Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

AİDS (HİV) – Bulaşma yolları ve Riskler – Dünya aids günü hakkında

AİDS (HİV) – Bulaşma yolları ve Riskler – Dünya aids günü hakkında

 

1 Aralık Dünya AIDS Günü ve izleyen Günler hastalığın işlendiği bir haftadır.

AIDS 1980ˊlerde ortaya çıktı. Dünya Sağlık Örgütü AIDS için seferber edildi ve Ocak 1999ˊda ˊHangi ülkeden gelmiş olursa olsun HIV/AIDS ile yaşayan insan sınır dışı edilemez, aşağılayıcı muamele ya da ayrımcılık uygulanamazˊ diye deklarasyon bile yayınladı. AIDS, HIV virüsü nedeniyle insanlarda bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan bulaşıcı bir hastalıktır.

AIDS sözcüğü, İngilizce Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu/EBES) kelimelerinin akronimidir. İnsan bağışıklık yetmezliği virüsü (HIV), bağışıklık sistemine yavaş yavaş nüfuz ederek vücudun enfeksiyonlara karşı direncini yok eder ve bireyi çeşitli enfeksiyonlara ve rahatsızlıklara karşı korunmasız hale getirerek sonunda ölüme sebebiyet verir.

AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve bu süreçte ölümcül enfeksiyonlara ve kansere sıklıkla rastlanır.HIV virüsünü taşıyan kişiye HIV Pozitif denir. Kavram bütünlüğü sağlamak açısından yaygın olarak HIV/AIDS birleşik terimi kullanılır. HIV virüsü kana bulaştıktan sonra uzun yıllar belirti vermeyebilir ve kişi kendini iyi hissedebilir. Bazı vakalarda, HIV pozitif bir kimsenin 8 ila 10 yıl AIDSˊe yakalanmadığı görülmüştür. Bulaşma gerçekleştikten 3 Ay sonra yapılan ELISA testleri en doğru sonucu verir.

 "Human Immunodeficieny Virus (İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) kelimelerinin baş harfleri ile adlandırılmış HIV virüsü, bağışıklık sisteminin içine yerleşerek, bireyin bağışıklık sistemini zayıflatan bir virüstür. Kanında HIV virüsü bulunan kişilere HIV pozitif denir. AIDS bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Mikrobu HIV adı verilen virüstür. HIV girdiği vücudun, mikroplara karşı koyma yeteneğini sağlayan bağışıklık sistemini etkileyip yok eder. Direnci azalan vücutta, HIVˊin etkisinin yanı sıra, çeşitli mikroplar da hastalıklara neden olurlar. HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. Anti-HIV antikorların ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır

 AIDS hastalığı belirtilerinin kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre, 3-15 yıl, hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar. HIV bulaştığı vücutta çeşitli hücrelere, özellikle CD4T kan hücrelerine yerleşerek çoğalır. Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlanan uçuk, pamukçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük, tüberküloz, akciğer hastalıkları gibi belirtiler ortaya çıkar. Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir.

224 Sayılı Hıfzısıhha Kanununa göre AIDS bildirimi zorunlu bir hastalık ama gizlilik içinde sır saklama ilkesi ihmal edilmeden, isimsiz bildirim yapılması gerekiyor.

Türk Ceza Kanunu açısından AIDS bulaşıcı hastalıklar arasında değerlendirilmediği için hastalara resmi işlem yapılması yükümlülüğü yok.

AIDS, Acquired Immuno Deficiency Syndrome kelimelerinin kısaltması olarak ortaya çıkmış ve Edinilmiş Yetersiz Bağışıklık Sistemi Sendromu olarak Türkçe'ye çevrilmiştir.İlk AIDS tanısı 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde bir hastaya konmuştur. O günden bugüne AIDS tüm dünya için bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Epidemi görünür bir hızla ilerlemektedir. WHO verilerine göre dünya üzerinde 18 milyon erişkin ve adölesan, 1.5 milyon çocuk HIV ile enfekte durumdadır. Bugün dünya üzerinde 4.5 milyon üzerinde AIDS hastası vardır. AIDS' ten etkilenen kadın hasta sayısı giderek artmaktadır. Aynı yıl 5 ile 10 milyon arasında çocuk AIDS nedeniyle anne ya da babasını kaybetmiş olacaktır. 2000 yılında 30 – 40 milyon kişi HIV ile enfekte olacak ve bu bireylerin %90'ı gelişmekte olan ülkelerde bulunacaktır.



Genel bilgiler

HIV virüsü, insan vücudunda hastalıklara karşı direncini sağlayan bağışıklık sistemini etkisiz hale getirmektedir. Vücut bağışıklık sisteminin etkisiz hale gelmesi, virüsten etkilenmeden önce kolayca baş edebildiği diğer hastalık mikroplarıyla artık çarpışamayacak duruma gelmesi demektir. Bu da basit bir enfeksiyonun bile ölümcül olmasına sebep olabilir. AIDS hastalarının yarısından çoğu bağışıklık sistemlerinin etkisiz hale gelmesi yüzünden basit enfeksiyonlara yenilerek hayatlarını kaybetmişlerdir.

İnsan vücudu bir defa HIV virüsü ile enfekte olmuşsa artık bu virüsün hiçbir şekilde yok edilmesi yada vücuttan atılması mümkün değildir. Fakat, virüsün etkilerine engel olmak için bir takım ilaçlar geliştirilmiştir. Bunlardan ilki ve en çok bilineni AZT (Zidovudine) adı verilen ilaçtır. Bu ilaç virüsün çoğalmasını engellemektedir. AZT AIDS virüsünün meydana getirdiği belirtilerin görünmesini engellemekte ve AIDS' li hastanın yaşamının kısmen de olsa uzamasını sağlamaktadır.



Bulaşma yolları

Seksüel birleşme, uyşturucu kullanıcılarının enjektyörlerini paylaşması ve kan transferidir.

AIDS dokunma, öpüşme, solunum gibi dış kontaklarla bulaşan bir hastalık değildir. Ayrıca AIDS evcil hayvanlardan, tuvaletlerden, yüzme havuzlarından, tabak yada bardaklardan bulaşıcı özellik göstermez. Bu nedenle insanların AIDS' li hastalara yaklaşmaması yada onları toplumdan dışlaması hem gereksiz hem de yanlış bir tutumdur. Çünkü AIDS' li bir hastaya dokunarak veya yanında bulunarak AIDS' e yakalanmanın mümkün değildir.



Risk Grupları

Kontrol edilebilir riskler

Çok eşli yaşam sürdürmek

Eşcinsel ilişkide bulunmak

Damar yoluyla uyuşturucu madde kullanmak

Kontrolümüz dışında kalan riskler



AIDS mikrobu taşıyan annelerin doğum yapması

AIDS yönünden test edilmemiş kan ve kan ürünlerinin kullanımı

AIDS mikrobu taşıyan cerrahi aletler ve akupunktur iğneleri ile tedavi yapılması

AIDS mikrobu taşıyan döğme aletleriyle vücuda döğme yapılması



Klinik belirtiler

Fiziksel ve zihinsel aktiviteleri etkileyen, sebebi açıklanamayan aşırı bir yorgunluk.

Zayıflama yada diet gibi herhangi bir aktivite söz konusu olmadan iki aydan kısa bir sürede 7-10 kilo kaybı.

Birkaç haftanın sonunda ateşin açıklanamayacak bir şekilde 39 derecenin üstüne çıkması.

Uyku sırasında kişinin üstünü sırılsıklam edecek derecede terleme.

Sebebi bilinmeyen bir şekilde vücuttaki salgı bezlerinin şişmesi.(Özellikle boğazda, boyunda ve koltuk altında bulunan lenf bezlerinin şişmesi)

Dilin üzerinde ve ağız içinde beyaz noktalar yada lekelerin oluşması.

Israrla devam eden ishal.

Herhangi bir solunum enfeksiyonuyla meydana gelen ve çok uzun süren kuru – Öksürük. Özellikle öksürükle birlikte oluşan nefes darlığı.

Deri üstünde yada altında oluşan kat kat, yada yükselen bir şekilde leke ve şişliklerin meydana gelmesi. Başlangıçta çürükmüş gibi algılanabilir fakat bunlar zamanla kaybolmazlar ve genellikle etraflarındaki derilerden çok daha serttirler.



Hastalığın seyri

HIV ile enfekte olmuş insanların bazıları hiçbir zaman kendilerini hasta hissetmeyebilirler. Fakat onlar da virüsü seksüel birleşme yada diğer yollarla başka insana bulaştırabilirler. Bu insanlarda bulunan enfeksiyona asymptomatic (BELİRTİSİZ) enfeksiyon ismi verilir. Bu tür insanlara "TAŞIYICI" adı verilmektedir. Bu insanlar hiç bir zaman virüsün enfeksiyonundan etkilenmez, ancak sadece bulaştırıcı etmen rolü oynarlar.

HIV virüsü hakkında açıklamalar kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Çünkü enfeksiyonların sınırı insanların yakalandığı mantarsal, bakteriyel ve viral hastalıklarla birlikte çok geniştir. Fakat çok sık duyduğumuz iki hastalık Kaposis Sarcoma ve Pneumocystic Carinii Pneumonia'dir.



Kaposi Sarcoma kan hücresi kanseri olarak bilinir. Kan kanseri hastalarının derilerinde portakal rengi bölgeler oluşmaya başlar. Bu bölgelerin vücut içinde olması ve dışarıdan görünmemesi de olasılıklar dahilindedir. Zamanla oluşan bölgelerin sayısında ve büyüklüğünde iki kat artma görülür. Hastalık zaman geçtikçe vücudun her tarafını sarar.



Pneumocystic Carinii Pneumonia AIDS hastalarında en çok görülen fırsatçı enfeksiyondur. Hastalığa protozoan adı verilen tek hücreli mikroskopik bir canlı organizma neden olur. PCP hastalarında hastalığın ortaya çıkmasıyla beraber şiddetli yorgunluk, kilo kaybı, ateş, kuru öksürük ve nefes almakta güçlük görülmeye başlar. Hastalığın şiddetli olması nedeniyle hastanın mutlaka bir hastanede kontrol altına alınması gerekir. PCP' de diğer AIDS ilgili hastalıklar gibi tedavi edilebilir; fakat bağışıklık sistemi ve ilgili problemlerin yok edilmesi mümkün olmamaktadır.



AIDS hastaları, şaşkınlık, hafıza kaybı, denge kaybı, kekeleme, felç gibi problemler oluşturabilen bazı enfeksiyonlardan kolayca etkilenebilirler. Bu problemler beyinin direk olarak HIV virüsü ile etkilenmesinden yada texaplasmosis adı verilen bir hastalıktan kaynaklanmaktadır. Görülen diğer hastalıkların HIV enfeksiyonu taşımayan kişilerde görülmesi çok nadirdir.



Korunma

Sperm, vajinal akıntılar ve kan gibi AIDS virüsünün bulunabileceği vücut sıvıları ile teması önleyiniz. Yeni tanıştığınız veya şüphelendiğiniz bir kişiyle cinsel ilişkide bulunacak iseniz, ilk temastan itibaren devamlı prezervatif (kondom) kullanınız ve kullanma tarifine tam olarak uyunuz.

Alkol ve uyuşturucunun düşünme yetisini zayıflatarak sağlıklı kararlar almayı engellediği ve seks yaşamında olumsuz etkilere neden olduğu unutulmamalıdır. Damar yoluyla uyuşturucu madde kullanma alışkanı iseniz, kesinlikle başkasına ait enjektör kullanmayınız. Kendi iğnenizi ya da enjektörünüzü de başkasına ödünç vermeyiniz.



Virüsü almış olduğunuzu düşünüyor ve gebe kalmayı planlıyorsanız derhal doktora danışınız. Virüsü almış kadınların çocuklarının HIV' li doğma şansı %30'dur. Gebelik ve HIV ile ilgili kararları almak kolay değildir. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin, (şüpheleri varsa) hamilelik gerçekleşmeden önce bir hekime başvurmaları yerinde olur. Bu anne adayı için olduğu kadar baba adayı için de geçerlidir.



Kanamaya neden olan her türlü girişimde (enjeksiyon, kulak deldirme, akupunktur, döğme, diş muayene ve operasyonları gibi) tek kullanımlık araç gerecin tercih edilmesine ve aletlerin sterilizasyonunun gereği gibi yapılmasına dikkat edilmelidir.



Etkin bir korunma yöntemi: prezervatif

AIDS' e karşı korumanın en etkili yolu cinsel birleşme sırasında prezervatif kullanmaktır. Prezervatiflerin delinme yada patlama olasılığı %2'dir; buda ancak üretim hatalarından kaynaklanabilir. Fakat bireylerin prezervatifi uygun bir şekilde kullanmaması bu oranı bir miktar daha arttırabilmektedir.

Latex prezervatifler AIDS virüsünün meydana getirdiği enfeksiyonlara karşı korunmanın en etkin yoludur. Çünkü prezervatifler virüsün bir kişiden diğerine geçmesini engelleyecek fiziksel engel görevi yaparlar. Bu nedenle, AIDS veya herhangi bir zührevi hastalığa yakalanma riskini azaltmak için prezervatif kullanılması gerekmektedir. Prezervatifler ayrıca oral seks esnasında meydana gelebilecek riskleri azaltmak içinde kullanılabilir. Prezervatifler konusunda bilinmesi gereken bazı küçük fakat önemli husular vardır. Bunlar:



İyi kalite ve latex prezervatif alın.

Prezervatifi ilişkiye başlamadan kullanın.

Prezervatifin ucunda meninin akabileceği kadar yaklaşık 1/2 inch (yaklaşık 1.3 cm) boşluk bırakın.

Kayganlaştırıcı olarak yağsız maddeler kullanın.Hiçbir zaman vazelin gibi yağlı maddeleri kayganlaştırıcı olarak kullanmayın. Yağ bazlı maddeler, prezervatif yüzeyinin incelmesine yada delinmesine neden olabilir.

Ereksiyondan sonra prezervatifi tepesinden tutun ve çıkartın.

Prezervatifi çıkarttıktan sonra plastik torbasına koyun ve güvenli bir şekilde çöpe atın.



Laboratuar çalışmaları Latex prezervatiflerin AIDS virüsünün bulaşmasını engellediğini göstermektedir. Fakat kuzu bağırsağından yapılan doğal prezervatifler aynı korumayı sağlayamamaktadır.



Son Kullanma Tarihini Mutlaka Kontrol Edin ! Prezervatiflerde kısa sürede bozulabilir. Prezervatifin sıcak yerlerde bulunması da bozulmasına neden olur. Prezervatif kutularının üzerinde son kullanma tarihi bulunmaktadır. Prezervatifin üretim tarihiyle son kullanma tarihi hiçbir zaman karıştırılmamalıdır. Eskimiş prezervatiflerin kullanılması kişiye hiçbir koruma sağlamayacaktır.



Su bazlı kayganlaştırıcıların cinsel birleşme esnasında kullanılmasında bir sakınca yoktur. Fakat prezervatifin incelmesine yada delinmesine neden olacak yağlı maddeler kullanılmamalıdır.



Etkili koruma sağlamak için, prezervatifler belirtilene uygun şekilde kullanılmamalıdır. Prezervatiflerin kullanılması çok kolay olsa da izlenmesi gereken bazı kurallar vardır, bu kurallar genellikle prezervatif kutuları üzerinde yazılı

bulunmaktadır. Prezervatifleri hiçbir zaman ikinci kez kullanmayın !Kullandığınız prezervatifleri atın ve cinsel birleşmeye gireceğiniz her zaman yeni bir prezervatif kullanın. 



Testler

HIV'i tesbit etmek için uygulanan testler;



Tarama Testleri 

Anti HIV- ELISA ( Enzyme Linked Immunosorbent assay) testi

Aglutinasyon esasına dayanan testler (lateks, hemaglutinasyon vb.)



Doğrulama testleri 

Anti HIV- Western Blot testi

HIV mevcudiyeti ve yoğunluğunun RT-PCR (Polymerase Chain Reaction) ile tayini,



Takip testleri

p24 core antijen tayini

p24 antikor tayini

Virüsü alan kişi virüse karşı antikor (bağışıklık maddeleri) üretir. Anti-HIV testi bu antikorların varlığını gösterir.

Pozitif sonuç virüsün vücutta bulunduğunun işaretidir. HIV virüsü taşıyan bir kişide hastalık belirtileri on yıl hatta daha geç ortaya çıkabilir. Fakat bu süre içinde HIV testi pozitif olan kişi gerekli önlemleri almazsa hastalığı başkalarına bulaştırabilir. HIV testi yaptırmanın önemi buradan kaynaklanır.



Bazı önlemlerle, test sonucu pozitif olan kişinin kendisi ve çevresi için zararlı olması engellenir. Virüsün tekrar tekrar bulaşması önlenebilirse, düzenli ve sürekli doktor kontrolü ile HIV virüsü taşıyan kişide AIDS'le ilgili hastalıkların ortaya çıkması gecikir. Virüsü taşıdığını bilen kişi güvenli seksle cinsel eşini virüse karşı koruyabilir, Doğacak çocuğun hastalıklı olmaması için gebeliğe karşı önlemler alınabilir.



Kitlesel taramalar için serolojik testler uygun değildir. Çünkü bu testlerin %0.1 oranında yalancı pozitif reaksiyon verme olasılığı olup gereksiz yere birçok yalancı pozitif vakanın ortaya çıkmasına neden olunacaktır. Diğer taraftan bu tür tarama testleri çok pahalı ve zaman alıcı olup sarfedilen para yanında yararlılıkları çok sınırlıdır. Bunun yerine hikayesinde HIV enfeksiyonu için riskli davranış ve durumların olduğu kişilerde bu testin yapılması daha etkin ve yararlı olur. Yaşamında HIV enfeksiyonu için riskli bir durumu olmayan kişilerin bu testi yaptırmalarına gerek yoktur.



Negatif test sonucu vücutta hiçbir şekilde virüs bulunmadığı anlamına gelmektedir. Negatif test sonucunun olası iki açıklaması vardır. Bunlar;



Test yapılan kişi virüs tarafından enfekte olmamıştır.

Vücut daha önce bir enfeksiyona maruz kalmış fakat vücut virüsü belirleyecek antibody'i geliştirecek zaman bulamamıştır. Vücutta virüsün olup olmadığını belirleyen antibody'nin gelişme evresi iki ila sekiz hafta arası olmasına rağmen bu sürenin bir yıla kadar uzaması olasıdır. Eğer virüsün varlığı konusunda herhangi bir kuşkuya düşülmüşse testin 6 ayda bir tekrarlanması gerekmektedir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
13 Nisan 2012
Okunma
bosluk

içerik