Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Hipnoterapi nedir?


Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

 

“Acaba hipnoterapi işe yarar mı? Verdiğim paralar boşuna gider mi?”

“Acaba hipnoterapi işe yarar mı? Verdiğim paralar boşuna gider mi?” diye aklınızdan geçiyor değil mi? Benim sistemimde verdiğiniz paralar hiç bir zaman boşuna gitmez çünkü eğer terapiler hiç bir işe yaramaz ise ödediğiniz ücretlerin tamamı iade edilir. Çünkü ben bir insana bir fayda sağlamışsam ancak o zaman onun parasını almanın doğru olduğunu düşünüyorum. Şöyle açıklayayım terapilerim esnasında danışanlara çok basit bazı ödevler veriyorum. Bu ödevleri yapmak danışanlarımın günde 30-60 dakikalarını alabiliyor. Eğer danışanlar seanslarımız esnasında bu ödevleri yaparlarsa, 5 uygulama seansı sonucunda hiç bir değişiklik olmaz ise ödedikleri ücretin tamamını geri ödemeyi taahhüt ediyorum. Bu ödevler genellikle verdiğim bazı DVD’leri, belgeselleri ve filmleri seyretmek, kitapları okumak, verdiğim bazı müzikleri dinlemek, öğrettiğim bazı basit teknikleri evde uygulamak ve çok kısa bazı yazılar yazmak şeklinde olabiliyor. Bu şekilde yapıyoruz çünkü danışanlar değişim sürecine aktif katkılarda bulunurlarsa değişim inanılmaz hızlı oluyor. Bu da beni memnun ediyor. Ayrıca bu sistemde danışanlar verilen ödevleri yapma konusunda daha istekli olduklarından terapilerin faydası çok daha fazla oluyor. Yani ödevlerini ihmal etmiyorlar. Bu da başarımızı zaten garanti ediyor. 

Ayrıca terapilerin başarısı konusunda danışanların terapistlerine güvenmesi çok önemlidir. Bu sistem her şeyden önce güveni arttırdığı için başarı oranını da çok yükseltiyor. Açıkçası bu sistemi tesadüfen keşfettim. Sosyal fobi ve performans anksiyetesi (topluluk karşısında konuşamama) sorunu olan bir danışanım daha önce bir çok tedaviye gitmiş ancak zerre kadar sonuç alamamıştı. Terapiler fayda etmeyince 20 yıldır sorunlarını çözmek için yüzlerce kitap okumuş, tanınmış medyatik isimlere gitmişti. Daha önceki bir çok işe yaramayan terapi deneyimlerinden sonra benim ona sunduğum yaklaşım konusunda da doğal olarak şüpheleri vardı. Danışanıma eğer verdiğim ödevleri yaparsa ve terapilerden hiç bir sonuç alamaz ise ödediği ücreti geri iade edeceğime söz verdim. Bu sayede danışan benim ona sunduğum rehberliğe çok güvendi. Bu güven sayesinde terapi sürecinde kendisi de emek vermiş oldu ve aktif rol aldı. Açıkçası hayatım boyunca onun kadar hızlı ve güzel iyi olan hiç kimse ile karşılaşmadım. Sonra bu sistemi herkese uygulamanın çok iyi bir fikir olacağını düşündüm. Sistemi uyguladıkça da Türkiye gibi ekonominin her zaman problem olduğu, paranın her zaman düşünülmek zorunda olduğu bir ülke için bu sistemin en iyisi olduğunu gördüm. Bir de şu var ki terapilerde terapinin başarısız olmasının sorumluluğu sadece danışanlara ait değildir. Terapist de bu sorumluluğu paylaşmalıdır. Terapist bu sorumluluğunun bilincinde olursa hem kendini daha fazla geliştirebilir hem de daha faydalı olur.

Son olarak hatırlatayım ki ödevler son derece zevkle ve kolaylıkla yapabileceğiniz ödevler oluyor.

Kesin olarak iyi olur muyum? Mutlaka fayda sağlar mı?

Psikolojik sorunları olan insanlar üç gruba ayrılır.

1-Çok hızlı gelişmeler göstererek iyi olanlar.

2-Kademe kademe iyiye gidenler.

3-İyi olmaları kolay olmayanlar.

Acaba hangi grupta yer alacaksınız. Bunu şimdiden bilemem. Ama şunu
söyleyebilirim. Garantili terapi diye bir şey yoktur. Örneğin grip olursunuz.
İyileşeceğinizin de garantisi yoktur. Size ve bize düşen elimizden geleni
yapmaktır.

Bir çok insan örneğin “sosyal fobim var, kesin iyi olacaksam geleyim” şeklinde mail atıyor. İyi olma ihtimaliniz hakkında bir değerlendirme yapabilmem için sizi tanımam gerekir. Çünkü sonucu etkileyen bir çok faktör vardır. Örneğin: 1-Sizin kişilik yapınız, psikolojiniz. 2- Zihninizi ne şekilde kullandığınız. 3 -Terapiye olan inancınız güveniniz. 4-Sorunlarınızın nedenleri 5-Çevrenizin ve ailenizin özellikleri

Yukarıdaki faktörler hakkında bilgi sahibi olabilmem için randevu talep formunda yer alan sorulara yanıt vermeniz gerekir. Siz formu doldurduktan sonra seanslarımızın faydalı olma ihtimali yüksek ise ben sizi ararım.

 

 
Hipnozun Bilinçaltı İle ilgisi Nedir?

Bilinçaltı kendini nasıl algılıyorsa davranışlarınızda bu algılar doğrultusunda belirlenir. Bilinçaltı algılar hipnoterapi ile değiştirildiğinde istenmeyen davranışlarda değişir. Yani bilinçaltınız ne ise davranışlarınızda o olma eğilimindedir. Yaşam olayları karşısında edindiğiniz tutumlarınızda bilinçaltı içeriği oluşturur. İnsan beynine mahsus en önemli özellik anlamlandırmak ve anlamlandığı şeyleri de ileride değiştirebilmektir. Hipnoz anlamları değiştirmede benim bildiğim en etkili ve en hızlı yoldur. Yaşadıklarımız beklentilerimizi, beklentilerimiz duygularımızı, duygularımız düşüncelerimizi, düşüncelerimizde geleceği belirleyebilir.

Yaşam problemleri + psikolojik çatışmalar hep bilinçaltını etkiler ve ona ağır yükler bindirir. Bilinçaltının** en temel fonksiyonu kişiyi psikolojik sorunlara karşı korumak ve gizli veya açık çözümler üretmektir. Üst üste gelen ve bilinçaltında biriken yaşam sorunları artık bilinçaltının bu koruma görevini yerine getirmesini engelleyebilir. Benim yaptığım bilinçaltını tekrar aktif hale getirme şeklindeki hipnoterapi çoğu zaman sorunları çözmede  yeterli olur. Yani ben sadece yine kişinin kendisine ait güçleri hipnoterapide kullanırım.

Nasıl Randevu Alabilirim ?

Sitede iletişim bölümündeki randevu istek formunu doldurarak randevu talebinde bulunabilirsiniz. 

Hipnoz Tehlikeli midir ?

Amerikalı Prof.Dr William S.Kroger hipnozun bilinen en güvenli ve tehlikesiz psikoterapi yöntemi olduğunu söyler. Hipnoz hali hipnoterapistin rehberliğinde kendi oluşturduğunuz bir ruh hali olduğu için doğal bir tedavi yöntemi olmakla birlikte çözülemeyen bir çok insan problemi için de modern dünyada ilk akla gelen yöntemdir. Biz her ne kadar hipnozun bilen kişilerce uygulandığı sürece bir zararı olmayacağını ve korkmaya gerek olmadığını, vurgulasak da, kendinden korkan, hemen hemen hiç bir şeye güven duymayan insanın hipnozu tehlikeli olarak algılamasını engellemek zordur.

Amerikalı Psikolog Prof.Dr.Roberta Temes’den  bir alıntı ile bu konuyu netleştirmek mümkündür: “Hipnozun güvenli ve şahane bir araç olduğunu düşünüyorum.” (Temes, 2000 S.319)

Hipnoz da iken bilincimi kaybeder miyim ?

Hipnoz bilinç kaybı değildir. Hipnoz da iken ne yaptığınızın ne söylediğinizin mutlaka farkında olursunuz. Zaman zaman bu farkındalık her zamankinden daha yüksektir. Hipnoz sona erdikten sonrada seans sırasında konuştuklarınızın genelini hatırlarsınız. Hipnoz koma hali değildir. Hipnozda kendinizden geçmezsiniz. Sadece yaşamınıza farklı içsel bir pencereden bakmayı öğrenirsiniz.

Hipnozda kendinizi kaybetmezsiniz tam tersine kendinizi bulursunuz. Hipnoz kontrolünüzü başkasının eline bırakmanız da değildir. Hipnoz beden ve ruh olarak kendi dizginlerinizi kendi elinize almanızdır.

Hipnoz büyük bir ihtimalle tekrar yaşamak isteyeceğiniz hoş bir deneyim olduğu gibi, hipnozda kendinizi utandıracak herhangi bir şeyi yapmazsınız ve söylemezsiniz.

Hipnozda bilinçaltımdaki bilgiler mi ortaya çıkacak?

Her hipnoza girenin bilinçaltı dışarıya  foşur foşur dökülmez. Bilinçaltı sadece hipnoz halinde bizi etkilemez veya sadece hipnoz halinde açığa çıkmaz. Bilinçaltının etkisi her anımızda biz farkında olalım ya da olmayalım mevcuttur. Örneğin kızdığımız bir anımızda veya çok sevindiğinizde konuşanın siz değil de sanki içinizdeki başka bir canlı başka bir kişilik olduğu durumlarla hiç karşılaştınız mı? İşte içinizdeki o ses bilinçaltı zihninizdir. Bilinçaltı zihniniz sizi olumsuz etkileyebiliyorsa elbette olumlu olarak ta etkileyebilir. Hipnozda sadece bilinçaltı zihnimizin kapasitelerini daha iyi kullanarak terapinin amaçlarına ulaşırız. Orada bulunan (bilinçaltında) öğrenmeler ve inançlar daha kuvvetlidir. Hipnoz bu kuvvetten yararlanmanızı sağlayabilir. Bu kuvvetler olumsuz olarak kullanılmışsa rahatsızlıklar üretilmiştir. Hipnoterapi bu kuvvetleri olumlu olarak kullanmanızı öğretir.

Araç kullanmaya öğrenmeye başladığınız günleri hatırlıyor musunuz? “Şimdi vitesi bire al.Yavaşça gaz ver ve yavaşça ayağını debriyajdan çek” diye yaptığınız her harekete dikkat ederek  bunları yapıyordunuz. Oysa ustalaştıktan sonra artık bunlara hiç dikkat etmiyorsunuz. Çünkü artık bilinçaltı zihninize araç kullanmaya öğrettiniz ve o sizin yerinize size yardımcı oluyor. Gördünüz mü aslında bilinçaltı günlük yaşamda aslında her an çalışıyor ve öğreniyor. İşte Hipnoterapi de bu öğrenme işlemi hızlandırılabilir. Hipnozun bilinçaltı ile en önemli bağlantısı budur.

Özetle hipnozda olmak demek bir insanın kirli çamaşırlarını ortaya dökmesi demek değildir. Hipnozda olan bir insan pişman olacağı bir şeyi yapmaz ya da söylemez.

Hipnozun istenmeyen etkisi  var mıdır ?

Hipnozun yan etkisi insanın hayatına huzur neşe ve gevşeme getirmesidir.

Bir fobisi nedeniyle seans yaptığım bir danışanımı ikinci seanstan sonra telefonla aradım. Fobisinin devam edip etmediğini sordum. Danışanım ” Fobim hala devam ediyor ancak artık önemsemiyorum. Çünkü hipnozdan sonra daha huzurluyum, her bakımdan daha rahatım. Bu gün kendi iş yerimde ilk defa kendime izin verebildim. Artık elemanlarımın benden daha rahat yaşadığı gerçeğini sayenizde gördüm. Elemanlarım çalışırken ben balığa gideceğim. Hipnozdan önce her şeyi düşünerek hiç bir şey yapamama modundaydım, şimdi önemsiz şeyleri düşünmemek gerektiğini öğrendim. Fobimde artık önemsiz şeyler sınıfında :)) ” dedi.

Yukarıdaki durum hipnozun olumlu yan etkisinin ortaya çıkmasına ilginç bir örnektir. Hipnozun olumsuz bir yan etkisi yoktur. Bir çok danışanım o gün işten dolayı çok yorgun iken seansa geldiğini ancak seanstan sonra kuş gibi rahatladıklarını ve mışıl mışıl bir uyku çektiklerini söylemiştir.

Ancak dikkat edilmesi gereken nokta hipnozun tıp, diş hekimliği veya psikoloji eğitimi almamış kişilerce uygulandığında bir çok zararlar verebileceğidir. Hatta bu alanlardan mezun her kişide hipnoz ve hipnoterapi konusunu bilmez. 

Kitaplardan hipnoz öğrenip kendi üzerimde yada başkalarında uygulama yapabilir miyim ?

Böyle bir şeye girişmemenizi öneririm. Bana ve meslektaşlarıma bu tarzda uygulamalar yaparak kendilerinde ve uyguladıkları kişide sorunlar yaşadıklarına dair yardım isteyen bir çok mail gelmekte. “Bilmediği otu yiyen keçinin karnı ağrır” derler. Lütfen  hipnoz eğitimi almış hekim yada psikolog değilseniz ne kendinizde nede başkalarında okuduğunuz kitapların etkisinde kalarak hipnozu uygulamayın ! Hipnoz bilmeyen insanların elinde çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Günümüzde bazı  NLP uygulamalarının da hipnoz diye yutturulmaya çalışıldığını hatırlatmam gerekir. Lütfen dikkat edelim.

 

İlginç Bir Soruya Yanıt

SORU: Eşimle 8 yıllık evliyiz. Eşim beni gerçekten çok seviyordu. Bu 3 yıl boyunca benden kaynaklanan bir takım sorunlar  oldu. Fakat 6 aydır artık sorun yaşatmıyorum. Yani düzeldim. Bu sorunlardan dolayı eşim artık beni
sevmediğini, beni bir eş olarak değil de yeğen vb. gibi gördüğünü, cinsel açıdan artık bana karşı bişey hissetmediğini, olanları unutamadığını söylüyor. Ve ayrılmak istediğini söylüyor. Ben karımı çok seviyorum ve ayrılmak
istemiyorum. Sizce hipnozun eskiden olan şeyleri sorun yaptırmama ve eşimin eskiden olduğu gibi beni sevmesine, tutkuyla bağlanmasına etkisi olur mu? Bilinç altındaki bu sevgiyi ortaya çıkartabilir mi hipnoz? eşim hipnoz olmayı kabul etti. Başarı oranı nedir? sizin vereceğiniz cevaba göre hipnoz seansına katılıp katılmamayı düşüneceğiz.

 

YANIT:

Ben hipnozu insanların özgür iradelerine karşı kullanmam. Bir insan evleneceğine veya boşanacağına kendi özgür iradesi ile karar vermeli ve bunun sonuçlarına katlanmalı.Tanrı bile insanın özgür iradesine karışmam diyor. Ben nasıl karışabilirim?

 

Hipnoz bağımlılık yapar mı ?

Hipnoz asla bağımlılık yapmaz. Çünkü size dışarıdan hiç bir şey verilmemektedir. Hipnozda kendi güçlerinizi kullanarak problemlerinizi çözersiniz.

David Spiegel dünyanın tanınmış psikoterapist ve hipnotistlerinden biridir ve ” İnsanlar ve doktorlar hipnozun riskleri olabileceğinden endişe duyabilmektedir ancak hipnoz tehlikeli değildir ve medikal tedavilerdeki gibi yan etkilere sahip değildir.” diyor.

Hipnoterapi ve psikoterapi arasındaki benzerlik  nedir ?

Ben hipnozu psikoterapiden, psikoterapiyi de hipnozdan ayrı düşünemiyorum. Benim için her hipnoz aynı zamanda bir psikoterapi olmakla birlikte, her etkili psikoterapide bir hipnoterapidir.
Bilinen tüm psikoterapi yöntemleri kişi hipnoz altında iken daha rahat uygulanır. Hipnoterapi psikoterapilerin etkisini arttırır. Ayrıca ilaç tedavisine devam eden kişilerde hipnoterapi, tedaviyi ve psikoterapiyi hızlandırır. 

