Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

İstiklal Marşı’nın Kabulü,12 mart 1921

İstiklal Marşı’nın Kabulü,12 mart 1921

Elleri üşüyordu. Ama yüreği sımsıcaktı. O günlerde büyük bir maddi sıkıntı içindeydi. Ankara’nın soğuğunda ceketle gezerdi. Paltosu yoktu. Çok soğuk günlerde arkadaşı Şefik Kolaylı’nın muşambasını ödünç alarak giyerdi.

7 Kasım 1920’de gazetelerde yer alan bir ilan gördü. Genelkurmay Başkanlığı’nın isteği üzerine Milli Eğitim Bakanlığı’nın verdiği ilanda , bir istiklal marşı yarışması açıldığı ve bu marş için 500 lira para ödülü konulduğu bildiriliyordu.O zamanlar için çok büyük bir para olan bu ödülle neler alınmazdı ki!

Dönemin en güçlü şairlerinden biri olan Mehmet Akif bu ilanla hiç ilgilenmedi. Yarışmaya 724 şiir katıldı Fakat hiçbirisi istenilen nitelikte bulunmadı. Bunun üzerine dönemin milli eğitim bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver ve arkadaşları Mehmet Akif’e başvurdular

Akif ise millet için yapılan bu işi para için yapamayacağını belirterek başvuruyu geri çevirdi. Bunun üzerine Hamdullah Suphi Bey kendisinin yarışma dışında tutulacağı sözünü vererek yarışmaya katılmasını rica etti. Ve Mehmet Akif İstiklal Marşı’nı yazmaya başladı.

Ankara’da gece gelen ilhamı kaçırmamak için bazı dörtlükleri mum ışığında Teceddin Dergahı’nın duvarlarına kazıdı. Her kelimesini yüzlerce vatan evladının canını feda ettiği istiklal marşımız Akif’in kalemiyle en güzel ifade tarzını buldu.

17 Şubat 1921’de Sebülirreşad dergisinde yayımlandı.1 Mart 1921 ‘de Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver TBMM’de , insanların ancak kendi eserlerinden esirgenmeyecekleri bir sesle okudu Akif’in şiirini. Okunurken şiddetli alkışlarla defalarca kesidi, ruhları bir heyecan sardı.

12 Mart 1921’de dört defa okunup ayakta alkışlanmış, meclisi bir coşku tufanı kaplamıştı.alkışlarla meclis inlerken Mehmet Akif mahcubiyetinden başını kolları arasına alarak sıranın üzerine yumuldu. Mecliste duramayıp dışarı çıktı.

Milleti için yaptığı bu işte alkışlarla gurur duyma ücretini bile çok gördü kendine. Akif’in şiiri, 12 Mart 1921’de meclis tarafından milli marş olarak kabul edildi. Verilen ödülü kabul etmemesi o zaman bazı kimselerce tuhaf karşılandı ama o bunlara aldırmadı.Ve hala üşüyordu.

Yine arkadaşından aldığı ödünç paltoyu giyiyordu.bir gün Şefik Bey ona: “şu mükafatı reddetmeyip bir palto alsan olmaz mıydı?” diyecek oldu. Mehmet Akif böyle konuştuğu için tam iki ay Şefik bey’le hiç konuşmadı.

Artık Ankara’nın çok soğuk günlerinde de ceketle dolaşıyordu. Mehmed Akif’in ölümünden kısa bir süre önce Hakkı Tarık Us’un da aralarında bulunduğu misafirler Akif’i ziyarete gelmişlerdi. Akif bitkin bir durumda olduğu için yatağına uzanmıştı ve hala üşüyordu.

Söz İstiklal Marşı’na intikal etmiş ve misafirlerden biri: -“acaba, yeniden yazılsa daha iyi olmaz mı?” demişti: bitap bir halde yatan Mehmed Akif birdenbire başını kaldırdı ve kesin bir cevap verdi:

-“Allah, bir daha bu Millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın!..”

24 Ağustos 2010
Okunma
bosluk

İstiklal Marşı yarışması

İstiklal Marşı yarışması

İstİklâl Marşı Yarışmasına katılan diğer marşları eminim benim gibi merak edenleriniz olmuştur.İşte onları yayınlıyorum Şimdi…

*****************************************

Yıllarca altı cephede ateşle kanlara;
Türk’ün hilâl-ü dinine düşman olanlara;
Ceddin o; Yıldırım gibi saldın zaman zaman
Yüksek başın eğilmedi bir art cihanlara

Ey kahramanlar ordusu, ey yıldırım-Şitab.
Göster cihan-ı mağribe bir kanlı inkılab

Ey mazi-i havariki bin destan olan;
Garbın zalam-ı zulmüne yüz yıl kılınç salan
Arslan yürekli ordu; demir giy; silah kuşan!
Zira hududu kapladı ateşle kan, duman.

Ey kahramanlar ordusu, ey yıldırım – Şitab,
Göster cihan-ı mağribe bir şanlı inkılab!

Arslan mücahid ordusu, ey haris-i salah
Destinde seyf-i hak gibi pek şanlı bir silah
Açtın sema-yi millete pür-nûr bir sabah.
Atî bizim… bizim artık vatan, zafer, felah.

Ey kahramanlar ordusu; ey yıldırım – Şitab.
Göster cihan-ı mağribe bir şanlı inkılab

Mehmet MUHSİN
****************

Altı bin yıl efendilik yaptın,
‘Kahraman Türk’ idi cihanda adın.
Bir ateşten siperdin İslam’a
Sönmeyen bir güneş gibi yaşadın.

Ey büyük ünlü milletim ileri!
Hasmına çiğnetme koş bu şanlı yeri!
Düşmanın bir cihansa dostun
Hak Hakkın elbette müstakil yaşamak

Atıl, ez, vur, senindir istiklâl
Ebedî parlasın şu al bayrak…
Ey benim şanlı milletim ileri;
Ele çiğnetme koş bu ülkeleri!

M.
= Bursa Milletvekili Muhittin Baha Bey Yarışmaya (M) rumuzu ile katılmış, ancak müzakereler esnasında şiirini geri çekmiştir.

***************

Ey Müslüman, ey Türk oğlu
Açıldı istiklâl yolu
Benim bu son günlerimdir,
Diyor bize Anadolu.

Çek sancağı Türk ordusu
Olmaz Türk’ün can korkusu
Esarete dayanır mı
Türk vatanı, Türk namusu?

Bu son savaş bize farzdır,
Fırsatımız gayet azdır,
Muzaffer ol da ey millet
Altın ile tarih yazdır.

Birleşelim özümüzden,
Dönmeyelim sözümüzden,
Hem silelim bu lekeyi,
Tarihdeki yüzümüzden.

İskender HÂKİ

***************
Göz yaşına veda et
Ey güzel Anadolu!
Hakkını korur elbet
Türk’ün bükülmez kolu

Cenk ederiz genç, koca
Bugün değil, yarın da
Yadımız ağladıkça
İzmir ezanlarında.

Hak yolunda kan olur,
Dünyalara taşarız;
Ya şerefle vurulur,
Ya efendi yaşarız.

Her gün yeni bir hile
Arkasından satıldık;
Her gün yeni bir dille
Yurdumuzdan atıldık

Yeter, ey Ka’be’mizi
Elimizden alanlar
Alıkoyamaz bizi
Yolumuzdan yalanlar.

Hangi alçak el alır,
El zinciri boynuna?
Kim Yunan’ı bırakır
Türk kızının koynuna?

Kemaleddin KAMİ

***************

Millet aşkı, din aşkı, vatan aşkı uyansın
Yurdumuza göz dikenler al kanlara boyansın
Ya ben ya onlar diyen silâhına dayansın

Türk oğludur bu millet
Türk’ündür bu memleket
Türk oğludur bu millet
Türk’ündür bu memleket

Düşman gözü tutamaz yanar dağlar başını
Bağrımızda saklarız vatanın her taşını
Yurdumuza yan bakan döker gözün yaşını

Türk oğludur bu millet
Türk’ündür bu memleket
Türk oğludur bu millet
Türk’ündür bu memleket

Can veririz her zaman hürriyet yoluna
‘Ya gazi, ya şehid’lik ne devlettir kuluna
Ata emanet etmiş namusunu oğluna

Bize Türk oğlu derler
Hep bizimdir bu yerler

A.S.

********
Türk’ün evvelce büyük bir pederi
Çekti sancağı hilâl-i sehari
Kanımızla boyadık bahr ü berri
Böyle aldık bu güzel ülkeleri

İleri, arş ileri, arş ileri
Geri kalsın vatanın kahpeleri

Seni ihya için ey nâmı büyük
Vatanın uğruna öldük öldük
Ne büyük kaldı bu yolda ne küçük
Siper oldu sana dağlar gibi Türk

Yürü ey milletin efradı yürü
Ak süt emmiş vatan evlâdı yürü

Vatan evlâdını kurban edeli
Milletin hür yaşamaktır emeli
Veremez kimseye bir Çamlıbeli
Bağlanır mı acaba Türk’ün eli

İleri, arş ileri, arş ileri
Çiğnenir çünkü kalan yolda geri.

Hüseyin SUAD

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
30 Temmuz 2008
Okunma
bosluk

içerik