Tüm mp3 player fırsatları için tıklayın !

<

Yabancılaşma Teorisi – Nietzsche ve Marx


Sponsorlu Baglantilar

Tüm oto müzik sistemi fırsatları için tıklayın !

Friedrich Nietzsche'nin felsefesinin başlangıcı, Tanrı'nın Ölümü krizine dayanır. Bu kriz, aslında tüm anlamlardan soyutlanmış insanoğlunun nihilizm bataklığına saplandığına ve bu sebeple de kendine yabancılaştığına bir göndermedir. Bu sebepledir ki Nietzsche Decadence kavramını orjinal haliyle sıklıkla kullanır. Decadence, Fransızca bir kelimedir.Latince kökenli olup "decadere" den gelmektedir.Nietzsche, eserlerinde bu kelimeyi özellikle Almanca'ya çevirmeden kullanmıştır. Çünkü Almanca'da tam olarak karşılığı bulunmamaktadır. Nietzsche'nin Türkçe'ye çevrilmiş kitaplarında da bu kavram kullanılır.Her ne kadar yukarıda belirttiğim şekilde çeviri yapılabilinse de , bu kelimenin , aslında Türkçe olarak anlamını tam olarak karşılandığı bir kelime mevcuttur değildir. Genellikle dilimize yozlaşma, yabancılaşma, çökme, çürüme olarak çevrilir. 



Nietzsche'ye göre insan ve doğal olarak ona bağlı olan herşey, nihilizmin bir sonucu olarak yabancılaşma içindedir. Yabancılaşmanın her türlü tezahürü, artık insan yaşamının her bir detayına kadar işlemekte ve bu sorun o kadar büyümekte ki, gelecekte insan neslinin sonunu bile getirebilecek bir sonuç doğurabilecektir. Nietzsche, bu tür uç noktada bir yabancılaşmaya nihilizmin sebep olduğunu düşünür ve nihilizme karşı tavır takınır. Tanrı'nın ölümü savı, bu trajik duruma bir göndermedir. Nietzsche'ye göre insanoğlunun hayatın her türlü sertliğine, acısına ve kederine karşı yarattığı Tanrı inancı, yozlaşmış ve artık değerini fazlasıyla yitirmiştir. Bunda Hristiyanlığın etkisinin büyük olduğunu, hatta en büyük sebebin Hristiyanlık olduğunu düşünür ve kendini Hristiyanlığa karşı Deccal ilan eder. 



Friedrich Nietzsche, Tanrı kavramına atfedilen tüm özelliklerin aslında insanın şaşırtıcı ve güçlü olan yanını temsil ettiğini düşünüyordu. Ne var ki insanoğlu, bu özelliğini kendinde ve olduğu gibi kabul etmek yerine, dışsal bir tasarı yarattı. Kendi dışında yarattığı bu imgeler dünyasında yaşamak zorunda kaldı. Aslında, bu imge, aynı zamanda kutsal bir istencin, kudret ifadesinin tezahürüydü. İnsanoğlu, kendi kudretinden yola çıkarak yarattığı Tanrılarını daha da yüceleştirdi ve onlara benzemeye çalıştı. Fakat bu inanç, yine insanoğlunun kendisi tarafından yozlaştırıldı ve insan giderek kendine yabancılaştı. Çünkü kendini doğasından ayırıp, farklı kisvelere bürünmüş olarak dışsallaştırdı.



Konuyla ilgili olarak şöyle der Nietzsche;

 

"İnsan bütün güçlü ve şaşırtıcı momentlerini , kendine izafe etmeye cesaret edemedi.O,onları "edilgen" , "acı çekilmiş" , kendisine yönelik tahakkümler olarak tasarladı…"



Görüldüğü üzere yabancılaşma, Nietzsche'nin felsefesinde önemli bir yer teşkil etmektedir. Marx'da da yabancılaşma kavramı önemli bir konu olarak kendini hissettirir. Yabancılaşma kavramı, Marx'in teorisinin özellikle başlangıc evresinde belirgin bir önceliğe ve öneme sahiptir. Marx'ın erken yazılarında bu önceliği ve yabancılaşma kavramının çeşitli açılımlarını görmek mümkündür.



İnsanı insan yapan şey, Marx'a göre emektir. İnsanın doğaya galip gelmesinde emeğin rolü, tartışılamayacak kadar büyüktür. İnsan, doğaya hükmedebilse de ondan kopamaz ve uyum içinde yaşar, zira insanda diyalektik maddeciliğe göre tabiatın bir parçasıdır. Lakin sanayi devriminin sonucu olarak üretim araçlarına sahip olan Burjuva, kol gücünden, emekten başka birşeye sahip olmayan Proleterler üstünde büyük bir hakimiyet kurmuş, bu iki kutup arasında yaşam şartları bakımından büyük ayrılıklar meydana gelmiştir. Bu sebeple emek yabancılaşmıştır, çünkü iş, işçinin dışındadır artık. 



Bu nokrada Marx şöyle der;



"Özel mülküyet, yabancılaşmış emeğin işçinin doğayla ve kendi kendisiyle olan dışsal ilişkisinin ürünü, zorunlu sonucudur.



Kısacası emek, emekçinin dışında olduğunda, o artık yabancılaşmış emektir ve özel mülkiyeti doğrurur. Yabancılaşmış emek, doğadan kopmuş, kendisini unutmuş işçinin emeğidir. Emek, bir anlamda bireyin kendini gerçekleştirmesi ve yaratmasıdır. Yaratı ve emek, birbirinden ayrı düşünülemez. Böyle bir durumda işçii zihinsel olarak alçalır ve kendine de yabancılaşır.



Tekrar Marx'a dönelim;



"Emeğin bu yabancılaşması nelerden oluşmaktadır? Bir kere, iş işçinin dışındadır; onun tabiatıın bir parçası değildir; sonuç olarak işçi işinde kendi kendisini gerçekleştirmemekte, kendi kendisini inkar etmektedir; kendisini mutlu değil, mutsuz hissetmektedir; özgür şekilde fiziksel veya zihinsel olarak alçalmış olmaktadır



Marx, tarihe bakıp insanın ve emeğin yanacılaşmasını çözümlemekle kalmaz, aynı zamanda geleceğe dair kalıcı çözümler üretir. Tam da bu noktada Friedrich Nietzsche ile keskin görüş ayrılıkları yaşarlar. Çünkü Marx, bu yabancılaşmayı aşabilmek adına Komünizmi, Fridrich Nietzsche ise Üst-insan'ı ortaya koyar. Komünizm ve Üst-insan kavramları, ütopik bir dünyayı temsil etmektedir. Marx'ın çözüm adına tüm sınıfları, hatta komünizm ile devleti ortadan kaldırma fikrine karşılık, Nietzsche, sınıf ayrılıklarının üzerine giderek efendi-köle kavramlarını iyice belirginleştirir ve dünyanın son efendisi olacak Üstinsan'ı arar.



Nietzsche, kendine yabancılaşan insanın sağlığına kavuşabilmesi için, tekrar vahşi doğasına geri dönmesi gerektiğini savunur;



"İnsanın evcilleştirişi (kültür) derine gitmez, onun derine gittiği her yerde derhal yozlaşma (yabancılaşma) oluşur (tipi: Hristiyan). Vahşi insan, doğaya geri dönüştür.Ve belirli bir anlamda onun tekrar sağlığına kavuşmasıdır, kültürden kurtarılarak şifaya ulaştırılmasıdır



Marx ise bu yabancılaşma hakkında çözüm olarak Komünizmi sunar;



"Komünizm, özel mülkiyetin, insanın kendine yabancılaşmasının olumlu olarak ortadan kaldırılışı ve böylelikle insan tabiatının insan aracılığıyla ve insan için gerçek olarak sağlanışıdır(…) Özel mülkiyetin olumlu olarak ortadan kaldırılışı, insan yaşamının sağlanması olmakla, böylece bütün yabancılaşmanın olumlu olarak ortadan kaldırılışıdır ve dolayısıyla insanın dinden, aileden, devletten,vs.kendi insani, yani toplumsal yaşamına geri dönüşüdür



Konuyu toparlamak gerekirse, Nietzsche Marx, insanın kendine yabancılaştığı konusunda hemfikirdirler. Lakin her ikisi de bu konuya, kendi bakış açıları ile tanım koyar ve çözüm önerileri sunar. Yabancılaşma konusunda tanım olarak çok büyük ayrılıklar olmasa da, çözüm önerileri taban tabana zıttır. 

Sponsorlu Baglantilar

Tüm kadın aksesuar fırsatları için tıklayın !

Mehmet Berk

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Yabancılaşma Teorisi – Nietzsche ve Marx ile Benzer Yazılar:

Paylas
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
29 Kasım 2011 Saat : 11:42

Yabancılaşma Teorisi – Nietzsche ve Marx Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yapmak için giriş yapmak zorundasın. Gİriş

Tüm erkek giyim modası fırsatları için tıklayın !

içerik