Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Led Zeppelin Müzik Grubu Üyeleri – Şarkıları

Led Zeppelin Müzik Grubu Üyeleri – Şarkıları

Image Bugüne kadar blues’u hard rock’a en iyi uyarlayan grup hiç kuşkusuz Led Zeppelin’dir. Grubun müziğindeki vahşiliğin, değişkenliğin ve dinamikliğinde yegane nedeni Blues’tur. Led Zeppelin’i heavy metal türünün öncüleri olarak değil, böyle kabul etmek gerekir..Önce grubun elemanlarını tanıyalım… Jimmy Page Led Zeppelin kurucusu James Patrick Page, 9 Ocak 1944 de Heston, Middlesex’te doğdu. Ailesinin tek çocuğu olan Jimmy, bir süre amcasının çiftliğinde yaşadı. Okuldayken koroda yer alan Jimmy ‘nin müziğe tutkusu ailenin de dikkatini çekti ve ona bir İspanyol gitar aldılar. Kendi kendine öğrendi gitar çalmasını Jimmy…1959 yılı ortalarında çıkan “A Date With Elvis” albümündeki “Baby,Let’s play House”adlı parçayı radyodan duyana kadar rock’n roll ile ilgilenmemişti… Ama bu parça yaşamını değiştirdi. Önce okulunu bıraktı ve yerel bir dans kulubünde sevdiği parçaları icra etmeye başladı. Kulübe bir gün o dönemin önemli gruplarından Neil Christian and The Crusaders’in menajeri geldi ve kendisinden gruba katılmasını istedi. Ailenin tüm karşı çıkmalarına karşın 15 yaşında gruba katılıp profesyonel müzik yaşamına başladı. Jeff Beck Bu sıralarda Jeff Beck evinde bir çok arkadaşı ile birlikte yeni arayışlardaydı. Ve de büyük tutkusu resim çalışmalarını sürdürüyordu. Nota okuyup yazması onu daha da popüler yapmıştı müzik çevrelerinde…Üç yıl yüzlerce plağın kaydında bu nedenle o vardı. Plaklarında çaldığı onlarca grup ve şarkıcı arasında Burt Bacharach, Tom Jones, Joe Cocker, The Kings var…Kendisi de bir plak yaptı hazır stüdyoda çalarken…Yıl 1965..Plağın ön yüzünde” She Just satisfied”,arka yüzünde “ Keep Moving”..Davul haricindeki tüm enstrümanları Page çalmıştı, şarkıları da söylemişti. Jimmy’nin dönem gitaristlerinden farkı stereo çalmasıydı. Aynı yıl Rolling Stones’un menajeri Andrew Oldham’ın yeni şirketi Immediate’ten bir teklif aldı. İngiliz Blues sanatçılarının çalışmalarını içeren bir seri için…Eric Crapton’la bu sayede tanıştı Jimmy…Birlikte şarkılar yaptılar. Kayıt işinden artık iyice sıkılınca bas gitaristleri ayrılmış Yardsbirds’un “bize gel” çağrısına hemen olumlu yanıt verdi. Yard Birds ile ilk konsere Marguee’de çıktı Jimmy.. 2 saatlik show tek kelimeyle hüsrandı onun için. Beğenmemişti ne sahnede ki performansını, ne de sesi,ışığı… Ama önünde başka bir yol yoktu. Grupla çıktığı Amerika turnesi umulanın üstünde ilgi gördü ve Page’in bastan gitara geçişi de bu turnede oldu.. Robert Plant Robert Anthony Plant,20 Ağustos 1948’de West Bronwich’te doğdu. Ailesi çocuklarının müzikle ilgilenmelerini istemiyor,eğer böyle bir rol seçerse evlatlıktan reddedeceklerini söylüyorlardı. Hiç tınmadı Robert…1964 yazında okulu bıraktı. 16 yaşında evi terk etti ve Walsall’da yaşamaya gitti. Blues gruplarında çalmaya başladı burada…The Crawling King Snakes ,Blake Snake Moan ve Delta Blues gibi.. Bir caz vokalistinde bulunması gereken bütün özelliklere sahipti. Karın doyurmuyordu bu çalışmalar..Daha sonraları eşi olacak kız arkadaşı Maureen destek oluyordu. Robert’e…1967 de CBS ile solo bir kontrat imzalamayı başardı ve iki 45lik çıkardı. Plak satmayınca gerisin geriye yine yaşadığı kente döndü ve “Band of Joy” da çalmaya başladı. Ancak bu grubun ömrü de çok kısa oldu. Yine işsiz kalmıştı Robert. Yerel gruplarda haftanın bazı günleri sahne alarak geçimini sağlarken karşısına beklediği fırsat çıktı…Jimmy Page’le bir arkadaşı onu dinlemeye gelmişlerdi…

 

John Paul Jones Asıl adı John Baldwin olan John Paul Jones ,3 Ocak 1946’da Londra’da doğdu. Babası caz piyanisti.annesi şarkıcı ve dansçıydı.Şov dünyasına girmesi çok kolay oldu,zaten bebekliğinden beri sahnelerdeydi…Piyano dersleri sonrası yerel kilisede org çalmaya başladı John Paul… Blackheath’deki kolejde okurken bas gitara yöneldi. Okul sonrası kulüplerde Rock&roll, blues ve dans müziği yapmaya başladı. Taa ki 1963 başlarında eski Shadows üyeleri Jet Haris ve Tony Neehan’dan teklif gelene kadar…Grupla birlikte bir çok stüdyo çalışmasında bulundu…Lulu’dan Rolling Stones’a kadar herkese kayıt yaptı .Nisan 1964’de iki enstrümantal parçanın yer aldığı kendi 45liğini de çıkardı. İyi kazanıyordu ama yetmiyordu. Artık bir ailesi vardı. Eşi ve iki kızı…Yeni arayışlara girdi ve Jimmy Page’in bir grup kurduğunu eşinden duyunca hemen sarıldı telefona… John Bonham Bonzo lakaplı John Henry Bonham, 31 Mart 1947’de Birmingham’da doğdu. Babası Marangozdu. Okulu bırakıp babası ile çalıştı bir süre…Davul çalmaya başladığında 5 yaşındaydı,ve annesinin teneke kutulardan yaptığı bir davuldu çaldığı.. Babası gerçek davul seti aldığında 15 yaşındaydı John. Bu arada 17 yaşında Pat ile evlendi. İlk çalıştığı grup Terry Webb and the Spiders oldu. Daha sonra kentin çeşitli kulüplerinde “Way of Life”Steve Brett and the Mavericks adlı gruplarla ve şarkıcı Nicky Names ile çalıştı. Kısa sürede “ müthiş gürültülü çalan davulcu”olarak adı duyuldu. Daha sonra” The Crawling King Snakes’e katıldı. Grupta Robert Plant’la tanıştı. Bir süre sonra birlikte Band of Joy’u kurdular. Ama bu grupta da mutlu olmadı John ve ayrılarak Amerikalı şarkıcı Tim Rose’a çalmaya başladı. Rose ile çalışırken 1968’de Plant onu telefonla aradı ve Page’in kurduğu gruba kendisinin de katılmasını önerdi. Page’in kuracağı gruba fazla güvenmemesine karşın arkadaşının ısrarını kıramadı ve döndü. Image 1968’in Ağustos’unda hepsi Page’in evinde toplandılar. İlk olarak sevdikleri parçaları çalarak birbirlerinin zevklerini anlamaya çalıştılar. Buddy Gay’den,Elvis Presley’den… Muddy Waters’dan…Joan Baez’den çaldılar..Grup ilk kez Londra’daki Gerard caddesindeki bir plak mağazasının altındaki küçük bir odada bir araya gelmişti. Page’in evinde haftalarca prova yaptılar. İlk düşündükleri İskandinavya turnesine çıkarak dağılan Yardbirds’ün verdiği sözleri yerine getirmek oldu. İsimlerini New Yardbirds yapmışlardı. İskandinavya turnesinde grup farkını da ortaya koydu.Jimmy kendisine özgü sololar atıyordu. Bazen 15 dakikayı bulan bu sololarda Jones ve Bonham altyapıyı sağlayarak müziği doyumsuzluğa ulaştırıyorlardı. Plant’ın sesi ve yorumu her zaman ki gibi çok ilginçti. The Who’nun bateristi Keith Moon o yıllarda genç gruplara destek olan bir müzisyendi. New Yardbirds’e destek olmakla kalmadı,isim babalıklarını da yaptı…Page’e ”Lead Zeppelin “ismini önerdi. Zeppelin kelimesi balon gibi sönen grupları, Lead kelimesi de kurşun gibi hızı ifade ediyordu. Grup İskandinavya turnesinden dönünce artık yeni isimleriyle sahnedeydi. Page özellikle “Lead” sözcüğünü “Led” şeklinde hatalı yazarak”Leed” gibi telafuz edilmesini önledi. Led Zeppelin doğmuştu artık…Yardb irds tarafından çizilen sertleştirilmiş,gerginleştirilmiş ve Jimmy Page’in ustalıklarıyla bezenmiş blues kökenli Hard rock grubuydu onlar.. Led Zeppelin’in beşinci elemanı olarak anılan kişi menejerleri Peter Grant’tır. Beatles’ın menejeri Brian Epstein kadar ünlüdür, Grant…13 yaşındayken Londra’da Croyden Tiyatrosunda sahne işçisi olarak başladı çalışma hayatına..Bir süre Reuters’de foto muhabirliği,lüks bir restaurant da garsonluk ve Jerseydeki bir otelde eğlence müdürlüğü yapan Grant,Robert Morley ’in filmindeki dublörü olarak tanındı. Gene Vincent, Little Richard ve Jerry Lee Lewis’in menejerliğini üstlendiği günlerdir bu günler. Ünlü Animals topluluğunu yaratan da Grant’ dır. Plak prodüktörü Mickie Most ile birlikte kurduğu Managemant’a aldı Led Zeppelin’İ…”Siz müzikle ilgilenin ,gerisini ben hallederim” dedi, gruba…Bu arada tüm gecesini gündüzünü Led Zeppelin elemanlarıyla geçirdiği için eşi terk etti Peter’i…Çocukları kendisinde kaldı…Hem onları büyüttü, hem de ismi cismi duyulmamış bu grubu…Bu başarılı menajer değişik yapı ve karakterdeydi. Şakacıydı…Gerektiğinde grubun korumalığını yapıyor.,gerektiğinde kızlarla aralarını…Peter Grant 1995’de kalp krizinden öldü… Amerika “gel” diyordu Led Zeppelin’e…Menajerleri Peter Grant,Vanilla Fudge’ın turne iptalinden yararlanarak hemen bu fırsatı değerlendirdi. Grup Amerika’da önce Los Angeles’taki ünlü Whiskey A Go Go’da sahne aldı. Bu arada Atlantic ile plak anlaşması yaptılar. Sırada ilk albümleri vardı. 30 saatte hazırladılar Led Zeppelin 1’i. İlk albümlerinde kapağa Jimmy’nin seçtiği Hinderburg’un düşmekte olan hava gemisinin siyah beyaz bir illustrasyonunu koydular. ”Uçmanın tek yolu” sloganı ile albüm 17 Ocak 1969 da Amerikada piyasaya sürüldü ve 99 numaradan Billboard listesine girdi. Sonra da çıkmak bilmedi. 73 hafta kaldı listede… San Fransisco’da Fillmore West’deki konserde Taj Mahal,Country Joe And The Fish’den önce sahne aldılar. Basın iyi yaklaşmıyordu gruba…”İşte ucuz bir İngiliz grubu daha” gözüyle bakıyordu medya” Led Zeppelin’e.. Grup turneden fırsat buldukça,ikinci albümleri için soluğu stüdyoda aldılar. Led Zeppelin 2 albümünün büyük kısmı yolarda yazılmış ve bestelenmişti. Bu albüm ilkinin devamı niteliğindeydi ancak ilk albümdeki Blues ve Underground hava daha da kasvetli yansıtılmıştı. Albümdeki “Whola Lota Love” ilk büyük hitleri oldu grubun..4.Amerika turnelerinde 17 Ekim 1969’da New York’daki Carnegie Hall konserinde ilk kez John Bonham davulu elleriyle çaldı. Bu arada Led Zeppelin 2 , Beatles’ın Abbey Road albümünü geride bırakarak listelerin başına oturdu… İkinci albumun kaydı sırasında karşılaştıkları stüdyo koşulları grubun yeni stratejiler aramalarına neden oldu. Page ile Plant bu albüm için Galler’deki bir kır evini tercih etti. Snowdia’da mum ışığında ve odun ateşinin aydınlığında gözlerden uzak bu küçük evde hazırladılar yeni albümü… Parçaların Hampshire’da büyük bir konakta provaları yapıldı ve stüdyoya girildi. İlk iki albümdeki Page hakimiyeti burada yoktu, tüm elemanlar kendi bestelerini ve fikirlerini yansıttılar. Led Zeppelin 3, 1970 in Ekim ayında piyasaya sürüldü, tam 4 hafta Bilboard listesinde 1 numarada kaldı. Grup Melody Maker’e verdikleri ilanla müzikseverlere teşekkür ettiler…Led Zeppelin 3, temelini oluşturan blueslarla birlikte hard rock zarfınıda açıyordu. Albümün kapağı Tarot kartlarından esinlenerek hazırlanmış ve üzerinde değişik çaptaki 10 daireden oluşmuştu. Albüm tanıtım konserlerinde grup sahnede şaklabanlık yaparak eğleniyorlardı. Özellikle şakacı bir kimliğe sahip davulcu John’du bu konuda önderlik eden… Örneğin Robert,Jimmy ve John Paul sandalyelerinde akustik şarkılarını çalıp söylerlerken ,Bonzo fötr şapkası ve kısa pantolonuyla sandalyesini kaptığı gibi bu üçlünün yanına oturuyor ve onlara alkışla eşlik ediyordu. Bir defasında Moby Dick’i çaldıktan sonra Robert ona bir tutam muz vermişti sahnede… Şaka kakaya dönüşmüş,Bonzo kendisine maymun dendiği için Robert’i sahnede bir yumrukla yere sermişti. En az satan albüm Led Zeppelin 3 oldu. Yine medya etkiliydi bu sonuçta…Grubun kendilerini şeytana sattıklarını ,satanist olduklarını iddia ediyordu medya… Bu söylentilerin çıkmasının nedeni de Jimmy Page’in Edward Crowley’e olan düşkünlüğüydü. Peki kimdi bu Crowley?  Edward Alexandre Crowley, 1875 de aristokrat bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi ve Oxford’da tahsiini gördü.Şiire büyük ilgisi vardı.yayınlanan ilk şiirleri karmaşık olduğu kadar da şaşırtıcıydı.Çevresindeki herkesi kolaylıkla etkileyen Crowley’in yapıtlarında büyücülüğün ilk işaretleri seçilir.Daha sonra tarikat kurmaya yönelir genç adam…Sicilya’da tarikatına müritler bulan Crowley, memleketine dönerek Fulham Road tapınağını inşa eder.Lanetli ve tehlikeli bir yer olarak bilinen bu tapınakta, sosyeteden zengin kadınların sık sık tertip edilen büyü ve seks ayinlerine katıldıkları polis kayıtlarında yer almıştır.1943 yılında kanserden öldüğünde arkasında çok sayıda hayran ya da düşman bırakmıştı büyücü şair… Crowley’i hatırlayan efsane grup Beatles’tı… David Bowie de “Quicksland” parçasını Crowley’e ithaf etmişti.Ona en yakın isim ise Led Zeppelin’den Jimmy Page oldu.”Stairway to heaven”in ilham kaynağında Crowley’in derin izleri vardır.Jimmy grubun 3.albümünün kapağını da bu kişiye ayırmıştır.Ayrıca sanatçı dünyanın en iyi Crowley koleksiyoncusudur.Büyücü şaire ait ne kadar el yazması,yayın,töre giysisi,tablo varsa büyük paralarla toplamıştır.İskoçya’nın Loch sahilinde bulunan Crowley’in yaşadığı Boleskine şatosunu da almıştır daha sonra… Led Zeppelin 3’ün başarısızlığı sonrası tekrar stüdyoya girdi grup… Aykırı,resmi ismi bulunmayan Led Zeppelin 4 belki de rock tarihinin en önemli albümlerinden biridir.Grup elemanlarının imza olarak kullandıkları ve bugüne kadar açıklanmayan mistik görüntülerden arınmış dört şekil yer alıyordu kapakta… Her üye kendi sembolünü seçmişti. John Bonham birbirine bağlı üç çemberden oluşan şekli, John Paul Jones özgüven ve ustalığı tasvir eden bir şekli,Robert Plant Mu uygarlığının bir şeklini ve Jimmy Page de “Zoso” olarak söylenen gizemli şekli… Plak firmasının tüm itirazlarına karşın kapağa hiç isim yazılmamıştı.Plağın kayıtları Rolling Stones’un stüdyosunda yapıldı.Dördüncü Led Zeppelin albümü büyük satış rakamlarına ulaştı.İngiltere listelerine direkt 1numaradan girdi ve 62 hafta listede kaldı.Kariyerlerinde en çok başarıyı elde ettikleri albüm oldu. Amerika tarihinin en çok satan rock albümü ünvanını da aldı bu “isimsiz albüm”… Meşhur “Stearway to heaven” da bu albümde yer almaktadır.Şarkının sözleri İngiliz mistik edebiyatının ünlü kadınlarından Lewis Spence’in “The Magic Arts in Celtic Brain” adlı kitabından alınmıştı ve elinde mistik güçleri bulunan doğaüstü bir kadının ruhsal arayışlarını içeriyordu.Ancak kilise şarkının şeytan için yapıldığını,şarkıda adı geçen kadının eroin için ruhunu şeytana sattığını iddia etti.Fakat parça o kadar tuttu ki… Yüzyılın en iyi rock parçası olması bir yana birçok gencin cenazelerinde çalınmasını istedikleri yapıt oldu.Şarkı daha sonra istek üzerine kısaltılarak 45 lik olarak da piyasaya verildi.Birçok müzikseverin Led Zeppelin dinlememiş olmasına karşın bu şarkıyı duyduğunda “ben bu parçayı biliyorum” dediği görülür… 1972 yılında grup açısından son derece duygusal bir olay gerçekleşti,müziğe başlamalarına neden olan Elvis Presley grupla tanışmak istiyordu.Menejerleri Page ve Plant’ı Presley’in Las Vegas’taki hotel suitine götürdüğünde ne bilsinlerdi ki, Rock’un kralından fırça yiyeceklerini… Elvis” Doğru mu bunlar çocuklar?” dedi.Kastettiği şeytana taptıkları ve bulundukları ortamda rezalet çıkarttıkları söylentileriydi. Satanist değildiler ancak gerçekten dejenere yaşıyorlardı.Bir keresinde Londra’nın en lüks oteli Mayfair’in kral dairesini harabeye çevirmişlerdi. Bir defasında da plak şirketinin idare müdürünü çırılçıplak soyup tepeden tırnağa seloteyple sarıp sokak ortasında mumya gibi bırakmışlardı.Elvis Presley’in sorusuna yanıtı Robert verdi: “Tabii ki değil… İyi aile çocuklarıyız biz… En büyük zevkim otel koridorlarında yürürken sizin şarkılarınızı mırıldanmaktır” Bu tanışmadan sonra grup birgün Elvis’in konserine gitti.Elvis konserine ara verip “Bu gece Led Zeppelin aramızda” dedikten sonra “Reconsider baby”i çalıp söyledi..Hüngür hüngür ağlıyordu Robert izlerken… Led Zeppelin’in 5.albümünün büyük bölümü 1972 baharında Mick Jagger’ın Berkshire’daki evinde kaydedildi.”Houses of the Holy” piyasaya çıktığında artık rock dünyasının ilk üçü arasındaydılar:Rolling Stones,Who ve Led Zeppelin… Bu albüm kendi müziklerinin gelişimini sezdikleri bir çalışma oldu. Kuzey Afrika ve Uzakdoğu gezilerinden izlenimler taşıyordu. Albüm tanıtım konserlerinde 4 Mayıs 1973 te Atlanta’da 49000 kişi kendilerini izlerken, ertesi gün Tapma stadyumunda bu rakam 57000 e ulaştı.Bu da gruba Beatles’ın Shea Stadyumu konseriyle elinde tuttuğu bir tek konserde ulaşılan en çok seyirci rekorunu ellerine geçirme ayrıcalığını sağladı.Bu rekor dört yıl sonra Silverdome Pontiac’ta verecekleri konserle yine kendileri tarafından yenilenecekti.”Houses of the Holy” albümünün giriş parçası “The song remains the same” daha sonra çıkacak olan double konser plağının ve filminin ismi olmuştur. Grup çok kazanıyordu- yılda 30 milyon dolar- ancak gerek medyanın üzerlerine çok gelmesi gerekse özel sorunları nedeniyle ilk homurdanmalar 1973 te başladı. Jimmy uykusuzluk probleminin nedenini grupta buluyordu. John zaten baştan beri aşırı derecede alkol tüketiyordu,özellikle bira… Robert o bar senin bu bar senin sabaha kadar dolaşıyordu. Bir tek John Paul’ün aklı başındaydı ve gruba ültimatom çekti:”Kendinizi toparlayın biraz”.. 1974 derlenme ve toparlanma yılı oldu. Yeni albümleri “Physical Grafiti” piyasaya çıktı.Kendi kurdukları Swan Song şirketi adına çıkardıkları bu çalışmada Led Zeppelin karşı çıktıkları double albüm formatına teslim olmuştu.”Bir çırpıda sekiz şarkı yaptık” diyordu Robert. Albüm kapağı grubun en incelikli çalışmalarından biridir.Ön kapakta New York’taki bir yaşlılar evi görülmektedir.Plağın içindeki 74 adet fotoğrafta grup elemanları kadın kıyafetinden maço tiplemeye kadar şekilden şekle girmişlerdir.Albümle birlikte ilginç olan eski Led Zeppelin albümlerinin de tekrar listelere girmesiydi. Yine Billboard listelerindeydiler,hemde birkaç albümle… Image Jimmy Page, 1975 de Marakeş’e gitti ve orada kendisini bekleyen Robert Plant’la buluştu.Amaçları Fas’ta sokak müziğini keşfetmek,bir sonraki albümlerine bir şeyler katacak deneyimler yaşamaktı.Bu arada gelen bir telefonla Page “Dazed and Confused” dizisinin kayıtlarını kontrol etmek için kısa bir süreliğine Londra’ya dönünce,Plant ta ailesiyle Rodos’a tatile gitti.Ne olduysa orada oldu.Robert’in kiralık arabası dev bir kayalığa çarptı.Eşinin kafatası,kolu,kalçası,kendisinin de dirseği ve ayak bileği kırıldı.Kaza tüm hesapları altüst edince grup elemanları iki yıl sürecek bu boşlğu “The song remains the same” filmiyle doldurdular.Robert ayakta duramadığı bu dönemi Londra’daki çiftlik evinde piyano tıkırdatarak geçirdi.Yeni albüm için bastırıyordu müzikseverler… Tekerlekli iskemle ile söyledi şarkılarını stüdyoda Plant.. Yeni albüm hazırdı:Presence.. Albümde egemen olan Jimmy Page’dir.Nisan 1976 da piyasaya çıktığı gün altın plak ödülüne layık görüldü albüm… Page’e göre “En önemli Led Zeppelin albümü “Presence’tir.Albümün hemen ardından daha önce üzerinde çalıştıkları “The song remains the same”i piyasaya sürdüler.Aynı adlı filmde grup elemanları 73 yılında Madison Square Garden’da verilen konser görüntülerinin yanında ayrı ayrı ve gizemli kılıklarda görülüyorlardı.Örneğin Robert at üzerinde mitolojik bir kahramanı, John Paul maskeli bir süvariyi, Jimmy büyücüyü canlandırıyordu. John filmde ailesiyle birlikte yer almıştı. Filmde grubun menejeri Peter Grant da bir mafya babasını oynuyordu. 1977 grubun üzerinde yine kara bulutların dolaştığı bir sene oldu. Amerika turnelerinde Oakland Stadyumunda Peter Grant ve John Bonham bir güvenlik görevlisini kıyasıya dövdüler.Nedenleri John’un oğluna kötü davranılmasıydı. Hapisten zor kurtuldu ikili… Bu kez New Orleans konseri sırasında yeni bir kötü haber aldılar. Robert’in küçük oğlu Karac mikrobik bir enfeksiyondan ölmüştü. Plant turneyi yarıda keserek hemen ailesinin yanına döndü. Geri kalan konserler iptal edildi. Medya olayın yalan olduğunu, grubun dağılma aşamasında olduğunu yayıyordu.Bunalıma girip ortalardan yok olan Robert’i Jimmy bir taktikle tekrar kazandı.Roy Harper’in Led Zeppelin’e katılacağı dedikodusunu yaydı ortalığa…Led Zeppelin kurulmadan önce Page’in Harper’la bir albüm yaptığını bilen Plant olayı duyunca hemen gruba geri döndü.Ve grup yeni bir albüm için Stockholm’a gitti.”In through yhe out door” albümünde bu dönemi en sağlıklı geçiren John Paul Jones besteleri ağırlıktadır ve Latin Amerika havası taşır.Altı değişik kapak tasarımıyla yayınlanan albümde grup hoş bir espri yapmıştır. Plağın dışı sarı bir paket kağıdı ile kaplanmıştı. Kargo ile gönderilen değerli eşyalar gibi ön yüzünde grubun ve albümün ismi, arka yüzde içerdiği şarkılar ve Swan Song’un logosu vardı.Albüm kısa sürede 4 milyon sattı ve platin plak kazandı. Tüm ikazlara rağmen John Bonham çok içiyordu. Nurenberg konserinde 3.şarkıdan sonra yere yıkılarak konserin bitmesine neden olacak kadar..Münih konserine “Bonzo”ya ders olsun diye Bad Company’nin davulcusu Simon Kirke ile çıktılar. İki gün sonra tekrar birlikte çıktıkları Berlin konserinin son birliktelikleri olacağını nereden bilebilirlerdi ki..Avrupa turnesini tamamlayınca Amerika turnesinin hazırlıklarına başlamışlardı. 1980 sonbaharında Jimmy’nin Windsor’daki malikanesinde bir araya geldiler hazırlıklar için..Bonzo sabahtan içmeye başlamıştı yine..Akşama kadar prova yaptılar. Hem içkiden, hem de bütün gün aralıksız baget sallamaktan içi geçen Bonzo’yu yatağına kaldırdılar. Bir daha da göremediler onu.. Bonzo yatağında ölü bulundu. Ölümün arkasından grubu dağıtma kararı geldi. Led Zeppelin efsane olmuştu artık..”Coda” albümü John’un ölümünden sonra piyasaya sürüldü. Sözleşmenin şartlarını yerine getirmek için Plant, Page ve Jones hazırladı albümü.. Niyetleri bir derleme ile 12 yıllık kariyerlerinin bir profilini vermekti. “Coda” yayınlandığında tekrar kuruluyorlar dedikoduları yayıldı ortalığa..John Bonham’ın oğlu Jason da iyi bir davulcuydu çünkü.. Page böyle bir şeyin olamayacağını şu sözlerle anlattı hayranlarına.. “Gerçekten imkansız artık devam etmemiz… Bütün bu yaşadıklarımızın ışığında şarkılarımızı bir öyle,bir böyle değiştirir,söylerdik. Ancak bir başka davulcu ile olamazdı bu.. Geçmişte de şimdi olduğu gibi birbirimize büyük saygımız vardı ve böyle sürmeliydi..” Image

18 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Sergei Vasilyevich Rachmaninov kimdir?

Sergei Vasilyevich Rachmaninov kimdir?

Sergei Vasilyevich RACHMANINOV

1 Nisan 1873de Rusyanın Novgorod ilinde, İlmen yakınlarındaki Onegde, dedelerinin malı olan bir malikanede dünyaya geldi. Babası ordudan emekli olmuş bir subay, annesi bir generalin kızıdır. Müzik yeteneğini kuzeni Aleksandr Siloti keşfedecek ve piyano çalışmak üzere Moskovaya gitmesini önerecektir. Bu öneri üzerine, Nikolay Zverevden piyano dersleri almış, ardından kuramsal bilgisini arttırmak için Moskova Konservatuarına kaydını yaptırmıştır.

ImageImage

1892 yılında, 19 yaşında Puşkinin Çingeneler şiirinden uyarladığı tek perdelik Aleko adlı opera yapıtıyla altın madalya kazanarak konservatuardan mezun olmuştur. Hem besteci hem piyanist olarak iki yapıtıyla ününün kapılarını açmıştır.

Bu yapıtlarından biri, ilk kez 26 eylül 1892de seslendirilen fa diyez minör Prelüd, öteki yine ilk kez 1901 de çalınan do majör ikinci konçertosudur.

1897 yılında re majör birinci senfonisinin ilk seslendirilişinin ardından büyük bir bunalım geçirdi. Çünkü senfonisi kötü yorumlanmış ve eleştirmenlerce övgüye değer bulunmamıştır. (oysa ölümünden sonra re majör birinci senfonisi en özgün yapıtları arasında değerlendirilecektir). Senfonisinin aşırı yenilikçi bulunmasından dolayı geçirdiği bunalım üzerine besteciliğe bir süre ara vermiştir. Ama Nikolay Dahl adında bir psikologun yardımıyla sağlığına tekrar kavuşmuş, o sırada kuzeni Natalie Satin ile yaptığı mutlu evliliğin de yardımıyla 2. piyano konçertosunu yazmıştır ve bu yapıtı psikologuna adamıştır…

3 Eylül 2010
Okunma
bosluk

Keman nedir – Keman nasıl çalınır – Tarihte Kemanın Yeri

Keman nedir – Keman nasıl çalınır – Tarihte Kemanın Yeri

Muhtemelen en tanınmış orkestra çalgısı olan keman bir yayla çalınan telli bir enstrümandır. Keman Ailesinin en geniş aralıklı sesine sahip olan üyesi olan kemanın yanında diğer üyeleri Viola, Çello ve Konturbas’ dır. Keman kendine özgü biçimiyle 16. yüzyılda Avrupa’ da ortaya çıktı. Teknesi, sırt ( Akçaağaç’ tan ) ve göğüs (Köknar’dan) ile yanlıklardan ( Akçaağaç’ tan ) oluşur. Göğsündeki iki delik “F “ biçimindedir.

Yanlıkların ortasında büyük bir girinti vardır. Yine Akçaağaçtan yapılan sapın ucu salyangoz biçiminde kıvrımlıdır. Keman imal edilirken, ön, arka kısımlar ve omurga boş bir kutu oluşturacak şekilde birleştirilir. Kuyruğa bağlanan dört tel köprünün üzerinden geçip perdelerden uzanıp akort anahtarlarına bağlanır. Anahtarlar vasıtasıyla akort edilir ve elin perdelere basılması ile değişik sesler ve tonlar elde edilebilir.

17 Şubat 2010
Okunma
bosluk

Atatürk’ün müzik Hakkındaki Düşünce ve Sözleri

Atatürk’ün müzik Hakkındaki Düşünce ve Sözleri

Atatürk, güzel sanatlara ve onun bir paçası olan müziğe özel bir önem veriyordu.

Müziği toplumun temel kültür değerlerinden biri olarak görüyor ve Türk ulusunun yücelmesinde başlıca hareket unsuru olarak ele alıyordu. Atatürkün bu konudaki görüşlerini şu sözlerinden anlayabiliriz :

‘’Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından birisi kopmuş demektir’’

‘’Efendiler! Hepiniz milletvekili olabilirsiniz! Bakan olabilirsiniz! Hatta Cumhurbaşkanı ola-

bilirsiniz!Fakat sanatkar olamazsınız!’’

‘’Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü , müzikte değişikliği alabilmesi , kavrayabilmesidir’’

‘’Biz Batı musikisini saygıyla dinlediğimiz gibi , bizim musikimiz de bütün dünyada saygıyla

dinlenilecek bir halde olmalıdır.’’

‘’Hayatta müzik gerekli değildir.Çünkü hayat müziktir.Müzikle ilgisi olmayan varlıklar insan

değildir.Eğer söz konusu olan hayat insan hayatı ise müzik mutlaka vardır.Müziksiz hayat zaten var olamaz.Müzik hayatın neşesi , ruhu , sevinci ve her şeyidir.Yalnız , müziğin türü üzerinde düşünmeye değer.’’

‘’Bir millet sanat ve sanatkardan yoksunsa , tam bir hayata sahip olamaz.’’

İnternetten Yararlanılarak Derlenmiştir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
30 Ağustos 2008
Okunma
bosluk

içerik