Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Türk ve Dünya Edebiyatında Mektup Türünün Temsilcileri


Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

Tanım: Mektup, başka bir yerde bulunan bir kişiye, bir topluluğa ya da bir kuruma bir maksadı bildirmek için yazılan yazıdır.

Mektubun Tarihi

Mektup, yazının bulunduğu tarihe kadar ortaya çıkmış eski edebiyat türlerinden biridir. Eldeki en eski örnekler; Mısır firavunlarının diplomatik mektupları (MÖ 15. – 14. yüz yılları) ile Hitit krallarının Hattuşa (Boğazköy) arşivinde bulunan mektuplarıdır. Batı edebiyatında mektup türünün ilk örneklerini, Yunan edebiyatında görürüz. Mektup, bir edebiyat türü olarak, özellikle Latin edebiyatında gelişip yaygınlaşmıştır. Bu alanda yazanların başında Cicero (MÖ 106 – 43) gelir. Rönesans’tan bu yana Avrupa’da çeşitli ülkelerde bu türün yaygınlaştığı görülür. Özellikle Fransa’da mektup türü büyük gelişme göstermiştir. Mektup türünün Türk edebiyatında epey uzun bir geçmişi vardır. Münşeatlarda (Nesir halindeki yazıları bir araya toplanmasından meydana gelen eserlere denir.) resmi ve özel mektuplara geniş yer verilirdi. Şinasi’ nin öncülüğünde başlayan düz anlatım akımı, mektuplarda da etkisini göstermiş; Tanzimat’tan bu yana yazılan özel mektuplarda yapmacıksız, doğal bir anlatım kullanılmıştır.

Mektupta Amaç

Bir haberi almak ya da vermek. Bir konuyu yazılı olarak tartışmak. Herhangi bir konuda sevincimizi ya da üzüntümüzü bildirmek. Birinden yardım dilemek ya da ona yardım etme isteğinde bulunmak. Bir işi sonuçlandırmak.

Mektupta Biçim

1. Hitap: Mektup yazılan kişiye olan ilgi ve yakınlığımıza bağlıdır. Samimi olduğumuz kişilere “Canım, Dostum”, yeni tanıştığımız ya da resmi olduğumuz kişilere “Bay, Bayan, Sayın” şeklinden hitap edebiliriz.

2. Giriş ve Gelişme: Mektubun amacını belirten bölümdür. Amaca doğrudan doğruya girilir. Bir haber öğrenmek için mi, bir sorunu tartışmak için mi, bir mektuba cevap olarak mı yazıldığı bu bölümde ortaya konur.

3. Sonuç: Bu bölümde klişeleşmiş cümleler, selam ve iyi dilekler yer almalıdır.

Mektup Yazılırken Uyulması Gereken İlkeler

Mektup çizgisiz ve beyaz bir kağıda yazılmalıdır. Kağıdın sadece bir yüzü kullanılmalıdır. Mektup, kurşun kalemle yazılmamalıdır. Mektup kağıdının sağ üst kısmına yazıldığı yer ve tarih konulmalıdır. Mektup bitince imzalanmalı, sol üst köşesine de adres yazılmalıdır.

Mektup Zarfı

İçindeki yazılar okunmayacak kalınlıkta olmalıdır. Gönderenin adresi zarfın ön yüzünün sol üst köşesine yazılmalıdır. Gideceği yerin adresi orta sağ kısma yazılmalıdır. Gideceği kentin adı, en alt sağ köşeye büyük harflerle yazılmalıdır. Pul sağ üst köşeye yapıştırılmalıdır.

Mektup Çeşitleri

Özel Mektuplar
İş Mektupları
Resmi Mektuplar
Edebi ve Felsefi Mektuplar
Açık Mektuplar
Özel Mektuplar

Özel Mektuplar: Tanışan ve aralarında bir yakınlık olan kişilerin birlerine yazdıkları mektuplardır.

Özel Mektup Çeşitleri:

Teşekkür mektubu
Baş sağlığı ve teselli mektubu
Özür dileme mektubu
Davetiye mektup ve kartları
Tebrik mektubu

Mektup, yazının bulunduğu tarihe kadar ortaya çıkmış eski edebiyat türlerinden biridir. Eldeki en eski örnekler; Mısır firavunlarının diplomatik mektupları (MÖ 15. – 14. yüz yılları) ile Hitit krallarının Hattuşa (Boğazköy) arşivinde bulunan mektuplarıdır. Batı edebiyatında mektup türünün ilk örneklerini, Yunan edebiyatında görürüz. Mektup, bir edebiyat türü olarak, özellikle Latin edebiyatında gelişip yaygınlaşmıştır. Bu alanda yazanların başında Cicero (MÖ 106 – 43) gelir. Rönesanstan bu yana Avrupada çeşitli ülkelerde bu türün yaygınlaştığı görülür. Özellikle Fransada mektup türü büyük gelişme göstermiştir. Mektup türünün Türk edebiyatında epey uzun bir geçmişi vardır. Münşeatlarda (Nesir halindeki yazıları bir araya toplanmasından meydana gelen eserlere denir.) resmi ve özel mektuplara geniş yer verilirdi. Şinasi nin öncülüğünde başlayan düz anlatım akımı, mektuplarda da etkisini göstermiş; Tanzimattan bu yana yazılan özel mektuplarda yapmacıksız, doğal bir anlatım kullanılmıştır.
Türk Edebiyatında Mektup Türünün Önemli Temsilcileri;
İlk mektup:Fuzuli (Şikayetname)
Türk Edebiyatındaki temsilcileri:Namık Kemal,Ziya Paşa,Halide Edip,Cahit Sıtkı Tarancı,Abdülhak Hamit Tarhan
Fuzuli Şikayetname
büyük bir geçim sıkıntısı içinde olan kanunî bağdat`ı fethedince, onun komutanına, padişah için kasideler, övgü şiirleri sunmuş. bu sayede bağdat vakıflarının ziyadesinden, yani vakfa harcadıktan sonra artakalan paradan günde dokuz akçe maaş bağladılar.
zavallı fuzulî, hiç bir zaman bu parayı alamadığı için sonunda, bağdat`ta barınamadı. biraz daha dış mahalle kabul edilen hille`ye çekildi. hazret-i hüseyin türbesi`nin bekçiliğiyle geçinmeye çalıştı.
ancak, kanunî`nin fermanlarına tuğra yapan nişancıbaşı celâlzâde mustafa çelebi`ye de şikâyetnâme adıyla ün yapmış, dokunaklı bir eleştiri örneği olan mektubunu yollamadan edemedi. bu eser, o zamanın resmî dairelerinde insanların nasıl çalışmadıklarını gösteren dili sanatlı, edebiyat değeri yüksek bir belgedir.
bu şikayetnamedeki “selam verdim rüşvet değildir deyu almadılar” sözü, maalesef toplumumuzdaki şahıslar ve devlet kademelerindeki görevliler içinhala yaşayan bir gerçektir.

Namık kemal Hususi Mektupları
Namık Kemal, İstanbulda , Avrupada, bilhassa Kıbrısta sürgündeyken Magosa, Midili ve Sakızda üstadlarına, dostlarına, babasına ve çocuklarına çok sayıda mektuplar yazmıştır.
Bu mektuplar zaman zaman, bir gazete neşriyatı kadar tesirli ve devamlıdır. Namık Kemalin çok hususi mektup yazma zevki ve alışkanlığı vardır. Aynı mektuplar Namık Kemalin kendi hayatı ve şahsiyeti kadar, devrin fikrî, siyasî ve edebî hayatını da kuvvetle aydınlatan vesikalardır.
Mektupların mühim bir kısmı elde olmakla beraber diğer mühim bir kısmı da Kemalden mektup alan fakat bu mektupları saklamayı tehlikeli bulan kimseler tarafından yakılmak suretiyle ziyan edilmiştir. Namık Kemalin bir kısım mektuplarında, mesela kızı Feride Hanıma yazdıklarından çok samimi ve sade bir dil, ev ve aile dili, bir konuşma lisânı vardır. O kadar ki bu mektuplar, Kemalin etrafındakilerle nasıl konuştuğunu bir ses bandı kadar sadakatle tarihe aksettirirler. Şahsi değerlerine saygı duyduğu kimselere yazdığı mektuplarda ise ciddi bir şekilde hürmetkâr, bazen resmî ve münşiyane bir ifade görülür.
Edebiyat Kumkuması adlı bu eserde, incelenen sayfalarda ağırlıklı olarak Kumkumanın müellifi Zeynel Abidin Beyin kendisine yazılmış olan mektupları, tüm ayrıntısıyla hatta iddia edilmeye değecek ölçüde tüm orjinalliğiyle birlikte telif ettiği görülmektedir.
Yayımlanan mektuplar yalnızca Zeynel Abidin Beye yazılanlardan seçilmiş olmayıp Namık Kemalin Veyis Paşaya, devrin önemli simalarından Muallim Naci ve Recaizade Mahmud Ekreme yazılan mektuplarda eserde yayımlanmıştır.

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Ziya Paşa Veraset Mektupları
Veraset mektupları, Ziya Paşanın Babıaliye indirdiği en büyük darbelerden biridir.Üzerinde düşünülünce Paşanın icabında ne gibi silahları kullanabildiğini gösterir.Çünkü bu iki mektupta,Ziya Paşanın olayları ve memleket halini anlatışı,ne kadar güzel olursa olsun bir şantaj sezilmektedir.Ziya Paşanın,paşalar hakkındaki en kuvvetli saldırılarından biridir bu mektuplar.Ziya Paşa,bu küçük eser sayesinde bir taraftan Fazıl Paşanın mücadeleye razı olmasını sağlamış,diğer taraftan özellikle Fuad Paşanın mevkiini,gerek padişah nazarında,gerek kamuoyu nazarında iyiden iyiye sarsmıştır.

Halide Edip Adıvar Handan

Halide Edip’in yazmış olduğu Handan diye bir roman var.Handan’ın Sosyalist bir gencin evlenme teklifini red ederek yaşlı bir adamla evlenmesini mutlu olamayıp eniştesine aşık olmasını ve bu utanç dolayısıyla kendini affedemeyip kriz geçirerek ölüşünü anlatır.Halide Edip bu romanı mektupları bir araya getirerek oluşturmuştur.Yani romanın yazılmasını sağlayan,mektuplardır.

Cahit Sıtkı Tarancı Ziyaya Mektuplar

Şiir serüvenleri gibi kaderleri de şaşılacak derecede birbirine benzeyen iki büyük şairimiz Cahit Sıtkı Tarancı ile Ziya Osman Sabanın arasındaki sıcak dostluğun tanıkları olan bu mektuplar, Tarancının şiir üzerine, zamanın şairleri üzerine düşündüklerini tam bir açıklıkla dile getirmesiyle şiir dünyasında yankılar uyandırmıştı.

Dünya Edebiyatında Mektup Türünün Temsilcileri;
İlk temsilcisi:Cicero
Fransa’da ; Mme de Sevigne, Voltaire, Rousseau mektup türünü çok kullanan sanatçılardır.
Bazı sanatçılar romanlarının daha içten ve etkili olması için mektup türünde yazmışlardır. Balzac “vadideki zambak” ,
Goethe’nin “Genç Werther’in Izdırapları” bu şekililde yazılmıştır.
Cicero
Salutati’nin mektupları , Francesco Novati tarafından derlenmiş ve 1893’te yayınlanmıştır. Eser , 14 cilttir ve 325 mektup içerir.Uzun görev yıllarındaki resmi ve özel yazışmalar , onu;kendi döneminin en büyük mektup yazarı yapmıştır.Resmi mektup örneğini; ondan öğrenip , onu izleyen diğer hümanistler de , prenslerin mektuplarını yazmaya başlarlar.Salutati’nin mektupları , hümanizm çağında gelişme olanağı bulan mektup türünün , genel özelliklerini ortaya koyar.Bu mektupların , duygudan ve içtenlikten yoksun olmalarının nedeni , kültürel iletişim aracı işlevi görmelerindendir.

Cicero dan mektup örneği;
Çiçero’nun Servius Sulpicius’a Cevabı

(FAM.IV,6)

Evet Servius, mektubunda yazdığın gibi, bu en büyük felâketimde yanımda bulunmanı isterdim: yanımda bulunup beni teselli etmekle, hemen hemen benim kadar acı duymakla bana ne kadar yardım edebileceğini, mektubunu okuduğum zaman hissettiğim sükûnetten kolayca anladım. Çünkü hem yasımı dindirecek sözler yazmışsın, hem de beni teselli ederken kendin de aynı acıyı duymuşsun. Senin Servius’un o anlarda yapılabilecek her türlü yardımlarıyla, bana ne derece değer verdiğini, bana karşı duyduğu hislerin senin ne kadar hoşuna gideceğini gösterdi. Muhakkak ki onun tesellileri benim için her zaman hoştu, ama hiçbir zaman bu seferki kadar hora geçmedi. Sen ise beni yalnız yazılarınla, âdeta bir hastalık haline gelen derdime iştirakinle değil, şahsiyetin, büyük nüfuzunla teselli ettin. Çünkü felâketime, senin gibi bu kadar bilgelikle donanmış bir kimsenin söylediği şekilde katlanmamayı kendim için bir ayıp sayıyorum. Ama ara sıra acının altında eziliyorum, acıma güç dayanabiliyorum, çünkü aynı felâkete uğrıyan insanları gözümün önüne getiriyorum da, onların tesellilerinden mahrum olduğumu görüyorum: Q.Maximus, konsüllüğe erişen büyük işler başarıp ünlü bir adam olan oğlunu kaybetti. L.Paulus ise yedi gün içinde iki oğlunu birden toprağa verdi. Senin Gallus’un da, Cato da çok zeki, çok erdemli çocuklarını kaybettiler. Ama felâketleri, devlet işlerinde kazandıkları itibarın, yaslarına bir merhem olabileceği zamanda başlarına geldi. Ben ise mektubunda hatırlattığın, çalışa cabalıya elde ettiğim o şereflerden mahrumum.Bir tesellim vardı, o da elimden alındı. Beni düşüncelerimden kurtaracak ne bir dost kaygısı, ne bir devlet görevi vardı; forum’da hiçbir dâvaya bakmayı canım istemiyordu, Curia’ya gözlerimi ceviremiyordum. Olanca maharetimi, kaderin bana bağışladığı her türlü nimeti kaybettim gibi geliyordu, gerçekten de öyleydi. Ama başıma gelenlerin, senin, daha birkaç kişinin de başına geldiğini düşününce, kendi kendime hâkim olarak, bu felâketleri hoşgörüyle karşılamaya kendimi zorladığım zaman, yanına sığınıp huzur bulacağım, tatlı yaradılışında her türlü kederimi, endişemi unutacağım bir kimse vardı; ama şimdi, bu derin yara ile beraber, iyileştiğini sandığım bütün yaralarım tekrar kanadı; devlet işlerinde kedere uğrayıp eve kaçtığım zaman bana kollarını açıp kederimi dindirecek bir evim vardı, ama şimdi kederimden evde oturamaz hale gelince, beni lûtuflariyle avutacak bir devlete sığınamıyorum. Bu yüzden, hem evimden hem forumdan uzağım, çünkü artık, ne evim devlet yüzünden uğradığım acıyı dindirebilir, ne de beni evden uzaklaştıran kederi devlet işlerinde avutabilirim. Bu yüzden seni dört gözle bekliyorum, seni bir an önce görmek istiyorum. Hiçbir felsefi doktrin bana senin samimiyetin, sözlerin kadar teselli veremez. Zaten gelişinin yakın olacağını da umuyorum, bana öyle dediler. Bir çok sebeplerden seni bir an önce görmeği diliyorum. O zaman, eskiden yaptığımız gibi, vaktimizi ne şekilde geçireceğimizi tasarlarız. Çünkü her şeyi, bilge, asil ve anladığım kadar da, bana düşman olmıyan, seni de çok seven bir tek kimsenin (Cæsar’ın) arzusuna uydurmak lâzım. Bu böyle olunca, ne yapacağımızı değil, onun nazik müsadesiyle, dinlenmek için nasıl bir plan kurmamız gerektiğini düşüneceğiz. Sağ ol.
(Ficulea, İ.Ö. Nisan 45)

Fransa’da ; Mme de Sevigne, Voltaire, Rousseau mektup türünü çok kullanan sanatçılardır.

Bazı sanatçılar romanlarının daha içten ve etkili olması için mektup türünde yazmışlardır. Balzac “vadideki zambak” ,
Goethe’nin “Genç Werther’in Izdırapları” bu şekililde yazılmıştır.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Türk ve Dünya Edebiyatında Mektup Türünün Temsilcileri ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
9 Eylül 2008 Saat : 5:40

“Türk ve Dünya Edebiyatında Mektup Türünün Temsilcileri” için 1 Yorum

  1. Gülşah diyor ki:

    Anlaşılır ve yalın teşekkür ediyorum, gereksiz ayrıntılara girilmediği için.

Türk ve Dünya Edebiyatında Mektup Türünün Temsilcileri Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik