Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

İtalyan Sineması-Monica Bellucci Kimdir?


Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

 

HAYATI

Monica Bellucci, 30 eylül 1964’de Italya, Umbria Bölgesi’nde Città di
Castello’da dünyaya geldi. Soyadi Latince bir kelime olan “Bellutus”tan gelen
Bellucci, Perugia Üniversitesi’nde (University of Perugia) hukuk egitimi almaya
basladigi sirada, mankenlige merak sardi. Avukat olacakken mankenlik kariyerine
agirlik veren 1.79 m. boyundaki Bellucci, 1988’de Avrupa’nin moda merkezlerinden
biri olan Milan’a tasindi.

 

Bir süre sonra Elite Model Management ile anlasti ve 1989’dan itibaren önce
Paris’te göze çarpti, ardindansa Avrupa disinda New York’ta da taninan bir model
haline geldi. Fransiz ELLE dergisi gibi birçok dergi ve markalar için poz
verdikten sonra Giuseppe Tornatore’nin çektigi Dolce & Gabbana’nin Black & White
reklam filminde oynadi.

 

1989’da oyunculuga geçmek için dersler almaya baslayan Bellucci, 1990’larin
basinda birkaç televizyon filminde küçük rollerde yer aldi. 1992 yilinda ilk
büyük sinema denemesi olan ve Gary Oldman, Winona Ryder, Anthony Hopkins ve
Keanu Reeves’in basrollerinde oldugu Francis Ford Coppola filmi Bram Stoker’s
Dracula adli ingilizce filmde, Dracula’nin gelinlerinden birini canlandiran
Bellucci, 2000’e kadar yaklasik 20 filmde küçüklü büyüklü rollerde yer aldi.
2000 yapimi Giuseppe Tornatore filmi Malena’da genç ve güzel dul bir kadin olan
‘Malena’ karakterini canlandiran Bellucci, bu basrol sayesinde ilgileri iyice
üzerine çekmeyi basardi. Ingilizce konusulan çevrelerde de büyük alkis toplayan
Malena’nin ardindan 2002 yapimi Astérix & Obélix: Mission Cléopâtre’da
‘Kleopatra’yi oynadi. Ayni yil Gaspar Noé’nin büyük yanki yapan filmi Dönüs
Yok’da (Irréversible) oynadigi basrolle dünya çapinda üne kavustu.

 

2003 yapimi Antoine Fuqua filmi Tears of the Sun’da (Günesin Gözyaslari) Bruce
Willis’le basrolleri paylasti. Ayni yil Matrix Reloaded ve Matrix Revolutions’ta
‘Persephone’ karakterini canlandiran Bellucci, 2004’de Mel Gibson’in senaryosunu
yazdigi ve yönettigi The Passion of the Christ’ta ‘Mary Magdelene’ karakterini
oynadi.

 

Bellucci’ye The Passion of the Christ’teki çalismasindan sonra bir çok hayrani
tarafindan Roman Catholic(katolik) yakistirmasi yapildi. Bellucci, film
hakkindaki ‘The Big Question’ adli belgeselde su açiklamayi yapti:

 

 

Ben agnostik (bilinemezci) birisiyim, yinede bütün dinlere saygim ve ilgim var.
Eger inandigim birsey varsa o da gizemli bir enerji oldugu ve bu sayede
okyanuslarin doldugu, insanlarin ve doganin birlestigidir.

 

1998’de Italyan Max dergisine ve GQ dergisine çiplak takvim çekimleri yapan
Bellucci, 1999’da Maxim Dergisi’nin 50 En Seksi Kadin Listesinde 6. iken,
2002’deki100 En Seksi Kadin Listesinde 9. oldu. Ayni yil ünlü internet sitesi
Askmen’de En Çok Arzulanan Kadin (Most Desirable Woman) seçildi ve 2004’de
Dünyadaki En Güzel 100 Kadin (Most Beautiful Women in the World) listesinde 1.
sirada yer aldi. 8 Kasim 2004 ‘de Fransiz TV sovu “La Plus belle femme du monde”
de izleyiciler tarafindan dünyanin en güzel kadini seçilen Bellucci, 2005’de FHM
Dergisi’nin Dünyanin 100 En Seksi Kadini Listesi’nde de 89. sirada yer aldi.
Bellucci, 2006 Cannes Film Festivali’nde jüri üyeligi yapti.

