tanık tutarak, bu kolonilerin halkından aldığımız yetkiyle, onların adına, Birleşik kolonilerin özgür ve bağımsız devletler olduklarını ve bunun hukuken böyle korunacağını; Büyük Britanya Krallığı’na karşı her türlü yükümlülükten kurtulmuş olduklarını; bu kolonilerle Büyük Britanya Devleti arasındaki her türlü siyasal ilişkilerin sona erdirildiğini ve bunun böyle kalacağını; özgür ve bağımsız devletler olarak, savaş açmak, barış ilan etmek, andlaşmalar yapmak, ticareti düzenlemek ve diğer tüm bağımsız devletlerin yapabileceği her şeyi yapmak hakkına sahip olduklarını resmen açıklar ve ilan ederiz. Ve bu bildirinin korunması için, Tanrı’nın inayetine tam bir güvenle, yaşamlarımız, servetlerimiz ve en kutsal varlığımız olan onurumuz üzerine and içeriz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Hak,özgürlük,demokrasi kavramlarının dünyada yayılmasına yol açan olaylar ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
23 Eylül 2010 Saat : 1:43

Hak,özgürlük,demokrasi kavramlarının dünyada yayılmasına yol açan olaylar Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik