Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Haritacılık ve Türk haritacılık tarihi


Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

HARİTA; Yeryüzünün bir kısmının veya tamamının belli ölçek ve yöntemlerle küçültülmüş modelinin bir düzlem üzerine tersimi bir diğer deyimle de modern ve gelişmiş bir toplumda yaşayanların, yerin kullanımı ve planlanması için başvurmaları gereken zorunlu bir araçtır denilmektedir. …

İşte bu zorunluluk insanoğlunun yaratılışından bugüne, insan/toprak ilişkisi ile başlamış, bir yerde insanların toprağa bağımlı olması, toprak üzerinde işleme ve düzenleme çalışmalarına baz olacak ölçme gereksinimi nedeniyle, bu işlevin ana altlığı olan harita ve haritacılık mesleğinin doğmasına neden olmuştur.

Haritacılık çağdaş uygarlık ve bilim modelinin bir ürünü olduğu kadar, onun aynı zamanda kaynakları arasında da yer almaktadır.

Haritacılığın Batıda çağdaş anlamda gelişmesi Rönesans ve Aydınlanma olaylarına bağlanır. Rönesans “Bilim”i dogmalardan ve efsanelerden kurtararak, doğaya dönük, doğayı anlamaya ve öğrenmeye ve ona egemen olmaya yönelik bir sürece girerken, büyük kaşifler de denizaşırı ülkelere uzanan gezilere girmişler ve bu arada Kopernik Astronomisi, Galile Fiziği, bütün bilgi alanlarına olduğu gibi özellikle deniz haritacılığına da yeni ufuklar açmıştır. Buna karşı, haritacıların yapıtları da dünyanın boyutlarını ve uzak ülkelerin imgelerini somut ve anlaşılır biçimde ilgililere sağlamışlar ve böylece çağdaş bilgiler modelinin oluşmasına yardım etmişlerdir.

Dünyada haritacılık başlıca İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ haritacılığı gibi üç aşamadan geçmiştir.

İlkçağ Haritacılığı

İlkçağ haritacılığının uygarlığın bir fonksiyonu olarak M.Ö. 4000 yıllarında başladığı düşünülmektedir. Babil kentinin, bu dönemlerden kalma ve tablet üstüne çizilmiş bir kadastro haritası bulunmuştur. Bugünkü Dicle-Fırat nehirleri arasında kalan ve M.Ö. 3800 yıllarında ilk çağın en ileri uygarlıklarının kurulduğu Mezopotamya’da Fırat Nehrinin akışını gösteren balçık üzerine yapılmış haritalarla, Mısır’da bulunan haritalar, araştırmalara göre ilk haritadır. M.Ö. 3000 yılında ise bilgin Yu-Kong, Çin’in bir haritasını çizmiştir. Bu haritaların yanısıra M.Ö. 1300 yıllarında Mısır’da Hamamat Vadisi’nin doğusunda bir maden ocağını gösteren papirüs üzerine çizilen harita da ilk haritalardandır.

Gayrımenkullerden alınan verginin adil ve hakkaniyet ilkelerine uygun olması için taşınmazın yüzölçüm ve kıymetinin tespitine yönelik mali nitelikli harita ve kadastro çalışmaları da M.Ö. 1878 yıllarında uygulanmaya başlanmıştır.
Yunanlıların harita yapımında daha ileri bir aşamaya geçtikleri M.Ö. 550 yılında Anaxamandros’un oldukça geliştirilmiş haritalar çizdiği görülüyor.

İskenderiye’li Ptolemaios (Batlamyus) M.Ö. II. Yüzyılın ilk yarısında dünyanın yuvarlaklığını hesaba katarak yaptığı haritasında ilk kez konik projeksiyon (izdüşüm düzlemi) sistemini kullanmış, boylam ve enlem dairelerini çizmiştir.

Romalılar harita bilim ve sanatı konusunu belli maksatlara hizmet edici bir araç olarak almışlar ve geniş imparatorluklarının yönetimi için gerekli askeri harekete yardım edecek yol haritaları çizmişlerdir. Bununla birlikte M.Ö. 60 yılında Krates ve M.S. 80 yılında Pompanius Mela tarafından dünya haritaları çizildiği görülüyor.

Ortaçağ Haritacılığı

Ortaçağ haritacılığında, bu dönemin felsefesine uygun olarak efsanelerin ve dogmaların etkisi görülüyor. Bu haritalarda Hıristiyan topografyası ve kozmoponisi yer almaktadır. Avusturyalı rahip Beatus’un 778 tarihini taşıyan haritasında Cennetin katları açıklanmaktadır.

950 yılında ise Coğrafyacı Ebu İshak İstikrari geometrik bir dünya haritası çizmiştir. Türk asıllı Biruni’nin XI. Yüzyılın ilk yarısında çizdiği denizler haritası önemli bir çalışmadır. Kaşgarlı Mahmut’un 1072-1074 yılları arasında yazdığı “Divanü Lügat-üt Türk” adlı eserinde yeralan daire biçimindeki dünya haritası Türk Bilginlerinin yaptığı ilk harita olarak kabul edilmektedir.

Ortaçağın sonuna doğru haritacılık alanında gelişmeler olduğu görülmektedir. İdrisi’nin 1154’de Palermo Kralı için çizdiği dünya haritası verdiği ayrıntılar bakımından gelecek dönemin öncü yapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. XIV. Yüzyıl Ortaçağ haritacılığına yenilikler getirmiştir. XIV. Yüzyılın Arap coğrafyacısı İbn Verdi ise 1349 tarihli haritasında kıtaları, denizleri ve gerçeğe uymayan biçimde göstermek geleneğini sürdürmektedir.

Yeniçağ Haritacılığı

Yeniçağların başında Rönesans bilim anlayışı haritacılığa yeni ve değişik ivme getirmiştir. Yeni keşifler, yeni kıtaların bulunuşu harita yapımında sağlıklı çizimler için daha uygun ortam yaratmıştır. Osmanlı haritacılığı, İmparatorluğun her alanda gelişmişliğinin doruk noktasına ulaştığı XVI. Yüzyılda ciddi aşamalar göstermiştir. Bu yüzyılın hemen başında Piri Reis’in haritaları Akdeniz Bölgesinde uzun zaman yalnız Osmanlılar için değil, batılı harita çizerleri ve denizciler için de önemli bir kaynak olmuştur. Piri Reis’in C. Colombus’un aslı bulunamayan Amerika haritasından çekilmiş paftası da eserin aslına ışık tutması bakımından önemli olduğu kadar yapım tekniği bakımından da o ölçüde önemlidir

Bu dönemde dikkat çeken özelliklerden biri de harita çizenlerin dünyayı çeşitli biçimlerde gösterme eğilimidir. J. Honter’in haritasında dünya bir yürek biçimindedir. Lafreri’nin haritasında görülen dünye ise iki yarım elma şeklinde çizilmiştir. 1581’de Huntig’in üç kıtayı bir çiçeğin üç taç yaprağı olarak çizdiği görülüyor.

Ülkenin baştan başa bir nirengi ağı ile birleştirilerek haritasının çıkarılması düşüncesini ilk kez Hollandalı Snellius önermiş, fakat uygulaması Fransa’da J.D. Cassini tarafından yapılmıştır. Bu tekniği kullanan Fransızlar 1747-1793, İngilizler 1791-1872 yılları arasında ülkelerinin ayrıntılı haritalarını çıkarmışlardır. İtalyanlar, Avusturyalılar aynı işe 1873 yılında başlamışlardır. Türk haritacılığının gelişmesi ve modernize çalışmaları 1883 yılından sonra yavaş yavaş gelişme göstermiştir.

Modern Türk Haritacılığının başlaması ise 1895 yılında Türk subayları ve Fransız harita uzmanları ile oluşan bu Taksim-i Arazi (Jeodezi) komisyonu baz ve nirengi esaslarına dayalı modern anlamda bir harita yapımına başlamak üzere teşkilatlanmaları nedeniyle 1895 yılı hesaba dayalı Modern Türk Haritacılığının başlangıç noktası olarak kabul edilmiştir.

Modern Türk Haritacılığı konusunda detaylı bilgi için; Modern Türk Haritacılığı’na tıklayınız.

Haritacılık tarihi nin içinde bulunan çalışmalar ve günümüz haritacılığına ışık tutmuş ayrıca günümüzde de kullanılan 3 önemli çalışma vardır. Bunlar;

·
Modern Türk Haritacılığının başlaması ise 1895 yılında Türk subayları ve Fransız harita uzmanları ile oluşan bu Taksim-i Arazi (Jeodezi) komisyonu baz ve nirengi esaslarına dayalı modern anlamda bir harita yapımına başlamak üzere teşkilatlanmaları nedeniyle 1895 yılı hesaba dayalı Modern Türk Haritacılığının başlangıç noktası olarak kabul edilmiştir.

2000’li yıllara geldiğimiz bu günlerde tarihin akışı içerisinde haritacılık, teknolojik gelişmeler doğrultusunda, elektronik ve bilgisayarlardaki ve yapma uydulardaki gelişmelere paralel olarak, elektronik ölçerler, kayıt üniteleri, sayısallaştırıcılar ve otomatik çizicilerdeki yenilikler kullanılmak suretiyle; mekanik ve çizgi haritacılığından sayısal ve bilgi haritacılığına başka deyişle modern haritacılığa geçişi sağlamıştır. Son yıllarda coğrafi ve kent bilgi verilerinin belli bir teknikle bilgisayar sistemine depolanması, işlenmesi, yönetimi, analizi ve sonuçlarının , görüntüsel ve çizgisel olarak çıktılarının alınıp böylece grafik bilgilerle sözel bilgilerin bilgisayar ortamında entegrasyonu sonucunda CBG/KBS (Coğrafi/Kent Bilgi Sistemi) oluşturulmuştur. Böylece toplumun gereksinimi olan ve sektörümüzden istediği verilere çok yönlü hızlı ve sağlıklı olarak sonuca ulaşma noktasına gelinmiştir.

Ayrıca; Uzaya fırlatılan yapay uydulardan yararlanılarak elde edilen Konum Belirleme Sistemi (Global Posıtıon System) GPS ölçümleri harita sektöründe yeni bir çığır açmış ve giderek yaygınlaşmış olup bizlerin ana dayanağı olan koordinat verisini en hızlı ve doğru olarak bizlere sunmuştur.