 

En favori filmi Ettore Scola’nin Giornata particolare, Una (1977) olan Belluci,
Italyanca, Fransizca, ve Ingilizce’yi akici bir sekilde konusabiliyor ve bu
dillerde oyunculuk yapabiliyor ayrica Aramaic (eski Suriye’ye ait) dilinde de
oynayabiliyor.

 

Monica Bellucci, 1989’dan 1995’e kadar aktör Nicola Farron ile nisanli kaldi.
Dobermann (1997) ve Dönüs Yok filmleri dahil olmak üzere bir çok filmde beraber
oynadigi ünlü Fransiz sinema oyuncusu Jean-Pierre Cassel’in oglu Vincent Cassel
ile evlenen Bellucci, 12 eylül 2004’te Roma’da Deva adinda bir kiz çocugu
dünyaya getirdi. 2004 yilinda kizina hamile iken Italyan kanunlarina göre sadece
evli çiftlerin tüp bebek sahibi olabilmelerini protesto etmek amaciyla Italyan
Vanity Fair dergisine çiplak pozlar vermisti. Bellucci ve esi aralarindaki
iliskinin rutinlesmemesi için ayri evlerde yasiyorlar.

Filmografi
Bram Stoker’s Dracula (1992) – Dracula’s Bride
L’appartement (1996) – Lisa
Dobermann (1997) – Nat the Gypsy
Franck Spadone (2000) – Laura
Under Suspicion (2000) – Chantal Hearst
Malèna (2000) – Malèna Scordia
Le Pacte des Loups (aka Brotherhood of the Wolf) (2001) – Sylvia
Astérix & Obélix: Mission Cléopâtre (2002) – Cleopatra
Irréversible (2002) – Alex
Tears of the Sun (2003) – Lena Fiore Kendricks
Ricordati di me (2003) – Alessia
The Matrix Reloaded (2003) – Persephone
The Passion of the Christ (2004) – Mary Magdalene
She Hate Me (2004) – Simona Bonasera
The Brothers Grimm (2005) – The Mirror Queen
Combien tu m’aimes? (2005) – Daniela
Manuale d’amore 2 – Capitoli successivi (2006) – Lucia
The Stone Council (2006) – Diane Thiberge
Shoot ‘Em Up (2007) – Donna Quintano
Heart Tango (2007)
Le deuxième souffle (2007) – Manouche
Wild Blood (2008) – Luisa Ferida
The Private Lives of Pippa Lee (2009) – Gigi
Baarìa – La porta Del Vento (2009) – Bricklayer’s girlfriend
Omaggio a Roma (2009) – Tosca
The Whistleblower ma (2010)
The Sorcerer’s Apprentice (2010) – Verinoca

Röportajları

Hafta sonu pazar gazetelerinin birinin ekinde rastladığım röportajdan pasajlar aktarayım. Monica Belluci, 40 yaşını aşmış hayatı boyunca bir çok filmde baş rol oynamış ünlü İtalyan güzel. Sadece güzel demek yetersiz kalır. Tek başına güzelliğin bir işe yaramadığını ve bir zaman sonra bu durumun can sıkıcı hal aldığını açıkça ifade edecek kadar cüretkar.

Sence güzel bir kadın olmak ne demek?
Güzel bir kadın olmak… Yaşamda bazı şeyleri kolaylaştırmadığını söylersem yalan söylemiş olurum. Güzellik birçok şeyi çok kolaylaştırıyor. Çünkü güzellik, merak uyandırıcıdır.

