Ana Sayfa » Anektod, Kısa Hikayeler, Psikoloji

Yaşayarak Öğrenme – Deneyim

4 Ağustos 2008 No Comment

Bilmek ve görmek çok farklı şeylerdir.Söz gelimi eski kız arkadaşınızın  şu an başka biriyle olduğunu tahmin etmek yahut bunun  bilgisine sahip olmak az ya da çok yani göreceli olarak sizi etkileyecektir.Fakat onları beraber gördüğünüzde hiç şüphe yok ki bundan duyacağınız  ızdırap çok daha  fazla  olacaktır.Bu aslında  bir  nevi görselliğin insan üzerindeki etkisini de gösteriyor.İşte bunun  gibi “yaşayarak öğrenme” ile normal okuyarak ya da dolaylı yollardan öğrenme arasında da ciddi farklar  vardır.Mesela bazı ızdırapların başa gelen kötü olayların ne kadar acı olabileceğini her ne kadar tahmin edebilsek bile   -tabi bu kişinin birazcık empati yeteniğine bağlı olarak değişen bişeydir- yine de tam olarak birebir o acıyı anlamamız kavramamız  mümkün değildir.Birşeyi anlamak için kuşkusuz  o olayı yaşamak şart değildir.Fakat o olayın tam anlamıyla vehametini yaşayan kişinin nasıl bir  halet-i ruhiye içinde olduğunu bilebilmek adına  aynı olayı daha önceden yaşamış olmak kesinlikle büyük bir avantajdır.Yinede  şunu da  unutmamak gerekir ki her birey kendi karmaşık organizması içersinde aynı olayı farklı şekillerde  yaşayabilir.Bu onun yapısı  algılamalarıyla ilişkidir.Bu da  demek oluyor ki farklı kişilerde  aynı olaylar  birebir aynı etkiler  uyandırmayabilir.Ama ortalaması  alınacak olsa  benzer sonuçları görmek mümkündür.

Sözü fazla  uzatmadan bununla  ilgili  bir anektodu paylaşmak istiyorum sizinle..

Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkânına girmiş. Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkal da Napolyon’u müsait bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da ‘Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı.’ diye savuşturmuş.Nihayet biraz sonra Napolyon’un muhafızları yetişmişler. Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı Napolyon’a sormuş: ‘Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?’Napolyon birden öfkelenmiş. ‘Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?’ diye bağırmış. Hemen askerlerine, adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş.

Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık ‘ateş’ emri verilecek… Adamcağız içinden ‘Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin’ diye düşünürken, arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı açmış.Karşısında Napolyon varmış.

Tek cümleyle cevaplamış Napolyon: ‘İşte böyle bir duygu!’

Yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme biçimidir…

Benzer Yazılar

Cevap Yaz!

You must be logged in to post a comment.