Uzay çağı, 1980 yıllar sonrasında uzaya gönderilen Landsat ve SPOT uydularından elde edilen görüntülerin değerlendirilmesi suretiyle 123 yıl sonra bugün fotogrametri ve uzaktan algılama ve yöntemlerindeki hızlı gelişim, elektronik, bilgisayarlar ve teknolojideki baş döndürücü gelişmeler ve sağladığı olanaklar sektörümüze yeni boyutlar kazandırmıştır. Bilhassa büyük ölçüde ihtiyaç duyulan orta ölçekli (1:50000-1:100000) harita üretimine önemli olanaklar sağlamış, 1:50000 ölçekli topoğrafik haritaların revizyonunda SPOT stereo görüntüleri başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Şu anda uydulardan elde edilen stereo görüntülerin ayırma gücü 5-10 m olduğu, uzaya atılacak yeni peyklerle 1 m ayırma gücüne ulaşacağı hedeflenmekte. Bu da 1:25000 ölçekli topoğrafik harita üretimi ve revizyonuna yeni boyut kazandıracaktır. Bu nedenle uzaktan algılama metodlarındaki baş döndürücü gelişmeleri ve sağladığı yararları (Harita, yeryüzü doğal kaynaklarının araştırılması, çevre kirliliği, orman, coğrafi bilgiler, hatta yakın gelecekte projelendirme çalışmaları vs.) toplumumuza yansıtmanın yolunun bu teknolojiye sahip olmak ve uygulanmaktan geçtiğine bir yerde Dünyanın globelleşmesi sonucu haritacılığı da gelişmeler dışında tutamayacağımız sonucunu ortaya çıkarmaktadır.

İnternetten Yararlanılarak Derlenmiştir.
Türkler tarafından yapıldığı bilenen en eski harita Kaşgarlı Mahmutun çizdiği dünya haritasıdır. Dilbilimci Kaşgarlı Mahmut bu haritayı Türkçenin değişik şivelerle konuşulduğu Dünyadaki bölgeleri göstermek için çizmiş ve

Divan-i Lügat it Türk adlı kitabına eklemiştir. Bu harita Orta Asyanın büyük bir kısmını Çin ve Kuzey Afrikayı içermektedir. Batıda ise Volga nehrini fazla geçmemektedir. Dünya”nın tepsi gibi düz ve yuvarlak olduğu kabul edilen bu dünya haritası, çeşitli ülkelerin birbirlerine göre konumu belirtilmiş olan bir kroki görünümündedir. O zamanki başkent Balasagun ise haritanın merkezindedir. Haritanın yazılara göre olan üst tarafı, Güneşin doğduğu doğu yönü seçilmiştir. 15. yy başlarından 16.yy sonlarına kadar özellikle Osmanlı Türkleri askeri alanda olduğu kadar diğer alanlarda da altın çağlarını yaşamışlar, yenilikleri izleme ve üretme çabası içerisinde olmuşlardır. 16.yy da Osmanlı İmparatorluğu, Akdeniz havzasının büyük bir kısmına sahip, Karadenizi bir iç deniz haline getirmiş, güneyde Arabistan yarımadası ortalarından Kuzey Afrikaya kadar, kuzeyde Kırımdan batıda Viyana önleri ve doğuda Hazar Denizine kadar uzana büyük bir alana sahiptir [6]. Fatih Sultan Mehmet ile başlayan coğrafyaya yönelik ilgi yaklaşık 150 yıl sürmüş ve denizciler haritalar üretmeye başlamıştır. 15. ve 16. yy arasında Türkler tarafından üretilmiş haritalar:

- İbrahim Katibi Akdeniz Portolonu(1413)

- Mürsiyeli İbrahim Akdeniz Portolonu (1461)

- Piri Reis Atlantik Haritası (1513), Kitab-ı Bahriye (1521-1525), Kuzey Atlantik Haritası (1528)

- Hacı Ebul Hasan Avrupa-Afrika Haritası (1552)

- Ali Macar Reis Atlası (1567)

- Anonim Atlas (16. yyın ikinci yarısı)

Portolon Harita, 14. ve 17. yy arasında daha çok Akdeniz Havzasına ait deniz navigasyonu için çizilmiş, üzerinde pafta ağı görünümünde pusula doğrultuları çizgilerle belirtilmiş haritalardır.

İbrahim Katibi Akdeniz Portolonu: Akdeniz kıyıları ve Akdeniz adaları oldukça iyi çizilmiştir. Özellikle Britanya Adalarında ve Batı Avrupa kıyılarında diğer kesimlerdeki doğruluğa ulaşılamamıştır, fakat bu haritanın sahip olduğu genel doğruluk ve bilgi zenginliği bu haritayı önemli kılmaktadır.

Mürsiyeli İbrahim Akdeniz Portolonu: Akdeniz, Ege ve Karadenizin tamamı ile Batı Avrupa kıyılarını ve İngiliz Adalarını içermekte, kıyı biçimleri bakımından oldukça doğru bir haritadır.

Piri Reis Haritaları: Türk Amirali Piri Reis (1470-1554), Osmanlı Donanması amirallerinden Kemal Reisin kardeşinin oğludur. Piri, amcası ile birlikte bir dizi deniz savaşına katılmış, deniz navigasyonunun vazgeçilmez aracı olan haritalar ve haritacılık ile ilgilenmiştir. Piri Reisin bugüne ulaşmış üç adet eseri bilinmektedir. 1923 yılından sonra başlayan yeniliklere paralel olarak müzecilik alanında da atılımlar başlamıştır. Topkapı Sarayının düzenlenmesi sırasında Milli Müzeler Müdürü Halil Erdemin bulduğu bir Atlantik Haritası Alman bilimci Paul Kahle tarafından incelenmiştir. Kahle tarafından yapılan araştırmalar ile harita bilim dünyasına tanıtılmış, bu çerçevede Türk tarihçileri Afet İnan ve İbrahim Hakkı Konyalı da özellikle haritanın nasıl üretildiği konusunda araştırmalar yapmışlardır. Daha sonraki yıllarda haritaya olan ilgi giderek artmış, yabancı bilim adamları harita ile ilgilenmiş, Piri Reis adına sempozyumlar düzenlenmiş, Erik Von Danikenin Tanrıların Arabaları isimli kitabındaki iddialar ile harita tüm dünya kamuoyuna mal edilmiştir. Araştırmacılar 1513 tarihli Atlantik Haritası ve Kuzey Atlantik Haritasının Piri Reisin çoğu parçaları kaybolan Dünya Haritasının birer parçası olduklarına inanmaktadırlar. İTÜ Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü Başkanı ve Kartografya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Doğan UÇARın da yaptığı çalışmalar neticesindeki sonuçlar da bu doğrultudadır. 21 parçadan meydana gelen bu haritanın 65×90 cmlik bir paftası Topkapı müzesindedir. Colombusun 1489 tarihli bir haritasından da yararlandığını haritasının üzerine yazan Piri Reis”in bu tarihte Amerika içlerini ve güney kutbundaki dağları da gösteren bu haritayı nasıl yaptığı bilim adamlarınca merak konusu olmuştur. Ayrıca “Hadikat”ül Bahriye”, “Netayic”ül-Efkar fi Cezayir”ül Bihar”, Bilad”ül- Aminat ve harita yapımıyla ilgili “Eşkalname” (o zamanlar haritaya eşkal deniliyordu) adında bir bilim kitabı ile 1528 tarihini taşıyan “Hint Denizi Haritası” gibi yapıtları İstanbul Deniz Müzesindedir. Piri Reis Hürmüz kalesi kuşatmasında uğradığı bir iftira sebebi ile 1554 de idam edilmiştir.

Piri Reisin harita çizme merakı artarak devam etmiş, Akdeniz ve Ege Denizi limanlarına ve adalarına ilişkin tuttuğu krokileri kullanarak Osmanlı donanmasının hakim olduğu denizlere ait “Kitabı Bahriye” isimli eserinde çeşitli liman, koy, körfez, kıyı, kale vb. yerlere ait haritalar ile bu denizlerdeki gemiciliğe ait akıntılar, sığ yerler, tehlikeli kayalık yerlere ait bilgileri de vermiştir

ESKİ TÜRKLERDE VE OSMANLILARDA HARİTACILIK

1076 yılında KAŞGARLI MAHMUD (El Kaşgari) “Divanü-Lügat-it-Türk” (Türkçe sözlük) isimli bir yapıtında bir dünya haritası çizmiştir. Bu harita Orta Asyanın büyük bir kısmını Çin ve Kuzey Afrikayı içermektedir. Batıda ise Volga nehrini fazla geçmemektedir. Dünya”nın tepsi gibi düz ve yuvarlak olduğu kabul edilen bu dünya haritası, çeşitli ülkelerin birbirlerine göre konumu belirtilmiş bir kroki görünümündedir. O zamanki başkent Balasagun ise haritanın merkezindedir56) Haritanın yazılara göre üst tarafı Güneşin doğduğu yön olan doğu seçilmişti (şekil -2.5 ve 2.6).

Karadeniz ve Marmaranın 1400 yıllarında bile Venedikliler ve Cenevizliler tarafından elle yapılmış haritaları vardır. 1416 da İbrahim KATİBİ bir harita çizmiştir.

1456 da Trablusgarplı İBRAHİM MÜRSEL (Mürsiyeli İbrahim) bir Türk denizcisi olarak Akdeniz haritası çizdi. 1460 yılında ise Güney Avrupa haritası yapmıştır.

EL İSTAHRİ (Ebu İshak İbrahim bin Muhammed el Farisi el İstahri) (15. yüzyıl), “Kitab al masalik val mamalik” (Masallar ve Ülkeler) isimli yapıtında dünyanın çeşitli yerlerine ait 20 harita vardır. Bu kitap yaklaşık 1460 yıllarında Karakoyunlu Türkmen imparatorluğu Şehzadesi Pir Budak zamanında yazılmıştır (şekil-2.7 ve 2.8).

