Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Ütopya nedir – Ütopyalar


Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

Ütopya, aslında olmayan, tasarlanmış olan ideal toplum ve devlet şekli anlamı taşır. Ütopyalar, ideal düzen arayışlarının tasarlanmış tipik örnekleridir. Ütopyalar üzerine görüşler iki biçimde ortaya çıkmıştır. Bir kısmı özendirici, istenen nitelikte, diğer bir kısmı ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardır.

İstenen (Özendirici nitelikte) Ütopyalar

Bu tür ütopyalar, ideal bir toplum ve devlet tasarımlarıdır. Bu özellikteki ütopyaların en önemlileri şunlardır:

Platon’un Ütopyası

Platon, “Devlet” adlı eserinde ideal devletin nasıl olacağını belirtmiştir. Bu devlette insanlar üç sınıfa bölünmüştür; Çalışanlar (işçiler, çiftçiler, zanaatkarlar), bekçiler (askerler) ve yöneticiler. İşçi sınıfı çalışıp üretimde bulunarak devletin maddi ihtiyaçlarını karşılar. Bekçiler sınıfı toplum içinde güvenliği ve dışarıya karşı devletin varlığını savunur. Yöneticiler sınıfı ise devleti yönetir.

Bu toplumda her sınıfın bir erdemi vardır. İşçi sınıfının erdemi kanaatkâr olmak, bekçi sınıfının erdemi cesaret, yöneticilerin erdemi ise bilgeliktir.

Platon’un açtığı bu ütopik devlet anlayışı yolu, gelecekte hem doğu hem de batı felsefelerinde temsilciler bulmuştur. Doğu felsefesinde böyle ütopik bir devlet anlayışını Fârâbî’de görmekteyiz.

Fârâbî’nin Ütopyası

Platon’dan etkilenen Fârâbî, “Medinet’ül Fâzıla” (Erdemli Şehir) adlı esrinde böyle ütopik bir devlet tasarlamıştır. Ona göre, insanlar yardımlaşarak bir arada yaşamalıdır. Sağlıklı bir organizmada bütün organlar nasıl uyumlu bir şekilde çalışıyorsa, toplum da böyle olmalıdır.

Kötü insanlar toplumdan çıkarılmalıdır. Erdemli şehirde gerçeklikler, doğruluklar, iyilik ve güzellikler birleşirler. Bunu sağlayan bu şehrin yöneticisidir. Yönetici, peygamber ile filozofun erdemlerini kendinde toplayan kişidir ve bu özeliklerini topluma yayarak devleti yönetir. Bireylerin de yöneticinin bilgilerine katılmasıyla mutlu bir şehir doğar.

Thomas Morus‘un Ütopyası

Roman tarzında yazdığı “Ütopya Adası” adlı eserinde ütopik bir devlet tasarımı ortaya koyar. Bu devlette özel mülkiyet yoktur ve yasaktır. Herkes devlet adına üretir. Para geçerli değildir. Üretilenlerden herkes ihtiyacı kadar alır. Bireyler günde altı saat çalışır, geri kalan zamanlarını sanat ve bilimle uğraşarak geçirirler. Yöneticiler, tıpkı Platon’un ideal devletinde olduğu gibi, çok sıkı bir eğitimle yetiştirilir.

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Tommaso Campanella’nın Ütopyası

Güneş Devleti adlı eserinde ütopik bir devlet yasarımı yaparken, o da Platon’un etkisi altında kalır. Güneş kentte her şey ortaktır. Aile yoktur. Eşlerin seçimi yönetimce yapılır. Kent bir rahip tarafından adilce yönetilir. Herkes dört saat çalışır. Geri kalan zamanda sanat, eğlence, okuma, beden ve ruhları eğitme gibi zevk veren işlere ayrılır. Yöneticinin yetkisi mutlaktır. Adları “Güç”, “Akıl”, ” Sevgi” anlamına gelen üç yardımcısı vardır.

Francis Bacon’un Ütopyası

Yeni Atlantis adlı eserinde ütopik devletini tanıtır. “Ben Salen” adlı adada sağlam bir ahlâk anlayışı egemendir. Özel bir örgüt, halkın bu yüksek bilgi ve kültürünü planlar ve yürütür. Buna göre “Yeni Atlantis” bir bilgi devleti olarak tasarlanmıştır.

Korkutucu Nitelikte Ütopyalar

Günümüzde de ütopyalar yazılmaktadır. Ancak, bunların ortak bir niteliği vardır, o da toplumları gelecekte bekleyen tehlikeleri göstermektir. Bu tehlike, bir yandan makineleşen bir toplumda insanın duygu, düşünce ve değer sistemleri ile yok olup gitmesidir. Öte yandan, insan özgürlüklerinin, demokratik hakların kurulacak bir despotik devlet tarafından yok edilmesidir. Bu ütopyalar, insanları, bu türden tehlikeler için önceden uyarmaktadır.

Huxley’in Ütopyası

Yeni Dünya adlı eseri bir bilim-kurgu özelliği taşır. “Yeni Dünya” da teknoloji çok gelişmiştir. İnsanlar suni yoldan üremektedir. Evlilik yoktur. İnsanlar çalışır ve eğlenirler. Hastalanma ve yaşlanma yoktur. Geçmiş, tüm değerleriyle yok edildiği için, geçmişi düşünme ve özlem duyma yoktur. Bu ütopya, doğal yaşamdan kopmayı dile getirme açısından geleceğe ilişkin bir korku ütopyasıdır.

G. Orwel’ın Ütopyası

Orwel, “1984” adlı eserinde despotizmin (zorbalık) egemen olduğu bir dünyayı tasvir eder. Bu ütopyaya göre, dünya eşit güce sahip üç bloka ayrılmıştır. Yönetenler tek egemen güçtür. İnsanlar yöneticilerin korkusu ile sinmiş, özgürlükler kaldırılmış, ahlâki ve insani duygular yok edilmiş, düşünme ve düşündüğünü söyleme yasaklanmış, yaşam tüm güzelliklerini yitirmiştir. Hiç kimse birbirine güvenememektedir. Çoğu kişiler casustur. En yakınlarını yönetime gammazlama bir ödev haline getirilmiştir. Bireylerin kişilikleri tamamen silinmiştir.

Orwel bu eserinde, gelecek üzerine korkularını dile getirmiştir. İnsanları, modern dünyayı etkileyebilecek sorunlar üzerinde düşünmeye yöneltmek istemiştir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Ütopya nedir – Ütopyalar ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
2 Ağustos 2008 Saat : 10:57

“Ütopya nedir – Ütopyalar” için 1 Yorum

  1. OnuR diyor ki:

    Platon modern devletin temellerini atmıştır.Akla uygun bir model.Diğer ütopyaların gerçekleştiribilmesi için sınırların kaldırılması gerekiyor.Ve ben insanların özel mülkiyet olmadan mutlu olmayacaklarını düşünüyorum.Zaten günümüz dünyasında insanları mutsuz yapan özel mülkiyetin olması değil de o mülkiyetin ve zenginliklerin eşit paylşılmması.Gelir dağılımındaki adalet ne kadar yerine gelirse insanlar o kadar huzurlu olacaktır.

    Aslında hepimizin ütopik düşünceleri ve devlet modelleri olmuştur.İçimizden sınırların olmadığı savaşların olmadığı tek bir toprak ve bayrağın olduğu ülke düşünecek bile olsak bu da bizim ütopyamız olmuş olur.

    Yinede ütopya fikrinin babası thomas More olarak kabul edilir.More ingiliz devlet idaresindede bulundu.Hemde İngilterenin en karışık zamanlarında.More zenginliğin özel mülkiyetin varlıkların kötülüklerin temel sebebi olarak görmektedir.More sosyalist olarak tanımlamak ynlış olmaz.Bu anlamda More da kendimden çok şeyler bulurum.Kendisini takdir ederim.Bazı görüşlerim kendisinden farklı olsada.Özellikle özel mülkiyet konusu..
    1535 yılında yargılandığında kralı katolik kilisesinin başı olarak kabul ederse affedileceği söylendiğinde; “suç, düşünceyi başkalarına yaymakla olur. oysa ben sustum sadece. böyle sustum diye hiçbir yasa beni, adalete göre, haklı olarak cezalandıramaz.” şeklinde cevap vermiştir.

    Genel olarak görüşlerine saygı duyduğum idealizmine hayran olduğum bir insandır..Modeldir..

    Campanella’yı biz güneş ülkesi ütopyasıyla tanırız.1568-1639 yılları arasında yaşamış olan ünlü italyan düşünür. siyaset felsefesi alanında ise yaşadığı dönemin italyası’ndaki bozukluklar­dan yola çıkarak bir ütopik devlet anlayışı geliştirmiştir. başka bir deyişle, o zamanının italya’sındaki toplumsal düzenin iyileştirile­meyeceğine inanmış ve her bakımdan mü­kemmel olduğuna inandığı yeni ve yetkin bir toplumsal düzen tasarlayarak, toplumun kur­tuluşunun güneş ülkesinin toplumsal düzeni yasama geçirildiği takdirde mümkün olacağını savunmuştur.

    Ayrıca Büyük iskenceler gormus, 27 yil hapiste yatmis ve boylece aristoteles dusmanliginin bedelini bir hayli agir agir odemiştir.Biliyorsunuz aristo nun öğretileri Avrupa için hep model oldu.Ona karşı çıkmak ağır bir bedel demekti.

    Felsefeyle siyaseti birleştiren müthiş bir konu.Siyaset felsefesi de denilebilir

Ütopya nedir – Ütopyalar Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik