Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Fizik Terimleri Sözlüğü

Fizik Terimleri Sözlüğü

A-E-

Archimedes’ principle-Archimides prensibi : Bir sıvının kaldırma kuvveti yer değiştiren sıvı miktarı ile orantılıdır.

Avogadro’s number-Avagadro sayısı : 1 mol maddedeki molekül sayısıdır. 6.02×1023 molekül.

Aberration-aberasyon : Bir aynadaki arıza veya ışınların lensten geçtikten sonra bir noktada toplanamaması, odaklanamaması.

Absolute temperature scale-mutlak sıcaklık skalası :Sıcaklığın sıfır olduğu nokta. Sıcaklık derecedeki bölmelendirilmiştir. Birimi Kelvin.

Absolute zero-Mutlak sıfır : En düşük sıcaklık değeri; 0 K, -273!C, veya -459!F.

30 Kasım 2009
Okunma
bosluk

John Dalton kimdir – Atomu Kim Bulmuştur

John Dalton kimdir – Atomu Kim Bulmuştur
İngiltere’nin Eaglesfield, Cumberland da doğan Dalton, maddenin atom kuramına yaptığı katkılarıyla modern fiziksel bilimlerin kurucuları arasına giren İngiliz kimyacı ve fizikçidir.

Queker mezhebinden bir dokumacının oğlu olan Dalton, henüz 12 yaşındayken Cumberland’taki bir Quaker okulunun yönetimini üslendi. İki yıl sonrada kardeşi ile birlikte Kendal’daki bir okulda öğretmenliğe başladı ve 12 yıl bu okulda çalıştı. O yillarda İngiltere kilisesine bağlı olmayanlar Cambiridge’de ve Oxford üniversitelerine alınmadığından,  Presbiteryenler Manchester’da, hem papaz adaylarına  hem de halktan kişilere üst düzeyde  nitelikli öğretim olanağı amaç edinen New College’i kurmuşlardı. Dalton bu okuyda bur süre matematik ve doğa felsefesi öğretmenliği yaptıktan sonra 1800’de Manchester Edebiyat ve felsefe derneğinin sekreterliğini üstlendi. Hem halka açık hemde özel matematik ve kimya dersleri vermeye başladı. 1817’de Felsefe derneğinin başkanlığına getirildi ve ölümüne değin bu ünvanını korudu.

4 Ekim 2008
Okunma
bosluk

Fiziğin Tarihçesi – Fizik Biliminin Tarihi

Fiziğin Tarihçesi – Fizik Biliminin Tarihi

Fiziğin Tarihçesi Fiziğin Tarihi Fizik Nedir

Bilimler içinde hemen de en eksiksiz olan dal fiziktir. Fizik bir yandan cisimlerin düşmesi âşığın yayılması titreşimler sürtünmeler gibi her gün tanığı olduğumuz çok sayıda doğal olayla ilgilenir; öte yandan uygulama alanının çeşitliliği nedeniyle günlük hayatımızın her zaman içindedir. Sözgelimi fiziğin en önemli konularından biri olan elektrik olmasaydı yaşama düzenimizin nasıl olacağını düşünebiliyor musunuz?

Dünyayı Açıklamak
Fizik bilimi insanların doğada geçen olayları açıklama isteğinden doğdu ve İlkçağ Yunan filozoflarının bu konudaki çalışmalarıyla kuruldu. Bu filozoflar öncelikle Dünya’nın oluşum ilkesini bulmağa çalışmışlardı. AristOteles su hava toprak ve ateşi değişik bileşimleri ve dönüşümleriyle Evren’deki bütün bilinen Maddeleri oluşturan dört temel öğe olarak kabul ediyordu. Leukippos ve Demokritos “maddenin bölünmesi ve yok edilmesi mümkün olmayan sayısız küçük taneden atomlardan meydana geldiğini sezinlemişlerdi.

15 Eylül 2008
Okunma
bosluk

Fiziğin Alt dalları nelerdir – Fizik Bilimi

Fiziğin Alt dalları nelerdir – Fizik Bilimi

Fiziğin Dalları Nelerdir?

Mekanik Cisimlerin hareketleri ve etkileşmelerinin temel fizik ilkeleriyle kavranmasına yönelik olarak incelenmesi mekaniğin kapsamına girer. Bu anlamda tüm fizik, mekanik olarak görülebilir. Klasik mekanik ya da Newton mekaniği, atomlarla karşılaştırıldığında, oldukça büyük cisimlerle ve ışık hızından çok daha düşük hızlarla ilgilidir.

