Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Aşılar nelerdir – Aşı Takvimi bilgileri

Aşılar nelerdir – Aşı Takvimi bilgileri

DBT (Difteri-Boğmaca-Tetanos) (Karma) : Doğumdan itibaren 2. Ayını doldurmuşlarda başlanır, 6 yaşına kadar uygulanır. Hiç aşılanmamışlarda 1�er ay ara ile 3 doz, 3. dozdan 1 yıl sonra tekrar dozu uygulanır. Herhangi bir dozundan sonra aralık verilmiş ise aşılanmaya kalındığı yerden devam edilir. Aşı derin olarak kas içine (IM), 0,5 ml. olarak uygulanır. Uygulama sonrası ateş yükselmesi, uygulama yerinde ağrı, şişkinlik,sertlik meydana gelebilir. Bu durum geçicidir. Ateşlenme için soğuk kompres uygulanmalıdır, düşürülemezse parasetamol içeren ateş düşürücüler kullanılabilir. DT (Difteri-Tetanos) : DBT �nin Boğmaca komponentine allerjisi olanlarda, 6 yaşına kadar uygulanır. Allerjisi olanlarda diğer dozlar bu aşı ile tamamlanır. Aşı derin olarak kas içine (IM), 0,5 ml. olarak uygulanır.   Uygulama sonrası ateş yükselmesi, uygulama yerinde ağrı, şişkinlik,sertlik meydana gelebilir. Bu durum geçicidir. Ateşlenme için soğuk kompres uygulanmalı, düşürülemezse parasetamol içeren ateş düşürücüler kullanılabilir. Td ( Erişkin tip Difteri-Tetanos) : 6 yaşından sonra uygulanır. Ilkokul 1 ve 5. sınıflarda uygulanır. Erişkin aşısız kişilere yapılmak istenirse 1 ay ara ile 2 doz halinde uygulanır. Aşı derin olarak kas içine (IM), 0,5 ml. olarak uygulanır. Uygulama sonrası ateş yükselmesi, uygulama yerinde ağrı, şişkinlik,sertlik meydana gelebilir. Bu durum geçicidir. Ateşlenme için soğuk kompres uygulanmalı, düşürülemezse parasetamol içeren ateş düşürücüler kullanılabilir. TT (Tetanos ) : Lise 1. sınıflarda uygulanır. Doğurgan çağında bulunan ( 15 – 49 yaş arası) kadınlara, daha önceki aşılanma durumları sorgulanarak, gebeliklerinin 4. ayından itibaren 1 ay ara ile iki doz uygulanır. Daha sonraki uygulamalar için sağlık ocaklarından bilgi alınmalıdır. Yaralanmalardan sonra uygulanacak ise, daha önce aşılanmamış ise 1 ay ara ile 2 doz halinde, aşılı ise tek doz uygulanır. Aşı derin olarak kas içine (IM), 0,5 ml. olarak uygulanır. Uygulama sonrası ateş yükselmesi, uygulama yerinde ağrı, şişkinlik,sertlik meydana gelebilir. Bu durum geçicidir. Ateşlenme için soğuk kompres uygulanmalı, düşürülemezse parasetamol içeren ateş düşürücüler kullanılabilir. BCG ( Verem ) : Doğumdan sonra 2 ayını doldurmuşlarda, 6 yaşına kadar uygulanır . İkinci dozu ilkokula başlarken uygulanır. Aşı deri içine (IC), 0,05 ml. olarak uygulanır. Erişkinlerde 0.1 ml uygulanır. Normalde uygulamadan 2-4 hafta sonra aşı yerinde 10 mm çapında, küçük kırmızı ve hassas bir şişlik belirir. Bu şişlik 2-3 hafta içinde yaraya dönüp, bu sürenin sonunda 5 mm çapında bir iz bırakarak kendiliğinden iyileşir. Bu yara üzerine ilaç konmamalı, açık bırakılmalı ve temiz tutulmalı. Kalıcı iz aşının tuttuğunu, kişinin bağışıklanmış olduğunu gösterir. Daha erken sürede ve daha şiddetli reaksiyon olmuş ise, çocuk ya daha önceden verem mikrobuna bağışıklanmış ya da vereme yakalanmış olabilir. Bu durumda doktora danışılmalıdır. Uygulama sonrası bazan aşı yerinde şiddetli iltihap, derin bir iltihap kesesi, koltuk altı ve dirsek lenf bezlerinde şişlik oluşabilir. Bu aşının yanlışlıkla daha derine uygulanması veya fazla miktar aşı verilmesi ya da iğnenin temiz olmamasından olabilir. Bu durumda doktora başvurulmalıdır. Bu aşı 3 ayından büyüklere PPD ( Tüberkülin) kontrolü yapıldıktan sonra uygulanır. PPD cilt içine uygulandıktan 72 saat (3 gün) sonra okunması yapılır. Uygun görülür ise aşı uygulanır. Çocuk Felci ( Polio) : Doğumdan itibaren 2. Ayını doldurmuşlarda başlanır, 6 yaşına kadar uygulanır. Hiç aşılanmamışlarda 1�er ay ara ile 3 doz, 3. dozdan 1 yıl sonra tekrar dozu uygulanır. Son dozu ilkokul 1. sınıfında uygulanır. Herhangi bir dozundan sonra aralık verilmiş ise aşılanmaya kalındığı yerden devam edilir. Aşı ağızdan, 2 damla damlatılarak uygulanır. Uygulama sonrası yan etkisi olmadığı kabul edilmektedir. Aşıdan sonra çocuğun beslenmesinde bir sakınca yoktur. Çocuğun ishali olsa dahi aşılanması gerekir. Kızamık Aşısı : Doğumdan itibaren 9. ayını doldurmuşlarda uygulanır. Bu zamanda yaptırılamamış, hastalığı geçirmemişler ise 9. aydan sonra herhangi bir zamanda uygulanabilir. Aşının ikinci dozu ilkokul 1. sınıfında uygulanır. Aşı cilt altına (SC), 0.5 ml. olarak uygulanır. Uygulamadan 1 hafta sonra birkaç gün süren ateşlenme, kızamığa benzer hafif döküntüler meydana gelebilir. Ateşlenmede soğuk kompres uygulanmalıdır, düşürülemezse parasetamol içeren ateş düşürücüler kullanılabilir. Hepatit B : Doğumdan itibaren yapalabilir. Uygulanan aşı takvimine göre 3. ayını doldurmuşlarda başlanır. Hiç aşılanmamışlarda 1�er ay ara ile 2 doz, ilk dozdan 6 ay sonra 3. dozu uygulanır. Herhangi bir dozundan sonra aralık verilmiş ise aşılanmaya kalındığı yerden devam edilir. Aşı derin olarak kas içine (IM), 0,5 ml. olarak uygulanır. Risk grubunda yer aldığı kabul edilen, önceden aşılanmamış, erişkinlere 1 ml.lik dozlar halinde 3 doz uygulanır. Uygulama sonrası herhangi bir yan etki gelişmeyeceği kabul edilmektedir. Önemli Not : Aşılar miyadlı yani kullanma süresi belirli ürünlerdir. Bu nedenle uygulama öncesi son kullanma tarihine dikkat edilmelidir. Aşılar belli sıcaklık koşullarında (+2 – +8 ° C arasında) saklanmalıdır. Kullanım öncesi ya da teslim alınırken mutlaka çalışır durumda olan bir buzdolabında bulunduğu kontrol edilmeli, raftan sunulan ürünler teslim alınmamalıdır. Aşı Tipleri Aşılar ilk etapta içerdiği mikrobun tipine göre BAKTERİYEL VE VİRAL olmak üzere ikiye ayrılır.Daha sonra içerdiği mikrobun durumuna göre 4 ana başlıkta incelenir.Bunlar; Canlı Aşılar: Aşı içerisindeki mikroorganizmalar canlıdırlar ancak vücut için tamamen zararsız hale getirilmiştir.Verem, kızamıkçık, kabakulak ve suçiçeği aşıları buna örnektir. Ölü Aşılar: Aşıda kullanılan mikroorganizmalar öldürülmüştür.Ancak vücudu uyararak antikor dediğimiz koruyucu maddelerin yapılmasını sağlayacak özellikleri korunmuştur. Boğmaca aşısı buna örnektir. Subünit Aşılar: Aşıda kullanılan mikroorganizmalar öldürüldükten sonra parçalanarak, bu parçalardan vücudu uyurarak koruyucu antikorların yapılmasını sağlayacak parçaları aşı yapımında kullanılmaktadır.Örnek olarak Hepatit B ve Grip aşıları verilebilir. Toksoid Aşıları: Bu tür aşılardan mikroorganizmaların kendileri kullanılmaz.Bazılarının ürettiği zehirler çeşitli kimyasal maddelerle işlenir ve hastalık yapıcı etkileri yok edilerek aşı yapımında kullanılır.Tetanoz ve difteri aşıları bu tip aşılardır. Aşı Tiplerine Göre Dağılım Şeması Çeşitli hastalıklardan korunmak için kullanılan aşıların tiplere göre dağılımı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Image Çiçek Aşısı ÇİÇEK hastalığı Çiçek hastalığı �Variola virüsü� tarafından meydana getirilen insandan insana solunum yolu ile bulaşan ve bazen öldürücü olan bir hastalıktır. Ateş, tipik ve ilerleyici tarzda cilt döküntüleri ile karakterizedir. 