Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Yerçekimsiz Ortamda Şizofreni – Küçük İskender

Yerçekimsiz Ortamda Şizofreni – Küçük İskender

Yerçekimsiz Ortamda Şizofreni… Olağan bir gündü. Sabah erken kalkıp avuçlarımı kestim. Kan pıhtılaştıktan sonra bahçeye çıkıp bir süre gökyüzünü seyrettim telaşla. Gaz hareketi sürüyordu. Hava çizgifilm tadındaydı. Eve dönüp birkaç arkadaşımı, annemi, babalarımı ve tanışmaya çalıştığım devlet büyüklerini aradım telefonla. Tanrıların heryerleri ağrıyor. Kimse bana sırlarını anlatmıyor. Kurduğum ilişkilerde leke bırakamıyorum. Şömineye ceset saklayabilecek kadar zengin de değilim. Neoklasik gözlerimle postmodern dudaklarım uyum içersinde aslında. Yalnızlıkla aramızdaki ezeli rekabetten ucuz espri anlayışımla yine ben galip ayrılacağım. İstanbul'da orospu olmak büyük avantaj: Arasokaklara doğru kalp çarpıntılarınız artıyor. Yasallığın kaybolduğu noktalarda insan, vücudunu özlüyor, etini özlüyor. Söyleyecek sözüm yok. Yeni bir sevdaya tutulana kadar yerçekimsiz ortamda şizofreni dersleri alacağım. Bendeki görüntülerle genç kızların penisleri büyüyor. Rakıya eğilmiş oğlan çocukları, kaliteli sarhoşluk hayalleri görürken, siyahını borç istediğim gecenin saçlarındaki çıplaklık fazlasıyla frapan. Tedirgin bitkiler, güçlü hayvanların arkasına saklanmış. Nerede olduklarını sanıyordum?! Patronsuzdum. Bir miktar alkol ruhumdaki teröristleri sakinleştirebilirdi. Evet, hemen içmeliydim. Salaklığıma tesir edebilecek cinayetlere karışmalıydım. Olağan bir gündü. Sabah erken kalkıp avuçlarımı kestim. Küçük İskender

18 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Kaçıncı mektup? Sorma! Yine sana!

Kaçıncı mektup? Sorma! Yine sana!

Kirpiklerimin yastığıma değme saati,bir gece vakti…
Ay ışığına yüz sürmüşlüğüm var;kimi gecelerdeki gibi.
Kırmızı şarap tadında sarhoşluğum dolanır,kan kırmızımda…
Kırmızılarla yazarım yine sana,şarap tadında…
Kelimeler iki iki dökülmez de “bir” olur,bir-bir düşünceden yol açan dil kıvrımlarımdan…

Matematiğim olursun,kimi zaman…Seninle tüm yıldızları sayışlarımdan.Ya da sana hep “yapışık” kalışımdan…”Matematiğe aşık oluşumdan”.
Saymayı doğrucana öğrenmeye başlamışken,bir’den üç’e atlatıverirsin bazen…Toplamayı-çıkarmayı aruz’a bırakırım da,çarpıp-bölerim hece ölçülerinin tadında,kolaylığında…

Edebiyatım olursun,her zaman;çoğu zaman…
Kelimelerle oynamayı,tıpkı gözyaşlarımın tuzunun ayarı gibi öğrenirim.
Mektup yazılır sana;cevapsız,apansız…
Şiirler yazılır,tek hece tadında,bilinmez kalıplarda…
Kimi zaman “sitem”,çoğu zaman “aşk”,her zaman “sev-mek”…

Dilim olursun kimi zaman.
“Ne diyeceğini bilemez.” karmaşasında,bir durakta,yalnızken ya da kalabalıkta…
Telefonun diğer ucunda ya da “hiçbir yer” doruklarında…

Sen,herkesteki “sen” olursun bende,hiçbir zaman…
Lâkin bunu unutan,umursamayan…
Sen…

Ben,yine o “ben” olurum,
“Ne yaptım”,”Neden?” yalnızlığında…

P.P.
08.07.06
(ne garip!…)
00:37

alıntı kurallarına özen gösteriniz (sevgiadasi.com)

15 Ağustos 2008
Okunma
bosluk

GizLi Öznem’e

GizLi Öznem’e

Gece…gece yarısı..

Kendimle kaldığım anda yine yazmak,sana yazmak…
İlk başta dedim “yazmasam mı” diye kendime,ama sonra yine doldurdum mürekkebimi,kalemim düştü beyaz yollara,”sen”in izini bulmaya.
Aşk mektubu değildir bu yazdığım,sadece kalemimin coşkunluğu tuttu yine,”sen”li cümleleri özlemiş,benim seni özlediğim gibi…
Düşündüğün gibi “kapalı kutu” olabilirim belki ama çekinmeden belki de milyon kez,istesen de istemesen de kağıtlara dökerim sana olan…seni hissettiğimi…
Her bir yanı odamın “sen” oldu yine…Nedensiz,mecalsiz “seviyorum”lar dökülüyor benden yine.Durduramdığım gücüm sana işliyor yine,seninle…
Söyleyemediklerini,cesarete erip döküverirmiş mektuplara insan,ama benim sana söyleyemediğim yok ki?Ne kadar çok “sen”le başlayana cümle varsa -“seni seviyorum”,”seni özledim”,”seninleyim”,”sana….”-işte ne kadarsa,söyledim sana…

Şimdi…
Seni özledim…
Ne bileyim işte,özledim.Sesini özledim,olmadık anlarda beni hal değişimlerine uğratan…
Özlemeyi en çok sende sevdim sanırım…
En çok “sen”li özlemler yaktı içimi…
“Sen”li karanlığı özledim.
En zifiriden aydınlığa kavuşulan anın tadını…

-Artık karanlıktan da korkmaz oldum,senle öğrendim.-

Gördüm ki sana yazmayı da özlemişim…Uçsuz-bucaksız beyazlara sadece benden seni anlatan çizgiler çizmeyi,herbiri anlamlı olan…

Aşk mektubu değildir bu yazdığım,daha çok herşeyimi özlediğimi fısıldamalarımdır…
Kulağına erişir mi acaba nağmelerim?

Yine aklımda iki hece,dört harf…
Sonra ardından altı hece,onüç harf…
İkisi birbirinden ayrılmaz ki…

P.P.
12.02.06

sevgiadasi.com(alıntı kurallarına özen gösteriniz)

15 Ağustos 2008
Okunma
bosluk

Ayrılık mı (aşk) mı bilemedim

Ayrılık mı (aşk) mı bilemedim

“Yanlıştan adam olmaz.” derler aslında ama,bir yazım yanlışıyla başladı olumlu cümlelerimiz ve sonrasında aşk…Çekim ekleriyle bağlandık cümlelerimizde,iki özne…
İkinci tekil kişiyi hiç sevmemiştim bu denli ve hiç kullanmamıştım cümlelerimde “sen”i…Hep gerçek anlamdaydı sana söylediklerim.Çok anlamlılık,mecaz yoktu sözlerimde…
Sıfatlar getirdim,en güzellerini…Zarflar getirdim “sen”li yüklemlerime…Vurguladım her defasında “sen”i…
Güzel benzetmelerle ama hep yalındı…Yaptığımız mübalağalar sadece aşktandı,aşkaydı….Hiçbir teşbih karşılamazdı bendeki “sen”i…
Sevdanın birliktelik halini yaşadık,sen “ile”…
Şimdi ise “-den” halindeyim ben…
Cümlelerimdeki gizli öznemdin…Yalnızca yüklemine bakarak ben çözebilirdim…”-miş”li geçmiş zamanda gördüm ki “sözde” özneymişsin,özne gibi görünen,ama ne zaman ne yaptığı aslında belli olmayan…
Edilgenliklere gömen bazı zaman yapılanları,bazense en etken olan…
Geniş zamanlarda gelecek zaman kiplerinde hayaller kurardık.Rivayetlerde birbirimizi tamamladık…
Sonra,bilinmeyen bir zamanda -hatırlanmaz,geçmiş zamanın hikayesinde- cümle dışı unsurlar girdi aralara…Ben cümleden attıkça,sen tekrar tekrar getirdin gereksiz,adı konmamış ögeleri…
İkilemeler arasına virgüller sıkıştırdın,asla yapılmaması gereken anlatım bozuklukları yaptın…Cümleleri dağıttın,parçaladın;anlamsız parçalara ayırdın…Hüsn-i ta’lil bile bir çare olamadı düşündüklerimi yazmaya…
Geniş zamanda sorduğun “gelecek”le ilgili soru,şimdi “geçmiş”te bir anı…
Ben,”sen” olan öznemi ve senin gerçekleştiremeyeceğin yüklemi de alıp gidiyorum.Sen ve cümle dışı,o “tanımlanamayan” unsurlar ve ardınızda son nokta.

Seviyorum:Yüklem…Geçmişte başlayan,devam eden,gelecek olan…Gelecek zamanı olan ama belgisiz durumda,gereklilik kipine sürgün eylemim…
Seni:”Belirtili” nesne…Değişmez özne,gizlilerde sakladığım,kimseye belirtmediğim,sadece benim çözebileceğim…
Kim?:Ben!…Gizli özne…Olmak istemediğim ama olduğum,ama senin hiç göremeyeceğin,buna izin vermeyeceğim bir yerdeyim…

Saat değildi,gündü…Akış,daha da hızlanmıştı,o kadar…
Rüzgarlı bir günde,avcumun içinde buluverdiğim,sararmamış bir not…

‘Sen,benim iyelik ekimsin,bana aitsin.’
Benimdin…
‘Sen,cümle sonuna koyduğum ünlemimsin.’

‘Sen,bağlaç olan “ki”sin ve ben sana bağlıyım.’
Özne ve yüklemimle,bağlaçları da aldım…Al(malı)ydım…

“Cümle sonuna koyduğum üç noktam hep sen olacaksın.”

Pamuk Prenses…

Şimdiki zamandan,yazı(yor)um…
Okunduğu an,”geçmiş”te yaz(mış) olacağım…
(01.04.06)

sevgiadasi.com(alıntı kurallarına dikkat edeniz

15 Ağustos 2008
Okunma
bosluk

Cümlede Kaybettiğim Öznem’e

Cümlede Kaybettiğim Öznem’e

‘Sensiz’lik vakti geldi,çattı…Acılı,tedavisi mümkün olmayan bir operasyona giriyor gibiyim….Sessiz,durgun…Çıt çıkmıyor ne odamda,ne bedenimde,ne de ruhumun en dip köşelerinde….’çıt’ yok!
Çok ses çıkardım şimdiye dek….Sustum sandım ama konuştum.Bazen bağıra çağıra,bazen de sessizce anlatmaya çalıştım….Anlamadın?
Anlatmaktan vazgeçtim çoğu kez…Pes etmek değildi,başka birşey,tanımlayamadım…Şimdi sorsan yine açıklayamam….Zaten faydası da olmaz….Anlamsız!….
Anlatmaktan vezgeçtim.Pes etmedim,yılmamalı….Ben de anladığın dilden konuşmaya çalıştım.Başarabildim mi,sormuyorum sana!…Cevabını merak etmiyorum.

*Şu an tek merak ettiğim bunun senin eline geçip geçmeyeceği….Okuduğun an ne hissedeceğin….
Bunları öğrenmemi imkansızlaştıracağım saatler sonra…..
Evet,saatler sonra…..
Kendimi yalnızlığın kollarına attım…Senin kollarına değil….ki bana hiçbir zaman sadık olmadılar….Ne gözlerin,ne bedenin,ne dilin,ne sözlerin….Ne de yüreğin!…

*Sözlerinle dolu herşeyi attım…..Kalamazlar bende….
Sesini unutmaya mahkum ettim kendimi….Çabalıyorum işte…Yapmalıyım,artık biliyorum….

“Unut kahrolası!….” diye sesleniyorum beynime,kalbime…
Mektuplarını,bana yazdıklarını,sevdiğini anlatan cümlelerini,aklına gelen ne varsa….Son bir kez okudum….Keşke,gerçek olabilselerdi.Ya da dediğin gibi gerçekliğe yaklaş-
saydı….’Neden??’ çığlıklarım odada yankılanmakta şimdi…..Sadece soruyorum kendime ‘Neden?’….Ama bu soruyu kendime değil,sana sormalıydım,değil mi?…
Şarkılarımızın hepsini silmeliyim hafızamdan….Her duyduğumda…hayır,kesinlikle silinmeli!….

“Kes sesini!” dedim yüreğime,şimdiye kadar….Dinlemedi,hep sana koştu….Hata ettiğini göstereceğim ona da…
Saatler kaldı,yalnızca saatler!….

*Duvarımdaydı fotoğrafın….Kaldırdım!…Yetmedi,yaktım!Yanışını izledim….Biliyor musun,aynı benim canımı yakışın gibiydi….Yavaş yavaş,sezdirmeden -sen öyle sandın- ama en sonunda kül….Ardında sadece ‘kül’….Düşün şimdi,senden bunu istiyorum ama,düşünmene bile gerek yok değil mi?Söz konusu benim değil mi?
Düşünme beni,hatta hiç aklına getirme….Hatırında olmayayım!….

Yalanlarını da al,çık hayatımdan!….Ağır geldiler bana….Gitmelisin artık benden!….Giiiit!….
Ama,dur….Kal…
Ben…Bekle!…

*Hayır….”Seviyorum”demeyeceğim….Ben,ben…gidebilirim…Cesaretliyim,merak etme….Yine diyorum sana…Göreceksin….Ve bir daha beni hiç göremeyeceksin…. -Saate bakmadım,kaç saat sonra,bilmiyorum….-

Sadece gitmeni istiyorum şimdi….Git!…
*Seni merak etmiyorum,sen….umrumda değil!….Evet,umrumda değilsin!…Ben?…Kendim de umrumda değil,ben kendimi unutalı çok oldu….Anlamadın dedim ya,anlaman çok zor….Hatta imkansız!….
“Anlıyorum”,”Anladım”lar her söylenişinden sonra ispat etti anlaşılmazda olduğunu…

*Bir tek senden gelenleri imha etmedim -ya da imha etmeye çalışmadım- benden sana giden tüm sözler,mahkumiyete girdi…Artık hiç özgürlüğe kavuşamayacak cümleler.. -Zamanım daralıyor…İstesem de özgür bırakamam hecelerimi…-

Bittin sen,bende….
Bitiş bende daha önce başladı…
Somut bitmişliğe tanık olacaksın,bekle…Saatler sonra…

Canının yanması nedir bilir misin?…
Nerden bileceksin!…
Bilsen de can yakmak kadar iyi bilmezsin,eminim…..

Saatler dedim ya,saatler sonra!…

Ama şimdiden…elveda!….

*Merak ediyorum hala bu eline geçince ne hissedeceğini…Tüm sevdiklerim,sevenlerim!Affetsinler beni…
*Sözlerin hala kalbimin en kuytularında,zihnimde….
*Fotoğrafın yanımda,sol yanımın üstünde duruyor hala…
*Sana olan hiçbir zerrem eksilmedi…Son anımda bile mektup yazıyorum işte….Saatler sonra ya da günler…Sen bunu okuduğunda,anlayacaksın!…

*”Elveda!” dedim…Ancak,son sözüm o değil…

Seni seviyorum!…
Seni seviyorum!…
Seni seviyorum!

….

N.T.(sevgidasi.com) alıntı kurallarına uyunuz..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
15 Ağustos 2008
Okunma
bosluk

içerik