Merak, hayvanlık, haset ve kıskançlık da…
Evet, bir sürü farklı duygu uyandırır. Sanırım güzellikle yaşamayı öğrenmek gerekiyor. Tabii hepimizin bildiği gerçeği de göz ardı etmeyelim; tek başına güzelliğin ömrü çok kısadır. Güzel bir insanla karşılaşıp, başka hiçbir niteliği olmadığını görürsek, bu kişi hakkında duyduğumuz merak, hayranlık çok kısa sürer.

Güzelliğin Tanrı’dan tavsiye mektubu gibi olduğunu düşünürüm. Ama bu işin bir yönü. Avantajları olduğu kadar dezavantajları da var. Güzelliğin hangi dezavantjlarını yaşadın?

Elbette güzel olmanın dezavantajları da var. Güzel olmak belirli önyargıları da beraberinde getiriyor. İnsanlar şöyle demeye eğilimli: “Güzel ama …” Çünkü senin de dediğin gibi güzellik, insanda merakın yanı sıra kıskançlık da uyandırıyor. O yüzden gerçekten insanlar bazen olumludan ziyade olumsuz yanları görmeye eğilimli oluyorlar.

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Gerçekten de erkekler üzerinde çok güçlü bir etkisi var güzelliğin. Korku da uyandırıyor.
Haklısın; aslında erkeklerin güzel bir kadınla ilişkileri asla normal olmaz. Kadınlar da, erkekler de merak ettikleri kadar uzak da dururlar. Güzellik diğer insanlarla aranda bir mesafe yaratıyor. Romantik ilişkilerde, erkekler seni güzel olduğun için merak ediyor ve çekici buluyor; fakat yine aynı sebepten yaklaşmaya korkuyor. Birçok erkek de aslında güzel bir kadınla yaşayamayacağı için uzak durur. Stres yaratır güzel bir kadınla olmak.

Onlara fazla gelirsin, başa çıkamayacaklarını düşünürler.

 Kesinlikle. Bir de seni alıp yok etmek isteyenler var. Güzel olduğun için ezmeye çalışırlar. Aslında güzellikle ilgili tüm bu konuştuklarımızı bir kenara koyarsak, güzellik, sadece dış görünüşle ilgili bir güçtür; çok da kısa ömürlü bir etkisi vardır. Çünkü seni etkileyen uzun vadede fiziksel görünümden ziyade kişinin içindeki güçtür, ruhunun inceliğidir. Çok güzel kadınlar tanıyorum ama hayatları berbat; çünkü karakterleri yeterince güçlü değil.

Röportaj: Serra Yılmaz Fotoğraflar: Daniele Iango Tempo Dergisi

Tempo Dergisine Verdiği Bir Diğer Röportajı

Bir kadının seks hayatı yoksa, kendini öldürmeli” diyen Bellucci, kadın olmayı ve Sophie Marceau ile çektiği son filmi anlattı.  

Tempo, kadının 40 yaş zaferini kapağına taşıdı. 45 yaşındaki Monica Bellucci ile özel röportaj yapan dergi, İtalyan oyuncunun birbirinden seksi fotoğraflarını yayınladı. “Bir kadının seks hayatı yoksa, kendini öldürmeli” diyen Bellucci, kadın olmayı ve Sophie Marceau ile çektiği son filmi “Don’t Look Back”i anlattı.

Kızınız Deva’nın oyunculuk yeteneği var mı? Belirtilerini görmeye başladınız mı?
- Şimdilik bunu düşünmüyorum. Oyuncu olmak isterse olur.

Bir anne olarak, kızınızın bir gün özgür olmak, kendi hayatını yaşamak isteyeceğini biliyorsunuzdur, değil mi?
- Beş yaşında bir kızım var. Bir gün 14 yaşına basıp, benden nefret edeceğini biliyorum. “Sana benzemek istemiyorum”, “Seninle yaşamak istemiyorum” diyebilir. Bunlar normal şeyler, çünkü büyümek isteyecek. Büyüdükçe zaten benden nefret etmek zorunda. Hayat böyle gelişir. Eğer bir noktada böyle isyan yaşamazsanız, bir anlığına ailenizi tamamen reddetmezseniz, hiçbir zaman büyüyemezsiniz.

Sizin çocukluğunuz nasıldı?
- “Don’t Look Back”in son bölümünde, çocukluğumuza döndüğümüz bölümü izlerken çok etkilendim. Çünkü benim çocukluğum çok güzel geçti. Ailem bana karşı her zaman çok iyiydi. Belki de bunun sebebi, hep bağımsız olmamdı. Yalnızca çocukluğun kendisi reddetmek istediğim bir şeydi. İnsanların bana ne yapacağımı söylemelerinden nefret ediyordum. Bu yüzden çabucak kadın olmak istiyordum. 14 yaşında çoktan olgunlaşmıştım. Oldukça genç yaşta, henüz okuldayken çalışmaya başladığım için, bağımsızlığımı da erken kazandım.

Çabuk büyüyüp hemen kadın olma fikrini çekici kılan neydi?
- Ailemdeki bütün kadınlar çok feminendi. Büyükannem 80 yaşındayken, kiliseye kırmızı ruj sürüp giderdi. O kadar güzel, zarif, minyon bir kadındı ki, ona bayılırdım. Ben yüksek topuklu ayakkabıların giyildiği, makyaj yapılan bir ailede büyüdüm. O yüzden küçük bir kız çocuğu olmaya dayanamadım, hemen onlar gibi olmak istedim.

Erkekleri manipüle edebilmenin harika bir tarafı yok mu sizce?
- Bence bu, kadınların sezgisinin bir parçası. Aslında erkekleri manipüle etmek, kadınları etmekten daha kolay. Benim kadınlarla aramda güzel bir kimya var. Kadınlar, beş dakika içinde ne olduğunuzu anlar. Onları kandırmak zordur. Erkekler içinse durum farklı. Onlar, dış görünüşe fazla takılıp vakit kaybediyorlar.

İÇİMDEKİ AKDENİZ KADINI BU FİLMDE ORTAYA ÇIKTI

Sizin için Fransızca, İtalyanca veya İngilizce dilde rol yapmak arasında bir fark var mı?
- Ben İtalyanca’yı tercih ediyorum.

Neden?
- Çünkü hiç zorlanmıyorum, kelimeler ağzımdan akıyor. Ama aynı zamanda farklı dillerde rol yapmak da ilginç.

“Don’t Look Back”te ağır fiziksel değişimden geçen bir karakteri oynamak nasıl bir duyguydu?
- İlginçti, çünkü güzel görünmediğim sahnelerde filmdeki acı çekme hissi daha çok hissediliyor. Zaten bu film, kendiyle bağlantısı kopmuş bir kadın hakkında. Yaşadığı yeri anımsamıyor, hatta kocası ve çocuklarını bile unutmuş durumda. Özel efektler sayesinde, kendi iç dünyasında olanları, acı çekerken neler yaşadığını görebiliyorsunuz. Sophie (Marceau) ve ben, aynı karakterin iki farklı tarafını canlandırıyoruz. Aslında gerçek hayatta birbirimizden o kadar farklıyız ki, yönetmenimiz Marina (de Van) bu farklılığı vurgulamak istedi. Ben, içimdeki Akdeniz kadınını her zamankinden daha çok ortaya çıkardım ve böylece film çok daha şaşırtıcı oldu.

O kadar güzelsiniz ki, oynadığınız çoğu filmde bir aşk sahnesi var. Sanki insanlar sizi görünce dayanamıyor gibi. Bunu bir iltifat olarak alıyor musunuz?
- Bir kadının seks hayatı yoksa, kendini öldürmeli. Sonuçta ben de, bir filmde yetişkin bir kadını oynuyorum. Çocukları olan, seks yapan, sorunları olan, bazen güzel bazen de çirkin olabilen bir kadınım. Bu filmin en sevdiğim yanlarından biri de karakterin yaşadığı sorunları basit ve anlaşılabilir bir şekilde anlatması. Sophie’nin ve benim, karaktere yansıttığımız bir hassasiyet var. Film boyunca hep güzel değiliz. Yaşadığımız değişimi yansıtmak için çirkinleştiğimiz oluyor. Ama değişim boyunca her zaman karakterle özdeşleşebiliyoruz. Paniğiyle, kafa karışıklığıyla ve acı çekmesiyle… Tabii filmde bu değişim biraz abartılıyor ama hayatımızda hepimizin kendimizden şüphe duyduğumuz anlar var.

KOCAM BARDA ONU SEVİP SEVMEDİĞİMİ SORDU

Filmin senaryosunu ilk kez okuduğunuz anı hatırlıyor musunuz?
- Senaryoyu okumadan, yönetmen Marina’nın ilk filmini izlemiştim. Çok komplike ama ilginç bir filmdi. Çok beğendim ve Sophie’nin de rolü kabul etmesiyle ben de üçüncü kadın olarak bu deli projeyi gerçekleştirmek için aralarına katıldım. Zor bir film olduğunu kabul ediyorum ama yine de bu filmde oynadığım için çok mutluyum.

Yönetmeniniz, iki farklı kıta gibi olduğunuzu söylüyor. Katılıyor musunuz?
- Evet.

Aradaki farkı siz de gördünüz mü?
- Sophie, filmin ilk başlarında görünüyor, kafası çok karışık ve neler olduğundan haberi yok. Çok korkuyor. Karakterin delirmemesi için cevapları kendi içinde ve geçmişinde araması gerektiğini fark ettiği anı ben oynuyorum.
Gerçek hayatta tamamen farklıyız, her yanımızla. Ama filmde ikimizin birleşimi mükemmel bir sonuç çıkarıyor ortaya. Rolü benimsemem, gerçek hayatımda da beni etkiledi, o kesin. Bir gece barda kocamla oturuyorduk ve onu hâlâ sevip sevmediğimi sordu. Ben de eve gitmesini, filmi unutmasını söyledim kafam karışık bir biçimde.

 

KİMSEYE BAĞLI DEĞİLİM

Aktris olmak bazı şeylere bağlı olmak da demek. Bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?
- Ben kimseye bağlı değilim.

Ya yönetmenler?
- Evet ama ne yapmak istediğime, neyi istemediğime ben karar veriyorum. Elbette hepimiz arzularımıza, eşlerimize, ailemize -sen bir gazeteci olarak, ben aktris olarak- işimize bağımlıyız. Bu yüzden diğerlerinin gözü üzerimizde. Bu çok önemli, çünkü ancak diğerleri sayesinde kendimizi anlayabiliriz.

HAYATIMDAKİ ÖNEMLİ İNSANLARDAN BİRİ

Ünlü yönetmen Ferzan Özpetek, sadece bir oyuncu değil, aynı zamanda bir ‘dost’ olarak Monica Bellucci’yi anlattı: “Filmlerimle ilgili hep arayan, kompliman yapan, çok ince bir insandır. Çok zeki, her şeyin düzeyini bilen biri. 1990 yılında tanıştığımızda, içimden ‘Ne kadar güzel bir kız, yazık olacak’ demiştim. Ardından 6-7 sene sonra Fransa’da star olarak çıktı karşımıza. Sadece güzellik değil, insanca yaklaşımı da çok önemli bence. Bütün bunların birleşimi, onu hayran olunacak bir kadın yapıyor. Mesela bir yerde hakkınızda moral bozucu bir haber çıktığında, hemen arayıp, ‘Aptal onlar’ diye konuşur. Yanımda hep desteğini hissettiğim, hayatımdaki önemli insanlardan birisi.”

 

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

İtalyan Sineması-Monica Bellucci Kimdir? ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
2 Mayıs 2010 Saat : 10:23
  Sinema

İtalyan Sineması-Monica Bellucci Kimdir? Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik