| Yazar |
İleti |
Umut
Paylaşımcı


Yaş: 21
Kayıt: 02.07.2006
İleti: 437
Şehir: Taşın ve inancın şiiri MARDİN

|
|
Size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki,
sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir. O size çok düşkün,
mü’minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.
(Tevbe Sûresi, 9:128)
KUR’ÂN’IN bize Peygamberimizi anlatan
ve ona uymayı emreden pek çok âyeti vardır. Bu âyetlerden biri olan
Tevbe Sûresinin 128. âyeti, onu beş önemli özelliğiyle bize tanıtıyor:
1. O bir elçidir, bir peygamberdir.
2. O bizden biridir.
3. Bizim sıkıntıya uğramamız ona ağır gelir.
4. O bize çok düşkündür.
5. Mü’minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.
Bu maddeleri alt alta sıraladığımız zaman, pek büyük bir ibret tablosuyla
karşı karşıya kalıyoruz:
Âyet, onu bir elçi olarak nitelemiştir. Bu elçi, Âlemlerin Rabbi tarafından
gelen bir elçidir; izzet ve şerefi pek yüksektir. Onun emrine uymak ve
yasakladığı şeyden sakınmak, onu elçi olarak gönderen Âlemlerin
Rabbine itaat etmek anlamını taşır. Ona isyan da, dolayısıyla, Allah’a
isyan demektir.
Fakat âyet, dikkat çekici bir şekilde, onun elçiliğinden sonra sıraladığ
özellikleriyle, onun heybet ve haşmetinden ziyade, bize yakınlığını
vurguluyor, bize düşkünlüğünden ve bize olan şefkat ve merhametinden
söz ediyor.
Burada tasvir edilen Peygamber, biz âciz ve günahkâr kulların asla
erişemeyeceği, çok uzaklarda duran, durduğu yerden de bizim ihmal ve
isyanlarımızı çatık kaşlarla izleyen haşin bir gözetleyici değildir.
Yahut bize bir kitap getirip bıraktıktan sonra “Benden bu kadar;
ne haliniz varsa görün” deyip kenara çekilmiş birisi de değildir.
Kur’ân’ın bize anlattığı Âhirzaman Peygamberi, herşeyden önce,
bizden biridir. Bizim dünyamızda yaşamış, bizim katlandığımız sıkıntılara
fazlasıyla katlanmış, yetimlikten evlât acısına kadar tatmadığı acı
kalmamış, açlık ve yoksulluk çekmiş, sadakatler ve ihanetler görmüş,
dostları ve düşmanları olmuş, mutlulukları ve ıztırapları bir arada yaşamış
bir insandır.
Gün gelip de Müslümanlar güçlü bir devlet halini aldığında, o,
yine bizden biri olarak yaşamaya devam etmişti. Onunla görüşmek için
gelen elçiler, tahtına kurulmuş bir hükümdar yerine, yoksullarla oturup
kalkan, söküğünü diken, insanlarla şakalaşan bir insan buldular.
Üzerinde yamalı bir elbise ile vefat ettiğinde, zırhı, otuz ölçek arpa
karşılığında bir Yahudiye rehin olarak bırakılmış bulunuyordu.
Kur’ân, Peygamberimiz için “sizden biri” buyurduktan sonra,
onun bize olan ilgi ve şefkatini, peş peşe sıfatlarla vurguluyor:
Sizin sıkıntıya uğramanız ona ağır gelir.
O size çok düşkündür.
O mü’minlere çok şefkatli, çok merhametlidir.
Bunlardan bir tanesi bile bir peygamber ile ümmeti arasındaki gönül
bağının sıcaklığını anlatmaya yeterken, ard arda sıralanan şu özellikler,
bir ana-baba şefkatinden daha büyük bir ilgiyle ümmetine bağlı bir
peygamberin portresini çizmiyor mu?
Bir mü’minin başına gelen sıkıntının ona pek ağır geldiğine dair vak’alar
saymakla bitecek gibi değildir. Hz. Cafer’in şehit düştüğünü ailesine haber
vermeye gittiği zaman, henüz birşey söylemeye dili varmadan onun
çocuklarını kucağına almış, öpüp koklamaya başlamış, bu arada
gözlerinden süzülen yaşlardan onun acı bir haberle geldiği anlaşılmıştı.
Bir tarafta kendisini elçi olarak gönderen Rabbinin takdirini teslim ve
tevekkülle karşılamak, bunu yaparken de, bir parçası olduğu mü’minler
vücudunun çektiği acıyı bütün zerrelerinde yaşamak hiç kolay değildi
şüphesiz.
Onun düşkünlüğü sadece kendi zamanında yaşamış insanları ve kendi
akrabalarını değil, kıyamete kadar gelip geçecek bir bütün iman ehlini
kucaklıyordu. Bu düşkünlüğü onu her gece uykusunun en tatlı yerinde
yatağından kaldırır, sabahlara kadar ümmeti için yüreğinin
derinliklerinden kopup gelen dualarla Rabbine yakarmaya sevk ederdi.
Birgün, Peygamberimiz ellerini kaldırmış, “Allahım, ümmetimi koru,
ümmetime acı!” diye ağlayarak dua ederken, Yüce Allah, Cebrail’e
buyurdu ki:
“Ey Cebrail! Gerçi Rabbin herşeyi bilir; ama sen git, Muhammed’e
niçin ağladığını sor.”
Cebrail geldiğinde, Peygamberimiz, ona, ümmeti için ağladığını söyledi.
Cebrail Allah huzuruna dönüp durumu anlattı.
Yüce Allah buyurdu ki:
“Ey Cebrail, Muhammed’e git ve şunu söyle:
Biz seni ümmetin hakkında hoşnut edeceğiz ve asla üzmeyeceğiz.”
Yüce Allah, bize elçi olarak gönderdiği Peygamberimizi bu şekilde
anlatırken, sadece onun bize şefkat ve merhametini vurgulamakla
kalmıyor; onun daha ötesini de gösteriyor:
Bize elçi olarak gönderilen zâtın bize olan düşkünlüğü böyle bir derecede
ise, ya onu bize gönderenin biz kullarına olan şefkat ve rahmeti nasıl
birşeydir?
Ve bu âyetin önümüze serdiği bir başka ibret levhası daha:
Rahmeti sonsuz bir Rab tarafından böyle bir şefkat ve muhabbetle
donatılıp bize gönderilen bir elçiyi tanımamak, yahut ona karşı ilgisiz
kalmak nasıl bir bir hüsrandır?
|
|
|
|
_________________
TÜRKÇE'YE SAYGI
Dönülmez akşamın ufkundayım,vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm,nasıl geçersen geç
En son Umut tarafından Çar 05 Tem, 2006 01:19 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi.
|
|
 |
       |
 |
 |
|
Umut
Paylaşımcı


Yaş: 21
Kayıt: 02.07.2006
İleti: 437
Şehir: Taşın ve inancın şiiri MARDİN

|
|
HZ. MUHAMMED
H ak senin yolundur, senin yolun,
Z alimler elbet farkına varacak bunun,
M uhammedim’in yoludur benim yolum,
U ğrunda feda olur canım, Muhammedim,
H aksızlık ve zulüm senin düşmanın,
A llah yoludur senin yolun, Muhammedim,
M ücevherimdir en büyük Kur’ân-ı Kerim,
M ekke’dir İslâm’ın kalbi, senin şehrin,
E ller uzanır, kalpler açılır
D ertlerin dermanı,
ümmetin efendisi Muhammed’im...
Alıntı!
|
|
|
|
_________________
TÜRKÇE'YE SAYGI
Dönülmez akşamın ufkundayım,vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm,nasıl geçersen geç
|
|
 |
       |
 |
Türkmen Kızı
Alışmaya Çalışan


Yaş: 21
Kayıt: 02.07.2006
İleti: 88

|
|
çok güzeldi erat.emek vermişsin güzel bir sayfa hazırlamışsın.eline sağlık.
Rahmeti sonsuz bir Rab tarafından böyle bir şefkat ve muhabbetle
donatılıp bize gönderilen bir elçiyi tanımamak, yahut ona karşı ilgisiz
kalmak nasıl bir bir hüsrandır? (!)
|
|
|
|
|
|
 |
    |
 |
Hüsobaba
Sadık Adalı

Yaş: 23
Kayıt: 02.07.2006
İleti: 935
Şehir: ***ORDU***

|
|
| gerçekten çok güzel bir çalışma yeni gördüm eline sağlık dostum...
|
|
|
|
_________________
"Bir inci gerdanlıktır Karadeniz'e dizilmiş, Yaşamdır aşktır Ordu sevdası"
***Aklınızı başınıza alın 301'e sahip çıkın****
|
|
 |
      |
 |
Umut
Paylaşımcı


Yaş: 21
Kayıt: 02.07.2006
İleti: 437
Şehir: Taşın ve inancın şiiri MARDİN

|
|
| rıca ederim arkadaşlar beğendiğinize sevindim.
|
|
|
|
_________________
TÜRKÇE'YE SAYGI
Dönülmez akşamın ufkundayım,vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm,nasıl geçersen geç
|
|
 |
       |
 |
kırçiçeği
Adayı Keşfeden


Yaş: 25
Kayıt: 04.07.2006
İleti: 174
Şehir: doğup büyüdüğüm yer

|
|
| Çok güzeldi umutcum emeğine sağlık peygamberimizi tanımamak sevmemek mümkünmü?o bize allahın verdiği en büyük nimetlerden birisidir.ALLAH öbür dünyada onun şefaatini bizden esirgemesin...
|
|
|
|
_________________ Bir soluk kadar yakın
Yıldızlar kadar uzak derler sevgi için.
Uzanırsın yetişemezsin,
Yetişirsin dokunamazsın,
Dokunursun vazgeçemezsin,
Vazgeçersin ama asla
UNUTAMAZSIN...
|
|
 |
    |
 |
|
|
|
Sonraki başlık »
« Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız Bu foruma eklenti gönderemezsiniz Bu forumdan eklenti indiremezsiniz
|
Tüm saatler GMT +2 Saat
phpBB2 Plus Türkçe Çeviri: canver.net
|