Hipnoz geçmişte meydana gelen ve hatırlanması istenmeyen olayları unutmak için kullanılabilir mi?

Hipnoz geçmişteki bazı olayları teorik olarak unutturabilir. Hipnozda amneziler (unutma) yaratmak mümkündür. Dr.Ercison’un bu tür çalışmalar yaptığını biliyorum. Teorikte böyle bir şeyin mümkün olmasına rağmen, bunu yapabilmek için derin transa daha yakın bir düzeyde hipnozda olmak gerekir.  Bu da sizin kapasitenizle ilgili bir hadisedir.

Başka bir konuda  bize her acı veren şeyi unutmak tek çözüm yolu değildir. İnsan özünde güçlü bir canlıdır. Hipnoterapi insana bu gücü hissettirebilir. Özetle unutmak demek kaçış demektir. Ancak zayıflar kaçar. Ben hipnoterapiyi zayıflığı desteklemek için değil insana hiç farkında olmadığı güçleri göstermek için kullanmayı tercih ederim.

Hipnozdan çıkamama gibi bir durum söz konusu olabilir mi ?

Şu anda bulunduğunuz internet ortamından ve girdiğiniz sitemden nasıl ki çıkamamanız söz konusu değilse aynı şekilde hipnozdan da çıkamamanız söz konusu değildir. Hipnozdan çıkamama  söz konusu olamaz çünkü hipnoz size yapılan bir şey değildir, sizin kendi kendinize yapmayı hipnoterapistinizden öğrendiğiniz bir şeydir. Yani her hipnoz aslında bir oto hipnozdur. Hipnoterapist sizi transa ulaştırmada sadece rehberlik yapar.

 

Hipnozdaki insana gerçekte istemediği bir şeyi yaptırmak mümkün müdür ?

Hastane de çalıştığım bir dönemde hastanede çalışan bayan bir personel arkadaşıma hipnoz uygulamıştım. O esnada ayağında galoşlar vardı. Hipnozdan sonra galoşlarını hiç çıkarmamasını hatta mesai bittiğinde bile galoşları çıkarmadan dolmuşa kadar yürüyeceğini telkin ettim. Ama bu arkadaşım bu telkinime uymadı. Bunun gibi bir çok deneysel çalışma yapıldı ve insanlar hipnozda olsalar da, ancak kendi özlerine ve benliklerine uygun olan telkinleri benimsedikleri anlaşıldı. Bu deneylerden açıkça çıkarılabilecek sonuçlara göre hipnozda insanlar hipnotistin söylediği her şeyi sorgulamadan kabul etmezler. Hipnoz insanları robotlaştırmak değildir. 

Beni Kimse Uyutamaz ki !

Hiç bir hipnotist zaten sizin uyumanızı beklemez. Uyku başka şeydir hipnoz başka. Uyku ile hipnoz arsında belirgin farkları şöyle sıralayabiliriz:

1. Uyurken gözlerinizi kapatmak zorundasınız, hipnozda bu şart değildir.

2. Uykuda çevrenizde konuşulanları duyamazsınız. Hipnozda hipnotistin sesini duyarsınız.

3. Uykuda yatakta dönüp durabilirsiniz. Hipnozda bir çok insanın hareket etmesi kolay olmaz.

4. Uykuda konsantrasyon kabiliyetiniz neredeyse yok olur. Hipnozda konsantrasyon yeteneğinizi kullanırsınız. Ayrıca hipnoz için çok üstün bir konsantrasyon yeteneği de olmazsa olmaz değildir.

5. EEG kayıtları uykuda beynin biraz alfa dalgaları ürettiği görülür. Hipnozda alfa dalgaları uyanıklığa yakın ve yüksektir.
EEG cihazı beynin elektriksel impulslarını ölçebilen cihazlardır. Uykuda ve hipnozda beynin farklı farklı dalgalar üretmesi hipnozun ve uykunun ayrı ayrı şeyler olduğunu gösterir.

Aynı zamanda kişi hipnozdayken kendinden geçmez ya da kontrolünü kaybetmez.  Medyada bazı şovmenlerin sizlere tanıttığı gibi hipnoz bir zihinsel zayıflık yada kolay aldanma hali hiç değildir.

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Hipnoz kimlere uygulanmamalıdır ?

Hipnoz epilepsi geçmişi olanlara, psikotiklere ve şizofrenlere uygulanmamalıdır.

Hipnoz kimlere uygulanamaz ?

Hipnoz zihinsel özürlülere uygulanamaz.

Hipnoterapi seansları kaç saat sürer,

Benim uyguladığım hipnoterapi seansları normal şartlarda 2-3 saat sürer. Ancak her hipnoterapist için sabit bir süre yoktur. Bazısı 15 dakikada seansı bitirir. Benim seanslarımın temel amacı sorunlar hakkında iç görü kazanmak olduğu için uzun sürebilir.

Hipnoterapi ortalama olarak kaç seans sürer ?

Genel olarak kaç seans yapacağınız aşağıdaki 4 koşuldan etkilenir. Aşağıdaki şartlar ne kadar olumluysa seansların da o kadar kısa sürmesi beklenir.

1.  Çözmek istediğiniz sorun,

2.  Yaşadığınız çevrenin özellikleri,

3.  Hipnotistin kullandığı kelimeler ve terapi yaklaşımı,

4.  Hipnotistle kurduğunuz güvenli ve olumlu ilişkiler.

5.  Kişilik özellikleriniz. (Çok uygun kişi ve kişilikler bir kaç seansta rahatlıkla sorunları çözebilirken, şüpheci, mükemmeliyetçi, takıntılı ve obsesif kompulsif kişilerde bu süre uzayabilmektedir.)

Seans sırasında hipnozda olduğumu kendim anlayabilir miyim ?

İnsanların hipnozda olduklarını fark etmeleri ilk 1-2 seansta çok kolay olmayabilir. Aslında bu biraz da insanların hipnozdan beklentilerine ve hipnoz hakkındaki bilgilerinin neler olduğuna bağlıdır. Hipnoterapi seanslarım sırasında  hipnozda ki durumunu sonradan danışanlarıma gösterebilmek amacıyla  tüm seansların görüntülerinin her saniyesini mutlaka video kamera ile kaydederim. Böylece danışanlarım bu görüntüleri seyrettiklerinde hipnozda olduklarından emin olurlar.

Yabancı olan her şeye şüphe ile bakmak insanın doğasında vardır. Dolayısı ile hipnoz halini hiç yaşamamış birisi yaşadığım şey hipnoz muydu diyebilir. Ancak video görüntülerini görünce ve hipnozu daha yakından tanıyınca bu danışanlarımın hiç bir şüpheleri kalmaz.

Ayrıca danışanlarım video görüntülerini izledikçe hipnoterapide kaydedilen mesafeyi daha iyi görebilirler.

Hipnozda olduğunuzu anlamanın en emin yolu aldığınız sonuçlardır.

Seans esnasında odada bir yakınım bulunabilir mi?

Seans odasında gözlemci olarak bir yakınınız bulunamaz. Seansların video kaydı alınmaktadır. gerektiğinde bu videoları izleyebilirsiniz.

Hipnoza yatkınlık var mıdır ? Herkes Hipnozdan Yararlanabilir mi ?

İnsanların % 95’i ilk seansta hipnoza ulaşabilirler. Diğerleri ise hipnoz durumunu  kademeli olarak yaşayarak ve öğrenerek derin hipnozlara kendilerini ulaştırmayı öğrenirler. Bazı insanların hipnoza yatkın olması diğerlerinin hipnozu öğrenemeyeceği anlamına gelmez.

Ortalama bir zekaya, sağlığa, duygusal ve sosyal gelişime sahip her insan hipnozu yaşayabilir. Hipnoz meydana gelmemişse bunun nedenleri  hipnoza yatkınlık testlerinin skor tablolarında aranmamalıdır. Hipnoz meydana gelmemişse danışanın düşünce yapısı ve duygusal ihtiyaçları gözden geçirilmelidir. Danışanın duyguları skorlarından daha önemlidir. Bir örnekle açıklamam sanırım daha iyi olur. Hipnoz halini yaşayamayan bir danışanım kocasının kendisini dışarıda beklediğini aklının sürekli kocasında ve çocuğunda olduğunu çünkü kocasının çok sinirli olduğunu çocuğunun ise yaramaz olduğunu söylemişti. Böyle bir psikoloji içinde bulunan danışanların hipnozu yaşama ihtimalleri azalır.

Genel olarak sağ beyin fonksiyonlarını daha iyi kullanabilen entelektüel kişiler, çocuklar ve gençler hipnoza daha yatkındır. Tutkulu ve duygusal insanlar analitik ve şüpheci insanlara göre hipnoz deneyimini çok daha kolay yaşarlar. Analitik zihne sahip insanlar tek kişilik değil 3-4 kişilik düşünürler ve çok soru sorarlar. İradesi zayıf insanların kolay hipnotize edileceği düşüncesi sadece yanlış bir düşüncedir.

Hipnoza yatkın olduğu ispatlanan bir kişilik tipi yoktur. Bazı araştırmacılar göz kürelerinin arkaya yaslanabilme yeteneği ile hipnoza yatkınlık arasında doğru orantı olduğunu savunmaktadırlar. Bu araştırmacılar göz kürelerini göz akı hiç görünmeyecek şekilde arkaya yaslayabilen (roll-back) insanların hipnoza en yatkın gurubu oluşturduğunu savunurlar.

Hipnoza yatkınlığınızın ne düzeyde olduğunu anlamanın en emin yolu bir hipnoz seansına katılmanızdır. Hipnoza yatkınlığı az olan insanların biraz pratik yaparak mesafeyi kapattıkları bilinmektedir.

Çok deneyimi bir hipnotistin bile hipnoz uygulayamadığı insanlar nadirde olsa çıkmaktadır. Hipnoz etkili ve hızlı bir yöntemdir ancak % 100 herkese uygulanabilen bir yöntem değildir.

Sorunlarım Kesin Çözümlenir mi?

Hiç bir tıbbi ve psikolojik yöntem sorunları % 100 çözeceğine dair garanti veremez. Size % 100 sorunlarınız çözümlenir diye söyleyen biri varsa o şahıs hem tıbbı bilmiyordur hem de psikolojiyi. Günümüzün modern tıbbı en basit soğuk algınlığını tedavi edebileceğine dahi garanti verememektedir. Soğuk alan birisi ilaçlarını düzenli kullanır ve kendine de iyi bakarsa iyileşme ihtimali artar. Aynı şekilde hipnoterapiden ne oranda yararlanacağınızda size bağlıdır. Bizler elimizden gelenin en iyisini sizlere sunmakla yükümlüyüz ancak garanti veremeyiz.

Benim hipnoterapiden yararlanma konusunda ki gözlemim şu şekildedir. Hipnoterapiden yararlanma bakımından danışanlarımı üç temel gruba ayırırım.

1. 5 seans sonucunda danışanlarımın yaklaşık % 85′ i sorunlarının tamamını hipnoterapi sayesinde çözümleyebilmektedir ve çok memnun ayrılmaktadırlar.

2. 5 seans sonunda % 20-25 gibi bir kısmı sorunlarının % 85’ini çözümleyebilmektedirler ve ayda bir seanslara devam etmektedirler.
Hipnozda iken hiç hatırlamak istemediğim çok kötü anılarımı hatırlarsam ne olur ?

İlk seyrettiğiniz anda sizi çok korkutan bir korku filmi nasıl ki defalarca seyredince sizin için komedi filmi haline geliyorsa hipnoz da iken hatırladığınız ve sizin kötü diye nitelendirdiğiniz şeyler tedavi edici şeyler olabilir. Tabi bu her şeyi hatırlamanın sizin yararınıza olacağı anlamına gelmez. İyi bir hipnoterapist hangi bilginin açığa çıktığında yararlı olabileceğini hangi bilginin ortaya çıktığında yararlı olmayacağını bilir ve sorularını ona göre yönlendirir. Ayrıca hipnoterapist uygunsuz ve danışanın açıklamak istemediği bir soru sorduğunda danışanlar susarlar kesinlikle bir cevap vermezler. Bu türlü cevap verilmeyen konular üzerine hipnoterapist giderse hipnoz genellikle sona erer.

Farz edelim ki sorunlarınızın temelinde bazı korkular var. Bazen bu korkularınızı tanımak sorunlarınızdan kurtulmanızı sağlayacak anahtar olabilir. En kötü düşman tanınmayan düşman olduğu gibi en kötü korku da tanınmayan korkudur.

Hipnoz sırasında da karşılaşacağınız ve konuşacağınız şeyler sadece size ait şeylerdir. Nasıl ki dolabınıza korkunç bir şey koymamışsanız dolabın kapısını açarken korkmuyorsanız; yaşamınızda korkunç bir şey yapmamışsanız hipnoz esnasında korkunç şeylerle karşılaşma ihtimaliniz yoktur.

Bilinçaltının içeriğini yaşadığınız olaylar oluşturur. Yaşanan olayların duygusal, özsel ve içsel tarafı bilinçaltında kayıtlıdır. Yaşamadığınız ve gerçeklikle ilişkisi olmayan şeylerin bilinçaltınızda bulunması mümkün değildir. Bilinçaltında yeni, bilinmeyen bir şey yoktur. Kendi kişilik yapımızın alt katıdır onda karşılaştığımız. İnsanın kendisinden korkması nasıl garipse, aynı insanın hipnozdan korkması da aynı şekilde gariptir. Hipnozdan çekinen insanlar genellikle kendini kabullenmekte zorlanan insanlardır.

Bakınız Kaşgarlı Mahmut ne diyor.”Tanıdığın olursa daha iyidir şeytan, tanıyıp bilmediğin yabancı bir insandan.” Belirli belirsiz ne olduğunu tam anlayamadığımız duygular, düşünceler ve korkular insanı bilinenlere göre daha fazla rahatsız eder.

Ayrıca insanlar genellikle korkularını sözle ifade edemeseler de başka yollarla mecburen ifade ederler. Korkularımız içinde zorunlu istikamet her zaman mevcuttur. İnsanlar, korkularını kontrol edemedikleri davranışlarıyla, beden diliyle psikolojik sorunlarla, iletişim sorunlarıyla, sağlık sorunlarıyla zaten ifade etmek zorunda kalırlar. Özetle içimizde (bilinçaltında) bir vampir :) bulunmaz. İçinizde sadece siz varsınızdır. Hipnozdan korkuyorsanız kendinizden korkuyorsunuzdur.

Hipnozu istemeyen ve karşı çıkanlar hipnoz hali yaşayabilir mi?

Hipnoterapistler hipnozu gerçekten istemeyen kişileri hipnoza almak istemezler. Nitekim bende istemem. Zaman zaman ailesinin zoru ile hipnoterapiye getirilen ve hipnozu istiyormuş gibi görünmeye çalışan insanlarla seans yaptım. Böyle insanlar dirençler gösterseler de geçte olsa genellikle hipnoza girerler. Ancak hipnoterapinin böyle insanlara sonuçta pek yararı olmaz. Bundan dolayı insanları hipnoterapiye alma kararı vermeden önce en az bir saat ön değerlendirme yaparım. Bazen kişi sözleri ile hipnoterapiyi istediğini ifade etse de gerçekte hipnoterapiyi istemeyebilir.

Hangi hipnotisti seçeceğimin bir önemi var mıdır?

Tedavi eden şey hipnoza girmeniz değil hipnoz esnasında neler olduğu neler konuşulduğudur. Her hipnotist hipnozu yapabilmesine rağmen tedaviyi gerçekleştiremeyebilir. Bu bakımdan hipnotistin yetenekleri tedavide önemli oranda belirleyici olabilmektedir. Bir hipnotistin başarılı olamadığı bir vakada başka bir hipnotist çok hızlı başarılı sonuçlar alabilir.

Hipnoterapide hipnotistin ses tonunun dahi önemi vardır. Hipnoterapi yapılacak ortamda çok önemlidir.

Hipnoz önemli bir konu. Bu bakımdan eğitimli ve deneyimli kişileri tercih etmelisiniz. Maalesef Türkiye de eğitimi ve deneyimi yeterli olmayan bir çok uygulayıcı olduğunu söylemek zorundayım.

Unutmayınız ki yer yüzünde ne kadar hipnotist varsa o kadar farklı hipnoterapi vardır. Size düşen kendinize uygun olan hipnotisti seçmektir.

Hafif veya derin hipnozda olmak hipnoterapinin başarısını etkiler mi?

Bazı bilimsel araştırmalar hipnozun derinliği ile tedavinin başarısı arasında bir ilişki bulamamışlardır.
Hipnozdaki kişi espri yapabilir mi ?

Hipnozdaki danışanlarımın espri yapamaması için bir engel yoktur. Çünkü hipnoz bilinç kaybı değildir. Ayrıca bilinçaltının kendisini ifade etmekte kullandığı yollardan biri de esprilerdir.

Opr.Dr.Hüsnü İsmet Öztürk’ün narkoz olmadan hipnozla gerçekleştirdiği ameliyatlarda hastalar şarkı söylemekte ve espri yapmaktaydılar.

Hipnoterapi ruhun kendi kendini onarması mıdır ?

Aslında hipnozu meydana getiren de tedavinizi yapan da yine danışanın kendisidir.

Irmaklarda yaşayan adı Hydra viridis olan canlının uğrayacağı yaralanmalardan sonra kendi kendini yenileme ve onarım bakımından olağanüstü bir yeteneği vardır. Bir Hydra viridis’i aldınız ve parça parça doğradınız diyelim ; parçalar büyüme gösterir, ana hayvanın biçimini kazanmak için çaba gösterir ve kazanır da. Yani ne parça parça doğan hayvan ölür, ne de parçalanan vücut bölümleri. Hatta belki hayvancağız onun üremesine yardım ettiğiniz için size teşekkür bile edebilir.

Birkaç milimetrelik bir canlıda böylesine harika yetenekler var da dünya’nın sahibi ve efendisi olduğunu iddia eden insanoğlunda kendi kendine yardım mekanizmasının bulunması garip midir? Öyle yetenekler vardır ki kişi bu yeteneğinden habersiz yaşadığı sürece hiç bir anlamı olmaz. Hipnoterapi ruhsal ve psikolojik yeteneklerinizi keşfetmenizi sağlayarak organizmanın kendi kendisini onarmasını sağlayabilir elbette. Bir ıstakoz gerektiğinde yeni bir pençe oluşturabilir.

Hipnoterapi için yaş sınırı nedir?

Geleneksel hipnoz yöntemlerini uygulayanlar 60 yaş civarı olarak belirtirler. Çocuklar için alt sınır ilk okula başlama çağıdır.

Hipnoterapinin iyileştirici etkisi kalıcı mıdır yoksa bir süre için mi ?

Hipnoterapinin terapi kısmı ihmal edilmeden terapistiniz tarafından yapılırsa sorunların tekrar gündeme gelme ihtimali yok denilecek kadar azdır. Hatta hipnoterapinin sorunların yeniden gündeme gelmemesi bakımından en güvenilir yol olduğu bilimsel araştırmalarca gösterilmektedir. 

Benim danışanlarım ortalama 5-6 seans sonucunda kendi kendilerine hipnozu uygulamayı öğrenirler. Çünkü ben kendilerine gerekebilecek bilgileri veririm. Kendi kendilerine evde uyguladıkları hipnoz sayesinde hipnoterapinin etkisi bir ömre yayılır. Hipnozu karşılaştıkları bir çok yaşam sorununu çözmek için kullanırlar.

Hipnoza girmem ne kadar zaman alır?

Bazı insanlar 30 saniyede bile hipnoz girebilirken bazı insanlar hipnoz haline ancak 45 dakikada ulaşabilirler. Hipnoza ne kadar sürede gireceğiniz daha çok sizin hipnoz olma yeteneğinizle ilgilidir. Ancak hipnotistin kim olduğu ve kullandığı teknikler ve sözlerde önemlidir.

Hipnozda imajinasyonlar niçin kullanılır?

Coue’ nin şu sözü hipnoterapide imajinasyonun tedavi edici gücünü çok güzel vurgulamaktadır. “İçimizdeki en önemli özellik irade değil, hayal gücüdür. İradeyle hayal gücü ne zaman birbiriyle çatışma durumuna girse, yenilgiye uğrayan hep irade, yenense hep hayal gücüdür.” Danışanlarımın iradeleri sorunları çözümlemeye yetmediğinde hipnoterapi için müracaat etmektedirler. O zaman tedavide kullanılabilecek diğer güce (hayal gücüne) sorunları çözmek görevi verilebilir.

 

Telkinler neden kabul edilir ?Telkinler kabul edilmek zorunda mıdır ?

ç güdülerimizin bize söylediği şeyleri büyük ihtimalle yerine getiririz. Örneğin bir anne kolektif bilinçaltında ki annelik içgüdüsü gereği çocuğuna bakar büyütür. Ancak içgüdüler beynimizde doğuştan bulunmaktadır. Hipnotik telkinlerden içgüdülerin farkı ise: iç güdülere doğuştan sahip olmamız telkinlerin ise sonradan verilmesidir. Her içgüdüye uymak şart olmadığı gibi her telkini de yerine getirmek şart değildir. Annelikte bir içgüdüdür ve her bayanın anne olmak istememesi nasıl ki normal ise, her telkine danışanın uyması da beklenemez.

Hipnoz hakkında en çok sorulan sorulardan biri de hipnoz altında iken terapist tarafından söylenilen (telkin edilen) her şey yapılır  mı sorusudur. Bu soruya şöyle pratik bir cevap vereyim. Bu sadece filmlerde olmaktadır, gerçek hayatta böyle bir şey söz konusu olamaz. Böyle bir şey söz konusu olsa idi telkin ile aşılamayan psikolojik sorun kalmazdı. Hatta insanlar rahatlıkla sigarayı bırakacağından sigara üretici firmaların çoktan iflas etmiş olması gerekirdi. (Yada bağımlılık yapacak yeni şeyler keşfederlerdi.) Hipnozda iken verilen telkinlerden kişi kendine ve özüne (bilinçaltına) uygun olan sözleri alır ve bu talimatlara da uyar. Kişi özüne uygun olmayan telkinleri rahatlıkla reddeder, ve uymaz. Bu konuda yapılmış deneysel araştırmalar da aynı sonuçları vermektedir.

Ayrıca benim hipnoterapi anlayışımın temelinde direkt otoriter telkinlerden mümkün olduğu kadar uzak durmak vardır. Benim için kişinin içselleşebilmesi ve anlaşılabilmesi önemlidir. Her insan beyninin, içsel ve dışsal ihtiyaçları ve en önemlisi insanın kendisi anlaşılıp bu ihtiyaçlar dengeli olarak karşılandığı zaman, hem hastalıkların oluşması engellenir hem de oluşmuş bulunan hastalıkların tedavisi hızlanır. Telkinlerle bir semptom (hastalık belirtisi) yok edilirken bilinçaltının hemen yok edilen semptomun yerine başka problemler üretmeyeceğini kimse garanti edemez. Doğada hiç bir şey yoktan var olmaz, var olan şeylerde tamamen yok edilemez. Doğada kesintisiz olan tek şey dönüşümdür. Ben hipnoterapi ile danışanın semptomlarını dönüştürmeye çalışırım. Dr.Carl Gustav Jung “Hiç bir ruhsal değer, aynı yoğunlukta başka bir değerle yer değiştirmeden yok olmaz.” demektedir. Bu bakımdan ben örneğin : sosyal fobinin en çok korkulan belirtileri olan terleme, heyecan, kalp atımında ki düzensizlikleri yok etmek için aşırı çaba harcamak yerine, bu belirtileri dönüştürerek oto hipnozu elde etmede ve hipnozu derinleştirmede kullanırım. Seans sırasında örneğin :” Bir topluluğa girmeden önce hafifçe terlediğinizi hissedebilirsiniz, bu hiç sorun olmayacak sizin için. Çünkü bu terleme sizin oto hipnozunuzu başlatacak. Eğer hafif bir heyecan hissederseniz bu heyecan transınızı çok derinleştirecek. Biliyorsunuz ki derin trans hallerinde başaramayacağınız çok az şey vardır.” Bundan dolayı artık sosyal fobili bu danışan için artık toplum içerisine girmek sorun olmaz. Çünkü istenmeyen belirtiler (terleme heyecan gibi) yeniden çerçevelenmiş ve tedavi adına kullanılabilir hale dönüştürülmüştür. Psikoterapi olmadan sadece telkinle semptom yok etmek bana hokus-pokus bir işmiş gibi gelmiştir ve mümkünse kaçınırım. Psikoterapi olmadan sadece hipnotik telkinle sorunların yok edilmesi, baş ağrısını dindirmek için kafayı kesmek gibi bir şey olur.( Bu sözlerim hipnozun psikoloji alanında kullanım için ve bazı sorunlar için geçerlidir. Hipnozun genel tıpta kullanımı için aynı şeyleri söyleyemem.)

Ayrıca hemen hemen her danışanımın kendilerine verebilecekleri telkinleri mutlaka vardır.(Zaten bundan dolayı hipnoterapiye geliyorlar.) Mümkünse telkini veren ben olmak istemem, danışanın kendi kendine telkinlerde bulunmasını sağlarım.Psikolojik bir sorunu bünyesinde barındırabilen beyin aynı sorunu nasıl yok edileceğini de en iyi bilendir. Bu noktada psikoterapilerin de sonuçta kişinin kendine özgü tedavi edici güçlerini harekete geçirmek olduğu unutulmamalıdır. Bence en güçlü hipnotik telkin danışana değişmesi için en iyi içsel nedenleri gösterebilmektir. Bazı içsel düşünceler nasıl ki hastalık ve sorun üretirse öyle içsel düşünceler de vardır ki sağlık ve mutluluk üretirler. Zihin  düşünebildiği  ve  hayal edebildiği  her  şeyi  üretebilir. İnsan zihni yapabilir de, yıkabilir de. İşte benim için telkin demek hipnoterapistin danışana söylediği her söz demek değildir. Benim için telkin demek sağlık ve mutluluk üretecek içsel düşünceyi danışanın kendisine hissettirmek demektir.

Hipnoz anında beyinde telkinlerin kabul edilmesini kolaylaştıran şey nedir ? Sol beyinde analitik zihnin red etme mekanizmasının tam olarak çalışmaması bu konuda en yaygın benimsenen görüştür.Yani hipnoz anında her şeyden şüphe etmemizi sağlayan beyin bölgeleri inhibe olduğu için telkinlerin kabul edilme ihtimali artmaktadır.

Hipnoz beyninize başkalarının fikirlerinin sokulması değil, zaten içinizde bulunan olumlu fikirlerin dışarı çıkarılması hayata geçirilmesidir.

 alıntıdır hipnoterapi.com

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Hipnoterapi nedir? ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
3 Kasım 2009 Saat : 9:18

Hipnoterapi nedir? Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik