Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Büyük patlama – Big Bang Teorisi nedir – Yüzyılın Deneyi neyi amaçlıyor

Büyük patlama – Big Bang Teorisi nedir – Yüzyılın Deneyi neyi amaçlıyor

Büyük Patlama teorisine göre evren, bundan 15 milyar yıl önce çok büyük, hayal bile edilemeyecek kadar şiddetli bir patlama ile ortaya çıktı. Büyük Patlama'dan önce neyin var olduğunu soramazsınız, çünkü her şey Büyük Patlama ile ortaya çıktı. Büyük Patlama'dan önce nelerin olup bittiğini de soramazsınız, çünkü zamanın kendisi de Büyük Patlama ile başladı.

Büyük Patlama bir enerji patlamasıydı. bir saniyeden çok daha kısa bir zaman sonra soğumaya başladı. foton adı verilen ışık parçacıkları ortaya çıkarak her yöne doğru yayıldılar. soğuyan ateş topu, atom parçacıklarından oluşan koyu bir çorbaya dönüşerek hidrojen ve helyum gazlarını ortaya çıkardı. ateş topu değişerek, köpüren, sisli bir madde bulutuna dönüştü. öyle yoğundu ki ışık ışınları bulutun içinde yayılamıyorlardı. bu nedenle çok karanlıktı. gaz atomları yavaş yavaş dev kümelenmelere dönüştü, daha sonra yeniden ısınan bu kümelenmeler ilk galaksileri oluşturdu. birkaç bin yıl sonra evrenin sıcaklığı birkaç bin dereceye düştü ve sis dağıldı. ışık serbestçe yayılma imkanı buldu. galaksiler oluşmaya başladı ve evren bugünkü saydam görünümünü aldı. yaklaşık on milyar yıl sonra Samanyolu olarak adlandırılacak bir galakside Güneş, Dünya ve diğer gezegenler ortaya çıktı. Dünya üzerinde ilkel yaşam biçimleri gelişti. bu canlıların geçirdikleri evrim sonucunda da insan ortaya çıktı. Büyük deha Newton sonsuz büyüklükte ve değişmeyen bir Evren modeline inanıyordu. Oysa Newton’un yerçekimi yasaları bu Evren modeli ile çelişiyordu. Nasıl oluyordu da Evren’in başlangıcından beri tüm madde birbirini çekip tak bir hal almıyordu. Newton’un fiziğindeki eksiği Einstein ortaya koyduğu formülle tamamlıyordu. Kant gibi bir felsefecinin “Saf Aklın Eleştirisi” eserinde zihnin çözemeyeceği sorunlardan biri olarak gördüğü ve “zihin bu sorunu çözemez” dediği bu konuyu kuramsal olarak ilk kez ortaya koyanlar Rus fizikçi Alexander Friedmann ile Belçikalı papaz ve bilim adamı Georges Lemaitre oldu. Friedmann ve Lemaitre’e göre; Evren’in genişlemesini geri sardığımızda Evren tek bir bileşimden patlayarak oluşmuş ve tek bir atomdan ortaya çıkmıştı. Gözlemsel olarak Evren’in sürekli genişlediğini 1929’da ortaya koyan Amerikalı astronom Edwin Hubble oldu. Hubble o dönemin en gelişmiş teleskopu ile gözlemler yapıyordu ve Doppler etkisine dayanarak tüm galaksilerin birbirinden uzaklaştığını, böylece Evren’in genişlediğini gözlemsel olarak buldu. Böylece Hubble, görmediğimize inanmayız diyenlere “Gördüğünüze inanmalısınız” dercesine genişlemeyi ispatladı. Doppler etkisine göre, uzaklaşan cisimlerin dalga boyları ışık dalgalarının spektrumunda uzar; böylece kırmızıya kayar. Cisimler yaklaşıyor ise dalga boyları kısalır, böylece maviye kayar. Galaksilerden gelen ışığın kırmızıya kayması tüm galaksilerin birbirinden uzaklaştığını gösteriyordu. Lemaitre ve Friedmann’ın kuramsal olarak ortaya koyduğu genişleyen Evren modeline bu iddiaya kendi formüllerinden ulaşılan Einstein bile inanmamıştı. Fakat Hubble’ın ortaya koyduğu gözlemsel delil ile dönemin en büyük fizikçisi Einstein, daha önce katılmadığı bu fikri artık kabul ettiğini ve daha önceden bu düşünceye inanmamasına neden olan görüşlerinin hayatının en büyük hatası olduğunu itiraf etti. Böylece Evren’in dinamik, sürekli genişleyen yapısı gözlemlerle doğrulanmış bir şekilde anlaşıldı. Fizik kurallarının Yaratıcısı, tarihteki en büyük tartışmalardan birinin cevabını kesin deliller ile dolu Kuran’ında zaten vermiştir; hem de 600’lü yılarda. Bilgiyi veren ne Einstein’ın formüllerinden yararlanmış ne de Hubble’ın teleskopunu kullanmıştır. Bundan sonraki yıllarda bilim adamları Big-Bang delillerini araştırmaya devam ettiler. Ta ki Big Bang 1965 de yeni bir delile kavuşuncaya kadar. Radyasyon delili! Evren’in genişlediği ortaya çıktığında bu kuram başta birçok direnç ile karşılaşmıştı. Bu fikre karşı çıkanlardan biri de Fred Hoyle’du. Hoyle, Big Bang olayının gerçekleşmesi halinde, Evren’de bu patlamanın kalıntılarının (fosillerinin) da olması gerektiğini öne sürdü. George Gamov ve öğrencisi Ralph Adler, Bir Bang olduysa gerçekten Hoyle’un söylediği kalıntıların olması gerektiği sonucuna vardılar. Gamov ve Adler’e göre; Big Bang’den sonra Evren sürekli genişlediğinden alçak düzey fon radyasyonu her yerde olmalıydı. Evren’in genel dinamik genişlemesiyle bu radyasyon her yana yayılmak zorundaydı. 1965’de tam beklenen özelliklere sahip ve Evren’in her tarafından gelmekte olan radyasyon iki araştırmacı olan Arno Penzias ve Robert Wilson tarafından bulundu. Penzias ve Wilson bu keşifleri ile Nobel ödülünü aldılar. 1989’da COBE uydusu uzaya gönderildi. COBE uydusundan gelen veriler Penzias ve Wilson’un buluşunu desteklemekteydi. Evren’deki madde miktarı da Big Bang Teorisini doğrular şekildedir. Evren’in ilk aşamasında %75 hidrojen, %24 helyum içerdiği hesaplandı. Fakat yıldızlar bu kadar hidrojen ve helyum üretemiyorlardı. %20- %30 kadar helyumun yıldızlardan önce meydana gelmesi gerektiği ortaya koyuldu. Yalnızca Big Bang’in ilk anlarında var olan ateş topu bu miktarda gaz sentezini gerçekleştirebilirdi.  

 

 

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
13 Eylül 2008
Okunma
bosluk

içerik