1960�lı yıllardaki yoğun aşılama kampanyaları ve karantina uygulamaları sonucunda 1980 yılında çiçek hastalığının Dünya�dan eradike edildiği yani kökünün kazındığı Dünya Sağlık Örgütü tarafından açıklanmıştır. Dünyadaki son vaka 1977 yılında Somali�de görülmüş ve o tarihten beri dünyanın hiçbir yerinde çiçek vakası tesbit edilmemiştir. Hastalığın eradikasyonundan sonra hastalığa neden olan virus Dünya Sağlık Örgütü�nün kontrolünde bir kaç laboratuvarda saklanmaktadır. Çiçek aşısı 1980 yılına kadar hemen hemen tüm dünyada rutin olarak uygulanırken, eradikasyonun açıklanmasından sonra rutin aşılama durdurulmuş ve bundan sonra 1983 yılına kadar başta ABD olmak üzere bazı ülkelerde sağlık personeline uygulanmış ve bu tarihten sonra sivil kişilere uygulama tamamen durdurulmuştur. Bu tarihten sonra aşılama rutin olarak sadece Amerikan ordusunda devam etmiş ve 1990 yılı sonuna kadar devam ederek Körfez Savaşına katılan askerler de aşılanmışlardır. Ancak dünyada hiç görülmeyen bir hastalığa karşı yapılan aşılamanın neden olduğu yan etkiler, askerler arasında huzursuzluk yaratmış ve çiçek aşılaması Körfez savaşından sonra durdurulmuştur. Ancak gündemdeki Irak savaşı nedeniyle ABD ordusunda aşılama tekrar başlamıştır. Bugünlerde çıkan Çiçek Hastalığı korkusu, yeryüzünden silindiği açıklanan virusun. saklandığı laboratuvarlardan kaçırılarak bioterörizm amacıyla kullanılabileceği varsayımından yola çıkarak geliştirilen senaryolar sonucudur ve bu senaryoların gerçekleşme olasılığı son derece düşüktür. ABD�nin uğradığı terörist saldırılar,�şarbon�un bioterörizm amacıyla kullanılması bu konudaki paranoyaları güçlendirmiştir. Dünyadan yok edilen Çiçek hastalığına neden olan virusun bioterörizm amacıyla kullanılması, halen dünyanın her tarafında görülmekte olan şarbon ile karşılaştırılmamalıdır. Zira bu amaçla şarbonun kullanılması Çiçek virusuna göre son derece kolaydır. Bugün çiçek aşısı sivil kullanım için sadece ABD�de Dryvax adıyla lisanslıdır. Dryvax, direkt olarak çiçek hastalığı etkeni olan �variola� virusunu içermemektedir. Aşı, bu virusun üyesi olduğu Orthopoxvirus türünün bir prototipi olan �vaccinia virus�ünü içermektedir ve inek lenf sıvısında bulunan virusun yine inek deri kültürlerinde üretilmesi ile elde edilmektedir. Çiçek aşısı canlı bir aşıdır. Aşı iki uçlu bir iğne vasıtasıyla derinin çizilmesi yoluyla yapılmaktadır. Aşının uygulandığı yerde 2-5 gün içerisinde bir papul (deriden kabarık şişlik) meydana gelir ve bu papül daha sonra içisıvı dolu vesikül (kesecik) halini alır. Bu vesikül patlayarak (püstül) lezyon 8-10 gün içinde maximum boyutunu alır. Püstül kuruyarak kabuk haline gelir ve 14-21 gün içinde skar oluşturur. Aşılamadan sonra bölgesel lenf nodlarında 3-10 gün içerisinde, 2 ila 4 hafta süren şişlik ve hassasiyet oluşur. Bütün bu belirtiler günümüz aşılarında alıştığımız belirtilerden oldukça farklıdır. Vaccinia virus aşılarının rekombinant teknoloji ile üretilen formları üzerinde klinik araştırmalar devam etmektedir. Çiçek aşısı şu an zannedildiği gibi ABD�de herkese uygulanmamaktadır. ABD�de olası bir bioteröristik saldırı sonucu oluşabilecek salgınları kontrol altına almak için, çiçek hastalığı şüphesi olan kişileri inceleyecek, hastalığa yakalananları tedavi edecek ekipler kurulmuştur. Bugün ABD�de Çiçek Aşısı sadece bu ekiplerde görevli kişilere ve özellikle hayvan bakımı endüstrisi ile ilgili laboratuvarlarda çalışan kişilere yapılmaktadır. Ayrıca hastalığa yakalanan olursa çevresindeki temaslıların aşılıyabilmek için bir miktar stok yapılmıştır. Yani herhangi bir saldırının olmadığı bu dönemde henüz rutin bir aşılama uygulaması bulunmamaktadır. Eğer bir saldırı olursa ve hastalığa yakalanan olursa, hastalar ile temas edilenlere aşı yapılacaktır. Hasta ile temas eden kişiye 3 gün içinde aşı yapılırsa koruyucu olmaktadır. ABD�nin elinde bulunan aşı stoğu miktarı 2,7 milyon dozdur. ABD nüfusunun 300 milyondan fazla olduğu düşünülürse rutin aşılamanın olmadığı zaten ortaya çıkmaktadır. Saldırının olmadığı bu dönemde 18 yaş altındaki çocuk ve adölesanlara aşı önerilmemektedir. Çiçek aşısı şu an ABD�de dahil olmak üzere hiç bir ülkede satılmamaktadır. ABD�de yapılan bütün sivil aşılamalar CDC eliyle yapılmakta ve aşı sadece CDC�den temin edilebilmektedir. Bir başka deyişle şu an dünya piyasasında bu aşıyı hiç kimsenin istediği anda satın alma şansı yoktur. Bugünlerde internette gezen bazı yazılar nedeniyle herkes panik içerisinde çiçek aşısı sormaya başlamıştır. Bu yazılarda ABD�nin virusu ileride lazım olur düşüncesiyle sakladığı ve şimdi üretmeye başladığı, bazı kişilerin yurt dışından bu aşıyı getirtebileceği gibi şeylerden bahsedilmektedir. Bu tür ifadeler doğru değildir. Yukarıda da belirtildiği gibi, aşı zaten çiçek virusunu içermemekte onun üyesi olduğu Orthopoxvirus grubunun prototipi olan vaccinia virus içermektedir ve aşı zaten hiçbir zaman ortadan kalkmamış çok yakın zamana kadar ABD ordusunda ve laboratuvar çalışanlarında aşılanmaya devam edilmiştir. Ayrıca her isteyen istediği zaman yurtdışından aşıyı satın alma şansına sahip değildir. Aşının oluşturabileceği yan etkiler nedeniyle hastalığın olmadığı bir ortamda korunma için rutin aşılama yapmak, hele hele çocuklarda aşının yan etkilerinin daha yüksek olduğu düşünülürse şu an aşısız grup olan çocuklara rutin aşılama yapmak çok mantıklı değildir. Bu konuda toplumsal bir panik yaşamaya ve yaşatmaya gerek yoktur. Ancak olasılık çok çok düşük olmakla birlikte herhangi bir bioteröristik saldırı için hazırlıklı olmak yararlı olabilir. Liyofilize Aşıların Kullanımında Dikkat Edilmesi Gereken Konular Liyofilize bulunan aşılar da sulandırıldıktan sonra etkinliklerini çok çabuk kaybederler.Yine soğuk zincir koşulları altında karunmak şartıyla aşılara göre kullanım limitlerini aşağıdaki tabloda bulabilirsiniz. Multidoz (10, 20 ve 50 DOZ) halinde bulunan ürünler ise, tercihen 4 saat, en çok 8 saat içinde tüketilmelidir. Aşağıdaki tabloda sulandırıldıktan sonra en ideal bekleme süreleri verilmiştir. Liyofilize aşıların çözündürüldükten sonra kullanım limitleri adı çözücü (+2ºC)-(+8ºC)'ta korunmak koşulu ile saklama zamanı BCG I.D. Enjeksiyonluk su 4 saat Act-Hib Sodyum klorür, %4 2 saat Rouvax Enjeksiyonluk su 2 saat Mumps Enjeksiyonluk su 2 saat M.M.R. Enjeksiyonluk su 2 saat Stamarile Pasteur Sodyum klorür, %9 1 saat Meningo A+C Sodyum klorür, %9 1 saat Vero Rab Sodyum klorür, %4 Hemen HDCV Rabies Enjeksiyonluk su Hemen

19 Şubat 2012
Okunma
bosluk

En çok zayıflatan yiyeceklerler nelerdir?

En çok zayıflatan yiyeceklerler nelerdir?

İşte, en çok zayıflatan on yiyecek!

Esmer pirinc: B Vitamini deposu olmasi sayesinde proteinleri, yaglari parcaliyor, hazmi kolaylastiriyor. Greyfurt: Metabolizmayi hizlandiriyor, vucut durencini artiriyor. Kirmizi uzum: Dolasim sistemini temizliyor. Icerdigi lif, vitamin ve mineraller sayesine kolesterolun dusmesine yardimci oluyor.

Salatalik: Lif zengini olmasi sayesinde tokluk hissi veriyor. Ayrica saglikli bir su deposu.

Nar: Hormonlari dengeliyor. Bu sayede kilonuzu kontrol etmeniz daha kolaylasiyor. Ayrica guclu bir antioksidan.

Adzuki fasulyesi: (Kucuk kirmizi fasulye) Fasulyeler arasinda en az yag oranina sahip. Vucutta daha fazla suyu tutuyor.

Brokoli: Lif ve C vitamini deposu. Ayrica kilo vermeye yarayan kalsiyum iceriyor. Karacigere iyi geliyor. Hazma yardimci oluyor.

Elma: Hafif tatli, bagirsaklari harekete geciriyor.

Kiraz: Yumusak bir mushil etkisi yapiyor ve kilo kaybina neden oluyor.

Yulaf: Tok ve siskinlik hissi veriyor. Bir kase lapasi vucutta uc kase su tutmayi sagliyor

18 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Hıçkırık Nasıl geçer – sebepleri nelerdir

Hıçkırık Nasıl geçer – sebepleri nelerdir

Halk arasında bilinen yöntemler yanlış çıktı.. İşte hıçkırığı geçirmenin yolu: Hıçkırığın az anlaşılmış bir fenomen olduğunu söyleyen Denizli Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Şükrü Daloğlu, "Hıçkırığın yararlı fizyolojik bir durumu şimdiye kadar bulunamadı. Herhangi bir hastalığa da tipik olarak eşlik etmez. Ama bazı hastalıklarda daha sık görülmektedir. Özellikle mide asidinin fazla olup yemek borusuna kaçması, beyin içi basıncın artması, üresinin yükselmesi gibi durumlarda ve steroid türü ilaç kullanan kişilerde daha sık görülmektedir. Genellikle solunum kasının ve göğüs kaslarının ani kasılması ve boğazdaki bir kapakçığın hızla kapanması veya sıkışması sonucu oluşabilir. Karın organlarından da oluştuğu görülür. Böyle düşünülmesi daha akılcıdır. Fakat bu gibi hastalıklar olmadan ve hiçbir sebebi olmadan da görülebilir" dedi.    Hıçkırığın sonlandırılması için karbondioksitin arttırılması gerektiğini kaydeden Uzman Dr. Daloğlu, "Kese kağıdına soluyarak karbondioksiti alırız, bu şekilde hıçkırığı azaltabiliriz. Kendi halimizde yapılabilecek tek yöntem budur. Çok fazla ve inatçı bir hıçkırığa yakalanılması durumundaysa hekime başvurulmalıdır. Biz, devamlı ve geçmeyen hıçkırıklarda birkaç farklı ilaç vererek, bunu geçiriyoruz. Yapılan bazı bilindik yöntemleri önermiyoruz. Örneğin, nefes tutmak, soğuk su içmek, ıkınmak, korkmak, dış kulak yolunu tıkamak ve limon içmek yanlış yöntemlerdir ve daha farklı hastalıklara neden olabilir" diye konuştu.

Sürekli Hıçkırık Tutarsa Dikkat! İnatçı hıçkırık kilo kaybı ve yutkunma güçlüğü gibi belirtilerle birlikte yemek borusu kanseri belirtisi olabilir İrlandalı bir bilim adamı, ısrarla geçmeyen hıçkırığın, kilo kaybı ve yutkunma güçlüğü gibi belirtilerle birlikte yemekborusu kanserinin belirtisi olabileceğini söyledi. Dublin'deki James Connolly Hastanesi Uzmanı Prof. Dr. Tom Walsh, bir toplantıda yaptığı konuşmada, bazı yemekborusu kanseri hastalarının ''inatçı hıçkırıktan'' yakındıklarını bildirdi. 99 kanser hastası üzerinde yapılan bir araştırmada, hastaların yüzde 27'sinin, ''inatçı hıçkırıktan'' yakındıkları, yüzde 6'sının ise hıçkırık nedeniyle doktora gittikleri kaydedildi. Hıçkırmanın bugüne dek kanser belirtisi olarak kabul edilmediğini belirten Dr. Walsh, hastalıkla hıçkırma arasındaki ilişkinin nedeninin tam olarak bilinmediğini ancak kanser hastalarındaki inatçı hıçkırığa diyaframdaki bir sinirin neden olduğunun düşünüldüğünü söyledi. Dünyada 6. en yaygın kanser türü olan yemekborusu kanseri, her yıl yaklaşık 400 bin kişide saptanıyor. Sigara içmek ve alkol kullanımı, en önemli risk faktörleri arasında sayılıyor.

18 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Melatonin nedir – insan bedeni için önemi

Melatonin nedir – insan bedeni için önemi

    Melatonin denilen hormon beyinde ve sadece 23:00 ile 05:00 saatleri arasında salgılanan bir hormondur. Hormonun temel görevi, vücudun biyolojik saatini koruyup ritmini ayarlamak. Jetlag denilen hadisenin sebebi de bu hormon.   Hormon diğer antioksidan tesirlerini güçlendiriyor, kanserli hücrelere karşı koruma sağlıyor, üreme sistemiyle bağlantısından tutun da yorgunluk, isteksizlik gibi durumların nedenlerini oluşturabiliyor. Şu anda bu hormon yaşlanmayı geciktirici etkisinden dolayı da üzerinde önemle durulan bir hormon. Avrupada lösemili ve kanserli çocuk sayılarının artmasından ötürü yapılan araştırmalar sonucunda ailelerden istenen bir hususta çocukların kesinlikle karanlık ortamlarda yatırılmaları. Çünkü melatoninin güçlü salgılanmasının kansere karşı koruyucu etkisi olduğu biliniyor. Ancak bu hormon ışığa duyarlı. Deneylerde uyuyan kişinin hormon salgısı izlenirken ışığın açıldığında hormonun azaldığı, karanlıkta yoğun olarak salgılandığı tespit edildi.

    18 Şubat 2012
    Okunma
    bosluk

    Ürtikerin Sebepleri – Ürtiker Hastalığı nedir

    Ürtikerin Sebepleri – Ürtiker Hastalığı nedir

    Ürtiker (kurdeşen) Nedir?
    Ürtiker, basınca solabilen, kırmızı ve deriden kabarık, sıklıkla kaşıntılı ve 1 – 2 mm. den bir kaç cm.ye kadar değişebilen büyüklükte, kenarları düzensiz kabartılardan oluşan bir grup deri hastalığıdır. Kabarıklıklar, sıklıkla 48 saatten daha kısa bir zamanda kaybolma eğilimindedir. Daha derin deri yapıları ve deri altı dokusunun keskin kenarlı şişliği ise anjioödem adını alır. Her iki hastalık da toplumda yaygın görülen hastalıklardır. Kadınlarda ve 20 – 40 yaşlarında daha sık rastlanmaktadır. Altı haftadan daha kısa süreli ürtiker – anjioödem ani (akut), daha uzun süreliler ise süregen (kronik) ürtiker – anjioödem olarak adlandırılır.
    Ürtikerin Sebepleri Nelerdir?
    Ani ürtikerin sebeplerini saptamak genellikle daha kolaydır. Bunlar arasında mikropların yol açtığı solunum yolu enfeksiyonları, besinler,

    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
    18 Haziran 2009
    Okunma
    bosluk

    içerik