Klasik mekanik içinde, kinematik yalnızca bir parçacığın hareketinin tanımlanmasıyla ilgilenirken, dinamik parçacığın hareketi ile buna etkiyen kuvvet arasındaki bağıntıları inceler. Statik, denge konumundaki nesnelerle ilgilenir. Esneklik, biçimi bozulabilen katıların mekaniğidir. Hidrostatik ve hidrodinamik ise sırasıyla durgun ve hareketli akışkanları araştırır.

Klasik mekaniğin temellerini, Isaac Newton’ın üç hareket yasası oluşturur. Birinci yasa, bir cismin, bir etki altında kalmadığı sürece düz bir çizgi boyunca sabit hızla hareket edeceğini öngörür. İkinci yasa, bir cisme etkiyen net kuvvetle cismin momen-tumunun değişim hızı arasındaki bağıntıyı S verir. Etki-tepki yasası olarak bilinen üçüncü yasa, eşit büyüklükte ama zıt yönlü | kuvvetlerin etkisiyle çarpışan iki cisim söz konusu olduğunda, gene eşit büyüklükte ve zıt yönlü kuvvetlerin ortaya çıkacağım belirtir. Kütleçekimi momentum, açısal momentum, enerji ve korunum yasaları mekaniğin belli başlı kavramları olarak sayılabilir.

13 Eylül 2008
Okunma
bosluk

Büyük patlama – Big Bang Teorisi nedir – Yüzyılın Deneyi neyi amaçlıyor

Büyük patlama – Big Bang Teorisi nedir – Yüzyılın Deneyi neyi amaçlıyor

Büyük Patlama teorisine göre evren, bundan 15 milyar yıl önce çok büyük, hayal bile edilemeyecek kadar şiddetli bir patlama ile ortaya çıktı. Büyük Patlama'dan önce neyin var olduğunu soramazsınız, çünkü her şey Büyük Patlama ile ortaya çıktı. Büyük Patlama'dan önce nelerin olup bittiğini de soramazsınız, çünkü zamanın kendisi de Büyük Patlama ile başladı.

Büyük Patlama bir enerji patlamasıydı. bir saniyeden çok daha kısa bir zaman sonra soğumaya başladı. foton adı verilen ışık parçacıkları ortaya çıkarak her yöne doğru yayıldılar. soğuyan ateş topu, atom parçacıklarından oluşan koyu bir çorbaya dönüşerek hidrojen ve helyum gazlarını ortaya çıkardı. ateş topu değişerek, köpüren, sisli bir madde bulutuna dönüştü. öyle yoğundu ki ışık ışınları bulutun içinde yayılamıyorlardı. bu nedenle çok karanlıktı. gaz atomları yavaş yavaş dev kümelenmelere dönüştü, daha sonra yeniden ısınan bu kümelenmeler ilk galaksileri oluşturdu. birkaç bin yıl sonra evrenin sıcaklığı birkaç bin dereceye düştü ve sis dağıldı. ışık serbestçe yayılma imkanı buldu. galaksiler oluşmaya başladı ve evren bugünkü saydam görünümünü aldı. yaklaşık on milyar yıl sonra Samanyolu olarak adlandırılacak bir galakside Güneş, Dünya ve diğer gezegenler ortaya çıktı. Dünya üzerinde ilkel yaşam biçimleri gelişti. bu canlıların geçirdikleri evrim sonucunda da insan ortaya çıktı. Büyük deha Newton sonsuz büyüklükte ve değişmeyen bir Evren modeline inanıyordu. Oysa Newton’un yerçekimi yasaları bu Evren modeli ile çelişiyordu. Nasıl oluyordu da Evren’in başlangıcından beri tüm madde birbirini çekip tak bir hal almıyordu. Newton’un fiziğindeki eksiği Einstein ortaya koyduğu formülle tamamlıyordu. Kant gibi bir felsefecinin “Saf Aklın Eleştirisi” eserinde zihnin çözemeyeceği sorunlardan biri olarak gördüğü ve “zihin bu sorunu çözemez” dediği bu konuyu kuramsal olarak ilk kez ortaya koyanlar Rus fizikçi Alexander Friedmann ile Belçikalı papaz ve bilim adamı Georges Lemaitre oldu. Friedmann ve Lemaitre’e göre; Evren’in genişlemesini geri sardığımızda Evren tek bir bileşimden patlayarak oluşmuş ve tek bir atomdan ortaya çıkmıştı. Gözlemsel olarak Evren’in sürekli genişlediğini 1929’da ortaya koyan Amerikalı astronom Edwin Hubble oldu. Hubble o dönemin en gelişmiş teleskopu ile gözlemler yapıyordu ve Doppler etkisine dayanarak tüm galaksilerin birbirinden uzaklaştığını, böylece Evren’in genişlediğini gözlemsel olarak buldu. Böylece Hubble, görmediğimize inanmayız diyenlere “Gördüğünüze inanmalısınız” dercesine genişlemeyi ispatladı. Doppler etkisine göre, uzaklaşan cisimlerin dalga boyları ışık dalgalarının spektrumunda uzar; böylece kırmızıya kayar. Cisimler yaklaşıyor ise dalga boyları kısalır, böylece maviye kayar. Galaksilerden gelen ışığın kırmızıya kayması tüm galaksilerin birbirinden uzaklaştığını gösteriyordu. Lemaitre ve Friedmann’ın kuramsal olarak ortaya koyduğu genişleyen Evren modeline bu iddiaya kendi formüllerinden ulaşılan Einstein bile inanmamıştı. Fakat Hubble’ın ortaya koyduğu gözlemsel delil ile dönemin en büyük fizikçisi Einstein, daha önce katılmadığı bu fikri artık kabul ettiğini ve daha önceden bu düşünceye inanmamasına neden olan görüşlerinin hayatının en büyük hatası olduğunu itiraf etti. Böylece Evren’in dinamik, sürekli genişleyen yapısı gözlemlerle doğrulanmış bir şekilde anlaşıldı. Fizik kurallarının Yaratıcısı, tarihteki en büyük tartışmalardan birinin cevabını kesin deliller ile dolu Kuran’ında zaten vermiştir; hem de 600’lü yılarda. Bilgiyi veren ne Einstein’ın formüllerinden yararlanmış ne de Hubble’ın teleskopunu kullanmıştır. Bundan sonraki yıllarda bilim adamları Big-Bang delillerini araştırmaya devam ettiler. Ta ki Big Bang 1965 de yeni bir delile kavuşuncaya kadar. Radyasyon delili! Evren’in genişlediği ortaya çıktığında bu kuram başta birçok direnç ile karşılaşmıştı. Bu fikre karşı çıkanlardan biri de Fred Hoyle’du. Hoyle, Big Bang olayının gerçekleşmesi halinde, Evren’de bu patlamanın kalıntılarının (fosillerinin) da olması gerektiğini öne sürdü. George Gamov ve öğrencisi Ralph Adler, Bir Bang olduysa gerçekten Hoyle’un söylediği kalıntıların olması gerektiği sonucuna vardılar. Gamov ve Adler’e göre; Big Bang’den sonra Evren sürekli genişlediğinden alçak düzey fon radyasyonu her yerde olmalıydı. Evren’in genel dinamik genişlemesiyle bu radyasyon her yana yayılmak zorundaydı. 1965’de tam beklenen özelliklere sahip ve Evren’in her tarafından gelmekte olan radyasyon iki araştırmacı olan Arno Penzias ve Robert Wilson tarafından bulundu. Penzias ve Wilson bu keşifleri ile Nobel ödülünü aldılar. 1989’da COBE uydusu uzaya gönderildi. COBE uydusundan gelen veriler Penzias ve Wilson’un buluşunu desteklemekteydi. Evren’deki madde miktarı da Big Bang Teorisini doğrular şekildedir. Evren’in ilk aşamasında %75 hidrojen, %24 helyum içerdiği hesaplandı. Fakat yıldızlar bu kadar hidrojen ve helyum üretemiyorlardı. %20- %30 kadar helyumun yıldızlardan önce meydana gelmesi gerektiği ortaya koyuldu. Yalnızca Big Bang’in ilk anlarında var olan ateş topu bu miktarda gaz sentezini gerçekleştirebilirdi.  

 

 

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
13 Eylül 2008
Okunma
bosluk

içerik