| Yazar |
İleti |
Pamuk Prenses
Eğitimci


Yaş: 22
Kayıt: 02.07.2006
İleti: 2426

|
|
Bu konuda güncel ve romantik bir hikaye var. İnsanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.
Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.
Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen 'mükemmel' diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, 'çınnn' sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.
Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.
Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan 'çın' sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.
|
|
|
|
_________________ "Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir!..."
Yârin yanağından gayrı her şey ortaktır...
|
|
 |
     |
 |
 |
|
HüZNüN ReSMi
Ada Vatandaşı


Yaş: 27
Kayıt: 03.07.2006
İleti: 1605
Şehir: Üç kadının yüreğinden...Meral,Sevtap ve Alev'den...

|
|
Çok ilginç..
Aslında her film izleyişimde gördüğüm bu hareketleri,sonunda beğenmezsen başka bir tane mi açacaklar gerçekten diye sorardım..
Ve o bardağı tokuşturma olayı, sanırım sağlığına diyerek vurulması da buradan geliyordur herhalde..
Halbuki içki içiyorsunuz ve bunun beyni kısa süreli uyuşturduğu da söylense pek de sağlıklı olduğu söylenemez..
Teşekkürler Nesli'm gerçekten çok ilginçti...
|
|
|
|
_________________
Gidersen yıkılır bu kent..
Bu kent yıkılırsa ben biterim elbet..
Gidersen yok olur martılar denizin üstünden,
Fırtınalara esir düşer bedenim..
Gidersen boğulurum denizin mavi dalgalarının arasında sevdiğim..
Sen gidersen yıkılır bu kent..
Bu kent yıkılırsa ben biterim...
Bir atın ardına vurun hayallerimi,
Yol alsın soğuk çöl akşamlarında..
"Edebiyat,kişinin kendinden kopan parçadır aLıNTıSı-ÇaLıNTıSı olmaz..."
___P.P_&_P.M.___
---------------------------------------------------
"Mutlu olmayı beklemek karşı kıyıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer...Nehrin durmasını asla bekleme..."
___MaVi KRaL&PReNSeS MaRa___ !!!PReNSeS MaRA!!!
|
|
 |
    |
 |
Gökhan
Alışmaya Çalışan


Yaş: 29
Kayıt: 04.07.2006
İleti: 57
Şehir: 34

|
|
| kadeh tokuşturma o anki ortamın sıcak,samimi duyguların paylaşımıdır.bir kadeh şarap içmek kalp için doktor tavsiyesidir.
|
|
|
|
_________________ Benim bulunduğum ortamlarda senin gibisi çok var.Senin bulunduğun ortamlarda ise benim gibisi yok.Birazcık düşünsen anlarsın
|
|
 |
       |
 |
Yitik Mavi
Ada Aşığı


Yaş: 21
Kayıt: 05.07.2006
İleti: 1282
Şehir: KaySeRi..(Arabamın garajıı)

|
|
| Yasamadım...Aslında yasamakta istemem...1 bardak sarap degil bir damla sarap giremez agzımdan... uzak kalsın...Birseyleri tatmin etmek insanı ne derece sevindirir bilinmez..ama bunun icin de bu tur yada degisik bir cok yola basvuruluyo buda kesin..paylasımın icin tskrler nesli..
|
|
|
|
_________________ seni nasıl özledim bir bilsen ve artık gelsen..çok zormuş bukadar yakınken bukadar uzak olmak...yaşamak çok zormuş sen olmadan...bunun farkına bir varabilsen...gel artık...nolursun gel..özletme bukadar kendini...yoksa uzaklaşıyormusun benden...hissettirmeden...yapma..gel artık yerleş yüreğimdeki tahtına yine....özledim seni bunu bilsende bilmesende...............................
Hayret Nasıl Yasıyorum... ( Saat adayı bahadır geciyo... Zaman dunum gibi akıp gidiyor.. Dun ben geldim, bugun gidecegim belki yarın gelemeyecegim.. )
|
|
 |
     |
 |
OnuR
Yönetici


Yaş: 26
Kayıt: 02.07.2006
İleti: 1641

|
|
Bu konuda daha güncel ve romantik bir hikaye var. Biliyorsunuz insanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.
Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.
Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen 'mükemmel' diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, 'çınnn' sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.
Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.
Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan 'çın' sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.
|
|
|
|
_________________
MEVZU BAHİS VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR.
Annelerin ninnilerinden,spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,anlamak gideni ve gelmekte olanı. ...
|
|
 |
       |
 |
NeŞe
Adayı Keşfeden


Yaş: 21
Kayıt: 18.10.2006
İleti: 126
Şehir: içimdeki çocuğun en mutlu olduğu yer

|
|
ilginçmiş gerçekten .ama belki de bu da bir tür testir.adam ev sahibine güvenmiyordur ve kadeh tokuşturarak içinde zehir bulunan kadehi kırmak gibi bir amacı vardır. okurken aklıma bu geldi belki de fazla abarttım
teşekkürler onur
|
|
|
|
_________________ Diyorlar ki;bir yanı sarp uçurum,bir yanı dağ doruğu;eğer böyle olmazsam nasıl korurum içimdeki çocuğu!
-Ada'nın Neşe'si =) -
|
|
 |
    |
 |
OnuR
Yönetici


Yaş: 26
Kayıt: 02.07.2006
İleti: 1641

|
|
| Çok fazla gerilim kitapları okuyorsun.O türler sende böyle tuhaf silsileler yaratmana neden oluyor.Bir ara muayenehaneme gel...
|
|
|
|
_________________
MEVZU BAHİS VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR.
Annelerin ninnilerinden,spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı, anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,anlamak gideni ve gelmekte olanı. ...
|
|
 |
       |
 |
YağmuR...
Bayan Ukela


Yaş: 17
Kayıt: 02.07.2006
İleti: 868

|
|
|
_________________
Söz uçar; yazı kalır. . .
|
|
 |
    |
 |
NeŞe
Adayı Keşfeden


Yaş: 21
Kayıt: 18.10.2006
İleti: 126
Şehir: içimdeki çocuğun en mutlu olduğu yer

|
|
doktor bey bi ara ne ara?randevu verseydiniz uygun bi zamanda görüşürdük:P:P:P
|
|
|
|
_________________ Diyorlar ki;bir yanı sarp uçurum,bir yanı dağ doruğu;eğer böyle olmazsam nasıl korurum içimdeki çocuğu!
-Ada'nın Neşe'si =) -
|
|
 |
    |
 |
|
|