Tekrar tekrar bağlandığıma
Sen zaten başlangıcısın “sen” deyişimde,her satırımın…
Ne alfabeler,ne notalar,ne kağıtlar eskittim,satır satır akmak için…
Bencilliğimle katlettim,aşk katili oldum,aşk için…
“Aşk” deyince,aklıma “sen” geldin.
“Sen” gelince,”ben” bitiverdim!
“sana” yazıyorum,
“bize” yazıyorum…
Koşturuyorum,acelem var.Daha anlatacak çok şeyim var…
Kendime anlattım.
Bize anlatamadı(-ğı)m…
İkimiz birden anlayabilirdik aslında…
Ben anladım.
Ben anlattım.
Sen…
Bilmiyorum…
Diyeceklerim bunlar değildi aslında.Hüzünle yoğurulmuş karanlık bir ufuk’tan sonra…Ufuk çizgisi karanlık bende…
Bende karanlık,
sende karanlık…
Bir “aydınlık”a kavuşamadık!
Hala koşuyorum.”Tekrar”lardan sonra.
Ne anlatacağımı bilememenin acemiliği…
Ben sıcak…
Sen sıcak…
Biz,sıcak…
Bu “tekrar”ları sen anlayabilirsin ancak…
yalnızca sende! Dokunulmadık ellerin,en son sayfada…
“Tekrar tekrar” seni seviyorum!…
Bazen diyorum ki…
Çocukken sen,annen yaptığında kokusuna doyamadığın,sofraya konmasını sabırsızlıkla beklediğin o kurabiyenin hamuru olsaydım…
Aslında ben o hamur gibi…
Yoğuruldum.
Piştim.
Sabrettim ve sana geldim…
O hamur gibi olsaydım…
Pişirilip önüne konsaydım her seferinde,ömrünün sonuna dek… Ve sen hiç yemeye doyamasaydın…
Çocukken sen yine…Peşinden koşturduğun,ağaca takılınca almak için saatlerce uğraştığın,gözün gibi koruduğun,çocukluğunun hazinesi o plastik top olsaydım…
Hep yanında saklasaydın.
Vurup da acıtmasaydın…
Bazen diyorum ki…
Küçüklüğünden beri yadigar kalan,eskiciye vermeye asla kıyamadığın,baş köşende tuttuğun o televizyon olsaydım…
Çocukluğundan beri yanında…
Şimdi ise gözünün içine bakabilecek kadar yakın sana…
Oysa ki ben…
ne kurabiye hamuruyum.
ne o değerli plastik topun,çocukluğunun en güzel günlerindeki.
ne de yadigar televizyon…
Sana uzak…
Ama en yakın mesafede yağan yağmura rağmen şemsiyeyi açmadan,en uzakta,yolun en ucunda bekleyen,ıpıslak…
O kızım…
O kız,benim!…
N.T. sevgiadasi.com – Alıntı Kurallarına uyunuz
15.08.06
01:03
Cevap Yaz!
You must be logged in to post a comment.