Türk Amiralı PİRİ REİS (1470-1554) Osmanlı donanmasının hakim olduğu denizlere ait “Kitabı Bahriye” adında 1483 de yazdığı kitapta çeşitli liman, koy, körfez, kıyı, kale vb yerlere ait haritalarla bu denizlerdeki gemiciliğe ait akıntılar, sığyerler, tehlikeli kayalık yerlere ait bilgileri de vermiştir (şekil-2.9). 1513 yılında Piri Reis Gelibolu”da ceylan derisi üzerine bir dünya haritası çizmiştir. 21 parçadan meydana gelen bu haritanın 65×90 cm lik bir paftası Topkapı müzesindedir. Colombusun 1489 tarihli bir haritasından da yararlandığını söyleyen Piri Reis”in bu tarihte Amerika”nın içerlerini ve güney kutbundaki dağları da gösteren bu haritayı nasıl yaptığı bilim adamlarınca merak

Şekil-2.5: Kaşgarlı Mahmudun Dünya haritası (1076) (Ülkütaşır)

Şekil-2.6:Kaşgarlı Mahmud”un Dünya haritası çevirisi

Şekil -2.7 İstahri”nin Dünya haritası

Şekil-2.8 İstahri”nin Dünya haritası -Çeviri-

konusu olmuştur. Bu haritayı 1517 yılında Mısır”da Yavuz Sultan Selim”e takdim etmiştir. Bu harita 1929 yılında Topkapı müzesinin eski eserler müzesi haline getirildiği sırada Milli müzeler müdürü Halil ELDEM tarafından bulunmuş ve Alman doğu bilimleri uzmanı KAHLE ile birlikte incelenmiştir (şekil-2.10). Ayrıca “Hadikat”ül Bahriye”, “Netayic”ül-Efkar fi Cezayir”ül Bihar”, Bilad”ül- Aminat ve harita yapımıyla ilgili”Eşkalname”(o zamanlar haritaya eşkal deniliyordu) adında bir bilim kitabı ile 1528 tarihini taşıyan “Hind Denizi Haritası” gibi yapıtları Deniz Müzesindedir. Piri Reis Hürmüz kalesinin kuşatılmasında uğradığı iftira yüzünden 1554 de katledildi. 57)

MATRAKÇI NASUH (Ölümü 1533) haritacı anlayışı minyatüre uygulayan ilk ressamdır. Sopa veya demirci çekici ile yapılan ve bir çeşit harp oyunu olan matrak (Mitrak) oyunu mucididir. Menazil (Hedefler) isimli yapıtında 16. yüzyılda yapılmış Anadolu atlası vardır.”Umdet”ül-Hisab” (Hesabın ilkeleri) isminde bir yapıtı (1517) ve “Beyan-menazil-i sefer-i Irakeyn” ismindeki kitabında Kanuni”nin 1534 de Irak seferine katılarak İstanbul-Tebriz-Bağdat-Tebriz-Diyarbakır-Halep-İstanbul geçkisi üzerinde fethedilen yerleri, kaleleri isim ve güzel haritalarla anlatır 58)-63)

Kanuni Sultan Süleyman saltanatı sıralarında devlet hizmetine giren Sinop”lu bir aileye mensup sonradan Amiral olan SEYDİ ALİ REİS, (? -1563) deniz astronomisini ve deniz coğrafyasını çok iyi bilen bir bilgindi. Piri Reis”in donanmasını Basra”dan Süveyş”e getirme görevi verildi 64). Ancak bazı nedenlerden dolayı dört yıllık (1553-57) uzun ve maceralı bir yolculuktan sonra Edirne”ye dönebilmiştir. Bu seyahatı Bursa-Konya-

Kayseri-Halep-Urfa-Musul-Bağdat-Basra-Hürmüz Boğazı -Ahmadabad-Delhi -Lahor-Kabil-Semerkand- Buhara- Farab -Merv- Tus -Nişabür -Bağdat- Musul- Mardin- Diyarbakır- Sıvas-Ankara-İstanbul-Edirne geçkisini izleyerek Arapça ve Farsçadan yaptığı derlemelerle “Miratül Memalik” (Ülkelerin aynası) adlı yapıtı yazmıştır 65). Bu kitap 1815 de Almancaya, 1826 da Fransızcaya, 1899 da İngilizceye, 1963 de Rusçaya çevrilmiştir. 1554 de Ahmedabad”ta yazdığı “Mohit” (Okyanus) çeşitli batı dillerine çevrilmiştir66). 10 bölümlük bu kitapta yön bulma, azimut ve yıldızların yüksekliklerinin hesabı, zaman hesabı, takvim, güneş ve Ay”a bağlı tanımlanan yıllar, denizcilikte önemli bazı yıldızların doğmaları, batmaları ve adları, ünlü limanlarla adaların enlemleri, astronomiye ait bilgiler ve bazı limanların arasındaki uzaklıklar, Hind Okyanusundaki adalar, kıyılar, rüzgarlar, ünlü limanlar ve topografik coğrafya konularını içermektedir. Bir başka yapıtı “Mirat-ül Kainat (Kainatın aynası)67) kitabı da Farsça ve Arapça bir çok kitaplardan derlenmiş olup bir çok astronomi aletinin tanımı ve kullanılışı, güneşin yüksekliği, yıldızların konumu, kıble, öğle zamanı saptanması, nehir genişliği saptanması, rubu tahtası ve usturlab”ın yapım ve kullanılışı konularını içermektedir.

1549 da Halep”te Ali Kuşçu”nun astronomi ile ilgili Fethiye yapıtının Türkçesine bazı ilaveler koyarak “Hülaset”el-Haya” ismini vermiştir 68). Seydi Ali Reis yerin yuvarlak olduğunu, dağların yüksekliğinin yerin yuvarlaklığını bozmayacağını söylemiş ve yer yarıçapının 1545 fersah olduğunu yazmış, ağır cisimlerin yerin merkezine doğru düştüklerini eklemiştir. Ancak yerin günlük hareketini kabul etmediğini göstermek için de o zamana kadar ileri sürülen kanıtları açıklamıştır 68a)

Osmanlı korsan reislerinden olan ve daha sonra Osmanlı donanması hassa reisleri arasına katılan ALİ MACAR REİS tarafından 1567 de dokuz ceylan derisi üzerine çizilen 31×43 cm boyutlu yedi haritadan oluşan ve Topkapı müzesinde bulunan bir atlasta bulunan haritalar sıra ile:

1. Azak denizi, Karadeniz ve Marmara sahil kent ve limanlar

2. Akdeniz, Eğe denizi, Mora yarım adası, Adriyatik sahilleri, Anadolu”nun bazı sahil kentleri

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

3. Akdeniz, İtalya, Adriyatik sahilleri, Kuzey Afrika

4. Batı Akdeniz, İberik yarımadası, Gaskonya körfezi, Kuzey Afrika

5. İngiltere, İskoçya, Almanya sahilleri

6. İstanbul Boğazı, Girit adası bir kısmı, Ege denizi, Adriyatik sahilleri

7. Dünya haritası (Avusturalya yok)

haritaları vardır. Ali Macar Reis”in yapıtları 1935 de cumhuriyetin kültür yayınlarından biri olarak basılmıştır 69).

Büyük Türk gezgincilerinden MEHMET AŞIK (1555-?) 21 yaşında geziye çıkarak 25 yıl içinde bir çok ülke gezmiş ve gezi notları 1595 de “Menazır-ül Avalim” (Dünyanın görünümü) adıyla basılmıştır. 1590 da Menemenli MEHMET REİS”in çizdiği bir Akdeniz haritası Venedik”te Correr müzesindedir. Benzer şekilde 16. yüzyılda Tunus”lu Hacı Ahmed”in Dünya haritası Venedik”te San Marco kütüphanesindedir.

Arapça ve Farsçayı çok iyi bilen ve tarih, coğrafya, bibliyografya ve toplum bilimi alanlarında 27 yapıtı bulunan KATİP ÇELEBİ (1609-1657) Girit seferi dolayısı ile (1645-46) haritaların nasıl yapıldığını öğrendi. En önemli yapıtı “Cihannüma” (Dünyayı gösteren) coğrafya alanında doğu görüşten batı görüşe geçişte bir dönüm noktasıdır. Beş haritalı, 75 sayfa olan ve 1648 de yazılmağa başlanan bu kitapta Dünyanın yuvarlaklığı üstüne kanıtlar verildikten sonra Japonya”dan Erzurum ve Irak”a kadar ülkelerin coğrafyasını, kısa tarihini, bitki ve hayvanlar alemini anlatmaktadır. “Keşf-üz-Zunun” (sanıların keşfi) isimli kitabı da ünlüdür. 1727 de basımevinin icadından hemen sonra 1732 de basılan bu kitap çeşitli dillere çevrilmiştir. Katip Çelebinin bundan başka “Kozmoğrafya” adında bir kitabı daha vardır. İstanbul”da ilk defa pusula sapmasını belirlemiştir 70).

17. yüzyılda İstanbul”da 8 dükkanda 15 kişi haritacılık yapmaktaydı. Bunlar birkaç dili özellikle Latinceyi çok iyi bildikleri için yazarların kitaplarını okuyarak yeryüzü şekillerini çizmekteydiler. Ayrıca pusula yapılan 10 dükkanda da 45 kişi, kum saati yapılan 15 dükkanda 45 kişi çalışmaktaydı.

17. Yüzyılın en büyük gezgin ve yazarlarından biri olan EVLİYA ÇELEBİ (1611-1682) Osmanlı ülkesinin içinde ve dışında 50 yıl geziler yaparak ve 22 savaşa katılarak bunları 6000 sayfada 10 cilt halinde yazmıştır. 1.Cilt İstanbul”a ait olup diğer 9 ciltte Anadolu, Trakya, Yunanistan, Arnavutluk, Bulgaristan, Romanya, Yugoslavya, Ege ve Akdeniz adalarından bir kısmı, Kırım, Bağdat, Musul, Suriye, Filistin, Mısır, Mekke, Medine, Kafkasya, Macaristan, Batı İran, Azerbaycan, Sudan, Habeşistan, Güney Rusya, Lehistan, Avusturya, Güney Almanya, Hollanda, Danimarka, İsveç ülkeleri yer almıştır. Bazı abartmaları, yapmış olduğunu iddia ettiği bazı gezilerine gölge düşürmüştür.

1683 de Alain MALLET İstanbul planı yaptı.

Bilimsel kitapların yayılması ilk basımevinin 1727 de İBRAHİM MÜTEFERRİKA (1674-1745) tarafından kurulması ile başladı 71). İbrahim Müteferrika”nın ilk bastığı kitap 1729 da Sahhahi Cevheri”nin çevirisi olan “Vankolu sözlüğü”dür. Tanzimatın ilanından önce (1839) basılı kitaplar daha çok askeri konular iken bu tarihten sonraki sivil ve sosyal amaçlı olup tıp ve matematik kitapları artmış, coğrafya, astronomi ve askerlik sanatı konusundaki kitaplar azalmıştır 72). Burada İslam dini ile ilgili eserlerin Kur”an. hadis, fıkıh, tefsir, kelam konularını kapsayan kitapların basılması yasaklandı. 18. yüzyılın başında Şeyhülislam İshakzade Esat ef. verdiği fetva ile kitapların yasaklanmasını amaçlayan geniş bir direnişe geçildi. Aşırı şeriatçı şeyhülislamlar yalnız deney bilimlerine değil, tasavvuf ve felsefeye de karşı çıktılar. 1727 de basımevinin kurulmasından sonra kaleme alındığı bilinen ilk Türkçe fen yayını mühendishane hocalarından İshak ef. nin 4 ciltlik yapıtı “Mecmua-ı ulum-i riyazieye” (1831-34) dür. Bu yapıtın 2. baskısı 1841-45 de Kahire”de yapılmıştır.

1730 da Johann Babtist HOMANN (1664-1724), İstanbul Boğazının yanlış çizilmiş haritasını yaptı.

Osmanlı İmparatorluğu”nun büyük bir alana yayılması, Avrupa ile doğrudan coğrafi ilişki, Osmanlıların Avrupa”daki gelişmeleri izlemesine olanak sağlıyordu. Diğer taraftan diplomatlar, seyyahlar, tüccarlardenizciler, göçmenler, Avrupa”daki dini baskıdan kaçan Musevi ve Hiristiyanlar ile de bu ilişki sağlanıyordu.

 

Türk Haritacılık Tarihi

Biyografiler

ABDURRAHMAN EF.

 

19. yüzyıl başlarında Üsküdar’da kurulan Darüt-tabaatil-amire (Matbaayı Amire) adını taşıyan basımevi müdürüdür. 1803 de bir atlası basılmıştır. III. Selim zamanında Mühendishane-i Berri-i Hümayün de geometri öğretmenliği yapmıştır. Bu yüzden müderris lakabı vardır.

 

ABDURRAHMAN SOFİ

 

D.:884 Rey

Ö.:976 Bağdat

 

Türk astronomu

Asıl adı Abdurahman bin Ömer Mehmed bin Sehl el Sufi el Horasanidir. Küçük yaşta astronomiye merak sardı. 965 de gökyüzü haritası ve burçlarını gayet ustalıkla çizdi. Çıplak gözle Küçük Ayı’da bir yıldızın (eta ursa minoris) parlaklığını (kadir) 4.75 olarak saptamıştır. Bazı yıldızların çift yıldız olduğunu ilk saptayan astronomdur. “Feleknüma” (Gök bilimi) isimli biryapıtı var. Ayrıca “Yıldızların görünüşleri” isimli astronomi ile ilgili bir kitabı Petersburg (Leningrad) kitaplığında olup 1665 de bir İngiliz tarafından yayınlanmış ve 1875 de Fransızcaya çevrilmiştir. 5000 den fazla yıldızın parlaklık derecelerini yazmıştır. Adududdevle’nin Isfahan sarayında çalışmıştır. “Suverül-Kevakip” adlı kitabının bir nüshası Merzifon’da bulunmuştur.

Kaynak:Harita Dergisi No 5, 1934; Harita Dergisi No 30, 1941; AYGÜN,A.:Türk Haritacılık Tarihi, cilt I, s.38

 

AÇLAR, Ahmet

 

D.:15.02.1936 Osmanelı-Bilecik

 

1943-1951 de Bilecik’te İlk ve Orta Okulu, 1951-54 de Ankara Tapu ve Kadastro Lisesini bitirdi. 1957 ye kadar Çorlu Kadastro Md. de ve askerlik görevi sonrası Bilecik TapulamaMd. de çalıştı. 1960-64 de YTÜde Harita Müh., 1965 de Y.Müh. ünvanı aldı. 1965 de YTÜ de asistan oldu ve 1967 de İnşaat Müh. ünvanını da aldı. 1970-1975 arasında Bonn Üniversitesi Şehircilik Enstitüsünde çalışarak 1975 dede doktora (Gassner) yaptı. Aynı yıl YTÜ ne dönerek görevine devam etti, 1977 de Doç., 1989 da Prof. oldu. Kitab ve makaleleri vardır. Dekan yardımcılığı yaptı (1978-80). Ülkemizde ilk kez bir kent bütününde imar uygulamasını bitirdi (Çerkezköy 1980-85).

Kaynak: Mesleğimizde 30. yılını dolduranların özgeçmişleri, Har. Kad. Müh. Odası Ankara 1994

 

ADAKLI, Zülfü

 

D.:?

Ö.:09.10.1973 Ankara

 

Harita subayı (1940-5)

1940 da Harb Okulunu, 1942/43 de HGM de Harita Okulunu bitirdi. 1950 li yılların sonunda TKGM Arazi Kadastrosu ve Fotogrametri dairesinde Uçuş Şube müdürlüğü yaptı.

 

AKÇA, Alpaslan

 

İÜ Orman fakültesinden mezun oldu. 1970 de Freiburg (Almanya) da doktora (Hildebrandt) yaptı, 1975 de Doç. oldu. Bir süre İÜOrman Fakültesinde Geodezi kürsüsünde çalıştıktan sonra Almanya’ya yerleşti.

 

AKDAĞ, Erdal

 

D.: 1934 Merzifon

 

1957 yılında YTÜ’den mezun oldu. Mezuniyetini takip eden yıllarda Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünde ve İmar İskan Bakanlığında Mesken Genel Müdürlüğü daire başkanı olarak çalıştı.1980 li yılların başındaEmekli olarak serbest hayata atıldı.

 

AKIN, Yüksel

 

D.:1934 Maçka/Trabzon

 

İlk ve Orta öğrenimini Trabzon’da tamamladı, YTÜ’den 1959 de Harita Müh. olarak mezun oldu. Aynı yıl TKGM de görev aldı. Çeşitli birimlerde çalışarak 1978 de Gn. Md. yardımcısı ve son olarakda 1991 de Genel Müdür oldu. 38 yıl bu kurumda çalışarak 1997 de emekliye ayrıldı.

Kaynak: Mesleğimizde 30. yılını dolduranların özgeçmişleri, Har. Kad. Müh. Odası Ankara 1989; HKMO Harita Bülteni, sayı 8, 1991, sayı 38, 1998;HKMO İstanbul Bülteni, sayı 11, 1991

 

AKSOY, Ahmet

 

D.:20.12.1932 Niksar/Tokat

 

1940-48 arasında Niksar’da İlk ve Ortaokuldan sonra 1948-51 arasında Ankara’da Kadastro Meslek lisesini bitirdi ve 1951-1955 arasında YTÜ’de Jeodezi ve Fotogrametri öğrenimi yaptı. Bonn/Almanya’da eğitimini tamamlayarak 1957 de Y.Müh. ve 1960 da doktora (Meurers) yaptı. Yurda dönüşten sonra Askerliğini HGK da yaptı 1963 den itibaren YTÜ de bir süre çalıştı ve İTÜ ye geçti. 1967 de Doç., 1974 de Prof. oldu. HAKAR projesinde görev aldı. İstanbul nirengisinde danışmanlık yaptı, Harita Y.Teknik Okulunda ders verdi. Bir dönem Türkiye Ulusal Jeodezi Jeofizik Birliği Genel Kurul Başkanlığı, HKMO yönetim kurulu üyeliği ve İstanbul Şubesi başkanlığı yaptı Çok sayıda kitap ve makaleleri vardır. 1991 deki III. Kurultay Başkanlığını yapmıştır. 1999 sonunda İTÜ’den emekli oldu.

 

AKYOL, Nihat

 

D.:1947 Trabzon

 

İlk ve Orta öğrenimini Trabzon’da yaptı. 1968-73 arasında KTÜ Jeodezi Bölümünden Y.Müh olarak mezun oldu. 1974 de asistan, 1983 de doktora.(Özbenli), 1986 da Yard. Doç., 1988-94 arasında bölüm başkan yardımcılığı yaptı. 1995 de Doç. oldu.

 

AKYÜZ (Pirselimoğlu), Feyza

 

D.:1952 İstanbul

 

İlk ve Orta öğrenimini Trabzon’da yaptı. 1969-74 arasında KTÜ Jeodezi Bölümünü Y.Müh. olarak bitirdi. 1974-76 da Ankara DMMA da asistan, 1976-81 de MTA da çalıştı. 1981 de İÜ Orman Fak. de asistan, 1983 de KTÜ de doktora (Şerbetçi) yaptı. 1991 de Doç.,ve 1997 de Prof. oldu. Mesleğimizde ilk bayan Profesördür. Halen İÜ Orman Fakültesinde Geodezi Anabilim dalında çalışmaktadır.

 

 

ALGÜL, Emirhan

 

 

D.:1943 Ankara

 

 

İlk ve Orta öğrenimi Ankara’da yaptı. 1960-63 de DSİ de Teknik Hesapçı ve Topograf olarak çalıştı. 1967 de Yıldız T. Üniv. de Harita Müh., 1968 de Y.Müh. oldu. 1968-71 yılları arasındaDSİ Genel Müdürlüğünde Hidrografik ve Fotogrametrik çalışmalar yaptı. Almanya’da staj, İsviçre’de Yersel Fotogrametri eğitimi gördü. 1971 de İTÜ ye asistan, 1971-73 de askerlik, 1977 de doktora. (Özgen), 1982 de Doç., 1989 daİTÜ de Prof. oldu. 1987 de bir dönemBölüm Bşk. Yardımcılığı yaptı.

Kaynak: Mesleğimizde 30. yılını dolduranların özgeçmişleri, Har. Kad. Müh. Odası Ankara 1997


DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Haritacılık ve Türk haritacılık tarihi ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
3 Ekim 2011 Saat : 8:08

Haritacılık ve Türk haritacılık tarihi Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik