Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Son insan ve Özgür İnsan – Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt


  • Anasayfa
  • Son insan ve Özgür İnsan – Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt
Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

 

Son insan

 

Bu insan profili , Nietzsche'nin öğretisinde hep ikinci planda kalmıştır.Halbuki Zerdüşt'ün dağdan inip insanlara üstinsanı öğütlemesinden hemen sonra şöyle der ;

 
 

"…bir şeyleri var ki ,gurur duyuyorlar onunla.Ne diyorlardı , onları gururlandıran şeyin adına ? Eğitim diyorlar ; kendilerini keçi çobanlarından ayırt eden şeymiş bu!"

 
 

Bu sözden hemen sonra , son insanın özelliklerini sıralar ;

 
 

"…bakın size son insanı öğretiyorum ; "Aşk nedir? Yaradılış nedir? Hasret nedir? Yıldız nedir?" böyle soracaktır son insan ve kırpacaktır gözlerini. O zaman yeryüzü küçülmüş olacaktır, her şeyi küçülten son insan onun üzerinden sıçrayacaktır.Cinsi, toprak piresi gibidir, kökü kurutulamaz; son insan herkesten uzun ömürlü olandır. "Saadeti biz keşfettik"- derler son insanlar ve gözlerini kırparlar. Onlar yaşanması güç semtleri terketmişlerdir: zira hararet lazımdır kişiye. Henüz komşu sevilmektedir, ona sürtünülür. Zira hararet lazımdır kişiye. Hasta olmak ve kuşku duymak günah kabul edilir: sakınarak yürürler. Budaladır, buna rağmen ayakları taşa sürçen ya da insanlara takılıp tökezleyen kişi. Ara sıra bir miktar zehir: bu hoş rüyalar gördürür. Ve nihayetinde alınan fazlaca zehir, huzur içinde bir ölüm temin eder bu da. Hala çalışmaktadır kişi, zira iş eğlencelidir. Fakat dikkat edilir, eğlencenin kişiyi tüketmemesine. Artık kişi ne zenginleşir ne de züğürt kalır. Her ikisine de katlanmak güçtür Kim hükmetmek ister ki artık? Kim artık itaat etmek ister? İkisine de katlanmak güçtür. Çobansız bir sürü! Herkes aynı şeyi ister, herkes birdir: kendini farklı hisseden, gönüllüdür tımarhaneye. "Bir zamanlar dünyanın tamamı çılgındı." -deyip en kurnazları, göz kırparlar. İnsan zekidir ve olup biten herşeyi bilir: bu nedenle iğnelemelerinin sonu yoktur. İnsanlar hır gür halindedir hala, ancak çabuk barışırlar- aksi takdirde mideleri bozulur. İnsanın, gündüz için ayrı, gece için ayrı, küçük şekerlemeleri vardır: yine de değer verirler sağlığa. "Saadeti biz keşfettik"- derler son insanlar ve göz kırparlar.-"

 
 

Bu noktada şunu ifade etmek istiyorum ; "Ayak takımı" ve "Son insan" , sürüden ayrılmış , lakin karşılaştıkları çetin zorluklara direnememiş , arada bir yerde öylece kalakalmış insanlardır.Çünkü sürünün değer yargılarını yadsımakla , insanın varoluşuyla ilintili savaşım bitmez.Tersine daha da artar..

 
 

Yeniden değer tanımlamalar ve yeniden anlam vermeler arttıkça , insanın acısı da artar.Ayak takımı ve son insan , bu acıya direnemeyen insan tipleridirler.Ne kadar sürüden kopmuş olsalarda , hala sürüyle birlikte yaşarlar.

 

 

 

Özgür İnsan

 
 

Bu tip , sürüden henüz ayrılmış olan insan tipidir…ve henüz , karşılaşacağı ve aşması gereken zorlu bir yol mevcuttur.Bu o kdar çetin bir yoldur ki , az önce belirttiğim gibi , birey bazı bataklıklara saplanıp kalabilir.Bu bataklıklar , asla kurutulamayacak olan "ayak takımı" ve "son insan" bataklıklarıdır.

 
 

Nietzsche , Böyle Buyurdu Zerdüşt adlı baş yapıtında , "Dağdaki ağaç üstüne" ve "Yaratıcının yolu üzerine" adlı bölümlerinde özgür insana çeşitli öğütler verir ve tanımlar.

 
 

En önemli vurgusu , insanın özgürleşme yolundaki bazı kötü isteklere boyun eğmemesidir.Nietzsche'ye göre sürüden ayrılan ve özgürleşme yolundaki insanın içinde , açığa çıkmaya çalışan kimi kötü arzular vardır.Bunlar kötü içgüdülerdir…Vahşi köpekler!

 
 

Özgür olmak isteyen insanın , mahzenlerinde haz için havlayan vahşi köpeklerini öldüremezlerse , ayak takımı olabileceklerinden yakınır.Bu sebeple özgürleşebilmek için , önce bu kötü içgüdülerin itici gücüne başkaldırmaları gerekir…ve bu , Nietzsche'ye göre büyük bir tehlikedir.

 
 

Bu bataklıkların diğeri de , daha önce de değindiğim gibi "son insan"dır.Birey , bu süreçte yanlış tanım ve anlam vermelerle son insana da dönüşebilir.

 
 

Özgürleşmiş insanı Nietzsche , Tanrı'sına meydan okuyan bir aslana benzetir. Zerdüşt adlı eserinin "üç değişme üstüne" adlı bölümünde buna değinir.

 
 

Bu mitsel anlatımda deve gibi yük yüklenmiş ruh , çölün ucra bir köşesinde aslana dönüşür.Burada aslan , son efendisini , Tanrı'sını arayarak onunla hesaplaşmak , vuruşmak ister.

 
 

Tanrı'sını öldüren ruh , özgürleşmiştir artık..Artık kendine daha fazla hür bir ortam yaratmayı hedefler.Lakin henüz tam anlamıyla yaratıcı değildir.Gerçek yaratıcılığa , çeşitli zorlu süreçler sonunda kavuşacaktır.

 
 

Daha önceki yazılarımda da bahsini ettiğim gibi , sürüden ayrılan bireyi öncelikle "pasif nihilizm" pençesine alır. Birey , bu süreçte hayatı yadsımıştır.Fakat anlam yıkımı sebebiyle yaşadığı şok , onu yeni anlamlar aramaya itememektedir.Çünkü henüz çok güçsüzdür deve misali…

 
 

Bu pasif nihilistik dönem yara almadan atlatılırsa (…ki bu çok zordur…) , etkin bir nihilistik döneme girilir ve ruh bir nevi aslanlaşarak yeni değerler , anlamlar ve kendisine hür bir yaşam alanı arar.Etkin nihilizm ile birlikte , ruh artık özgürleşmiştir diyebiliriz.

 

"Gerçek iradesi" ey en akıllılar! Sizi yöneten ve ayartan şey bu , öyle mi?

 

Oluş halindeki herşeyi düşünebilmek iradesi ; sizin iradenize ben bu adı veriyorum.

 

Oluş halindeki herşeyi anlaşılır yapmak istiyorsunuz.Çünkü onun düşünülmesi mümkün olduğundan , haklı bir güvensizlikle şüpheleniyorsunuz.

 

Fakat o size itaat etmeli ve eğilmelidir.İradeniz bunu ister. Ruhunuzun bir aynası ve yansıması gibi düz ve zekaya kul olmalı.

 

Ey en güçlüler! Sizin kudret iradeniz tüm iradeniz bu : İyiden , kötüden ve değer biçmekten bahsettiğiniz zaman da bu.

 

Önünde diz çökebileceğiniz bir dünya yaratmak istiyorsunuz. Sizin son umudunuz ve bu yiyici olmayanlar , yani halk , üstünde bir sandalın yüzmeye devam ettiği ırmak gibidir.Ve bu sandalda susan ve debdebeli değer ölçüleri bulunur.

 

Siz iradenizi ve değerlerinizi , oluşan ırmağın üstüne koydunuz.Halkın iyi ve kötü diye iman ettiği şeyler bana eski bir kudret iradesini açıklar.

 

Ey en güçlüler! Böyle konukları bu sandallara yerleştiren ve onlara süslü ve gururlu isimler veren sizdiniz.Sizin egemen iradenizdi.

 

Irmak , sandalımızı daha ileri taşıyor ve onu taşımaya mecburdur.Kırılmış dalgaların köpürüp öfkeyle tekneye kafa tutmasından ne çıkar?

 

Ey en güçlüler! Karşı karşıya olduğunuz tehlike , iyilik ve kötülüklerinizin sonu ; bu ırmak değildir.Tersine bizzat o , kudretin iradesidir. Tükenmeyen , yaratan hayat iradesidir.

 

Fakat benim iyilik ve kötülük hakkındaki sözlerimi anlamanız için size hayat ve tüm canlılar hakkındaki fikrimi söyleyeyim.

 

Ben canlıyı izledim. Canlının özelliklerini bulmak için en büyük ve en küçük yollardan geçtim.

 

Ağzını kapadığı zaman , yüz katlı ayna ile bakışını yakaladım.Ve o göz benimle konuştu.

 

Fakat canlı bulduğum her yerde buyruğa uyma buldum.Her yaşayan , bir buyruğa uyandır.

 

İkinci nokta şudur : Kendi buyruğuna uymayan , emir altına girer.Hayatın gidişatı böyledir.

 

İşittiğim şylerin üçüncüsüde şudur : Emretmek , buyruğa uymaktan güçtür.Bunun nedeni , yalnız emredenin bütün buyruğa eğenlerin yükünü taşıyışından ve bu yükün onu kolayca ezmesinden değildir.

 

Her emir verme bence bir deneyim ve cesarettir.Canlı , emir verdiği zaman daima kendini zorlar.

 

Evet! O , kendine emir verdiği zaman emrin cezasını çekmeye mecburdur.O , kendi yasasının hakimi, intikan alanı ve kurbanı olmaya mecburdur.

 

"Bu neden böyle oldu?" diye kendime sordum.Canlıyı boyun eğmeye , emretmeye ve emrederken buyruğa uymaya kandıran şey nedir?

 

Sözümü dinleyin yiyiciler , acaba hayatın sırlarını çözüp köklerine ulaşabiliyor muyuz?

 

Canlının bulunduğu heryerde kudret iradesi buldum.Ve hizmet edenin iradesinde de efendi olmak arzusunu buldum.

 

Daha zayıfın daha güçlüye hizmet etmesi için , zayıfın iradesi kendinden daha zayıfa hakim olmaya ikna eder.Fakat o , bu isteğe sahip çıkmaz.

 

Küçük , büyüğün buyruğuna uyarken daha küçüğe hakim olmanın keyfini taşır.En büyükte kudret iradesi uğruna canına kıyar.

 

En büyüğün vazgeçmesi , cüreti , ölümle ve ölüm tehlikesiyle oynamaktır.

 

Özveri , hizmet ve sevgi bulunan yerde egemen olmak iradesi vardır.Zayıf olan , dolambaçlı yollardan kuvvetlinin kalbine ve kalesine sokulur , kudret çalar.

 

Yaşam bana şu sırrını verdi :" Bak , ben kendini daima yenmeye mecbur olanım!"

 

Siz ona üreme iradesi , hedefli bir içgüdü daha yükseğe , daha uzağa ve daha yukarıya yönelen bir içgüdü dersiniz.Fakat bunların hepsi birdir ve bir sırdır.

 

Şu noktayı reddedeceğime ölmeyi tercih ederim : Nerede aşağılama ve yaprak dökümü varsa , orada hayat kendini kudret uğruna feda eder.

 

Ben bir savaş , bir oluş , bir hedef ve çelişkiler hedefi olmaya mecburum.Benim irademi keşfeden , onun hangi eğri yollardan gitmeye mecbur olduğunu da bulur.

 

Ne yaratsam ve ne kadar sevsem az.Sonunda ona ve sevgime düşman olmaya mecburum.İradem böyle ister.

 

Ve ey sen anlayan! İrademin bir patikası ve ayak izisin.Gerçekten , benim kudret iradem , senin iradenin ayakları üstünde gerçeğe doğru yol alır.

 

Var olmak iradesini ortaya atan , gerçeği söyleyememiştir.Böyle bir irade yoktur.

 

Çünkü var olmayan bir şey , isteyemez.Ve varlığı olan bir şey daha ne varlığı isteyebilir?

 

Nerede yaşam varsa , orada irade vardır.Fakat yaşama iradesi değil , kudret iradesi.Ben bunu öğretiyorum.

 

Yaşayan için bir çok şey hayattan daha değerlidir.Ve değer biçen gibi konuşan , kudretin iradesidir.

 

Bir zamanlar yaşam bana bunu öğretti.Siz en egemenler! Kalbinizdeki bilmeceyi bununla çözüyorum.

 

Evet size söylüyorum : Sonu olmayan bir iyilik ve kötülük yoktur.O daima kendini yenmeye mecburdur.

 

Siz değer biçenler , iyi ve kötü hakkındaki sözleriniz ve değerlerinizle yanlışlık yapıyorsunuz.Bu gizli sevginizle ruhunuzun parlayışı , titreyişi ve coşması bundandır.

 

Fakat değerlerinizden daha güçlü bir kuvvet ve daha büyük bir zafer doğar.Yumurta ve kabuğu , buna çarpılarak kırılır.

 

İyilik ve kötülükle bir yaratıcı olmak isteyen , önce bir yıkıcı olmaya ve değerleri yıkmaya mecburdur.

 

En büyük kötülük,en yüksek iyilik için gereklidir.Bu iyilik ise yaratıcılıktır.

 

Acaba bu kötü birşey midir?Bunu konuşalım ey güçlüler , susmak daha kötüdür.Gizlenen bütün gerçekler zehirli olurlar.Bizim gerçeklerimizden parçalanacak herşey , varsın parçalansın!

 
Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Daha kurulacak nice yapılar var!

 

Zerdüşt böyle buyurdu…

 

Zerdüşt birgün büyük köprünün üstünden geçerken etrafını sakatlar ve dilenciler aldı. Bir kambur ona şöyle dedi:

 

"Bak Zerdüşt, halk da senden birşeyler öğreniyor ve senin mezhebine inanıyor. Ama halkın sana tamamen inanması için birşey daha gerekir: Biz sakatları da ikna etmelisin. Bak içimizde her çeşidi var. Körleri gördürebilirsin, kötürümleri yürütebilirsin, kamburları biraz düzeltebilirsin. Zannederim ki sakatların Zerdüşt'e inanması için en iyi çare budur."

 

Zerdüşt konuşana şu cevabı verdi: "kamburun kamburluğunu alsak canı da alınmış olur. Halk buna inanır. Ve eğer körün gözünü geri versek, dünyada kötü şeyleri çok görür ve bu yüzden kendisine şifa verene lanet eder. Kötürümü yürüten, ona en büyük zararı verir, çünkü yürümeye başlayınca günahlar da onunla beraber harekete geçer. Halk kötürümler için böyle der. Ve eğer halk, Zerdüşt'ten birşey öğreniyorsa Zerdüşt halktan niye birşey öğrenmesin?
 

Fakat ben, insanlar arasında bulunalı beri görüyorum ki, birinin tek gözlü, öbürünün sağır, bir üçüncüsünün de topal oluşu ve başka birinin dilini, burnunu veya kafasını kaybetmiş olması önemsiz şeydir.

 

Ben daha kötü şeyler gördüm ve görüyorum. Öyle ki, hepsini anlatamam. Bazıları hakkında da susmam. İnsanlar vardır ki, herşeyleri eksiktir, fakat yine de birşeyleri fazladır. İnsanlar vardır ki; büyük bir gözden, büyük bir ağızdan, büyük bir karından veya herhangi bir organdan başka birşey değildirler. Bunlara ters kötürümler derim.

 

Yalnızlığımdan dönüp de ilk defa bu köprü üzerinden geçerken gözüme inanamadım. Bir baktım, bir daha baktım. Sonunda şöyle dedim: " Bu bir kulaktır, bir insan kadar büyük bir kulak."
 

Daha dikkatli baktım; kulağın altında bir şey kımıldıyor ki, acınacak kadar küçük ve çelimsizdi. Gerçekten o muazzam kulak küçük ince bir sapın üstünde oturuyordu. Sap bir insandı. Gözünün önüne bir mercek koyan onda; küçük, kıskanç bir surat ve bulanık bir ruhçuk ta görebilirdi. Fakat halk bu büyük kulağın yalnız bir insan değil, büyük bir insan, bir dahi olduğunu söylüyordu. 
 

Fakat ben halka, büyük insandan söz ettiği zaman hiçbir şekilde inanmadım. Ve büyük insan dedikleri şeyin bir kötürüm olduğuna ve bir çok şeyinin eksik, yalnız bir şeyinin fazla olduğuna hükmettim."

 

Zerdüşt, kambura ve onun temsil ettiklerine bu sözleri söyledikten sonra derin bir kederle çömezlerine döndü ve şöyle dedi :

 

Gerçekten dostlarım ben insanlar arasında, insan kırıntıları ve oranları arasındaymışım gibi dolaşıyorum.

 

Gözüm için en korkunç şey, insanı paramparça olmuş; bir savaş sahasında veya kasap dükkanındaymış gibi görmektir.

 

Gözüm bugünden geçmişe kaydığında da aynı şeyi görür. Parçalar, organlar ve korkunç rastlantılar. Fakat hiçbir insan göremiyor.

 

Dünyanın şimdiki ve geçmişteki hali; ah dostlarım, benim en tahammül edemediğim şey budur. Eğer ben gelecek şeyleri de gören bir veli olmasaydım nasıl yaşardım?

 

Bir görücü, bir isteyici, bir yaratıcı, bizzat bir gelecek ve geleceğe bir köprü. Ve üzgünüm bu köprünün üstünde bir kötürüm. Zerdüşt işte budur.

 

Siz de çok defa soruyorsunuz. Zerdüşt kim? Bu bizim neyimiz. Bana olduğu gibi kendinize de soruyorsunuz.

 

O, bir adayıcı mıdır, bir gerçekleştirici midir, bir fatih midir, yoksa bir varis midir, bir güz müdür, yoksa bir sapan demiri midir, bir hekim midir yoksa bir şifa bulan mıdır?

 

Bir şair midir yoksa bir gerçek midir? Bir kurtarıcı mıdır yoksa bir bağlayıcı mıdır? Bir hayır mıdır yoksa bir şer midir?

 

Ben insanlar arasında geleceğin parçaları arasındaymışım gibi dolaşıyorum, gördüğüm geleceğin.

 

Benim bütün şiirim ve düşüncem : Parçaları, bilmeceleri ve korkunç rastlantıları tek parça haline getirmektir.

 

Ve eğer insan; şair, bilmece çözen ve rastlantıdan kurtaran olmasaydı , insan olmaya nasıl dayanabilirdim?

 

Geçmişleri kurtarmak ve bütün "Böyleydi "leri " Böyle istiyordum" haline getirmek. Bence kurtuluş budur.

 

İrade kurtarıcı ve sevinç getiricinin adı budur. Dostlarım size bunu öğrettim. Fakat şunu da öğrenin; bizzat irade henüz hapistir.

 

İrade kurtarır. Fakat kurtarıcıyı da zincire vuran şeyin adı nedir? "Böyleydi" iradenin diş gıcırtısı ve en çileli derdi budur. Olmuş şeylere karşı iktidarsız olan için, bütün geçmişlere karşı kötü bir seyircidir.

 

İrade geriye gitmesini istemez. Zamanı ve zamanın tutkularını kıramaması, iradenin en çekilmez derdi budur.

 

İrade kurtarır. Kederinden kurtulmak ve zindanın alayından kurtulmak için irade ne bulur?

 

Ah, her tutsak bir çılgın olur ve tutsak irade de kendisini çılgınca kurtarır.

 

Zamanın geri gitmemesine kızar. Geçmiş, onun yuvarlayamadığı taştır. O böylece gam ve hiddet taşları yuvarlar ve kendisi gibi gam ve öfke duymayandan intikamını alır.

 

İrade, böylece bir kurtarıcı ve bir acı verici oldu. Ve acı çekebilen herşeyden de geriye gidemediği için ,intikam alıyordu.

 

İntikam : iradenin zamana ve geçmişe karşı tiksintisinden ibarettir.

 

Gerçekten, irademizde de büyük bir delilik var. Ve bu iradenin espri öğrenmesi her insani şeye bir lanet oldu.

 

Kin ruhu: Dostlarım, insanları şimdiye kadar en çok düşündüren buydu. Ve acı olan her yerde ceza bulunmalıydı.

 

Bu ceza, intikamın kendi kendisine verdiği addır. o, bu yalan söze sığınarak iyi vicdanlı görünmek ister.

 

İrade, geçmişi kapsamadığı için ıstıraplıdır. Onun için bizzat irade ve hayat birer ceza olmalıdır.

 

Sonunda ruhun üzerine bulutlar yığılır ve şu çılgınlık hükmü meydana gelir: "Herşey sona eriyor, onun için herşey bitmeye layıktı. Zamanın çocuklarını yemesi yasası bizzat adalettir." Delilik bunu telkin eder.

 

"Herşey hukuk ve cezaya göre ve ahlaki bir sıraya uydurulmuştur. Öyleyse olayların akışından ve varlık cezasından kurtuluş nerede?" delilik bunu söyler.

 

" Sonsuz bir hukuk varsa kurtuluş olabilir mi? Ah 'böyleydi' taşı, kımıldatılmaz. (Yani geçmişe etki edilemez) O halde, bütün cezalar sonsuz olmalı", delilik bunu söyler.

 

"Hiçbir eylem yok edilemez, ceza ile nasıl olmamış hale gelir. Varlık denen ceza şundan dolayı sonsuz: O daima eylem ve suç olmaya mecburdur. Meğer ki irade kendini kurtarsın ve istemek, istememek haline gelsin". Fakat kardeşlerim, bu bir çılgınlık masalıdır.

 

Ben, irade yaratıcır, dediğim zaman sizi bütün bu masallardan uzaklaştırmış oldum.

 

Yaratıcı irade "Böyle istiyordum, böyle isteyeceğim" deyinceye kadar "Böyleydi" hükümleri bir kırıntı, bir bilmece ve bir korkunç rastlantıdan ibarettir.

 

Fakat böyle konuşuyor muydu, bu ne zaman olacak? İrade kendi deliliğinden korunabilir mi?

 

İrade bizzat kendisinin kurtarıcısı ve sevinç getiricisi oldu mu? Kini ve diş bilemeyi unuttu mu? Ona zamanla barışmayı ve bütün barışmaların daha üstünde olan şeyi kim öğretti?

 

Kudret isteyen irade, barışmaktan daha üstün bir şey istemelidir. Bu nasıl oluyor? Geçmişi istemeyi ona kim öğretti?"

 

Zerdüşt sözünün burasında birdenbire durdu. Pek fazla korkmuş gibi bir hal aldı. Korkmuş gözlerle şükredenlere baktı. Bakışı, onların fikirlerini ve içlerinde saklananı bir ok gibi deldi, fakat az sonra yine gülümsedi ve tatlılıkla şöyle dedi:

 

" İnsanlarla beraber yaşamak güç; çünkü susmak güç, hele bir geveze için."

 

Zerdüşt böyle dedi. Fakat kambur, konuşmayı dinlemiş ve bu sırada yüzünü örtmüştü. Fakat Zerdüşt'ün güldüğünü duyunca soran bakışlarla gözünü açtı ve yavaşça şöyle dedi:

 

- " Fakat Zerdüşt şükredenlerine neden bizimle konuştuğu gibi konuşmuyor? "

 

Zerdüşt cevap verdi: "Bunda şaşacak ne var? Kamburlarla kamburca konuşulabilir.

 

- "Pekala " dedi kambur, "öğrencilerle de okul dedikodusu yapılır. Fakat Zerdüşt neden öğrencileriyle kendisiyle konuştuğu gibi konuşmuyor?"

 

 

Ormanı severim.Şehirlerde yaşamak kötüdür.Orada çok azgın var!

 

Azgın bir dişini rüyasına girmektense , bir katilin eline düşmek daha iyi değil midir?

 

Ve şu erkeklere de bakın ; gözlerinden , dünyada bir kadınla yatmaktan daha iyi bir şey olmadığı okunuyor.

 

Ruhlarının dibi bataklık.Bataklıklarının bir de zekası varsa , ne yazık!

 

Bari hayvan olarak mükemmel olsaydınız.Fakat hayvan olmak için de masum olmak gerekir.

 

Duygularınızı öldürmenizi mi önereyim? Duygularınızda namus öneriyorum.

 

Size namusu mu önereyim? Namus bazılarınca bir erdemdir.Fakat bir çokları için de , hemen hemen bir günahtır.

 

Şunlar kendilerini tutarlar , fakat şehvet denen dişi köpek , yaptıkları herşeyde kıskançlıkla sırıtır.

 

Erdemlerinin zirvesine ve soğuk zekalarına kadar onları bu hayvan ve onun huzursuzlukları izler. Ve şehvet köpeği , kendisinden biraz et esirgendiğinde bir parça akıl için dilenmesini nasılda biliyor.

 

Siz dramları ve kalp burkan şeyleri seversiniz.Fakat ben , sizdeki dişi köpeğe karşı güvensizim.

 

Gözleriniz bana pek zalim gelir ve sıkıntı içinde olanlara şehvetle bakarsınız.Şehvetiniz , kılık değiştirerek acıma ismini almadı mı?

 

Size şu sembolü veriyorum : Şeytanlarını kovmak isterken bizzat bataklığa gömülenler az değildir!

 

Namus , kime güç gelirse vazgeçmelidir. Ta ki bir cehennem yolu olmasın.Bu , ruhun bataklığı ve azgınlığıdır.

 

Kirli şeylerden mi söz ediyorum? Bence işin en kötüsü bu değildir.

 

Olgun olan , gerçeğin suyuna kirli olduğu zaman değil , sığ olduğu zaman girmeyi sevmez.

 

Gerçekten , tam anlamıyla namuslu olanlar vardır.Bunlar temiz kalplidirler.Sizden daha çok ve daha sevimli gülerler.

 

Onlar namusa da gülerler."Namus nedir?" derler.

 

Namus delilik değil midir? Fakat bu delilik bize geldi.Biz ona gitmedik.

 

Biz bu konuğa barınak ve gönül verdik.Şimdi bizimle oturuyor.İstediği kadar kalsın.

 

Zerdüşt böyle buyurdu…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Son insan ve Özgür İnsan – Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
30 Kasım 2011 Saat : 12:33

Son insan ve Özgür İnsan – Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik