Psikolojiye Giriş

PSİKOLOJİYE GİRİŞ
İÇİNDEKİLER
1)Psikolojinin Tanımı
2)Psikolojinin Konusu
3)Psikolojinin Bölümleri
4)Psikolojinin Tarihçesi
5)Psikolojinin Amaçları
6)Psikolojinin Diğer Bilimler Arasındaki Yeri
7)Psikolojinin Metotları
8)Psikolojide Ölçme
9)Psikolojinin Uygulama Alanları
10)Çağdaş Psikolojide Uzmanlık Alanları
11) Psikolojinin Belli Başlı Ekolleri
12)Psikometrik Çalışma Nedir?
13)Psikolojik Savunma Sistemleri
1)Psikolojinin Tanımı
PSİKO + LOJİ = PSİKOLOJİ
(psyche) (logos)
Psikoloji psyche (nefes, ruh, zihin) ve logos (düzenli söz, bilgi) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Kelime anlamı “ruh bilgisi”dir. Ancak değişik tanımlar verilmesine rağmen o, en genel anlamda “organizmanın davranışlarını inceleyen pozitif bir bilimdir.”
Tanımda geçen kelimeler;
1)Organizma: Geniş anlamıyla her türlü canlıdır. Psikolojinin organizma teriminden anladığı hayvan ve insandır. Psikolojinin asıl amacı insanı incelemektir. Bazı nedenlerle; (deney aracı olarak. İnsan davranışlarıyla karşılaştırmak amacıyla) hayvanlar da psikolojinin konusu olmuştur.
2)Davranış: Organizmanın doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilen tüm etkinlikleridir. Yürümek, koşmak, ağlamak gülmek, yemek, içmek, bisiklete binmek, saz çalmak, konuşmak gibi eylemler birer davranıştır. Bu davranışlar doğrudan doğruya gözlenebilir. Rüya görmek, öğrenmek, hayal kurmak, düşünmek, duygulanmak gibi bazı davranışlar da dolaylı olarak gözlenebilir; rüyanın anlatılması, düşüncenin konuşmayla açıklanması gibi.
İşte “bu davranıştır” dediğimiz; insanların yapıp etmeleri, davranışın gözlenebilir yanıdır. Davranışın ortaya çıkması için insanın zihninden birşeylerin (düşünme, problem çözme, duygulanma anlama algılama vb.) geçmesi gerekir. İşte bu işlemlere zihinsel oluşumlar adı verilir.
3)Bilim: Belirli bir alanda bilimsel yöntemlerle yapılan çalışmalar sonucu elde edilen organize bilgiler kümesi düzenli bilgiler elde etmek sürecidir. Tanımda belirtildiği gibi bilim sadece olmuş bitmiş bilgiler yığını değil, aynı zamanda devam eden çalışmaları da içerir.
Belirli alanda elde edilen her bilgi bilim değildir. Bilgilerin bilim olabilmeleri için bazı koşullara uygun olması gerekir.
* Her bilimin kendine has konusu vardır.
* Her bilim bilimsel yöntemlerle araştırmasını gerçekleştirir.
* Bilim objektiftir. Elde edilen bilgiler başka araştırmacılar tarafından test edildiğinde de aynı sonuçlara varılır.
* Bilim genellemelere varmayı amaçlar. Bu genellemeler bilimsel yasa veye bilimsel teori olarak ifade edilirler.
Fizik, kimya, biyoloji, psikoloji, sosyoloji gibi olguları deneysel yöntemlerle açıklayan bilimlere pozitif bilim denir.
2)Psikolojinin Konusu
Psikoloji, kelime olarak karşılığı ruh bilgisi demektir. Psikoloji her bilim gibi gözlenebilen olayları ele alır, sınıflandırır ve bu olaylar arasındaki değişmeyen ilişkileri, başka bir deyişle kanunları bulmaya çalışır.
Psikolojide bir insanın kendi kendini incelemesine yani bir olay veya etki karşısında duyduklarını, düşündüklerini açıklamasına içebakış veya içgözlem metodu denir.
Psikoloji biliminin inceleme konusu, organizmaların içinde bulundukları duruma göre yaptıkları davranışlardır. Davranış ise, organizmanın bir uyarım karşısında, ilgili bütün organlarının işe karışarak verdiği cevaptır.
3)Psikolojinin Bölümleri
Psikolojinin Bölümleri:
a)Sosyal Psikoloji: Bu bilgi dalı, kişinin toplum içindeki davranılarını türlü yönleriyle ele alır; toplumun kişi ve kişinin toplum üzerindeki etkilerini inceler.
b)Pataoljik ( Marazi ) Psikoloji : Psikolojinin bu bölümü genellikle bir kurumda bakılmalarını gerektirecek derecede akıl sağlığını yitirmemiş olan anormal insanları konu olarak ele alır. Daha genelş bir deyişle psikolojinin, zihin bozukluklarını inceleyen bilim dalıdır.
c) Genetik ( Gelişim )Psikolojisi:
- Hayvan Psikolojisi : Hayvanların canlılar, eşyalar ve olaylar karşısındaki durumlarını ve davranışlarını inceler.
- Çocuk Psikolojisi: Çocuğun ergenlik çağına gelinceye kadarki beden ve zihin gelişmesini inceler.
- Yetişkinler Psikolojisi: Bu dal, ergenlik çağından sonraki yetişkinin davranışını inceler.
d. Uygulamalı Psikoloji: Psikolojinin hukuk, tıp, endüstri, eğitim gibi alnlara uygulamasından doğan bir daldır.
4)Psikolojinin Tarihçesi
Aristo ( İ.Ö. 384-322 ) “Peri Psykhe” ( Ruh Üzerine) adlı eserinde bedenle ruh arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalıştı.
Yeniçağ’ın ünlü filozofu Descartes‘e ( 1596-1650 ) göre hayvanların ruhları yoktur; bitki gibi hayvan da bir makinadan başka şey değildir. Yalnız insanın ruhu vardır ve bundan dolayı iradeli hareketler insana özgüdür.
İngiliz hekimi William Harvey ( 1578-1667 ) kanın vücutta dolaşmasının, yüreğin büzülme ve genişleme hareketleriyle olduğunu göstermiştir.
Weber ( 1795-1878 ) derinin üzerinde bir milimetreden daha küçük aralıklarda algılama gücümüzün olmadığının gösterdi.
P. Broca ( 1824-1880 ) dilin merkezinin beynin sol yarım küresindeki yerini buldu. Bu bölgedeki zedelenmenin konuşma kabiliyetini kaybettirdiğini ortaya çıkardı.
Wilhelm Wundt ( 1832-1920 ) ise 1870 yılında Leipzig’de ilk psikoloji laboratuvarını kurdu.
S.Freud ( 1856-1939 ) ise, hastalarını hipnoz ve telkinle tedavi etti ve tıbbi psikoloji dalının kurulmasını sağladı.
5)Psikolojinin Amaçları
* Her bilim dalının bir amacı vardır. Örneğin; fiziğin amacı farklı olayları en genel yollarla matematik ifadelerle açıklayan doğa yasalarını ya da temel ilkelerini ortaya çıkarmaktır. Psikolojinin de amacı organizmanın özellikle insanın davranışlarını inceleyerek genel yasalara varmaktır.
* Her bilim dalının belirli çalışma alanı vardır. Psikolojinin çalışma alanı insan davranışlarıdır. İnsan davranışlarının ne olduğunu, nasıl olduğunu, niçin olduğunu araştırmak, araştırma sonuçlarından hipotez, yasa, teorilere varmak psikolojinin görevidir.
* İnsan bir canlı olarak çevresine uyum sağlamak ister. Psikoloji de elde ettiği yasaları yine insana uygulayarak onun davranışlarını açıklayabilir, önceden kestirebilir, kontrol edebilir. Böylece, insana çevresine uyum sağlamasında yardımcı olabilir.
* Günümüzde psikolojinin bulgularından, çok değişik alanlarda yaralanılır. Eğitim, tıp, endüstri, ekonomi gibi olaylarda psikolojik bilgiler, insanların daha başarılı olmasını sağlamaktadır. Büyüme, gelişme, yetenekler, ilgi, zeka, heyecan, bellek, düşünme, öğrenme konularında elde edilen psikolojik bilgilerin eğitim alanında kullanılması ile bu alanda başarı yükselmiş, daha sağlıklı, daha modern bir eğitim anlayışı gelişmiştir.
6)Psikolojinin Diğer Bilimler Arasındaki Yeri
Günümüzde sosyal bilimlerin davranışla ilgili alanlarına Davranış Bilimleri denmektedir. Bu ad altında toplanan bilimlerin başlıcaları şunlardır. Psikoloji, psikiyatri, sosyoloji, sosyal psikoloji, antropoloji.
Fizyoloji: Fizyoloji, organizmayı meydana getiren doku ve organların görevlerini ve bu görevlerini nasıl yerine getirdiklerini, inceleyen bir bilimdir.
Psikiyatri: Psikiyatri, akıl hastalıklarını konu alan bir bilimdir. Bu bilim, hastalıkların ortaya çıkış nedenleri ile iyileştirme yolları üzerinde çalışır. Psikoloji, normal insanın, psikiyatri ise anormal insanın davranışlarını inceleyerek birbirlerine karşılıklı yardımda bulunurlar.
Antropoloji: İnsanın tarih bakımından oluşumunu yani hayvanlar arasındaki yerini, geçirdiği yapı değişmlerini ve kültürünü inceler.
Sosyoloji: Sosyoloji, insan topluluklarını, bu topluluklarda meydana gelen sosyal yapı ve organizasyonu, bunların doğuş ve gelişmelerini etkileyen etkenleri, sosyal grupların birbirleriyle ilişkilerini ve insanların gruplar içerisindeki davranışını inceleyen bir bilimdir.
Ekonomi: Ekonomi, insanların ihtiyaçlarını karşılamaları için gerekli olan mal ve hizmetlerin en iyi şekilde elde edilmesini, dağıtılmasını ve tüketilmesini konu alan bir bilimdir.
Siyasal Bilim: Siyasal bilim, bir toplumda en adil ve en uygun düzenin kurulmasını konu alan bir bilimdir.
Felsefe: Felsefe “düşünme”nin bilgisidir. Felsefenin temelinde hayret ve şüphe bulunur. Bunlar ise, insanın öğrenmesinden çok, düşünmesine hizmet eden kavramlardır. Karl Jaspers “Felsefeye Giriş” adlı eserinde bu hususu şöyle belirtiyor: “Eğer bir kimse açık ve seçik olarak gördüğünü düşünürse, o insan artık felsefe ile ilgisini kesmiş demektir. eğer bir kimse bilimlerin sonuçlarını, varlığın tümü hakkında bir bilgi olarak kabul ederse bu takdirde kendisini bir boş inanca terketmiş demektir. Artık hayret edemeyen insan sual sormak ihtiyacını da duymaz. Hiçbir esrar kabul etmeyen artık hiçbir şey aramaz.”
7)Psikolojinin Metotları
İnsan ve tabiatı açıklamak üzere izlenilen yola metot denir. bilimler, gerçeği bulmak için tümevarım (induction) ve tümdengelim (deduction ) olmak üzere iki genel metot kullanırlar.
Tümevarım çeşitli ve çok sayıda gözlem ve deneyimler sonucunda, bu gözlem ve deneyimlerde ortak olan noktaya, genel ilkelere varmaktır.Tümevarımla, olaylardan kanunlara varılır.
Tümdengelim ise, gerek akıl, gerekse gözlem ve deneyler sonucunda elde edilmiş olan bir genel ilkeyi ayrı ayrı olaylara uygulamaktır. Tümdengelimle kanunlardan olaylara , genel hallerden özel hallere varılır.
Psikolojide kullanılan metotların başlıcaları şunlardır; Tabi gözlem, deney, klinik metotlar, istatistik metot.
1. Tabi Halde Gözlem
Gözlem, organizmanın içinde bulunduğu fiziksel durumu ve onun bu durum karşısındaki davranışlarını tabii doğal halde incelemektir. Gözlemde gözleyici, duruma veya olaya herhangi bir müdahalede bulunmaz; var olanı saptamakla yetinir.
2. Deney
Gözlemde olayların ortaya çıkması beklenir, halbuki deneyle olaylar meydana getirilir. Araştırıcı, deney yolu ile bir olayı istediği kadar inceleme olanağını bulur. Bir düşünürün dediği gibi gözlem “tabiat okumaksa” deney “tabiata soru sormaktır.”
Bir olayın nedeni hakkında yapılan geçici açıklamaya hipotez denir. Hipotez ( varsayım ), araştırmacının gözlemlerine ve sezgisine dayanır. hipotezi yani araştırmacının geçici açıklamasını gerçeklemek veya çürütmek amacıyla yapılan araştırmalara deney denir.
Psikoloji ile ilgili deneylerde çeşitli etkenlerden yalnız birisi değiştirilir, diğerleri sabit tutulursa buna deneysel kontrol denir. Böyle bir kontrolde en az iki grup vardır. Gruplardan birine kontrol grubu, diğerine deney grubu denir. Kontrol grubunun içinde bulunduğu şartlar üzerinde hiçbir değişme yapılmaz. Deneme grubunun ise, şartlarından biri değiştirilir. Yapılan denemede birr fark görülürse, bu farka değiştirilen etkenin neden olduğu sonucuna varılır. Şimdi bu yolla yapılan deneye örnek olarak “bedensel yorgunluğun zihinsel faaliyeti ne yönde etkilediğini araştıralım.”
3. Klinik Metotlar
Klinik metotlar özel hallere ve kişilere uygulanan, amacı teşhis ve tedavi olan metotlardır. Teşhis ve tedavi için kişi hakkında çeşitli bilgilerin derlenmesi gerekir. Bunun için önce kişinin kendisiyle görüşülür, şikayetleri dinlenir.. Bir bakıma kişi sorguya çekilir.Psikolojide buna görüşme ( mülakat ) metodu denir. Sonra, kişinin geçmişi ve çevresiyle ilgili bilgiler derlenir. Ailesinin durumu, okul hayatı, arkadaşları, başından geçen önemli olaylar kaydedilir. Bu yolla bilgi toplamay da vaka (olay) incelemesi denir. Ayrıca ilgiliye çeşitli testler uygulanır; ilgisi ve kişilii hakkında bilgi edinilir; zeka derecesi ölçülür. böylece rahatsızlığın veya uğranılan güçlüğün giderilmesine çalışılır.
4. İstatistik Metot
İstatistik metot, sayı ile ifade edilebilen verilerin elde edilmesinde , sınıflandırılmasında, sunulmasında ve yorumlanmasında kullanılan bir tekniktir.
Psikolojide istatistik metot ilk kez bireysel farkların incelenmesinde kullanılmıştır.
8)Psikolojide Ölçme
Ölçmenin Önemi:
Bir bilimin değeri ölçme yapabildiği ölçüde artar. çünkü ölçme, birşeyin kesinlik kazanmasını, başka deyişle kişiden kişiye değişmemesini sağlar. Ölçme, gözlem ve deneyle elde edilen bilgileri sayı cinsinden ifadeye yarar. İster sayılabilir, ister ölçülebilir olsun rakamla ifade edilebilen şeyler istatistiğin konusunu teşkil ederler. İstatistik, elde edilen bilgi ve malzemenin yorumlanmasını kolaylaştıran bir tekniktir.
· Gruplama
· Merkeze Yığışma ölçüleri
· Dağılım Ölçüleri
· Grafiklerle gösterme
· Korelasyon ( Bağıntı )
İstatistikte korelasyon, değerler, özellikler, puanlar arasındaki bağıntıyı ifade eder. Korelasyon, iki cins veri arasındaki bağıntıyı belirtmek için kullanılan bir tekniktir.
9)Psikolojinin Uygulama Alanları
Psikolojinin Tıpta Uygulanması
Psikoloji, tıbbın akıl hastalıkları bölümünde de yararlı olmaktadır. Akıl hastalıklarının incelenmesi ve hastaların iyileştirilmesiyle ilgili çalışmalardan Psikiyatri denilen bir bilgi dalı doğmuştur. Telkin , bir duygu veya düşüncenin bir kimseye aşılanması ya da o kimse tarafından kabul edilmesidir. Hipnoz ise bir kişinin söz ve bakışla yapay olarak uyutulmasıdır.
Psikolojinin Eğitimde Uygulanması
Psikolojik ilkelerin eğitime uygulanmasından Eğitim Psikolojisi doğmuştur. Bunun sayesinde; insanların beden yapısı bakımından olduğu kadar zihin yönünden de birbirlerinden farklı olduklarını, herkesin kendine özgü bir “başarı tavanı” bulunduğunu, bunu istesede aşamadığını bilmekteyiz. Psikolojinin bu ve buna benzer verileri, herkesin kabiliyeti ölçüsünde eğitim görmesine , başka bir deyişle, “eğitimin ferdileşmesine” yardım etmiştir.
Psikolojinin Endüstri ve Ticarette Uygulanması
İnsan, ilgi duyduğu ve kabiliyetli olduğu işte çalışmalıdır. çünkü ancak böyle bir çalışma zevkli ve verimli olur.
Çalışma hayatının bilime uygun olarak düzenlenmesi, çalışanları mutlu, çalışmalarında verimli kılar.
Reklam, vitrinlerin düzenlenmesini ve satıcıların eğitilmesi sürecini büyük ölçüde etkiler.
Bugün, ticaret hayatı müşteri psikolojisini çok yakından izlemekte, alıcıyı etkilemek, isteğini uyandırmak ve inandırmak için her çareye başvurmaktadır.
Psikolojinin iş, endüstri ve ekonomiye uygulamasından bir bilim doğmuştur. Bu bilimin adı Psikoteknik‘tir.
Psikolojinin Adalet ve Askerlikte Uygulanması
Psikolojinin hukuk olaylarına uygulanmasından Adalet Psikolojisi doğmuştur. “Psikolojik verileri insanların zararına kullanmak da mümkündür.”
10)Çağdaş Psikolojide Uzmanlık Alanları
Çağdaş psikolojide uzmanlık alanlarını “Deneysel Alanlar” ve “Uygulamalı Alanlar” olarak sınıflandırabiliriz. Deneysel alanlar daha çok akademik araştırmalar içerir. Uygulamalı alanlar da akademik çalışmalarla elde edilen bilgiler pratik hayata uygulanır. Bu uygulamalardan çeşitli psikoloji alanları doğmuştur.
a) Deneysel Alanlar:
Deneysel alanlarda psikolojinin amacı daha çok teoriktir. Bilmek için araştırmak, bilimsel amaç esastır. Buna Akademik Psikoloji de denilmektedir. Bunlar:
Genel Psikoloji: Psikoloji ile ilgili prensipler ve davranışın temellerini araştıran, psikolojinin temel kavramlarına anlam kazandıran psikoloji dalıdır.
Genetik Psikoloji: Davranışların ortaya çıkmasından itibaren gelişmesini, gelişme dönemlerini araştıran psikolojidir.
Deneysel Psikoloji: Laboratuvar deneylerinin yapıldığı, hipotezlerin gerçekleşmesi ile ilgili deneysel araştırmaların sürdürüldüğü ve davranışların açıklandığı psikoloji dalıdır.
Sosyal Psikoloji: Bireyin toplumla ilişkilerini ve toplumun bireyi etkilemesi ile ilgili olaylar üzerinde araştırmalarını sürdüren psikolojidir.
Çocukluk, Gençlik, Yetişkinlik Psikolojisi: Çocukluk psikolojisi, bebeklikten ergenlik dönemine kadar olan davranışlarda, gençlik psikolojisi 12-20 yaşları arasındaki davranışlarda, yetişkinlik psikolojisi 20 yaştan itibaren meydana gelen davranış değişmelerini ve gelişmelerini araştıran psikoloji alanıdır.
Fizyolojik Psikoloji: İnsanın anatomik yapısı, sinir sistemi, salgı bezleri v.b fizyolojik olayların davranışlarla ilişkisini araştıran psikoloji dalıdır.
Karşılaştırmalı Psikoloji: Farklı cinslerde görülen davranışların karşılaştırılmasını ve farklılıklarını inceleyen psikoloji dalıdır.
Ayrıca insan davranışlarını inceleyen “insan psikolojisi”, hayvan davranışlarını inceleyen “hayvan psikolojisi” başlıca uzmanlık alanları olarak sıralanabilir.
b) Uygulamalı Alanlar:
Uygulamalı psikoloji ise deneysel alanlarda elde edilen bulguların günlük yaşamda karşılaşılan sorunların tanısını, belirlenmesini kolaylaştırmak amacıyla kullandığı alanlardır. Başlıcaları Eğitim psikolojisi, Kimlik psikolojisi, Endüstriyel psikolojisi v.b dir.
Eğitim Psikolojisi: Psikolojinin algılama, öğrenme, düşünme, motivasyon, heyacan, zeka ve kişilik çevre-insan etkileşimini araştıran, alanlarındaki bulguların eğitime uygulanması ile gelişmiş bir alandır. Eğitim ve öğretim alanındaki birçok problemin çözümünde bu teorik (kurumsal) bilgilerden yararlandırılmıştır. Gerek öğrenci, gerek öğretmen, gerek öğretim teknikleri ile ilgili yenilikler ve gelişmeler, bu çalışmaların sonucudur. Ayrıca okul hayatının fizik koşullarını düzenlemesi, daha uygun ortamlarda eğitim ve öğretim yapılmasının gereği bu araştırmaların ışığında belirlenmiştir.
Klinik Psikolojisi: İnsanların zeka, kişilik, ruh hastalıkları gibi çeşitli konulardaki problemlerinin teşhis edilmeleri ile ilgili olarak geliştirilen çeşitli teknikler üzerinde çalışılan uygulamalı psikoloji dalıdır. Kliniklerde çeşitli ruh hastalıkları teşhis edilir. Psikologlar, özellikle klinik psikolojide psikiyatristlerin yardımcısı olarak çalışırlar. İhtiyaç duyulduğunda testlerin uygulanması, değerlendirilmesi psikoloğun görevidir.
Endüstri Psikolojisi: Psikolojinin verilerinden yararlanarak endüstriyel işe göre elaman seçme, üretilen araç ve gereçleri insan yapısına uygun olarak düzenleme, çalışanların psikolojik problemlerini çözme amacıyla araştırma yapan bir daldır. Günümüzde işyerlerinin insan sağlığına uygun düzenlenmesi işin en az enerji harcanarak en uygun biçimde yapılması, kişinin fiziyolojik yapısına ve yeteneklerine uygun bir işte çalışması gibi konular endüstri psikolojisini ilgilendirir.
Üretilen malların pazarlanmasında satıcı- alıcı etkileşimi malların tanıtılması amacıyla yapılan reklamlar psikolojik verilere dayanmaktadır. Kişinin hiç ihtiyacı olmadığı halde satın aldığı eşyalar göz önüne getirildiğinde reklamın üzerimizdeki etkisi açıkca görülür.
Hukuk Psikolojisi: Hukukta psikolojinin teorik bilgilerinden yararlanan psikoloji dalıdır. Sanık ve tanığın psikolojik durumları, sorgulanması, yargılanması ve yasalar karşısında insanların tutum ve tavırlarını araştıran alanlardan biridir. Sanık ve tanığın tanımlanması, suçlu insana karşı gösterilen tavır değişmeleri, cezaevi şartlarında yapılan düzenlemeler, bu çalışmaların bir sonucudur.
11)Psikolojinin Belli Başlı Ekolleri
Ekol, bir bilim veya sanat dalında belli bir metod ve görüşü benimseyen kimselerin meydana getirdiği birliğe denir.
1. Strüktüralizm ( Zihin Yapısıyla İlgili Psikoloji veya Bilinç Psikolojisi )
Bir psikoljik araştırmada üzerinde inceleme yapılan organizmaya denek denir. İçebakış, deneğin kendi kendisini gözlemesi demektir. Başka bir deyişle denekten ne düşündüğünü, ne duyduğunu soran, kısaca ondan kendi sübjektiv halleri hakkında açıklama yapmasını isteyen metottur.
- Fonksiyonalizm ( Zihnin Görevleriyle İlgili Psikoloji )
Pragmatizm’in yani iş ve eylemi hayatın esası olarak gören ve gerçekle yararlı olanı birbirine eşit tutan öğretinin kurucuları olan bu iki düşünüre göre psikoloji ( William James (1842-1910 ) ile John Dewey ( 1859-1953 ) ), insanın çevresine uymasını sağlayan bir bilgi olmalıdır. Bunlara göre, her davranışın bir görevi başka bir deyişle fonksiyonu ( işlevi ) vardır.
- Bihevyorizm ( Davranım Psikolojisi )
Bu ekolun kurucusu Amerikalı J. B. Watson’dır.( 1878-1958 ) Bihevyorist’in gözünde psikoloji, tabiat biliminin objektif ve deneye dayanan bir dalından başka bir şey değildir. Onun teorik amacı, insan davranımlarının ( bihevyor ) ne olacağını önceden haber vermek, ve bu suretle onu kontrol altına almaktır.
- Psikanaliz
Bu ekole Derinlik psikolojisi dendiği gibi Ruhsal Çözümleme de denir. Ekolun kurucusu Viyana’lı doktor Sigmund Freud’dur. Freud, bilinçaltını insanın özü olarak kabul eder. Ona göre bilinçaltı, bilinci daha küçük bir daire gibi içine alan büyük bir daireye benzer. Alışkanlıklarımızın, eğilimlerimizin, hatıralarımızın büyük bir kısmı burada bulunur: bir kelime ile bilinçaltı, bilinç tarafından bilinmeyen bütün ruh hallerini kapsar.
Freud’un araştırmalarından çıkardığı sonuçlar şöylece belirtilebilir.
- Önceleri yaşadığımız, fakat çeşitli nedenlerle unutmak istediğimiz, başka deyişle, bilinçaltına ititiğimiz duygu ve düşünceler bizleri büyük ölçüde etkiler, bazen de hastalıklara neden olmaktadır.
- Hipnoz ve telkin yolu ile, bilinçaltına itilen duygu ve düşünceler, bilinçli hale gelince, yani hastalığa neden olan psikolojik belirti ortaya çıkınca hasta iyileşir.
Freud, insanın cinsiyet hayatı ile alın yazısı arasında çok sıkı bir ilişki olduğu kanısındadır. Freud’dan sonra psikanalizi Adler ile Jung temsil ederler. Ancak bu ünlü psikologlar, hocalarından bazı noktalarda ayrılırlar. Söz gelimi, Adler, Freud’un cinsiyete gerektiğinden fazla yer verdiğini, yaralanma ve rahatsızlıkların asıl kaynağının “Cinsiyet” değil, çoğunlukla bedensel yetersizlikten doğan “Aşağılık Duygusu” olduğunu savunur.
- Gestalt Psikolojisi:
Buna Şekil Psikolojisi dendiği gibi Bütünlük Psikolojisi de denir. Ekolün başlıca temsilcileri M. Wertheimer ( 1880-1934 ), K. Kafka ( 1889-1941 ) ve W. Köhler ( 1887-1967 )’dir. Bu ekolün mensuplarına göre, her davranış bir bütünlük içerisinde anlam kazanır. Bu bakımdan bir davranışı meydana getiren elemanları araştırmanın hiçbir yararı yoktur.
12)Psikometrik Çalışma Nedir?
1890 yılında Paris Eğitim Bakanlığı’nın karşılaştığı bir sorun, A.Binet ve arkadaşlarını, tarihteki ilk zeka testinin temellerini atmaya itti. Bakanlık, zeka seviyesi farklı çocuklara farklı bir eğitim programı sunmayı amaçlıyordu.
13)Psikolojik Savunma Sistemleri
Birincil (yemek, uyku, barınma, cinsellik…) ve ikincil (başarı, statü…) olmak üzere pek çok güdüye sahip olduğumuzu ve her güdünün, tatmin edilmediğinde organizmaya psikolojik ya da fizyolojik olarak bir şekilde zarar verdiğini düşünecek olursak kendimizi bu zarardan koruyabilmek adına savunmaya geçtiğimizi ve belli mekanizmaları devreye soktuğumuzu söyleyebiliriz. “Savunma Mekanizmaları” olarak adlandırılan bu istemsiz davranışlar günlük hayat içerisinde farkında olmaksızın kendini herhangi bir anda gösterebilir. Psikoloji literatürüne baktığımızda, psikolojik savunma sistemleri hakkında en detaylı kuramı Freud’un oluşturduğunu görüyoruz. Bugün, Freud’un düşünce okuluna bağlı olmasalar da pek çok düşünce sistemi, analitik kuramda adı geçen bu savunma sistemlerine göndermeler ve yorumlar yapmaya devam ediyor. Bu nedenle de psikolojik savunma sistemlerini sıralarken Freud’un kuramını temel almak yanlış olmayacaktır.
Mekanizmaları sıralamadan önce adı geçen savunmaların, kuramın hangi noktasında asılı olduğunu belirtmekte fayda var. Böylece bu sistemlerin işlevi de zihnimizde daha bir anlam kazanabilir. Biliyoruz ki Freud, cinsellik ve şiddet olmak üzere iki temel güdüye sahip olduğumuzu düşünüyor. Bu iki temel güdü, kişiliğimizin “id” yapısını oluşturuyor. Haz prensibiyle işleyen id, sürekli olarak tatmin arıyor. Sosyal çevre ve kültürün neyin kötü neyin yanlış olduğuna dair üzerimize yaptığı baskıysa kişiliğimizin “süper ego” yapısıyla hayat buluyor. Son yapı olan ego, işte bu temel güdülerimizle kültürel elemanlar arasında bir köprü görevi görüyor ve id’i sosyal açıdan kabul görecek yollarla tatmin etmeye çalışıyor. Bu zor görevi başarırken ise sıralayacağımız savunma mekanizmalarını araç olarak kullanıyor:
1.) Bastırma:
Freud’un savunma sistemlerinin çekirdeğinde yer alan bastırma mekanizmasında kişi, kendisini tehdit eden herhangi bir uyaranı ya da hayatına giren ve ona travmatik deneyimler yaşatan herhangi birini tamamen unutabiliyor.
Örn: Fobiler. Kişi sebepsiz bir korku duysa da bu korkunun çıkış kaynağını hatırlamıyor.
2.) Reddetme:
Reddetmede kişi, bastırmanın aksine gerçeğe dair herhangi bir bilince sahip olsa da kaygı yaratan uyaranın varlığını reddederek yok sayıyor.
Örn: Sınav sonuçları açıklandı ve kötü bir not alındı diyelim. Bu kötü notun alınmış olmadığını varsayarak, öğretmenin puanları toplarken bir yanlışlık yapmış olduğunu düşünme.
3.) Yöneltme:
Kişi kabul görmesi güç bir içtepiyi başka bir uyarana yöneltiyor.
Örn: İş yerinde patronla bir gerginlik yaşayıp siniri eve döndükten sonra, eşten çıkarma.
4.) Olayları entelektüelleştirme:
Kişi herhangi bir olayın duygusal yönünü görmezlikten gelerek, onun entelektüel açıdan göze çarpan özelliklerine odaklanıyor.
Örn: Herhangi bir yakının kaybında, üzüntü ve yas duyulacağına cenaze töreninin detaylarına takılma.
5.) Yansıtma:
İçsel bir gerçeğin yarattığı kaygı nedeniyle, kişi kişisel etmenlerle ilgili bir durumu dışarıdaki bir uyarana bağlıyor.
Örn: Herhangi biriyle tartışılırken kaybediliyorsa tartışmada haksız düşmemek adına karşıdakinin “akılsız” olduğunu söyleme.
6.) Mantık çıkarımları:
Olayların gerçek nedenlerinden farklı mantık çıkarımları yapılıyor.
Örn: Hoşlandığı kadın tarafından reddedilen bir adamın “Zaten yeterince iyi değildi” gibi bir çıkarımda bulunması.
7.) Tepki oluşturma:
Tepki oluşturma mekanizmasında kişi, istenmeyen düşünce ve davranışları reddetmekle kalmayıp, kendisinin bu düşünce ve davranışları sergileyen gruptan olmadığına inandırıyor.
Örn: Herhangi bir arkadaşından nefret eden bir kişi, ona aşırı sevgi gösterilerinde bulunuyor olabilir.
8.) Geri çekilme:
Kişi geçmişte kendisini güvende hissettiği bir gelişimsel döneme geri dönüyor.
Örn: Yaşça büyük bir çocuğun stresli olduğu bir dönemde tekrar yatağını ıslatmaya başlaması.
9.) Süblimasyon:
Saldırganlığın ardında yatan itici kuvvet olarak görülüyor.
Örn: Bir gencin içindeki saldırganlık duygularını amerikan futbolu oynayarak boşaltması.
Cevap Yaz!
You must be logged in to post a comment.