Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Televizyonda Misyonerlik 1


Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

Organize Hıristiyan grupların bugünkü misyonerlik faaliyetleri, klasik yöntemlerin yanı sıra son yıllarda gittikçe artan bir hızla elektronik medya yoluyla da küresel ölçekte gerçekleştiriliyor. Özellikle televizyon alanında Hıristiyan misyonerler halen rakipsiz görünüyor. İslam dünyasına yönelik yayın yapan Kanalhayat ve Al-Hayat isimli Hıristiyan televizyon kanallarının, bir taraftan Hıristiyanları bilinçlendirmeyi diğertaraftan da İslam’ı şiddet ve şehvet düşkünlüğünü teşvik eden bir din gibi göstermek suretiyle Hıristiyanlıktan İslam’a geç
Giriş
Dinler yayılma etkinlikleri açısından “misyonerli” ve “misyonersiz” olmak üzere iki kategoride değerlendirilebilir. Misyonersiz sınıfa Musevilik, Brahmanizm ve Zerdüşt dinleri girer. Misyonerli kısımda da Budizm, Hıristiyanlık ve İslam yer alır. “Misyonerlik”, inanmayanların imana gelmesi

A-Hıristiyan Kanallar
Uluslar arası (küresel) televizyon kanallarına bakıldığında, gösteri alanındaki dinî yayın egemenliğinin açık bir şekilde Kuzey Amerikalı Evanjeliklerde olduğu görülür. Tele-vaizlik (televangelism), Avrupalı olmaktan ziyade Yeni Dünya’ya ait bir faaliyettir. Elektronik ortamlarda hizmet veren Amerikan tele-vaizleri, 19601ar ve 1970lerde muhafazakâr Protestan teolojisindeki bariz uyanışın bir parçasıdırlar. Tele-vaizlik yayınlarının çekiciliği açısından en belirgin gösterge, mezhep birliği ve bağlılığıdır. Teolojik tercihleri başka yöne yönelenler içinse tele-vaizlik sınırlı bir çekiciliğe sahiptir. Yayın, vaiz ve izleyici uyumunun bir de finansman boyutu var. Televizyon izleyicilerinin bağışlarıyla desteklendikleri düşünülürse, bu uyum televizyon vaizlerinin ayakta kalması için hayati önem taşır.

Televizyon dünyası bir “show” dünyasıdır ve sahnenin sürekli canlı olması için, kitlelerin arzuyla ekran başına koşmalarını temin edecek “kışkırtıcı” programlara ve onlara uyumlu hatiplere ihtiyaç duyar. Verilmek istenen mesajın içeriğinden ziyade nasıl ve ne ölçüde kitlelerle bağ kurmaya elverişli olduğu önemlidir. Birçok konuda olduğu gibi bu alanda da dünyanın mihmandarları Amerikalılardır. Televizyonla birlikte Amerika’da dinî kanallar kurulmuş, retorik sahibi bazı hatipler, muhafazakâr Amerikan dünyasında popüler yıldızlar kadar öne çıkmışlardır. Evanjelikler, Amerikan’ın her tarafında bir ağ gibi kurdukları kilise ve vakıfların yanı sıra medyaya da büyük ağırlık vermiş; vaizler kilise kürsüsünden çok daha ateşli bir anlatım diliyle televizyon kanallarına transfer edilmiştir. CBN-Christian Broadcasting Network (Hıristiyan Yayın ağı), EWTN-Eternal World Television Network (Ebedi Dünya Televizyon Ağı), 3ABN
International, Loveworld, The Word Ne, Daystar gibi kablolu ve uydu televizyonlar bu manada hemen akla gelen ilk örneklerdir.
Abdurrahman Kurt
Doç. Dr., U.Ü. İlahiyat Fakültesi

Günümüzde Evanjelizmin yükselişinde bahsedilen kanalların ve burada görev yapan “ateşli hatiplerin” rolü yadsınamaz. Sadece Hotbird uydusunda İngilizce, Arapça, Rusça ve Türkçe yayın yapan onlarca Evanjelik TV kanalı yer alıyor. On binlerce kişiyi alabilen özel alanlarda verilen vaazlar, birçok dilde yayın yapan küresel kanal ağlarıyla canlı ya da banttan gösterime sunuluyor. Kadın-erkek, zenci-beyaz, çoğu defa kendinden geçmiş görünen “ateşli hatipler’, ileri düzeyde iletişim tekniklerini de kullanarak misyonlarını ifa ediyorlar. Görünüm açısından Müslüman vaizlerle karşılaştı¬rıldığında, Evanjelik hatiplerin neredeyse tamamının, kendilerine tahsis edilen platformlarda bir stand up modunda, beden dilini en ince ayrıntılarına kadar kullanan hareketli, cerbezeli kimseler olduğu görülür. Bunlar konuşmalarında yardımcı araç olarak görselliğe geniş yer veriyorlar. 3ABN International Televizyonu günün muhtelif saatlerinde izleyicilerinin “beden ve ruhlarını” geliştirmek amacıyla ayrıca aerobik programlarını da gösterime sokuyor.

Hıristiyan Televizyonların hedef kitlesi arasında sadece yetişkinler değil, belirli saatlerde çocuklar da yer alıyor. Noel (25 Aralık) 2005’de Amerika’da yayın hayatına başlayan “Smile of a Child (Bir Çocuk Tebessümü)” isimli kanal ise 24 saat boyunca, çocukların Hıristiyan inançları doğrultusunda pozitif sosyal ve manevi yeteneklerini geliştirmek üzere, sadece çocuklara yönelik faaliyet gösteriyor. Çocuk gelişimine uygun olarak düşünülen “dinî motifleri” çizgi filmler, dramalar ve yetişkinlerin önderliğinde gerçekleştirilen oyunlarla vermeye çalışıyorlar. Web sitelerinde kanal şöyle tanıtılıyor:

Smile of a Child, her gün 24 saat süreyle nitelikli Hıristiyan Çocuk yayıncılığı sunacaktır. Bu yeni ve yaratıcı yayın istasyon ağı, ilk gençlik dönemlerinde pozitif sosyal ve manevi yeteneklerini geliştirmeye yardımcı olmak üzere kurulmuştur. Kanal, eğlenceli ve yararlı televizyon aracılığıyla çocuklara en iyi ahlaki ve Kitab-ı Mukaddes öğretilerini benimsetecektir.
Yazının devamında yetkililer, günümüz çocuklarının gösteri dünyasında sürüklenmiş olduğu şiddet, kaba mizah ve istenmedik görüntülerden koruyacaklarına dair ebeveynlere teminat vermeyi de ihmal etmiyorlar.
Smile of a Child’dan tam iki sene sonra (10 Aralık 2007) yine çocuklara yönelik ama bu defa Arap dilinde yayın yapan “SAT-7
KIDS” adıyla ilk Hıristiyan kanalı kuruluyor. İlgili sitede Kanalın amacı şöyle açıklanıyor:

Bu kanal, tüm Arap genç nesillerine Mesih’in müjdesini kendilerine anlamlı gelebilecek şekilde tanıtmayı amaçlamaktadır. Kanal, genç izleyicilerin dikkatini celbedecek orijinal dramalar, talk-şovlar, eğitsel materyal, çizgi filmleri, müzik programları yayınlamaktadır.
Yayın akışlarına bakıldığında, belirli bir mezhep ya da gruba ait olmaksızın her iki kanalın da genel bir Hıristiyan çizgisinde yayın stratejisine sahip olduğunu söylemek mümkündür.

B-Kanalhayat (ECTV)
15.03.2007 tarihinden itibaren Güney Kıbrıs’ın Larnaka ilinden yayın yapan kanalın elektronik adresindeki bilgilerden yurtiçi ve yurtdışı bazı kiliselerin ortak çalışmasının ürünü olduğunu öğreniyoruz. Yetkililer, kanalın dijital yayınla Orta Doğu, Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika’da yaklaşık 4 milyon evde izleneceğini tahmin ediyorlar. Kanalhayatta farklı ülkelerden yabancı vaizlerin Türkçe dublaj yapılmış programları yer almakla beraber Türkiye’de bulunan bazı kiliselerin vaizleri tarafından hazırlanan programlar da yayınlanmaktadır. Kanalın ekranda görünen az sayıdaki Türk kökenli çalışanlarının sonradan Hıristiyanlığı tercih ettiği anlaşılıyor.
Kanalın bazı programlarında İslam sadece eleştirilmekle kalmamakta aynı zamanda şiddetli bir şekilde yargılanmaktadır. Bununla birlikte birçok programda başka bir din eleştirilmeksizin doğrudan Hıristiyan ilkeleri anlatılmaktadır. Birinci grupta yer alan programlara geçmeden önce Amerikan popüler dinî kültürünün temsilcisi olarak düşündüğümüz Joyce Meyer’in, bir örnek olması kabilinden, bazı konuşmalarını değerlendireceğiz.

1. Popüler Dinî Kültürün Temsilcisi Joyce Meyer
Psikolojik tahliller eşliğinde Kutsal Kitab’ı Hıristiyanların günlük yaşamlarına aktarmak isteyen Evanjelik vaize Joyce Meyer’in programının, kanalın en dikkat çekici programı olduğunu söylemek mümkün. Aslında Meyer, sadece Kanalhayatın değil, ABD’deki birkaç Evanjelik kanalın en çok yararlandığı vaizelerdendir. Onun vaazları yalnızca Türkçeye değil, Arapça ve Rusçaya da çevrilerek farklı kanallarda gösterime sunuluyor. Şu anda 67 yaşında olmasına rağmen enerjik bir görünümü olan Meyer, çocukluğundan 17 yaşına kadar babasının tecavüzüne uğramış ve hayatı acılarla geçmiş birensest mağdurudur. İtiraf etmeyi teşvik eden bir kültürün içinden geldiği için konuşmalarında bu durumu sıkça dile getiriyor. Kendi ifadesiyle, başına gelen bütün acılardan zaferle çıkmasını bildiği için bugün milyonlarca insana hitap etme başarısına nail olmuştur.

Sembolik etkileşim teorisince, toplumsal yaşamda insanlar, çoğu defa farklı anlamlar taşıyan ve”şeylere atfettiğimiz anlamlar” olan semboller aracılığıyla kendi aralarında etkileşime girerler. Söylediklerine bakılırsa Meyer de Kutsal Ruh’un hayatına girişinden itibaren Tanrıyla sembolik bir etkileşime girer. Tanrı sözü onun için bir ayna olur ve o aynanın yansıtmasına göre yeni benliğini kurmaya çalışır. Ona göre Tanrı Sözüne bakma, bir aynaya bakmaya benzemekte; 2. Korintliler 3/18’de belirtildiği üzere, Tanrı Sözüne baktıkça insanlar yücelik üstüne yücelikle Rab’be benzer olmak üzere değiştirilmektedirler.

Birçok kanalda gösterime sokulduğu için kendisine “küresel bir vaize’ denilebilecek olan Meyer, “Hayattan Keyif Alın’ isimli programında, aynı zamanda bir psikolog gibi insani sorunlara çözüm bulmaya çalışıyor ve her şeye rağmen neşeli olmanın, hayata tutunmanın önemini anlatıyor. Olgunluk konusunu işlediği bir programda ise tatminsizlik, mutsuzluk ve hamlık arasında ilişki kuruyor ve özetle şunları söylüyor:
Yaşla olgunluk arasında fark vardır. Yaşlı olan her zaman olgun olan değildir. Tanrının ekonomisinde O, büyümenizi, olgunlaşmanızı istiyor. Başkalarında kusur aramak yerine olgunlaşmamıza bakmalıyız. Hiç kimse mükemmel değil. Her şeyi bizim istediğimiz şekilde yapacak birini bulamayız. Mesele sorununuz olup olmadığı değil, sizin sorun olduğunuzdur. Devamlı sorunların olması, tatminsizlik ruhsal olgusuzluğun işaretidir. Bireyin etrafındakileri, işini, eşini, mahallesini, komşusunu, hocasını sevmemesi, sürekli bir tatminsizliğin işaretidir. Mesele elimizdekilerden tatminsizlik değil, kendimizden memnun olmamamızdır. Mutsuzsanız kendinizi düşündüğünüz için mutsuzsunuz. Mutlu olmak için başkasını düşünmelisiniz.

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Meyer, kişisel gelişimde aşama atlamanın ve mutlu olmanın sırrını ise şöyle açıklıyor:
Sorunu en çabuk çözmenin yolu, onu çözmeye çalışmayı bırakmaktır. Onu Rabbe bırakmak, benlikten vazgeçmek gerekir. Başa gelenlerden dolayı kendine acımak putperestliktir, kendini ilahlaştırmadır. Kendine acıma, size zarar verecek en zararlı fiillerden biridir. Kendine acırsan zamanın kaybolur. Ya kendine acıyacaksın ya da başarılı olacaksın. Başarının yolu kendine acımamaktan geçiyor. Dolayısıyla ya kendine acı ya da güçlü ol. Disiplin, canınız istemese de doğru bildiğiniz şeyi yapmanızdır.
O, kendine acımanın nasıl önüne geçilebileceğinin de reçetesini veriyor:
Bencil olmayın, kendinizi düşünmeyin, başkalarını düşünün ve sabırlı olun. Başka insanları düşünmek, onlara bereket olmak konusunda adım atın. Bencil olmayan bir hayat sürün. İçinizdeki bencillik robotunu atın. En büyük kurtuluş bencillikten kurtuluştur. Tohum ekersen hasat alırsın. Başkasını mutlu etmek için yaşarsan Tanrı seni mutlu edecektir. Başkalarını iyi işlere teşvik etmeliyiz.

Adı geçen hatip yine de insanların aşırıya gitmeden kendileriyle barışık olmaları gerektiğini öğütlüyor:
“Yapmanız gereken en son şey, kendinizi kötülemektir. Bencillik yapmadan kendinizi sevin. Kendinizi sevmezseniz, başkalarını hiç sevemezsiniz. Bende olmayanı veremem. Tanrı beni seviyor. O halde ben de sevmeliyim.”
Meyer’e göre, yalnızlık çekmekten kurtulmak isteyen kişilerin atması gereken iki önemli adım şudur:

Tanrı’nın her zaman sizinle birlikte olduğunu bilin. … Yalnızlık çekmek, kendimize sık sık yanıtı olmayan türden sorular sormamıza neden olur. Örneğin, “Yaşamımın sonuna kadar böyle yalnız kalırsam ne yaparım ben?”, “Ya şu olursa, ya bu olursa…?” Bu soruların sonu hiç gelmek bilmez. İşin doğrusu, bu soruların yanıtını büyük ihtimalle hiç bulamayacaksınız. Fakat Rabbin her durumda sizinle olduğunu bilirseniz, O’nun gereksinimiz olan bütün yanıtları bildiğinden de emin olabilirsiniz.

Yeni yaşamınıza doğru “kararlı bir şekilde” ilerleyin. Yaşamınızdaki her şeyin sonu gelmiş değildir, sadece bir parçası son bulmuştur. Bir mevsim bitmiştir ve eğer adım atmaya kararlıysanız artık yeni bir mevsim başlayabilir. Oturduğunuz yerde kalıp, bir şeylerin olmasını ya da birilerininsize gelmesini beklemeyin. Hissettiğiniz yalnızlığın, diğer yalnız kişilere yönelik bir ilgiye dönüşmesine fırsat verin. Gidin yeni arkadaşlar edinin. Yalnız olan birisini bulun ve ona arkadaşlık edin. Ne ekerseniz onu biçeceğiniz için, Tanrı da bu arkadaşlığın kat kat fazlasını verecektir.
Meyer, diğer dinlerle ve özellikle İslam’la ilgili herhangi bir söylemde bulunmadığı için temel araştırma konumuz içerisinde yer almamaktadır. Ancak Meyer’in popüler yönüne dikkat çekmeden de geçemeyeceğiz. Seyirlik televizyon dünyasını cazip hale getirmenin çok bildik bir yolu, bu dünyada genellikle “popüler kişiliklere” yer vermektir. Biz, Meyer’in bu çerçevede öncelikle ABD’de, popüler bir vaize olarak birkaç kanalda birden gösterime sokulduğunu ve başka yerlerdeki birçok kanalın onun etkileyici konumundan yararlanmak istediğini düşünmekteyiz. Durum böyle olunca, Meyer vb. televaizeler ile ABD damgalı popüler tüketim kültürünün uzantısı olan McDonalds’ arasında bir benzeşim bile kurulabilir.

Ritzer’in dediği gibi, kutsal bir eğlence kurumu haline gelmiş gibi görünen McDonaldlaştırma olgusu, yalnızca restoran sanayisini değil, eğitim, iş, sağlık, seyahat, eğlence, zevk, politika, din ve aile gibi hemen hemen tüm toplumsal özellikleri etkilemektedir. “Fast-food dünyasına mükemmel bir şekilde uyarlanmış” görüntüsü ve onun tipik karakterleri içinde Meyer burada bir prototip olarak görülebilir. O, izleyicilerine bir tablet ya da güzelce ambalajlanmış hamburger verircesine dinî kodları çok küçük parçalara bölerek -onları kırmayı asla düşünmeksizin hoşlarına gidecek şekilde-konuşmaktadır. Bunu gerçekleştirirken dramalar ve diğer yardımcı araçlar eşliğinde görselliği önplanda tutmakta ve zaman zaman komikleşen espritüel bir üslubu tercih etmektedir. İnsanların hoş bir vakit geçirmesini de sağlamayı amaçlayan Meyer’in stand up türü vaazları, McDonalds’ın dünyanın her köşesine uzanması gibi, güzel seslendirmelerin eşliğinde farklı dillere çevrilerek dünyanın en uzak noktalarına kadar ulaştırılabilmektedir.
Görebildiğimiz kadarıyla Meyer, başka dinî gelenekleri eleştirmediği gibi Hıristiyanlığın iç mezhep ve meşrep tartışmalarına da hiç girmemeye özen göstermekte; mesajının kitlelere ulaşmasında böyle bir yöntemin faydalı olduğuna inanmaktadır. Onun mümkünolduğunca çok sayıda dünyalıya ulaşmak amacıyla böyle bir çaba içerisinde görünmesi de popüler niteliğiyle bağlantılıdır

2. Dışlayıcı Paradigmanın Tipik Temsilcileri: Zekeriya Butrus ve Daniel Wickvire
Popüler dinî kültürün uzantısı sayılabilecek bu türden programlarda sadece Hıristiyani öğretiler işlendiği halde, Kanalhayat ve Arapça yayın yapan Al-Hayat’ın başka bazı programlarında, geleneksel oryantalist bakış açısıyla, dolaylı ya da doğrudan İslam inancı karalanmakta ve İslam’ın Hıristiyanlıktan sapma bir din olduğu mesajı verilmektedir. Örneğin, İslam’dan döndüğünü belirten Mısırlı Kıpti bir kadın (bazen bu kadın yine Kıpti bir erkek ile yer değiştiriyor) ile Zekeriya Butrus isimli yine Mısırlı Kıpti papazın “İmana Dair Sorular’ isimli programdaki karşılıklı söyleşileri İslam’a sözde saygı sınırları içindedir.

Ancak Butrus, bir kısım oryantalistin ileri sürdüğü itham ve iftiraları kullanarak Hz. Peygamber’e asılsız isnatlarda bulunmaktan kaçınmıyor. Misyonerler genellikle bu tür iftiralarını “Biz tarafsız davranıyoruz, tarihi hakikatleri ortaya çıkarıyoruz’ ya da “kurtuluş yolunu öğretiyoruz’ diyerek tarafsızlık kisvesi altında yapıyorlar ve bununla da aslında İslam’ın İlahi kaynaklı bir din olmadığı imajını vermek istiyorlar. Böylelikle hem kendi dindaşlarının İslam’a yönelimini önlemeye hem de Müslüman şahısların inançlarını zayıflatmak suretiyle onları misyon için hazır hale getirmeye çalışıyorlar.

Diğer misyonerler gibi Butrus da inkültürasyon (karşı kültürlerin içine kendi değerlerini koyma) yöntemini kullanarak çoğu kez İslam’ın terminolojisiyle insanları, özellikle de Müslümanları etkilemek istemektedir. İnkültürasyon kavramı, terim olarak, Hıristiyan mesajının ve hayat tarzının farklı toplumların kültürlerine uyumlu hale getirilmesi demektir. Bu yöntem ile hem farklı kültürel değerler Hıristiyanlığa uydurulmakta hem de Hıristiyanlık farklı kültürlere uygun hale getirilmektedir. İnkültürasyon yöntemini Pavlus’un da kullandığı bilinmektedir. Pavlus, bazen Yahudi bazen de putperest (pagan) gibi davranarak Hıristiyan mesajının farklı kültürlere adaptasyonu için çaba göstermiştir. Bu çerçevede misyonerler, sanki bizden biri imiş gibi davranarak bize Müslüman İsa’yı, Meryem’i ve Allah’ı anlatmaktadırlar. Müslümanlara yönelik hazırladıkları kitaplarda Hz. İsa’dan bahsederken başlangıçta
“Tanrı’nın oğlu’ ifadesi yerine daha çok “Mesih’ sıfatını; Hıristiyanlığın imajını olumlulaştırmak amacıyla papaz, rahip gibi kavramlardan ziyade aziz, pastör, eğitmen vb. terimleri ya da Kitab-ı Mukaddes cümleleri için de Kur’anî bir kavram olan “ayet’ kelimesini özenle kullanmayı tercih etmektedirler. Böylece İslam’dan uzaklaşan kimse kendi halkıyla beraber kaldığını, kendi kültürüyle birlikte yaşadığını sanacak ama gerçekte İncil ile daha iyi iletişim kurabilecektir.

Bu yöntemin televizyon söyleşilerinde de çoğunlukla geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim İslam dünyasına hitap eden misyonerler Kur’an-ı Kerim’e sıkça başvurmakta ve kendi görüşle¬rinin doğruluğunu ispatlama uğruna ayetleri kullanmaktadırlar. Sözgelimi Butrus, “Kur’an kendinden öncekileri doğrulayıcı bir kitaptır’ ayetinden “Kur’an’ın Kitab-ı Mukaddes’e tanıklık ettiği’ sonucunu çıkarıyor. Yine Rabb’ın İsa’da bedenlenmesini, “Allah’ın dağa tecelli ettiğini’ belirten Kur’an ayetini kanıt göstererek, Allah dağa nasıl tecelli etmişse İsa’da da o şekilde bedenlenmiştir, “Eski Ahit’in tahrif edildiğine dair ayetler bulunduğu halde Havariler tarafından yazılan dört İncil’in tahrif edildiğine dair Kur’an’da tek bir ayet bile yoktur’ diyor. Kur’an’dan yararlanma, İslam dünyasına yönelik misyonerlik faaliyetlerinde inkültürasyonun bir uzantısı olarak sıkça başvurulan bir yöntemdir. Onlar bu tür yöntemle, Hz. İsa’yı öven Kur’an ayetlerini ya da İslam âlimlerinin sözlerini kanıt göstererek Hıristiyanlığın orijinal bir din olduğunu vurguluyorlarken gerçekte İslam’ın ilâhi bir din olmadığını ima etmekteler.
Butrus, sonraki programlarda bazen Hz. Peygamber’e yönelik -bir Müslümanın kabul edemeyeceği ölçüde- saldırgan ifadeler kullanmaktadır. O, bu türden saldırgan ifadelerin dışında birtaraftan İslami farklı görüşler arasında işine geleni alıp diğerlerini görmezden gelirken diğer taraftan da ayet ve olayları sosyo-kültürel şartlarından soyutlayarak literal bir okumaya tabi tutmaktadır. Yine de adı geçen papaz, Müslüman izleyicilere hoş görünmek için konuşmasının sonunda üslûbunu yumuşatıyor. Sözgelimi “Neden İslam’a karşı düşmanca tutum takınıyorsun?” izleyici eleştirisine; “Benim çıkış yolum sevgidir. Ben sadece sevgiyle düşüncelerimi söylüyor; kurtuluş yolunu öğretiyorum. Mesih günahlarımız için kefarettir. Onun kurtuluşundan neden mahrum olalım” tarzında sözde sevgi ve merhametle hareket ettiğini belirten bir yaklaşım sergilemektedir.

Daniel Wickvire isimli Kanadalı pastörün katıldığı bir başka söyleşide de İslam dini açıkça hedef alınıyor. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde bir dönem Kelam Anabilim Dalında doktora öğrenimi de görmüş olan Wickvire, İslam’ı sürekli hedef tahtasına koyan, İslam karşıtı katı bir Hıristiyan olarak dikkat çekiyor. Halen Türk Protestan kiliselerinden birinde görevli olduğu halde bir konuşmasında, “Ben Hıristiyan değilim. Ben sadece İsa Mesih’e ve Kutsal Kitaba inanıyorum. Benim bir dinim, mezhebim yok. Hiçbir din bizi kurtaramaz, bizi ancak Allah kurtarır” sözü, Türk izleyicilerin sempatisini kazanmaya yönelik bir girişim izlenimini veriyor. Türkiye’de bulunuş amacının, -Tarsus’ta yaşamış olan Pavlus’un Müjdeyi Tarsuslara duyurması gibi- Müjdeyi Türklere duyurmak olduğunu belirtiyor. Aynı konuşmanın devamında Wickvire, doktora öğrenciliği esnasında bir Türk öğrencinin kendisine yönelttiği “Niçin Müslüman olmuyorsun?” sorusuna, basit bir şekilde “Muhammed gaybı bilmediği için Müslüman değilim,” karşılığını veriyor. Ona göre bir Peygamber geleceği bilmeli, gaipten haber vermeli ve mucizeler göstermelidir. “Muhammed’in mucizeleri yoruma açık” olduğu halde bizzat “Rab bulutlardan ‘İsa oğlum’ diye seslenmiştir.”

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Televizyonda Misyonerlik 1 ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
17 Kasım 2009 Saat : 10:51

Televizyonda Misyonerlik 1 Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik